Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

GEMİLERİN AKIBETLERİ
HEP MEÇHULDÜR – TARİHTEKİ 5 BÜYÜK DENİZ FACİASI

 Bilirsiniz ilgi
sahanız mesleğinize, kültürünüze ve duyarlı olduğunuz konulara göre yoğunlaşır.
Bu konu daha çok haber seyrederken, eş – dost konuşmalarında ve siyasi
sohbetlerde kendini gösterir.

Kurban Bayramının 10 gün sürecek tatili dün başladı. ( 26
Ağustos 2017) Haber kanallarını ve denizcilik sitelerini tarıyorum. İşte beni
birinci derecede ilgilendiren bir konu M/V. Leonardo isimli Moğolistan bayraklı
Rusya’da Azak Denizi çıkışlı Azov, Rostov ve Volgograd (Stalingrad) şehirleri
arasında Don Nehri’nde çalışan 114 m. boyunda, 13 m. eninde nehir tipi bir kuru
yük gemisi haberi. Boğaz girişinde Sarıyer – Kilyos önlerinden kalktıktan kısa
sonra bel veriyor ve ortadan ikiye bölünüyor, ortadan kıça doğru olan büyük
bölüm Kıyı Emniyeti ekiplerince sahile çekilip iskele tarafından kayalara
oturtularak batması önleniyor. ( 27 Ağustos 2017 ) Hayli yaşlı 42 yıllık eski teknenin
ömrü de burada tamamlanıyor..

Zira gemilerin de insanlar gibi akıbetleri hep meçhuldür.
Yılların yorgunluğu nerede, nasıl biter belli olmaz. Bir tersanede hurdaya
çıkarılıp sökülmesi, bir denizaltı torpidosu, serseri bir mayın veya top
mermileri ile denizin dibine inmesi hep yaşana gelmiş hüzünlü gerçeklerdir.

Denizci olmayan dostlar, onarım – bakım için Türkiye’ye
gelen ve Tuzla’ya tersaneye giderken ikiye bölünen yaşlı teknenin kaptanı Türk
mü? Denizle ilgisi olmayan bir Orta Asya ülkesi olan Moğolistan bayraklı da ne
demek, diye soruyorlar.

Aslında işin o safhaları o kadar da önemli değil.

Olay bana geçmiş yıllarda ( 30 sene önce ) yaşanmış, bu
tip bol kötü örneklerden birini hatırlattı. 59 bin ton ham demir cevheri ile
yüklü Japon yapımı M/V. Topkapı S.Brezilya’nın Rio limanından kalkmış rotasında
-ki denizci olmayan veya Cebelitarık Boğazı’nı çıkmayanlara anlatılmasında
fayda olan- Güney ve Kuzey Atlantik, Cebelitarık Boğazı, Akdeniz ve Ege’yi kat
ettikten 29 gün sonra Marmara’da, Kumkapı önlerinde, teknenin karinasındaki
postaların attığı tespit edilmiş. Varış limanı Karadeniz’de Ereğli Demir Çelik
Fabrikaları.

Ancak Rio’da limandan avara ettikten kısa süre sonra
tehlikeli bir topuk atlamış ve muhtemelen karinada yara almıştı. Gemi o hali
ile kaynak yapıla yapılaAtlas Okyanusu’nu güneyden kuzeye geçmişti. Şansına
havalar da iyi gitmiş olmalıydı. Özetle; “Arızalı – faal” di. Burada ilim ve
teknikten uzak bir mantık var. Mademki okyanusu aştı 8 – 10 saatlik kısa bir
seyirden sonra intikal limanına varsın, orada gereken yapılır mantığı ile
(Kumkapı’da gerekli onarım -tedbirler alınmadan) yoluna devam ettirilen gemi
Karadeniz çıkışında Kefken -Akçakoca arasındaki Pazarcıbaşı Burnu açıklarında (
29 Ekim 1987 ) yakalandığı şiddetli fırtınada battı. Faciada 2’si ölü, 16’sı
kayıp 18 denizci sulara gömüldü.

 Nereden nereye!

 Gemilerin
akıbetleri hep meçhuldür. Ancak, ey kaptan, ey baş mühendis “ Bu gemi bu
haliyle okyanusu zor geçer “ demediniz mi?

Şirketin sahibi Hilmi Sönmez o zaman Deniz Ticaret Odası
Başkanı idi. Ama yaşanan facia onun itibarını sıfırladı, şirketin bitişine yol
açtı.

DÜNYANIN DENİZDE GÖRÜP YAŞADIĞI 5 BÜYÜK FACİA

 Dolaştığım denizler
– okyanuslar kimleri, hangi gemileri ne şartlarda yuttu, kimler ne hatalar
yaptı… Savaşların yaşandığı dönemlerde içinde yüzlerce binlerce masum yolcu ile
batırılan gemiler, kimlerde ne çağrışımlar yapıyor? Onları batırma emrini
alçakça verenleri ananlar var mı?

Evet var. Baltık ülkesi Almanya dünyanın en kötü ilk iki
deniz faciasını yaşadı.

1 -II. Dünya harbi
bitmiş, Almanya bölünmüş, doğusu Rus kontrolüne girmişti. Yüz binlerce Alman,
Almanya’yı bi-şekilde terk ediyor, kaçıyor, canını kurtarmak istiyordu. 30 Ocak
1945’te Prusya’nın Gotenhafen Limanından resmi kayıtlara göre 6 050, gayri
resmi 9 binin üzerinde salkım saçak mülteci yüklü olarak kalkan Wilhelm
Gustloff isimli (25 550 tonluk 2 bin yolcu kapasiteli) gemi Rus S – 13
denizaltısı tarafından batırıldı. Bu saldırı dünya tarihinde denizde yapılan en
büyük katliamdır. Kazadan 903 kişi kurtuldu. Gayri resmi yorumlarda ise
çığlıklar içinde Baltık’ın buzlu sularında 8 binin üzerinde kişi öldü.

 2 -Çok geçmedi, 2 buçuk ay sonra aynı bölgede
aynı sularda gene Baltık’da gene bir Rus denizaltısı bu sefer M/V. Goya adlı
kayıtlı 6 bin yüz, aslında 8 500 yolcu taşıyan mülteci gemisine saldırdı. Gemi
9 dakikada sulara gömülürken 183 yolcu zor zahmet ancak canını kurtarabildi.
Olay dünya denizcilik tarihinin ikinci elim, can kaybı en yüksek denizcilik
katliamıdır. J. V.Stalin’in denizlerdeki Baltık politikası işte budur. Almanlar
da bu sebeplerden açık veya gizli halen bir Rus aleyhtarlığı vardır.

 3 – Dünyanın üçüncü büyük deniz faciası ise 20
Aralık 1987’de 4 500 yolcu taşıyan Dona Paz Feribotu’nun Leyte Adası’ndan
Filipinler’in başkenti Manila’ya giderken M/T. Vector isimli benzin yüklü
tankerle çarpışması sonucunda vuku buldu. Feribot infilak sonunda yanarak
battı. Kaza raporları ölü sayısını 4 375 olarak kayıtlara geçti

 4 – Şanghay’ın güneyindeki Huanghu nehri
ağzında 4 Aralık 1948’de binlerce kişiyi taşıyan Kiangya buharlı vapuru II.
Dünya Harbi sonunda çekilirken Japon Donanması’nın yerleştirdiği mayınlara
çarparak battı. 4 binin üzerinde Çinli öldü.

 Bu facialar
listesini devam ettirmek mümkün şöyle ki: 5 – Lancestria gemisi(St.Nazair
Limanı – 1971). 6 – Halifax Faciası – 1917. 7 – Sicilya Donanması’ndaki facia8
– La Joola feribotu faciası -2 002

Yukarıda ki kaza veya facialar 2 binin üzerinde can
kayıplarını içerir. Ancak bir de ünlü, herkes tarafından bilinen kazalar var,
mesela; Titanik Faciası gibi.

 Dünyada bu konu
gündeme geldiğinde çekilen filmlerinde etkisi ile oluşan şöhretinden dolayı bu
gemiyi az çok herkes tanır. 15 Nisan 1912’de, İngiltere’de Southampton’dan New
York’a giderken Atlantik’te buz dağlarına çarparak batan ve önceden “bu gemi
batmaz” , denirken sonrada 1514 kişiyi soğuk buzlu sulara bırakıp denizin
derinliklerine giden Titanik Transatlantiği.

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ, ÜSKÜDAR VAPURU VE REFAH FACİASI

 Bizde de yaşanmış
hayli elim deniz kazaları var. Bunlardan en çok can kaybı olan ilk üçünü
anmadan geçmek olmaz.

A – Ertuğrul
Fırkateyni: 11 ay süren uzun bir deniz yolculuğunun ardından Japonya’nın
Yokohama Limanı’na vardı. Muhteşem karşılandı. Üç ay Japonya’da kaldı. 15 Eylül
1890’da gene Yokohama Limanı’ndan ayrıldı ve ertesi gün 16 Eylül 1890’da
Kuşimoto Adası açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Fırkateyni battı. Kazada
587 denizci şehit olurken 69 denizci kurtuldu. Kazazede kahramanları, Japon
İmparatoru tarafından Hiei ve Kongo adlı gemilerle İstanbul’a gönderildiler.

 B – Üsküdar Vapuru Faciası: Rahmetli anneannem
haberi ilk duyduğunda: “ Oğlum bak gemi batmış çok da genç ölmüş, yazık,
üzülüyorum.” demişti. O yıllarda Antalya – Korkuteli’nde ortaokula gidiyordum,
durumu pek kavrayamamıştım. Şimdi aradan yıllar geçti. 1 Mart 1958’de İzmit ile
Değirmendere arasında tarifeli sefer yapan Üsküdar Vapuru şiddetli lodos sebebi
ile batmış 272 kişi yaşamını yitirirken 39 kişi kurtulmuştu.

Gölcük sırtlarında yatan çoğu talebe o insanlara Gölcük’e
her gidişimde uğrar kabirlerini ziyaret ederim.

 C – Refah Faciası: İngiliz Hükümeti 4
denizaltı ve 4 uçak filosunun antlaşmalar gereği teslime hazır olduğunu Türk
Hükümetine bildirir. Türk personelin en geç 25 Haziran 1941’de Mısır’da Port
Said Limanı’nda olmalarını ister. Oradan da Quenn Mary Transatlantiği ile
İngiltere’ye gideceklerdir. 40 yaşındaki eski buharlı makinesi ile 8.5 deniz
mili yapabilen Refah şilebi kiralanarak İstanbul’dan Mersin’e getirilir. Aslında
Kaptan İzzet Dalkıran geminin sefere çıkamayacağını Ankara’ya bildirmiştir.

Refah ( Perseveranza ) 23 Haziran 1941’de saat 17.30’da
taşıyacağı personeli alarak Mersin Limanı’ndan avara eder. Kalkıştan 5 – 6 saat
sonra milliyeti meçhul denizaltıdan atılan torpidolarla yaralanır, 4 saat su
üstünde kalır ve sonra da ikiye bölünerek batar. Toplam 167 şehit verdiğimiz bu
alçak saldırı sonunda ancak 32 kişi kurtulabilmiştir. Bu sayı hep can yeleği
ile dolaştığı halde ölen İngiliz irtibat subayı ile 168 olmaktadır.

 Bu alçak denizaltı
saldırısını İtalya mı, Almanya mı, Fransa mı, yoksa İngiltere mi tertipledi?
Gel de lanetleme!

Gemilerin akıbeti hep meçhuldür. Hele arkalarında yas ve
hüzün bırakanlar…

***

Deniz medeniyettir, deniz servettir, deniz akılcı planlama
ile yarınlara daha güvenle bakmaktır. Özetle uluslararası arenada söz sahibi
olmak, Atatürk Türkiye’si olmaktır. 02 Eylül 2017
































































Babür Hüseyin ÖZBEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış