• EMPERYALİZM DOSYASI /// MUSTAFA SOLAK : KİMİ SOLUN, ANTİEMPERYALİZMİ KAVRAMAMASININ TARİHSEL KÖKÜ NEREDE ???
  • Yayın Tarihi : 20 Aralık 2019 Cuma
  • Kategori : KAPİTALİZM & SOSYALİZM & LİBERALİZM & EMPERYALİZM & KOMUNİZM

MUSTAFA SOLAK : KİMİ SOLUN, ANTİEMPERYALİZMİ KAVRAMAMASININ TARİHSEL KÖKÜ NEREDE ???

Bugün birçok Kemalist, sosyal demokrat sosyalistin cumhuriyet devrimine, Atatürk’e, emperyalizme, orduya bakışı 1980 öncesinden farklıdır. Öyle ki kendini solda tanımlayan birçok aydın “Cumhuriyet devrimlerinin temelini Batıcı değerler oluşturur” demekte ve Türk devriminin modelinin Batılılık olduğunu savunmaktadır. Oysa Türk devrimi, mazlum millet devrimciliğidir. Batıyı karşısına almıştır. Kurtuluş Savaşını Batı’ya karşı vermiştir. Batı uygarlığının emperyalist karakterini görmemiz gerekir. Batı, sadece çağdaş hukuktan, kadın-erkek eşitliğinden, laiklikten ibaret değildir.

“Ülkemizin Batı blokundan koparılarak belirsiz bir Avrasya’ya sürüklenmesini, dağılıp yok olmasına gidecek yolun başlangıcı olarak görüyorumdiyen aydınlarımız var. Avrasya dağılıp yok olmanın adresi olunca, Amerika ve Avrupa, birada olmanın, demokrasinin, özgürlüğün adresi sayılmış oluyor.

İnsan haliyle “AB ve ABD, Irak, Suriye, Afganistan işgalleri yaşanırken, milyonlarca insanı öldürürken, ülkemize yönelik yaptırım karar alır ve Sözde Ermeni Soykırımı’nı tanır, sondaj çalışmamızı engellerken Batı hayranlığının tarihsel kökeni nerededir?” diye düşünmeden edemiyor.

İşte bu sorunun yanıtını, etraflıca tarihçi akademisyen Dr. Ali Şahin’in Kaynak Yayınları’ndan çıkan “SOLUN BÜYÜK YOL AYRIMI (Kemalizm, Atatürk, Türk Devrimi)” kitabında bulabiliriz. Şahin, solun emperyalizm konusundaki yanlış konumlanışının tarihsel kökeninin önemli ölçüde 12 Mart-12 Eylül askeri darbeleri arasındaki dönemde olduğunu gösteriyor.

İki darbe arasındaki dönemde sosyalist solun Türk ulusal demokratik devrimlerine bakışında 1970'e kadar süren geleneksel çizgiden sapma ve kopma oluşturan kırılmalara uğradı. Şahin, çalışmanın amacını “sol-sosyalist siyasal-düşünce akımlarının, Jöntürk Devriminden Kemalist Devrim'e ve cumhuriyete kadar bir bütün olarak Türk ulusal demokratik devrimleri ile Türk Devrimi, Atatürk ve Cumhuriyet'le birlikte oluşan değerlere bakışını irdelemek” olarak belirtiyor. Çalışma 1980'lerden sonra berraklaşan Türk Devrimi-sosyalist sol ilişkisine giriş niteliğindedir. 1980 sonrasında sola egemen olan sivil toplumculuk, neo-solculuk ve neoliberalizm 12 Mart ve 12 Eylül arasında olgunlaşmıştır.

Ali Şahin, bu süreci ortaya koyarken dönemin siyasi akımlarının program, tüzük, bildiri vs. gibi belgelerini, siyasi akımların bu dönemde yayımlamış oldukları legal-illegal yayın organlarını, dergi, kitap ve bültenleri, polis ve mahkemelerdeki savunma tutanaklarını, dönemin günlük gazeteleri ve siyasal dergilerini, döneme ilişkin yayımlanmış anı ve röportajları incelemiştir. Yanı sıra Aydın Çubukçu, Ertan Günçiner, Doğu Perinçek, Gökalp Eren, Metin Çulhaoğlu, Arslan Kılıç gibi dönemin önderleri ile de röportajlar yapmıştır.

Dönemin tartışmaları günümüzdeki emperyalizm-antiemperyalizm tartışmasına benzemektedir. Günümüzde hala varlığını sürdüren NATO’ya, ABD’nin dünya jandarmalığına, AB’nin öncülü AET’ye bakış solcular arasında yoğun şekilde tartışılmıştır. Örneğin o dönem Türkiye’nin tam bağımsızlığı ve NATO’dan çıkmak, AET’e girmemek, Türkiye’nin yabancı askeri üs ve tesislerden arındırılması, stratejik sektörlerde kamulaştırmalar vardı.

1971 darbesi ile Kemalizm’e genel olarak olumlu bakan solda fikir ayrılıkları oldu. “Kemalizm, Kürt düşmanlığıydı, esaslı bir kurtuluş savaşı yoktu” diyenler arttı. ABD’de üretilen “tarihin sonu” teziyle kapitalizmin üstün ama devrimciliğin boş olduğu, ABD’nin demokrat ve özgürlükler ülkesi olduğu kabul edilmişti. Darbenin de etkisiyle “askeri vesayet” söylemi yaygınlaştı. Kimi solcular devletin belli sınıfların baskı aracı olduğunu bilmiyorlarmış gibi sınıfsal tezi bir yana bırakıp, “vesayet” kavramına dayalı yeni tezler ürettiler. Devlet, sivil ve askeri vesayetle halkın üzerinde baskı uyguluyordu, özgürlük karşıtıydı. Böyle olunca devletin vesayetinden kurtulmak için AB aday üyeliği ve ABD ile ilişkileri geliştirmek elzem sayılmıştı.  “Sivil toplumcu” denilen bu tarih anlayışı tarihin diyalektik ve materyalist kavranışına dayanan sınıfsal analizleri ve antiemperyalizmi bir kenara bırakıyordu. Öyle ki devlet hantaldı ve özelleştirmeler yoluyla küçültülmeliydi. İşçi sınıfının haklarını savunmakla ne kadar ters değil mi?

İşte biz de kimi Kemalist, sosyal demokrat ve sosyalistin Batı’ya, emperyalizme, orduya bakışı, 1980’lerin başındaki ve öncesindeki bu tartışmalardan geçerek bugünkü yanlış noktaya savrulmuştur. AB, ABD tehdit de etse, yaptırım kararı da alsa hala bazı aydınlar ve kimi parti, dernek, sendika “Batı’nın bir de demokrat yüzü var, laiklik, hukukun üstünlüğü,  elcisin varlığı, aydınlanma değerleri Batı kaynaklıdır” diyerek ikna etmeye çalışıyorlar.

Batı (AB ABD), emperyalist ama demokrat!

Emperyalistten demokrasi beklemek ne garip bir şey!

12 Mart-12 Eylül askeri darbeleri arasındaki dönemdeki soldaki tartışmaları, ayrışmaları bilmeden bugün emperyalizmin, Atatürk’ün, demokrasinin, özgürlüğün, sınıf mücadelesinin kavranmamasını anlayamayız.

Bu noktada da tarihçi akademisyen Ali Şahin’in bu kitabı önümüzü aydınlatıyor.

TARİHÇİ

MUSTAFA SOLAK