Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KAFKASYA’DA SON TÜRK
ZAFERLERİ


Türk coğrafyası
içinde müstesna bir yere sahip olan Kafkasya, etnik, dinî ve tarihî nedenlerle
Türklüğün ayrılmaz bir parçasıdır. Kafkasya’nın Asya ile Avrupa arasında,
önemli ticaret yollarının kesiştiği yerde bulunması ve ticari zenginliği pek
çok milletin buraya hakim olma arzusunu kabartmıştır. Bölgede ilkçağlardan
itibaren Romalılar, Sasâniler, Persler, İskitler, Bizanslılar, Hazarlar, Büyük
Selçuklu İmparatorluğu ve Moğollar; XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar Osmanlı
Devleti ile İran etkili olmuşlardır. Diğer yandan bölge Altın Ordu Hanlığı’nın
yıkılmasından sonra Rusların taarruzlarına maruz kalmıştır. XVI. yüzyıldan
itibaren yeni bir siyasi güç olarak ortaya çıkan Moskova Knezliği’nin 1552
yılında Kazan’ı, 1556’da da Astrahan’ı ele geçirmesiyle Kafkasya önlerine gelen
Ruslarla Osmanlı Devleti ve İran arasında asırlarca sürecek mücadeleler
başlamıştır.

 

Osmanlı
Devleti’nin Kafkasya ile olan ilk ilişkileri XV. yüzyılın ikinci yarısında
başlamış, 1451 ve 1454’te Abazya bölgesi ele geçirilmiş, 1475’deki Kırım
seferiyle de Kuzey Kafkasya’daki Terek ve Kuban nehirleri arasındaki bölgeler
elde edilmiş, 1479’da Anapa, Taman ve Koba iskeleleri fethedilmiştir.[1] 1578’de Tiflis’in, 1588’de de Şirvan
ve Gence bölgesinin Osmanlı egemenliğine girmesiyle bölgede kesin olarak
Osmanlı hakimiyeti sağlanmıştır. Ancak XVI. yüzyıldan itibaren Rusya’nın
bölgeyle ilgilenmesi üzerine Kafkasya üzerindeki mücadeleler Rusya, Osmanlı
Devleti ve İran arasında XVII. ve XVIII. yüzyıllarda da devam etmiştir.
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybeden Osmanlı Devleti’nin Küçük Kaynarca
Antlaşması ile Kırım’a bağımsızlık verilmesi ve 1783’te de Kırım’ın Rusya
tarafından ilhakı üzerine Kafkasya’daki durumu sarsılmıştır. 1828-1829
Osmanlı-Rus savaşından sonra imzalanan Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti
Kafkasya’dan tamamen uzaklaşmıştır.[2]

Kafkaslar’da bu
suretle yalnız kalan Ruslarla Kafkasyalılar arasında Müridizm hareketinin de
etkisiyle yeni bir mücadele başladı. Bu mücadelelerde de Kafkasyalılar, Osmanlı
Devleti’nden yardım talebinde bulunmuşlar, Osmanlı Devleti de gerekli yardımı
yapmaya çalışmıştır. 1853-1856 Kırım Harbi’nde ise Osmanlı Devleti
Kafkaslar’dan gereği gibi faydalanamadığı gibi Kafkasyalıların mücadelelerine
de destek olamadı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi ise Osmanlı Devleti’nin aleyhine
sonuçlandı ve Osmanlı Devleti, Kafkasya kabileleri üzerindeki doğrudan
hakimiyetini de yitirdi. Kafkasya’nın Rusya’nın eline geçmesinin artık iyice
kesinleştiği XIX. yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlı Devleti bölgede önemli
gördüğü yerlerde şehbenderlikler açarak bölgeyi yakından izleme imkanı
buluyordu. Bundan başka buradaki Müslüman halkla Osmanlı Devleti arasında
kültür bağları devam etmiş ve bu çerçevede, eğitim ilişkilerine önem verilerek,
bu bölgeden Darü’l-fünûn ve Darü’l- muallimîne öğrenci kabul edilmiştir.[3] Diğer yandan Kafkasya’dan Osmanlı
Devleti topraklarına büyük bir göç yaşanmış ve bu göç hareketi Osmanlı
Devleti’nin yıkılışına kadar devam etmiştir ki bu durum da Osmanlı Devleti’nin
Kafkasya politikalarında belirleyici faktörlerden biri olmuştur.

 

Osmanlı
Devleti’nin son dönemlerinde yönetimi ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti,
1905 yılından itibaren Kafkaslarla ilgilenmiş, özellikle 1905 Rus-Japon Harbi
sırasında meydana gelen karışıklıklardan istifade etmek isteyen bazı Kafkas
Türkleri, Paris’teki İttihat ve Terakki merkeziyle irtibata geçmişler,
özellikle Ermeni kıyımından şikayetle yardım istemişlerdi.[4] İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin
iktidarı ele geçirmesinden sonra Kafkaslar’da Rusya’ya karşı takip dilen
siyasetin asıl amacı Rusya ile Osmanlı Devleti arasında büyük bir “İslam
Devleti” kurmak suretiyle iki devlet arasındaki irtibatı kesmek, Rus
tehlikesinden uzak kalmak için bir tampon devlet meydana getirmekti.[5] 1917 Rus İhtilali’nden az sonra bu
ihtilal sırasındaki karışıklıklardan faydalanma meselesinin İttihat ve Terakki
Fırkası merkez teşkilatı tarafından ele alındığı anlaşılıyor. İlk hedef
Azerbaycan ve özellikle Kafkaslar’da Türkiye lehine faaliyetlerde bulunacak
teşkilatın kurulması idi. Bu maksatla “İttihat ve Terakki Fırkası”nın Kafkas
şubesi kurulmuş ve bunun başına da Hasan Ruşeni Bey getirilmiştir.[6] Diğer yandan Türk dünyası ile ilgili
büyük idealleri olan,[7] Rusya’da çarlığın yıkılmasıyla yeni
bir fırsat doğduğuna inanan ve büyük Türk birliğini sağlamanın yolunun
Kafkaslar’dan geçtiğini düşünen Enver Paşa Azerbaycan ve Dağıstan üzerinde
aktif bir politika izlemeye başlamıştır.

 

I. Dünya Savaşı’nda Kafkasya
Savaşlarının Nedenleri

 

I. Dünya
Savaşı’nda birçok cephelerde savaşan Osmanlı Devleti için Kafkasya’nın ayrı bir
önemi vardı. Bölgedeki Türk ve Müslüman ahalinin durumu, Ermenilerin
katliamları, Rusların Ermenileri kışkırtmaları gibi nedenlerle Kafkasya,
savaşın en önemli cephelerinden birini oluşturuyordu. Diğer yandan Rusya’nın
idaresini bir darbeyle ele geçiren Bolşevikler, 27 Ekim (8 Kasım) 1917’de bir
barış dekreti (kararnamesi) yayınlamışlar,[8] ayrıca 3 Aralık’ta “Rusya’nın ve
Doğu’nun Bütün Müslüman Emekçilerine” hitaben neşrettikleri beyannamede[9] Rus işgali altında yaşayan yabancı
milletlere ve Türkiye başta olmak üzere diğer Müslüman milletlere birçok
vaatlerde bulunmuşlardı. Bu durum ve özellikle her milletin geleceğini
kendisinin belirlemesi hakkının ifade edilmesi, Rusya’daki Müslümanlar arasında
büyük heyecan ve ümit uyandırmıştı. 3 Mart 1918’de Almanya,
Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti, Bulgaristan ve Rusya arasında imzalanan
Brest- Litovsk Barışı bu ümitleri daha da kuvvetlendirdi. Ayrıca ihtilalden
sonra özel bir komite tarafından idare edilen Kafkasya’da 15 Kasım 1917
tarihinde “Mavera-yı Kafkas Komiserliği”nin teşkili ilan edildi.[10]Bu
komiserlik, Gürcü, Ermeni ve Azerbaycan temsilcilerinden oluşuyordu.[11] Fakat ihtilal sonrası dağılan Rus
ordusunun silahları Ermenilerin eline geçti. Rus ordusunda gönüllü savaşan
Ermeni askerler Ermeni ordusunda görev aldılar. Gürcüler de İngilizler ve
Fransızlar tarafından destekleniyorlardı ve Ermenilerle birlikte Türkiye’ye ile
Rusya arasında bir set oluşturulmak isteniyordu.[12]

 

Öte yandan
dağılan Rus ordusunun yerini alan birliklerden, özellikle Ermeniler, “Büyük
Ermenistan”ı kurmak düşüncesiyle harekete geçtiler. Bu arada Osmanlı Devleti,
Avusturya- Macaristan, Almanya ve Rusya arasında Brest-Litovsk barış
görüşmeleri devam ediyordu. Ermenilerin taarruzları konusunda Ruslarla yapılan
yazışmalar sonuçsuz kalınca III. Ordu Komutanı olarak bölgede bulunan Vehip Paşa[13] Enver Paşa’dan aldığı emir üzerine 5
Şubat 1918’den itibaren Erzincan Mütarekesi’nin[14] yürürlükten kalktığını ilan etti ve
Türk kuvvetleri, 12 Şubat’tan itibaren Erzincan istikametine doğru ilerlemeye
başladılar.[15] 3 Mart 1918 günü Osmanlı Devleti,
Avusturya- Macaristan, Rusya ve Almanya arasında Brest-Litovsk Barışı imzalandı
ve Mavera-yı Kafkas Hükümeti ile Trabzon’da yapılan görüşmelerin bir sonuç
vermemesi üzerine III. Ordu Komutanı Vehip Paşa askeri harekata devam etti.
Türk kuvvetleri 14/15 Nisan’da Batum’u, 25 Nisan’da Kars’ı ele geçirerek
1877-78 Osmanlı-Rus sınırına ulaştılar[16] Trabzon Konferansı’nı takiben
Mavera-yı Kafkas hükümetiyle aradaki sorunları görüşmek üzere Batum’da bir
konferans toplanması kararlaştırıldı. Türk askeri harekatının etkisiyle
Mavera-yı Kafkas Hükümeti Osmanlı Heyeti tarafından ileri sürülen şartları
kabul etti. Ayrıca bağımsız bir devlet olduğunu ilan ile Osmanlı Devleti ile
görüşmelerde bulunmak üzere Çhenkeli başkanlığında bir heyeti Batum’a gönderdi.
Batum’da 11 Mayıs’ta başlayan görüşmeler 4 Haziran’a kadar devam etti[17] Batum’da barış görüşmeleri devam
ederken Türk askeri yetkilileri tarafından Ermenilere bir ültimatom
gönderilerek, Gümrü’nün boşaltılması istendi ve 15 Mayıs 1918’de Gümrü, Türk
kuvvetlerince ele geçirildi. Bunun üzerine Rusya bunu protesto etti ve
Brest-Litoysk Antlaşması’na göre Rusya’nın Kafkaslar’da büyük fedakarlıklarda
bulunduğu belirtilerek, Osmanlı Devleti’ne asla toprak bırakılmayacağını bir
nota ile bildirdi.[18]

Bu sırada
Mavera-yı Kafkas Cumhuriyeti Seym’i Tiflis’te yaptığı son toplantısında (26
Mayıs 1918) kendini feshetti ve Mavera-yı Kafkas Cumhuriyeti’nin sona erdiğini
bildirdi. Aynı gün Gürcüler ve Ermeniler; 28 Mayıs’ta da Azerbaycan, bağımsızlığını
ilan etti.[19] Bu müstakil devletlerle Osmanlı
Devleti arasında Batum’da ayrı ayrı antlaşmalar imzalandı. Ancak Rusya burada
imzalanan antlaşmaları tanımayacağını bildirmişti. Diğer yandan Rusya Merkez
Yürütme Kurulu ve Moskova Sovyeti’nin 14 Mayıs 1918 tarihli ortak toplantısında
Lenin, sunduğu dış politika raporunda Kafkaslar’da o günkü durumun
çözümlemesini yaparken, Osmanlı Devleti’ni Almanya’nın bir uydusu olarak
göstermesine rağmen Almanya, Osmanlı Devleti’nin Kafkaslar’a ve özellikle Bakû
petrolüne el koymasından çekinmekteydi. Bunu önlemek için Gürcistan, Menşevik
hükümetinin koruyucusu durumuna girecek, onu Osmanlı Devleti’ne karşı
destekleyecek, hatta Tiflis yolunda, Kutayis’te bağlaşık Alman ve Türk orduları
çarpışacak,[20] iki taraf kayıplar verecek ve esir
alacaktır.[21] Ancak İngilizlerin Bakû’ye[22] çıkmasından sonra Almanlar Türk
ordusunun harekatının gerekliliğine inanmaya başlamışlardır.[23] Nitekim Almanlar, Bakû’ye karşı
gerçekleştirilecek Türk askerî harekâtına bir Alman birliğinin de katılmasını
talep etmişler, ancak bu talepleri Türk tarafınca kabul edilmemiştir.[24]

 

Azerbaycan Harekâtı

 

Osmanlı Devleti
ile Mavera-yı Kafkas Cumhuriyetleri arasında imzalanacak antlaşmaları
tanımayacağını ilan eden Sovyet Rusya, Kafkaslar’da Ermenileri destekleyen bir
politika izlemeye başladı ve Bolşeviklerin oldukça kuvvetli olarak bulundukları
Bakû’nün idaresi, 18 Mart 1918’de Bolşeviklerin eline geçti. Ermeniler Bakû’de
büyük bir katliama giriştiler ve binlerce Azeriyi katlettiler. Bu arada Osmanlı
Devleti ile Mavera-yı Kafkas Hükümeti arasındaki sorunları görüşmek üzere
toplanan Batum Konferansı (11 Mayıs-4 Haziran 1918) esnasında Osmanlı Devleti
ile Azerbaycan arasında bir antlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın IV. maddesine
göre Azerbaycan hükümeti, ülke içinde güvenliği sağlamak üzere Osmanlı
Devleti’nden askeri yardım[25] istemek hakkına sahipti.

 

Ayrıca Osmanlı
Devleti ile Azerbaycan ve Gürcistan arasında bir petrol antlaşması imzalandı.
Bu antlaşmaya göre Bakû’den Batum’a borularla petrolün aktarılması garanti
ediliyordu.[26]

 

Türk Ordusu’nun
Kuzey Kafkasya ve Azerbaycan’a yardım etme işi ciddi bir aşamaya gelince bu
defa İngilizler de telaşlandılar. İngilizlerin Kuzey İran’ın ve Bakû’nün
kaderine kayıtsız kalamayacakları açıktı. Müttefiklere Kafkas petrol sahasını
kaptırmamak için İran’da bulunan Rus, Kazak ve Ermeni müfrezelerini bir yıl
önce Irak’taki askeri harekat sırasında başarılı görülen Albay Biçarahof
kumandasında teşkilatlandırarak yola çıkardılar.[27] Biçarahof, Dağıstan’daki Türk
faaliyetleriyle Derbent şehrinin ve yolunun Dağlı çeteler tarafından ele
geçirilmiş olduğu haberlerini duyunca kuzeye ilerleyerek Kuzey Kafkasya’nın
kapısı sayılan Derbent’i zaptederek oraya yerleşti. Biçarahof kuvvetleri
hakkında Şimali Kafkas Kumandanlığı’nın 7 Eylül 1918’de Kafkas İslam Ordusu
Komutanlığı’na gönderdiği telgrafta; bu kuvvetlerin önemli miktarda İngiliz
parasına sahip oldukları, yanlarında dört İngiliz zabitinin bulunduğu,
Bolşeviklerle yaptıkları muharebeyi kazanarak Petrovsk’u işgal ettikleri ve
anlaşılan maksatlarının da Kafkasya’dan Türkleri çıkarmak olduğu bildirilmişti.[28]

 

Öte yandan,
Bakû’nün Ermenilerin elinde bulunması ve katliamların devam etmesi, Rusların bu
katliamlara seyirci kalması, Osmanlı Devleti’nin tarihi ve siyasi nedenlerle
Azerbaycan’a olan ilgisi, Enver Paşa’nın zikredilen idealleri ve ayrıca
Batum’da imzalanan antlaşma gereğince Azerilerin Türk ordusunu bir kurtarıcı
olarak görmeleri, Osmanlı askerî harekâtının Bakû’ye kadar uzanmasını
gerektirdi. Bölgede bulunan Kafkas İslam Ordusu[29] komutanı Nuri Paşa’nın 31 Mayıs
1918’de bildirdiğine göre, “Bolşevikler Dağıstan ve Kuzey Kafkasya’yı tamamıyla
ellerine geçirmek üzeredirler. Her yerde Ermenilerin tecavüzü artmaktadır. Bakû
süratle zaptedilmezse buralarda durum daha da tehlikeli bir hal alacaktır. Bakû’nün
bir an evvel ele geçirilmesi zorunludur, ancak mevcut kuvvetlerle bunu
gerçekleştirmek mümkün değildir”.[30] Nuri Paşa’nın bu isteği Şark Ordular
Grubu Komutanı Vehip Paşa tarafından uygun görüldü ve Kafkas İslam Ordusu’nu
takviyeye 5. Kafkas Fırkası tahsis edildi.[31] Bu arada Bolşevikler, karşılarında
düzenli bir kuvvet bulunmadığından Gence’ye doğru ilerlediler. 5. Kafkas
Fırkası, karşılarındaki Bolşevik kuvvetlerini Bakû’ye çekilmeden imha etmek
amacıyla harekete geçti ve 20 Haziran’da Gökçay’a geldi. Fırkanın kuvveti 225
muharip subay, 5277 muharip piyade idi. Azerbaycan Cumhuriyeti kuvveti ise 30
muharip subay, 727 muharip erden oluşuyordu. Karşılarındaki Bolşevik kuvveti
ise 10.000’den fazla piyadeden oluşuyordu. 27 Haziran’da başlayan çatışmalar 2
Temmuz’da düşmanın kuzeye atılmasıyla son buldu.[32] Türk Ordusu ileri harekatına devam
ederek Aksu’yu, 5. Kafkas Fırkası’nın tek ikmal yolu olan demiryolunun devamlı
ve güvenli çalışması için Kürtemir’i ve kuzeyden çekilen düşmanın derlenip
toparlanmasına fırsat verilmeden Bakû ana ilerleme yolu üzerindeki Şemahı’yı
ele geçirdi. Ancak Nuri Paşa’ya göre mevcut siyasi durum, Bakû’ nün süratle ele
geçirilmesini gerektirmekteydi. Zira düşman perişan ve kuvvetleri de azdı.
Nitekim Kafkas İslam Ordusu Komutanlığı bu durum karşısında Bakû’ye karşı kat’i
taarruzun 26 Temmuz’da yapılmasını emretti. Şark Cephesi Komutanlığı ise
yeterli hazırlıklar yapılamadığı için Bakû’ye taarruzun ancak 28 Temmuz sabahı
yapılabileceğini açıkladı.[33] Ancak 31 Temmuz’da başlayabilen
harekât 15 Eylül 1918 günü sabah saat 9.00’da Binbaşı Fehmi Bey’in
komutasındaki 56. Piyade Alayı’nın Bakû’ye girmesine kadar devam etti. 38.
Piyade Alayı saat 15.00’te Bakû’nün Çernigorat kısmına girerken halk, ellerinde
beyaz bayraklarla 38.Piyade alayını karşıladı. Albay Cemil Cahit Bey, Bakû
Mevki Komutanlığı’na atandı. Bakû’nün ele geçirilmesinde 17 Ermeni, 9 Rus ve 10
Gürcü subayı ile 1151 Ermeni, 383 Rus, 4 İngiliz ve çeşitli milletlerden 113 er
esir alındı. Azerbaycan Milli Hükümeti de hemen Gence’den Bakû’ye taşındı.
Ordunun Bakû cephesindeki meşguliyetinden yararlanarak Karabağ taraflarında
başkaldırarak Şuşa kasabasını kuşatmış olan Ermenilere karşı 5. Kafkas
Fırkası’ndan iki alay sevkedildi.[34]

 

Bakû’nun zapt,
edildiği, Enver Paşa’ya 16 Eylül’de duyuruldu. Enver Paşa da Şark Ordular Grubu
Komutanı Halil Paşa’ya bir kutlama telgrafı gönderdi.

 

Kuzey Kafkasya Harekâtı

 

Güney Kafkasya’da
ve özellikle Azerbaycan’da bu gelişmeler yaşanırken Kuzey Kafkasyalılar da
güney komşularıyla anlaşıp Rusya ile bağlarını kesmek ve dıştan yardım alarak
memleketteki karışıklığa son vermek istiyorlardı. Brest-Litovsk Barışı bunun
için müsait bir zemin hazırlamıştı. Nitekim Haydar Bammatof başkanlığında bir
Kuzey Kafkas heyeti Osmanlı Hükümeti tarafından davet edildikleri konferansa
katılmak üzere Trabzon’a geldi.[35] Trabzon’da yapılan görüşmelerde
delegeler “Kafkaslar’da hangi fırkadan olursa olsun bütün Kafkas
Müslümanlarının arasındaki ihtilafların sona erdirilmesi için Türk
kuvvetlerinin mutlaka Kafkaslar’a yürümesi gerektiği”ni ifade etmişlerdi.[36] Delegeler buradan Batum’a, oradan da
daha etraflı görüşmelerde bulunmak üzere İstanbul’a geldiler. İstanbul’a
gelişlerindeki maksadı da şöyle açıkladılar: “Darü’l-hilâfeye Şimali
Kafkasya’nın istiklalini Türkiye’ye ve müttefiklerine tasdik ettirmek için
geldik. Arzumuz Türkiye ile dostluk ve saygı; bir ittifak ve ittihad dairesinde
yaşamaktır”.[37] İstanbul’da 1918 yılı Haziran ayı
başlarına kadar kalan Kuzey Kafkas Heyeti Osmanlı Devleti’nden öncelikle askerî
yardım talebinde bulundu. Sultan Mehmet Reşat’la da görüşen delegeler “öz
hemdin ve hemcins” oldukları Türklerle yakınlaşmaktan duydukları memnuniyeti
dile getirdiler.[38]

 

Ayrıca şu anda
doğmuş olan fırsattan yararlanılmasını, ne kadar küçülse ve kırılsa bile
yetmiş- seksen milyonluk bir Rus unsurundan teşekkül edecek yeni Rus
hükümetinin zamanla büyümek, Karadeniz’e inmek ve Korkunç İvan’dan başlayan
istila siyasetine devam etmek isteyeceğini ifade eden delegelere göre yapılması
gerekenler de şunlardı: “Karadeniz’in Osmanlı hakimiyeti altında ve Ruslardan
âzade kalması için Kırım gibi, Ukrayna gibi Kafkasya’nın da şeklen müstakil ve
serhadd-i şark-ı şimalde bir sed olmak üzere teşkili lazımdır… İstiklalin ve
derhal Hükümet-i Osmaniye ile ittifakın ilanı için evvelemirde Hükümet-i
Osmaniye’den yapılacak muavenet ve müzaheretin, kuvvet ve mühimmatın işe
başlanabilecek surette Kafkasya’ya sevk ve irsâli lazımdır”.[39]

 

Bu arada 11 Mayıs
1918 günü Dağıstan’ın Timurhanşura şehrinde milli ve bağımsız Kuzey Kafkas
Cumhuriyeti ilan edildi.[40] Bağımsızlığın Osmanlı Devleti’ne
tebliği üzerine Bâb-ı Âli tarafından Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı tanındığı
gibi, en feci mezalime maruz kalan Kafkas ahalisine her türlü yardımın
yapılacağı bildirildi.[41] Diğer yandan 8 Haziran’da Batum’da
Osmanlı Devleti Kuzey Kafkas temsilcileri arasında Rusya’nın protestosuna
rağmen geniş kapsamlı bir antlaşma imzalandı.

Bu antlaşmaya
göre Kuzey Kafkas Cumhuriyeti’nin istemesi halinde Osmanlı Devleti silah
kuvvetiyle yardımda bulunacaktır. Ayrıca bu antlaşmayla Kafkas demiryollarından
Osmanlı ordusunun dilediği gibi yararlanması da karar altına alınıyordu.[42]

İstanbul’da
bulunan Kuzey Kafkas delegelerinin çalışmaları ve Bolşevik işgaline uğrayan
Kuzey Kafkas halkının feryadnameleri üzerine Osmanlı hükümeti, Kuzey
Kafkasya’da bir askeri teşkilat oluşturmak üzere Yusuf İzzet Paşa’yı Kuzey
Kafkas Cumhuriyeti nezdinde Osmanlı hükümetinin siyasî ve askerî temsilcisi
olarak atadı. 16 Ağustos 1918 tarihinde İstanbul’dan ayrılan Yusuf İzzet Paşa,
2 Ekim’de Bakû’ye ulaştı.

 

Bakû’nün ele
geçirilmesinden sonra Kafkas İslam Ordusu Komutanı; bulunulan durum içinde 15.
Piyade Fırkası’nı, 38. ve 56. Piyade alayları ile birlikte Kuzey Kafkasya
harekatına memur edeceğini, harekat sonunda 15. Piyade Fırkası’nın 9. Ordu’ya
iade olunacağını bildirmişti. Yapılan hazırlıklardan sonra 15. Piyade Fırkası
Kuzey Kafkasya’daki harekatına başladı. Öncelikle Derbent[43] ele geçirildi. Kuzey Kafkas Komutanı
Yusuf İzzet Paşa, yanında Kuzey Kafkas Cumhurbaşkanı Abdülmecid Çermoyef olduğu
halde 8 Ekim’de, İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa da 12 Ekim 1918 günü Derbent’e
geldi. 13 Ekim günü Nuri Paşa’nın da katıldığı bir törenle Derbent hükümet
konağına “Şimali Kafkas Hükümet-i Cumhuriyesi”nin bayrağı çekildi ve hükümetin
tesisi resmen ilan edildi. Şimali Kafkas Kumandanı Yusuf İzzet Paşa, Fırka
komutanı Süleyman İzzet Beyi kutlayarak padişah adına üçüncü rütbeden Kılıçlı
Osmanî Nişanı ve Altın Liyakat Madalyası ile ödüllendirdi.[44] 15. Piyade Fırkası da fırka bölgeden
ayrılıncaya kadar Yusuf İzzet Paşa’nın emrine verildi.

 

Ancak bu arada
Osmanlı Devleti de I. Dünya Savaşı’nda yenilgiyi kabul ederek mütareke için
İtilaf devletlerine başvurmuştu. Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında
imzalanan Mondros Mütarekesi’nin çok ağır hükümlerinin Kafkasya ile ilgili
olanları şöyleydi: “İran’ın kuzeybatı kısmındaki Osmanlı kuvvetlerinin derhal
harpten evvelki hudud gerisine alınması hakkında evvelce verilmiş bulunan emrin
yapılması, Mavera-yı Kafkas’ın Osmanlı kuvvetleri tarafından kısmen
boşaltılması emredilmiş olduğundan, diğer kısımları müttefikler tetkik ederek
istediklerinde boşaltılması ve Maverayı Kafkas demiryolları da dahil tekmil
demiryollarının İtilaf subay ve memurlarının idaresine bırakılması, İtilaf
devletlerinin Batum ve Bakû’yü işgal edebilmeleri”.[45] Öte yandan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa
da Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından önce 20 Ekim’de Kuzey Kafkas Ordu
Komutanlığı’na gönderdiği şifre telgrafta “müttefiklerle beraber bugün mağlup
bir vaziyette kalarak şeref ve namus-ı millimize mugayir olmayarak gösterilecek
şartlar ile sulh temennisinde bulundukların” belirttikten sonra “hudut harici
İslamları muhafaza maksadıyla yapılan faaliyetlerden ve şimdiye kadar
Kafkasya’da anasır-ı İslamiye’ye edilen muavenetlerin maatteessüf idamesine
imkan kalmamıştır. Bu vaziyete göre Kafkasya’daki mevcudiyetimizin 26.10.1334
tarih ve 5267 numrolu emir mucibince seri bir surette kapanması ve
Brest-Litovsk Muahedesi haricinde İran ve Kafkasya’da işgal ettiğimiz arazinin
hin-i tahliyesinde gösterilecek lüzumsuz hareketlerin memleketimizin
mukadderat-ı atiyesine pek büyük zarar vereceğinden başka oldukları yerde
kalmaları mültezim olan ahali-i İslamiye için de vahim akibetler tevlit edeceği
ehemmiyetle dikkate alınarak tahliyenin muntazaman ve hiçbir tarafın mutazarrır
olasına kat’iyen meydan vermeyerek icrasını te’kiden talep ederim”[46] demekteydi.

 

Bu durumda
Kafkasya’daki kuvvetlerin geri çağrılması ihtimali doğduğundan Yusuf İzzet
Paşa’nın derhal harekete geçerek Derbent kuzeyindeki düşman kuvvetlerini imha
etmesi ve Petrovsk’un ele geçirilmesi gerekmekteydi. Nitekim 26 Ekim’de
harekete geçen 15. Piyade Fırkası uzun süren muharebelerden sonra 8 Kasım’da
Petrovsk’u ele geçirdi. 6 Kasım günü yapılan muharebelerde yaralanan 15. Piyade
Fırkası Komutanı Süleyman İzzet Bey’i ziyarete gelen Kuzey Kafkas Komutanı
Yusuf İzzet Paşa, hükümetin İngilizlerle mütareke yaptığını, kabul edilen
mütareke koşullarına göre, Brest-Litovsk Muahedesi dışında işgal edilen
Kafkasya’daki kuvvetlerin geri çekileceğini bildirdi. Bu durumda bölgenin
savunması yerli kuvvetlere bırakılacak ancak Osmanlı askerlerinden isteyenler
de bölgede kalabileceklerdir.[47] Ancak Osmanlı hükümetince alınan 20
Kasım 1918 tarihli yeni bir kararla Kafkasya’da hiçbir Osmanlı askerinin
kalmayacağı, buradaki kıtaların süratle bölgeyi terk etmeleri emredildi. Bu
karara uyularak 15. Piyade Fırkası, Derbent ve Petrovsk istasyonlarından
ayrıldı. Az sonra da 5. Piyade Fırkası Bakû’yü terk etti. Bu suretle Osmanlı
Devleti’nin zor bir dönemde Azerbaycan ve Dağıstan’da gerçekleştirdiği askerî
harekât sona erdi. Nitekim Bakü de 17 Kasım 1918 sabahı, Azerbaycan hükümetinin
protestosuna rağmen İngilizler tarafından işgal edildi.

 

Osmanlı
Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nın bu en zorlu döneminde, Kafkasya’da
gerçekleştirdiği harekât, büyük bir fedakarlık örneğidir. Osmanlı ordusunun
içinde bulunduğu zor şartlara rağmen Azerbaycan ve Dağıstan’ın istiklal ve
istikbali için yaptığı çetin ve kanlı savaşlar, Türk ordusunun tarihindeki en
şanlı sayfalardan birisini oluşturmuştur.

 

 Yrd. Doç. Dr. Mesut ERŞAN

 

Osmangazi
Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 13 Sayfa: 434-439

 

Kaynaklar:

 

Albayrak
Gazetesi, Tiflis, 17 İyun/Haziran 1918, Sayı: 29.

Allen, W.
E. D, Paul Muratof, Caucasıan Battlefields, A History of the wars on the Turco-
Caucasian Border (1828-1921), Cambridge 1953.

Askeri
Tarih Belgeleri Dergisi, Sayı 85, Belge No: 2027.

ATASE
Arşivi, Klasör: 1857, Dosya: 722, Fihrist 1/23.

ATASE
Arşivi, Klasör: 3822 Dosya: 14 Fihrist: 67.

ATASE
Arşivi, Klasör: 526, Dosya: 369, Fihrist: 43.

Ati, 27
Nisan 1334/1918, No: 144.

Aydemir,
Ş. Süreyya, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Cilt III. 1914-1922,
İstanbul 1978.


Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HR HMŞ. İŞO. 107/10.

Baykara,
Hüseyin, Azerbaycan İstiklal Mücadelesi, İstanbul 1975.

Bayur,
Yusuf Hikmet, Türk İnkılabı Tarihi, C. II, K. IV, Ankara 1983.

Berkok,
İsmail, Tarihte Kafkasya, İstanbul 1958.

Birinci
Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi 3. Ordu Harekatı, Gn. Kur. Yay.,
Ankara 1993.

Budak,
Mustafa, “Nuri Paşa’nın Kafkas İslam Ordusu Hakkındaki Raporu”, Kafkas
Araştırmaları IV, İstanbul 1998.

Carr,
Edvard Hallet, Sovyet Rusya Tarihi, Bolşevik Devrimi, çev. Orhan Suda, İstanbul
1989.

Çağlayan,
K. Tuncer, “Dünya Savaşı Sonunda Enver Paşanın Kafkasya’daki Planları ve
İngiltere”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Prof. Dr. F. Armaoğlu Özel
Sayısı, C. XIV, Temmuz 1998,.

Erşan,
Mesut, I. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin Kuzey Kafkasya Siyaseti,
Yayınlanmamış Doktora Tezi, Erzurum 1995.

Haydar
Bammat, La Caucase et La Revulation Russe, Paris 1929.

Süleyman
İzzet, Büyük Harpte (1334-1918) 15. Piyade Fırkasının Şimali Kafkasya’da Harekât
ve Muharebeleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın Tarih Kısmı, Sayı 44, 1 Kanun-ı
evvel 1936.

Keykurun,
Naki, Azerbaycan İstiklal Mücadelesinden Hatıralar, Ankara 1998.

Kılıç,
Selami, Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu, İstanbul 1998.


Kırzıoğlu, M. Fahrettin, Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590), Ankara
1976.

Kurat,
Akdes Nimet, Türkiye ve Rusya, Ankara 1990.


Luxemburg, N., Rusların Kafkasya’yı İşgalinde İngiliz Politikası ve Şeyh Şamil,
(Türkçesi: Sedat Özden) İstanbul 1998.

Muahedât
Mecmuası, IV/2. c, İstanbul 1298.

Osmanlı
Devleti ile Kafkasya, Türkistan ve Kırım Hanlıkları Arasındaki Münasebetlere
Dair Arşiv Belgeleri, Ankara 1992.

Soviet
Documents on Foreign Policy, London 1951.

Tasvir-i
Efkar, 14 Mayıs 1334/1918, No: 2454.

Türk
İstiklal Harbi, Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, C. I, Ankara 1962.


Yerasimos, Stefenos, Türk-Sovyet İlişkileri, Ekim Devriminden Milli Mücadeleye,
İstanbul 1979.

 

Dipnotlar
:

 

[1] M.
Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590), Ankara
1976, s. 382-383.

[2] Muahedât
Mecmuası, IV/2. c, İstanbul 1298, s. 72-73; İsmail Berkok, Tarihte Kafkasya,
İstanbul 1958, s. 416.

[3] Osmanlı
Devleti ile Kafkasya, Türkistan ve Kırım Hanlıkları Arasındaki Münasebetlere
Dair Arşiv Belgeleri, Ankara 1992, s. 87-88, Belge28, 29, 37.

[4] Yusuf
Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, C. II, K. IV, Ankara 1983, s. 84.

[5] Akdes
Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara 1990, s. 526.

[6] Kurat,
Türkiye ve Rusya, s. 512.

[7] Şevket
Süreyya Aydemir’e göre bu idealler: “…Doğu’da ve Kafkasya’da işgaller yaratmak
kafi değildir. Ayrıca Azerbaycan’da müstakil bir hükümet kurulmalı. Ama bunun
başına geçecek olan reis daha doğrusu, bu idare geçici olmalı, oraya tayine
dilecek Bir de Kuzey Kafkasya ve hele Dağıstan Müslümanları vardır. Onlar da
kurtarılacaktır. Hatta ilk heyetlerini İstanbul’a göndermişlerdir. İlk hedef
Dağıstan’da Timurhan-Şura şehridir. Ama Çerkezistan’a doğru da yollar açık (Ş.
Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Cilt III, 1914-1922,
İstanbul 1978, s. 367). Ayrıca bkz. K. Tuncer Çağlayan, ”Dünya Savaşı Sonunda
Enver Paşanın Kafkasya’daki Planları ve İngiltere”, Atatürk Araştırma Merkezi
Dergisi, Prof. Dr. F. Armaoğlu Özel Sayısı, C. XIV, Temmuz 1998, S. 41, s.
513-520.hükümdar Halil Paşa ile kendi arasında sır halinde kalmalı. Bu belki
bir şehzade olabilir. Yahut belki de Enver Paşa hanedanından biri. Mesela Nuri
Paşa. Hem Kafkasya’da Enver Paşa’nın tasavvurları yalnız Azerbaycan üzerine
değildir.

[8] Selami
Kılıç, Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu, İstanbul 1998, s. 33.

[9] Soviet
Documents on Foreign Policy, London 1951, s. 14-15.

[10] Edvard
Hallet Carr, Sovyet Rusya Tarihi, Bolşevik Devrimi, çev. Orhan Suda, İstanbul
1989, s. 310.

[11] Kurat,
Türkiye ve Rusya, s. 462; Hüseyin Baykara, Azerbaycan İstiklal Mücadelesi,
İstanbul 1975, s. 245-246.

[12] Stefenos
Yerasimos, Türk-Sovyet İlişkileri, Ekim Devriminden Milli Mücadeleye, İstanbul
1979, s. 14.

[13] Enver
Paşa tarafından Vehip Paşa kumandasına verilen III. Ordu, Kafkas Seferi için
ayrılmıştı ve Karadeniz sahilindeki Tirebolu kasabasıyla Fırat nehrinin kolu
olan Karasu üzerindeki Kemah arasında konuşlandırılmıştı. Bir yıla yakın bir
zamandan beri dinlenmekte olan bu kıtalar, moral ve malzeme bakımından, Kafkas
cephesindeki Türk kıtalarının harbin başından beri içinde bulundukları durumdan
çok daha iyi bir durumdaydılar. İhtiyat kuvvetleriyle beraber Vehip Paşa 45.
000-50. 000 kişiyi ve yeni Alman obüsleri de dahil 160 Topu kullanabilecek
durumdaydı (Allen, W. E. D, Paul Muratof, Caucasıan Battlefields, A History of
the Warson the Turco-Caucasian Border, 1828-1921, Cambridge 1953 s. 460).

[14] Erzincan
Mütarekesi; Brest-Litovsk’ta varılan ön antlaşma gereğince Osmanlı Devleti ile
Rusya arasında 5/18 Aralık’ta 1917’de Erzincan’da imzalandı. Bu antlaşma ile 29
Ekim 1914’te başlamış olan Türk-Rus Harbi sona erdi (Kurat, Türkiye ve Rusya,
s. 333).

[15] Askeri
Tarih Belgeleri Dergisi, Sayı 85, Belge No: 2027.

[16] Kılıç,
Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu, s. 419.

[17] Kurat,
Türkiye ve Rusya, s. 473-474.

[18] Kurat,
Türkiye ve Rusya, s. 529-530.

[19] Baykara,
Azerbaycan İstiklal Mücadelesi, s. 254; Naki Keykurun, Azerbaycan İstiklal
Mücadelesinden Hatıralar, Ankara 1998, s. 161.

[20] Allen,
Caucasian Battlefields, s. 478.

[21] Yerasimos,
Türk-Sovyet İlişkileri, s. 26.

[22] Bakû,
18 Mart 1918 tarihinden itibaren Moskova’dan Kafkaslar Fevkalade Komiseri
olarak gönderilen Ermeni Stephan Şaumyan başkanlığındaki Bakû Sovyetinin elinde
bulunuyordu. 25 Temmuz 1918’de Bakû Sovyeti Türklere karşı şehrin savunmasını
yapmak üzere İngiliz askerlerinin davet edilmesine karar verdi. Şaumyan ve
arkadaşlarının muhalefetine rağmen Bakû Sovyeti İngilizleri davet etti. Bakû’de
yönetim değişti. Başta Şaumyan olmak üzere pek çok kişi hapse atıldı ve daha
sonra idam edildi (Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, s. 224; Kurat, Türkiye ve
Rusya, s. 535). Ayrıca İngilizlerin Kafkasya politikasının safahatı için
bakınız; N. Luxemburg, Rusların Kafkasyayı İşgalinde İngiliz Politikası ve Şeyh
Şamil (Türkçesi: Sedat Özden), İstanbul 1998.

[23] Yerasimos,
Türk-Sovyet İlişkileri, s. 26.

[24] Mustafa
Budak, “Nuri Paşanın Kafkas İslam Ordusu Hakkındaki Raporu”, Kafkas
Araştırmaları IV, İstanbul 1998, s. 86.

[25] Azerbaycan
Millî Komitesi tarafından, Türkiye’nin yardımını sağlamak amacıyla Ocak 1918’de
Azerbaycan Milli Emniyet Genel Müdürü Naki Keykurun ile Hüsameddin Bey
Türkiye’ye gönderilmişlerdi. (Naki Keykurun, Azerbaycan İstiklal Mücadelesinden
Hatıralar, s. 86-87).

[26] Naki
Keykurun, Azerbaycan İstiklal Mücadelesinden Hatıralar, s. 214; Kurat, s. 669.

[27] Allen,
Caucasian Batllefields, s. 484.

[28] ATASE
Arşivi, Klasör: 3822, Dosya: 14, Fihrist: 67.

[29] Kafkas
İslam Ordusu, Başkomutanlık Vekaleti tarafından Azerbaycan’da üçer Piyade
alaylı üç Piyade fırkasından oluşacak bir Kolordu’nun teşekkülünü, burada görev
alacak general, üstsubay ve subayların bir üst rütbe taşımalarını, bütün
görevlilerin rütbesinin maaşının bir misli fazla maaş almalarını içeren bir
teşkilatlanmayla oluşturulmuş ve Komutanlığı’na da Enver Paşa’nın kardeşi Nuri
Paşa atanmıştı. (Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi 3. Ordu
Harekatı, Gn. Kur. Yay. Ankara 1993, s s. 553).

[30] Birinci
Dünya Harbinde Türk Harbi, 553.

[31] Budak,
“Nuri Paşanın Kafkas İslam Ordusu Hakkındaki Raporu”, s. 74.

[32] Birinci
Dünya Harbinde Türk Harbi s. 560-562.

[33] Bakü
Sovyeti’nin İngilizleri davet etmesi üzerine 4 Ağustos’ta İngilizler Bakü’ye
girmişler, General Biçerakov Bakü’den ayrılarak Terek boylarına çekilmişti.
İngiliz Generali Dunsterville 2500 İngiliz-Fransız askeri, 8000 Ermeni, bir
miktar Rus askerinden ibaret kuvveti ile Bakü’yü savunmaya çalışıyordu (Allen,
Caucasian Batllefields, 491-492).

[34] Budak,
“Nuri Paşanın Kafkas İslam Ordusu Hakkındaki Raporu”. s. 79.

[35] Haydar
Bammat, La Caucase et La Revulation Russe, Paris 1929 s. 40; Y. H. Bayur, Türk
İnkılabı Tarihi, s. 187-198.

[36] Kurat,
Türkiye ve Rusya, s. 469.

[37] Ati,
27 Nisan 1334/1918, No: 144.

[38] Albayrak
Gazetesi, Tiflis, 17 İyun/Haziran 1918, sayı: 29.

[39] ATASE
Arşivi, Klasör: 1857, Dosya: 722, Fihrist 1/23.

[40] Tasvir-i
Efkar, 14 Mayıs 1334/1918, No: 2454.

[41] Mesut
Erşan, I. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devletinin Kuzey Kafkasya Siyaseti
(Yayınlanmamış Doktora Tezi), Erzurum 1995, s. 56.

[42] Başbakanlık
Osmanlı Arşivi., HR HMŞ. İŞO. 107/10.

[43] Bu
şehir Kuzey Kafkasya ile güneyi birbirine bağlayan en önemli birkaç geçitten
bir tanesidir.

[44] Süleyman
İzzet, Büyük Harpte (1334-1918) 15. Piyade Fırkası’nın Şimali Kafkasya’da
Harekat ve Muharebeleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın Tarih Kısmı, Sayı 44, 1 Kanun-ı
evvel 1936, s. 93.

[45] Türk
İstiklal Harbi, Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, C. I, Ankara 1962, s. 29-56.

[46] ATASE
Arşivi, Klasör: 526, dosya: 369, Fihrist: 43.









































































































































































































































































[47] Erşan,
Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti’nin Kuzey Kafkasya Siyaseti, s. 134.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış