ÇOCUK & KADIN & İNSAN HAKLARI


‘Madam’ gibi ölmenin ne olduğunu bilmeden konuşmamak lazım. Konuşan mahçup
olur çünkü…




Bir sperm azizliği sonucu erkek doğmuş olmalarını abartanlar cesareti
sadece kendilerine has bir özellik sanıyorlarsa fena halde yanılıyorlar…


Gerçekten
merak etmekteyim kendi adıma: “Madam gibi ölmek” nasıl bir şey? “Madamlar nasıl
ölüyor?” Karatı, seviyesi, kalitesi herkesin malumu Recep Tayyip Erdoğan’dan
bunu açıklamasını beklerdim doğrusu. Madam’la ifade edilen kadınların
erkeklerden farklı bir ölüm tarzları olduğunu bildiğine göre mümkünse
uygulamalı bir biçimde açıklama getirmesi yerinde olurdu. “Adamlar” nasıl ölüyor,
“madamlar nasıl ölüyor? Bu yanıtı merakla beklediğim bir sorudur.



Elbette her zamanki gibi R T Erdoğan’ın Kasımpaşa literatürüne uygun bir vurgu
bu. Bir sperm azizliği sonucu erkek doğmuş olanların erkekliklerini bu kadar
abartmaları kabak tadı verdi artık. Beyefendi ölüme korkusuzca gitmeyi kast
ediyor, bunu da ancak “adam”ın yapabileceğini düşünüyor elbette. Kendisini her
durumun merkezine koyduğu için, bu kez de erkekliğinin “yardımıyla” ölümde bile
kadınlarla yarışmak gibi bir tutumu var. Bunların bu kadın nefreti can sıkıyor
ancak kendilerini kıyaslayacakları tek varlık kadın olduğu için biraz olsun
anlayabiliyoruz ruh hallerini.



Recep Tayyip Erdoğan, hiç göz atmadığına artık adımız gibi emin olduğumuz
tarihin sayfalarında biraz gezinse “madam”ların hem de nasıl korkusuzca
öldüğünü öğrenmiş olacak. Kadınların savaşta “erkekler gibi” ölmelerini takdir
ettiğim, “erkekler gibi” öldükleri için daha değerli ya da erkekler kadar
değerli olduklarını düşündüğüm de yok. Hele işgalci bir ülkenin ordusunda
görevliyken savaşta ölen erkeklere de kadınlara da özel bir sempati besliyor
değilim. Erdoğan’a “al işte erkekler gibi ölmekten çekinmeyen madamlar bunlar”
demek istedim sadece, hepsi bu. Ülkesini savunurken, emperyal bir işgali
püskürtürken ya da inandıkları her neyse onu savunurken korkusuzca ölüme
yürüyen kadınları elbette saygıdeğer buluyorum.



Yani ölme cesareti Recep beyin inandığı gibi erkeklere özgü değil. Kadınlar bu
tür zırvalara yanıt verme gereği duymazlar. O nedenle, kadınların kabul
etmeleri dileğiyle, ben kimi anımsatmalar yapayım dedim.



ABD ‘de 1861’de başlayan iç savaşta cephede ölen çok sayıda kadın var.
Bunlardan 19 yaşındaki Emily bugün sembol b ir figür olarak anımsanıyor hala.
Kadın olduğu yaralanınca anlaşılmasından da belli ki gerçek kimliğiyle savaşta
yer alma isteği dönemin Erdoğanları tarafından kabul edilmeyince çareyi erkek
kılığına girmekte bulmuş. Evden kaçarken babasına yazdığı bir mektup vardır
Emily’nin. “Ölmekte olan kızını bağışla. Çok az yaşayacağım. Ruhum kanımı içiyor”
gibi cümleler geçer mektupta.



İspanya-ABD savaşında da vurularak ölen Ellen May vardır bir de. Hemşireydi.
Cesurdu derler. Cenazesi askeri törenle kaldırılan ilk Amerikan kadın askeri
olmak gibi bir özelliği de vardır. ABD-İspanya savaşında ölen kadınların sayısı
yirmidir yazılanlara göre.



Büyük savaşların anası kabul edilen Birinci Dünya Savaşı’nda da yüzlerce ABD’li
kadın asker hayatını kaybetmiştir. 101 ordu hemşiresi deniz aşırı
operasyonlarda, 108 kadın da ABD sınırları içindeki çatışmalarda ölmüştür.

İkinci Dünya Savaşı’nda da farklı olmadı tabii. Çok sayıda kadının yaşamını
yitirdiği bir savaştı bu da. Ölen Amerikalı kadın asker sayısı 400. Çoğu sağlık
görevlisi, gönüllü idi ama hepsi cephede bulunmaktan korkmadıkları için “madam”
gibi öldüler.



Ellen Ainsworth’un ölümü çok onurlu, çok cesur bir “madam ölümü”dür örneğin. 24
yaşında bir hemşireydi. Görevli olduğu hastane bombalandığında hastalarını
güvenli bir yere nakletti önce. Yaralandı, altı gün sonra da öldü. Adını bir
çok kuruma verdiler.


Ama İkinci
Dünya Savaşı’nda tarihin dönüm noktası sayılacak Stalingrad savunmasında Sovyet
kadın askerlerinin kahramanlıkları olağanüstüdür. Savunmaya katılan kadınların
sayısını 75 bin olarak verirler. Uçaksavar bataryalarının çoğunda kadınlar
görevliydi. Üç hava alayı kadınlardan oluşmuştu örneğin.



Almanların ünlü mü ünlü 16.Panzer Tümeni vardı. Kıyasıya çatıştılar
karşısındaki Sovyet gücüyle. Savaştıkları askerlerin tümünün kadın olduğunu
çatışma bittiğinde fark ettiler.



Recep Tayyip Erdoğan’a “madamlardan” biri olan Lyudmila Mihaylivna
Pavliçenko’yu anlatsalar keşke. Tarihin gelmiş geçmiş en büyük keskin
nişancısıydı bu Sovyet kadın asker.300’den fazla Alman Nazi askerini
öldürmüştür. Savaştan da sağ çıkmış, 1974’de ölmüştür. Maria Limanskaya, Lydia
Litvyak da unutulmayan adlardan. Hepsini yazmaya sayfalar yetmez, çünkü Sovyet
ordusunda 800 bin kadın asker olduğunu söylerler. Kimbilir ne kahramanlıklar
sergilemiştir birçok kadın asker.



Bir de Marina Raskova vardır. Sovyet Hava Kuvvetleri’nin ilk kadın pilotuydu.
Zaten Sovyetler Birliği de kadınların pilot olmasına olanak veren ilk devlet
olarak biliniyor. Kimsenin aklına “adam, madam” ayrımı gelmemiş belli ki.
Sovyet aklı işte.



Manshuk Mametova Kazakistanlı bir Sovyet kadın asker. Mariya Oktyabrskaya ile
Alexandra Samusenko ise usta tank sürücüleri idi.



Büyük Sovyet partizan kadınları da unutmamak lazım. Sydir Kovpak (keskin
nişancı), Zoya Kosmodemyanskaya efsane adlar. İkincisi inanılmaz bir kadındı.
18 yaşında gönüllü olarak Sovyet güçlerine katılan bu yürekli “madam” (bu arada
Madam’ı Erdoğan’ın anladığı biçimde kullanıyorum, statü belirten anlamında
değil) Nazilerce yakalandığında onca işkenceye karşın ağzından tek bir
yoldaşının adını alamadılar. Hatta kendi adını bile vermedi, Tanya takma adıyla
yakalanmıştı çünkü. Almanlar astı bu yürekli kadını. Son sözleri “biz
milyonlarcayız, hepimizi asamazsınız oldu”. Sovyetlerin ilk savaş kahramanı
kabul edilir.



Sovyetler Birliği Kahramanı olan en genç kadın da Zinaida Portnova’dır bu
arada. 15 yaşındayken teyzesini ziyarete giderken Alman hatlarına geçtiğinde
Alman işgalcilerin vahşiliklerine tanık olur. Partizan güçlerine katılmasında
etkili olan budur. Yakalanmadan önce birisini öldürmeyi başardığı Nazilerin
eline düşer. Kaçmaya çalışırken vurularak öldürülür. Mins kentinde kocaman bir
heykeli vardır.



Türk Kurtuluş savaşında da “adam, madam” diyenleri utandıracak nice kadın var.
Sülün Hanım, Nazife Kadın, Domaniçli Habibe, Satı Çırpan, Binbaşı Ayşe, Nezahat
Onbaşı, Erzurumlu Kara Fatma, Halime Çavuş, Hafız Selman İzbeli, Gördesli
Makbule,Çete Emir Ayşe, Tayyar Rahmiye, elbette Nene Hatun. Mutlaka daha
fazladır sayıları ama bunlar bildiklerimiz.



Barış zamanının kadın kahramanları

Savaş toplu bir seferberlik
hali. Hani bıçak kemiğe dayandı mı “adam, madam” demeden herkes yurt
savunmasında yer alabilir. Barış zamanında ideallerinin “kahramanı” olmak daha
zordur ama. Erkek egemen bir dünyada kadınların haklarını savunurken inanılmaz
bir feda eylemi gerçekleştiren Emily Wilding Davidson, “madam gibi ölmenin” en
trajik ama en soylu örneklerindendir. Kadınlara oy hakkı başta olmak üzere
birçok hak için mücadele eden bu yürekli eylemci, kadınların seslerini daha da
çok duyurmalarına yol açan bir eylemle anılır hala. 1913’de bir at yarışını
izlemeye gelen İngiltere Kralı V. George’un atının önüne attı kendisini.
(Yandaki fotoğraf o anı gösteriyor) Ölümü bu eyleminden 4 gün sonradır. Boşa
gitmiş bir eylem değildi. Kadınlara ilişkin, yeterli olmasa da , bir takım
düzenlemelerin yapılmasına yol açmıştır.

Veronica Guerin erkeklerin at koşturduğu uyuşturucu mafyasına meydan okuyan
cesur, yürekli bir kadın gazeteciydi. Tehditlerinin durduramadığını görünce
çocuğunun yanında kurşunlayarak öldürdüler uyuşturucu tacirleri Guerin’i. Ölümü
üzerine uyuşturucu çetelerinin üzerine gidildi, koruyucu yasalar çıkarıldı.
Dublin’de heykeli vardır.

Recep Tayyip Erdoğan gibi düşünen, erkek olmayı gerçekten çok abartan tipler
var. Böyle düşünüyorlar diye mutlaka yanıt vermek de gerekmez bunlara elbette.
Ayrıca “bakın kadınlar da erkekler gibi ölebiliyorlar” deme tehlikesi de var.
Ben de öyle yapmış oldum belki

Ama her ne kadar onlar bunu istemeyecek de olsalar bu saygıdeğer “madamlar”
için bir iki kelam edilmeli diye düşündüğümden hatırlatayım dedim.

Umarım anlayacak “adam” vardır.