ÇOCUK & KADIN & GÖRME – BEDENSEL VE ZİHİNSEL ENGELLİLER

İSYAN

İnsanoğlu
zaman zaman yapılan bir haksızlığa tepkisini, sesinin çıktığı kadar bağırmakla
dile getirir. Bu davranışı her yerde görmemiz zordur. Genelde baskılı
rejimlerde böyle isyanlar bıçak kemiğe dayandığı zaman tepki adına yapılır.
Genelde bizim toplumumuz 650 sene padişahlıkla yönetildiğinden, genlerine kadar
işlemiş olan bir pısırıklık mevcuttur. Osmanlı da hak arayanların baş
kaldırmalarında mutlaka isyancılar hayatları ile ödemişlerdir. Osmanlıdaki ilk
isyanlar, şehzadeler arasında güç dengelerinin savaşı olarak görülür. Bilindiği
gibi padişahlar tahta geldiklerinde cülus dağıtıp, askeri sakinleştirmeye
yönelirler. Saltanata gelen her Şehzade yeniçeriyi yeterince parasal tatmin
edemeyince ‘ Kelle İsterük ‘ denilmeye başlanmıştır. Yeniçeri Kelle olarak
adlandırdığı ödünü, aslında Padişah olmasında cülusa elleri sıkı olan
sadrazamların bile kellelerini isteme cüretinde asker açıkca bulunmuştur.

Hele
lale devrinde Istanbul’un bütün güzelliklerini yok etme bahasına isyan
çıkartmışlardır. Osmanlı nın çöküş döneminde sefere çıkmayan padişahlar, askeri
tatmin edebilecek yolları aramamışlar. Kimisi şair olmuş, kimisi bestekar. Ama
askerin karnı bununla doymamış, için için kaynamış. Zaman olmuş yeniçeri her
istediğini Padişaha yaptırmışlar. Kimi şehzadeleri zindanlarda boğmuşlar,
kimilerine ise tecavüz etmişler. Yapılan isyan hareketini incelemektense,
isyana sebep olan makul nedenleri incelemekte yarar olduğuna inanırım. Sarayda
saltanat zevkü sefada yaşanırken , halk inim inim inler. Memlekette ne adalet,
ne hak sergilenir. Keyfi idare ile yaşayan ahali mecburen durumu kabullenir.
Ancak nereye kadar.

Osmanlı
650 yıllık sadaret boyunca  74 sadrazam Bosna Hersek’ten devşirilmiş
enderunda yetiştirilip atanmış. Onlar, Osmanlı’yı idare etmişler. Osmanlı’nın
yatırımlarını kendi öz yurtlarına yapmışlar. Anadoluya bir tek çivi çakmadan
geçen yüzlerce yıl. Ne zaman askere ihtiyac olmuş, Anadoludan toplanmış. Asker
ise seferde kazanılan savaş ganimetleri için bu cendereye dahil olmuşlar. 
Bir başka söylemle talan ve soygun için bu harplere katılmışlar. Kazanılan bir
savaşta, elde edilen bir şehire, Padişah girmeden evvel yeniçeri şehri talan
eder, herşey durulduktan sonra Padişah şehire girer, yöreyi haraca bağlar ve
İmparatorluğa gelir kaynağı temin ederlerdi. Osmanlı bu talanla uğraşırken,
Avrupa lı devletler dinde reform yapıp Papazların tahakkümünü dizginlerler. Isa
dan 1450 sene geçtikten sonra dinde reform oluştururlar. Matbaayı kurup halkın
bilinçlenmesine çalışırlar. Ne ilginç tesadüf hesaplama 630 seneye 1400 ilave
ederseniz, neredeyse 2030 civarına gelinmekte.

Ekranlarda,
kürsülerde kendi kafasına göre dini yorumlayan yüzlerce yobaz, cahil halkı
menfaatleri doğrultusunda kurgulamaktalar. Oy potansiyeli olan bu meczuplara
göz yuman idareye, halk nefret etmekte.  Erkek egemen bir yapıya sahip
olan toplumumuz, kadına 650 senelik erkek egemen baskıyı devam ettirmesine
isyan etmekte. Ancak teokratik rejimlerde olduğu gibi kanun ve o hal yasaları
ile toplumun ağzını kapatan idare, mantıksız kararnamelere bel  bağlayıp,
halkın nefes almasını engellemekte. Kadınları bu toplumun eşit bir bireyi
olduğunuda kabullenemiyen kafaların çıkarttığı yasalarda, mantık aramayı, son
15 senedir bıraktık.  Ancak geçtiğimiz seneler içinde kadına yönelik
cinayetlerin %  214 artmasına artık halk isyan etme durumuna geçtiğini
görmekteyim.

11
Mart Pazar günü Ankara da, Yenimahalle’de karşıyaka olarak adlandırılan
mezarlıkta ikindi namazında bir cenaze törenindeydik. Er kişi niyetine ayrılmış
bir yerde cenazeler, hatun kişi olarak ayrılan yere vefat eden bayanları
sıralamışlardı. Cenaze namazına MHP başkanı da gelip saf tuttuğunu izledik. Bu
arada fotoraf  çekmek adına bir kaç muhabirde yerlerini aldılar. Cenaze
namazı sonunda helallikler verilmesini takiben, din görevlisi cenazelerin
alınabileceğini söylemesinden hemen sonra Hareket Partisi başkanı, mevfta Hatun
kişinin cenazesine yöneldiği sırada arka saflardan çığlıklar atarak kopup gelen
bir kadın bağırarak :

  ‘’Benim
kızımın cenazesine erkekler el sürmesin, yedi yerinden bıçaklıyarak kızımı
öldüren erkekler, kızımın cenazesine elinizi deymeyin, yalnız bırakın, sen (
MHP başkanını kast ederek ) git benim kızımın başından,’’ diyerek isyanını dile
getirişini ibretle izledik. Devlet’in süratle oradan ayrılması da hazin bir
tablo idi. Bu ülkede kadınlara tahakküm tatbik eden radikal dinci
gurupların ve insanları kafatası yapısına göre ayırmaya kalkanların sebep
olduğu cinayetlere tepki olarak acılı annenin sabrının taştığını ve bıçak
kemiğe dayandığını gözler önüne koyması olarak değerlendirdiğim böyle isyanlar,
size ne anlatır bilmiyorum, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem
mıhına.                   
                               














Metin Atamer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir