KADINLARIMIZ DOSYASI : HİTLER’İN KADINLARI


HİTLER’İN KADINLARI

Volksgemeinschafi’ın yönetici ideolojisinden ötürü kadınlar, özellikle cinsel partner ve anne olarak üstlendikleri roller dolayısıyla Nazi çarkının en önemli dişi idiler. Nazi dönemindeki alman kadınlarını ayrıntılı bir biçimde incelemiş olan tarihçi Claudia Koonz’un da gözlemlemiş olduğu gibi, Nazi propagandası, bir yandan kadının aşağı sınıfa konduğu erkek egemen bir devlet yaratmış, bir yandan da ırk tarihinde onlara verdiği rolle bunu “telafi etmişti”: “[Alman kadınını] ‘Aryan’ erkeği karşısında ikincil konuma yazgılı kılan biyoloji, onlan ‘aşağı ırklar’ın üstüne çıkarmıştı.”129 Okuldaki “ırk bilimi” derslerinde genç kadınlar bir eş seçmenin “kurallar”ını bellemekte ve kalıtsal uygunluğa kanaat getirdikleri takdirde, üstün olduğu varsayılan Aryan nüfusunu artırmak için olanaklı olduğunca çok çocuk yapmaya yönlendirilmekteydiler. Bir kadın yedi çocuk sahibi olmuşsa altın annelik madalyası alıyordu. Altı çocuklu kadınlara gümüş madalya, beş çocuklu kadınlara bronz madalya veriliyordu. Koonz’un daha sonraki bölümlerde verdiği bilgiye göre 1935’ten sonra kadınlar bir “çifte yük”ü kabullenmişlerdi: Sadece doğurganlık araçları olarak hizmet etmekle kalmayıp emek piyasasına da girmişlerdi.130 Çağdaş demokratik değerler ve hak eşitliği perspektifinden baktığımızda Koonz’un ifadesi doğrudur. Fakat Alman kadınlan, Nazi ideolojisine inandıklan sürece, olasılıkla bilinçli düzeyde (sahte) yüksek bir özsaygı yaşamışlardır; bu ideoloji üstün ırkı doğuranlar olarak ülküleştiriliyordu ve de savaşı destekleyen çabalar içinde yer almak, bir özgüven ve özsaygı duygusu yaratmış olabilir.

Hitler, bir keresinde Alman ailesini, “ulusun tohum hücresi” 131 olarak adlandırmıştı ve de bu, yalnızca ırksal anlamda değil, ideolojik yönden de doğruydu. Daha Mein Kampf (Kavgam) döneminde Hitler, çocuklann ve gençlerin Nasyonal Sosyalist hareketin başını çekeceklerini belirtmişti.132 Göründüğü kadanyla bu ne aşın, ne de orijinal bir öngörüdür. Totaliter, ulusçu ve demokratik hareketler, çoğu kez aynı şekilde çocuk ve gençleri yardıma çağırmaktadır; bunu Amerika’daki her politik rekabetin söyleminde gözleyebiliyoruz. Ancak Nazi rejiminin, kolektif bir birliği işleme sürecinde, çocuk ve gençlere yaptığı şey, gerçekte benzersiz ölçüde zararlı bir nitelik taşıyordu. Savaş öncesindeki ve savaş sırasındaki Nazi propagandası, çocuk yetiştirmeye temelden müdahale ediyordu ve de alışılagelen ebeveyn-çocuk ilişkisinde ciddi bir kopuşu beraberinde getiriyordu. Koonz’a göre, “Nazi söylemi, aileyi koruma yönündeki nostaljik söylenceyi
kışkırtırken, devlet politikası, üyelerini total devlete veren, boyun eğmiş bir aileyi desteklemekteydi.”133 Kuşkusuz buna maruz kalan kişiler, bu etkinin farkına varmamışlardı; onlar Hitler’e inandıkları sürece, onun kendilerinden istediği şeyleri yapmak, özsaygılarını artırmaktaydı.

Alman ev kadınlarına temizliğe ne kadar zaman harcanacağı, giysilerin ömrünün nasıl uzatılacağı, güvelerle nasıl mücadele edileceği, eneıji tasarrufunun nasıl yapılacağı söylenmekteydi.137 Kadınlar, bu akla uygun ve yararlı bilgiyi parti kanallarından öğrenmeyi alışkanlık haline getirdikçe, aynı kanalların dağıtımını yaptığı çocuk bakımı rehber kitaplarının takip edilmesi de doğal gözükmeye başlamıştır. Esasında kadınlar, verilen “öğütler” gerçekte akıldışı bir nitelik taşısa bile Parti’nin emirlerine uymak konusunda eğitilmişlerdi. Nazi hekim Joanna Haarer’in Die deutsche Mutter und ihr erstes Kind (“Alman Anne Ve İlk Çocuğu “) ve Mutter, erzâhl von AdolfHitler! Ein Buchzum Vorlesen, Narcherzâhlen und Selbstlesenför kleinere und grössere Kinder ( ‘Anne, Bana Adolf Hitler ‘i Anlat! Küçük ve Büyük Çocuklar İçin Okuma, Anlatma ve Kendi Kendine Okuma Kitabı)m adlı kitaplarında özetlenen resmî rehberlik, ebeveynlere çocuklarım katı bir program dahilinde beslemelerini ve ağladıkları ya da çevreden kaynaklanan sıkıntılarla karşılaştıklarında hemen yanlarına koşmamalarını öğütlemekteydi.

Çocuklar ebeveynlerinin bakımı yerine kendilerine ait, gelişmemiş başa çıkma düzenekleriyle baş başa bırakılıyorlardı. 139 Ebeveynler, ayrıca eski kuşak ana babaların öğütlerini reddetmeleri ve bunun yerine Nazi dergisi Anne ve Çocuk’ a başvurmaları konusunda uyarılıyorlardı.140 Bana göre Nazi dönemindeki Alman ebeveynler -özellikle de anneler- ne yaptıklarını bilmeden çocukların doğal bağımlılık gereksinimlerini görmezden gelmiş ve temel güven duygusunu zedelemişlerdir.