KKTC DOSYASI & KIBRIS’IN KUVAYI MİLLİYESİ – TMT

ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ : Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Plebisit’le Türkiye’ye bağlanır mı ???


Kıbrıs’ta görüşmeler sil baştan.
Beklenildiği gibi Kıbrıs’ta çözüm için İsviçre’nin Crans Montana kasabasında
düzenlenen konferanstan uzlaşma çıkmamış, BM Genel Sekreteri Antonio
Guterres’de müzakelerin sonlanmasını ‘çok üzgün’ olduğunu belirterek
görüşmelerin anlaşma sağlanamadan sona erdiğini ifade etmişti. Dışişleri Bakanı
Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Türk askerinin adadan çekilmesinin iki taraf için de
kabul edilemez olduğunu” açıklaması aslında görüşmelerin neden kitlendiğinin
çok net ifadesi. 28 Haziran’da başlayan görüşmelerde, güvenlik ve garantiler
başlığında uzlaşma sağlanamaması nedeniyle pürüz çıkmıştı. Rum kesimi, garantör
ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin adadan askerlerini çekmesini istemiş,
Türk tarafı ve Türkiye bu talebi “kırmızı çizgi” olarak niteleyerek kabul
etmemişti. (1) Daha önce Birleşmiş Milletler’in planı üzerinde müzakere eden
taraflar bu kez, kendi çözüm önerilerini tartışmıştı. Görüşmelerde en zorlu
başlıklardan biri de ‘garantörlük’tü. Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi, bu
başlıkta, 1960 Anayasası ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye ‘Kıbrıs’a
müdahale hakkı veren’ garantörlük sisteminin ortadan kaldırılmasında ısrarcı
olmuştu. Çözümden sonra ortaya çıkacak yeni ve birleşik Kıbrıs Devleti’ndeki
toplumların güvenliğini, AB ve BM’nin dahil olacağı, uluslararası bir gücün
sağlaması için bir mekanizmanın oluşturulması gündemdeydi. Türkiye ve Kıbrıs
Türk tarafı ise, 1960’te getirilen garantörlük sisteminin güncellenmesini
önerirken, çözümden sonra ortaya çıkacak yeni ve birleşik Kıbrıs Devleti’ndeki
Türk toplumunun güvenliği için ‘bir süre daha garantörlük’ teklifinde ısrar
etmişti.(2)

Kıbrıs Rum kesiminde Emekçi Halkın İlerici Partisi AKEL’in (Ανορθωτικό Κόμμα
Εργαζόμενου Λαού, Anorthotikó Kómma Ergazómenou Laoú ) Merkez Komitesi Kıbrıs
Sorunu görüşmeleriyle ilgili bir açıklamada bulunarak çözümsüzlüğün sebebinin
Türkiye olduğunu ileri sürmesi görüşmelerin seyrini ortaya koyuyor. Kıbrıs
sorununun çözümünün bugüne kadar başarılmamasının ana nedeninin şüphesiz
Türkiye’nin yıllardır süregelen uzlaşmazlığı ve yayılmacı çıkarları olduğuna
vurgu yapılmış, Kıbrıs Türk tarafının sabit tezinin toprak ve devamında
güvenlik başlığının, önce geriye kalan bütün başlıklarda sonuca varıldıktan
sonra, sadece son aşamada görüşülmesi gerektiği yönünde olduğu, daha sonra
Akıncı’nın bu nihai aşamaya bir türlü varılamadığını söyleyerek, önce diğer
başlıklar çözüme kavuşturulmaksızın toprak başlığını görüşmeyi kabul etmesine
rağmen, Kıbrıs Türk yönetimi altında kalacak toprak oranında taraflar arasında
yakınlaşma menziline girilmesi başarıldığı anda, Akıncı’nın anlaşılmaz ve pek
çok soru işaretlerine yol açan nedenlerle bu çabayı kestiği belirtildi. (3)

Bu sürece nasıl gelindiğini isterseniz bir hatırlayalım. Kıbrıs Harekâtı
sonrasında 1976’da Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, 15 Kasım 1983’de Kıbrıs
Türk Federe Devleti meclisi Self determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile
aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmişti. KKTC’nin
kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş okumuş, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan’ın ve pek
çok devletlerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini
çekmişti. Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını
kınamakta gecikmemişti. 13 Mayıs 1984’te de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak
tanımladığından beri Kıbrıs Sorunu, dünyanın gündemine girmişti. O günden
bugüne başta Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalar olmak üzere adanın
birleştirilmesi gayesi ile birçok faaliyet yürütüldüyse de bir sonuç alınamadı.
2004 Annan Planı referandumu da Kıbrıslı Türklerin “kabulü” ve Rumların
“hayırı” ile gerçekleşmedi. 1 Mayıs 2004’te Kıbrıs Rum kesimi Kıbrıs
Cumhuriyeti adıyla tüm adayı temsilen Avrupa Birliği’ne kabul edildi.

Kıbrıs Rum kesimi ve Türk kesimi ile birlikte Yunanistan ve Türkiye taraflar
arasında. İngiltere ise adadaki askeri üsleri olan mevcudiyeti her ne olursa
olsun tüm görüşmelerde tartışılması gündeme dahi getirilmeyen ülke. Rumlarla
Türklerin anlaşması belki kendilerine bırakılsa mümkün ama başka karar
mercileri de var. Bu karar mercii sadece İngiltere değil. Rusya’da Rum kesimin
vazgeçilmezi. Neden mi? Rusların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile özel anlaşmaları
mevcut. 2015’te Rusya ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi askeri iş birliği anlaşması
imzaladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, “İki ülke arasındaki askeri iş birliği ve
Rus donanmasına ait gemilerin Kıbrıs limanlarına girmesi kimseye karşı bir
hareket değil” sözleriyle İngilizlerin olası itirazını önünü kesmek istedi.
Güney Kıbrıs Ortodoks İnsan Hakları Merkezi, Rusların Kıbrıs’a yerleşmesine
uğraşıyor. Kıbrıslı Rumların bir kısmının Ruslarla ortak paydaları Ortodoksluk.
Ruslara kalsa Arap-Kıpti karışımı melez Kıbrıslılar, Slav ırkından. Bu tez,
siyasi amaçlarla sürekli gündemde tutuluyor.

Akdeniz’de Suriye haricinde askeri üs elde etmek uğruna, Rusya Türkiye’nin
Kıbrıs politikasını hiçbir zaman desteklemedi, KKTC’yi tanımadı. Hatta Ekim
2010’da Rusya lideri Dimitri Medvedev, Güney Kıbrıs ziyareti sırasında, ülkesiyle
Türkiye arasında güçlenen ilişkilerin Kıbrıs’ın güneyi için bir tehdit
oluşturmadığı güvencesini vermişti. Rum Kesimi’nde 60 bin Rus yaşıyor, banka
hesaplarının yüzde 25’i Ruslara ait. Moskova “pis işlerini” buradan yönetiyor.
Rumlar ise kredi karşılığında susuyor. Adanın güney tarafında Rus nüfusa
yönelik Rusça bir gazete çıkıyor, iki okul Rusça eğitim veriyor, bir radyo
kanalı Rusça yayın yapıyor. Aralarında “Vestnik Kipra”, “Evropa Kipr”
gazeteleri ve “Kipskoe Obozrenie”, “Stil Jizni”, “Mos Ostrov” dergilerinin
aralarında bulunduğu çok sayıda Rusça yayın organı var. Russkaya Volna radyosu
ve kablolu RTCY televizyon kanalı da Rum Kesimi’nde yayın yapıyor. Yine Rum
Kesimi’nde; Rusya Bilim ve Kültür Merkezi, Rusya Soydaşları Derneği, Kıbrıs-
Rus İşadamları Birliği, Romaşka Kültür Derneği ve Rus Ortodoks Eğitim Merkezi
faaliyet gösteriyor. Rusya ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkiler rastlantı
değil. Rus ajanları adanın Ortadoğu’ya yakınlığı nedeniyle burayı aktif olarak
kullanıyor. Türk istihbarat örgütlerinin raporlarına göre; Moskova’nın Suriye,
Lübnan, İran ve Irak gibi ülkelere silah ticaretini de adadan yönettiği bir
gerçek. Ruslar bu faaliyetlerini adadaki yoğun Rus nüfusu sayesinde kamuflaj
edebiliyor. Çünkü Rum kesiminde SSCB coğrafyasından gelen 60 bin kişi yaşıyor.

Bunların yarısı Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’dan gelen Pontus’lu Rumlar. 15 bini
ise Rusya vatandaşı. 15 bin de eski Sovyet cumhuriyetlerden gelen insanlar var.
Rusya’nın Kıbrıs Rum Kesimi Büyükelçiliği’ne göre, KKTC’de yaklaşık bin 200 Rus
vatandaşı yaşıyor. Güneyle kıyaslandığında bu rakam 60’da 1.Binlerce Rus’un
yaşadığı Limasol Rus okulları, Rus radyo istasyonları, kürk manto, kefir ve
Baltika Rusbirası) satılan dükkânlarıyla Rusya Federasyonu’nun bir parçası
haline geldiği gibi kent ‘Limasolgrad’ olarak anılıyor. Ada’nın güneyindeki
off-shore şirketlerde büyük miktarda Rus parasının dolaştığı ayan beyan ortada.
Bankalardaki mevduatların dörtte biri, yabancı yatırımların da üçte biri Rus
kaynaklı. Rus yatırımcılar tabela şirketleriyle yüzde 10 oranındaki düşük
kurumlar vergisinden yararlanıyor. Bu paralar Rusya’ya vergi ödenmeden daha
sonra Rusya’ya dönüyor. Rus mafyası Kıbrıs’ta çok faal. Kıbrıs Rum Kesimi
Suriye savaşında Baas rejimini destekliyor. Baas rejimine silah taşıyan bazı Rus
gemilerinin limanlarına sığınmasına izin veriyor. Bu açıdan bakıldığında Güney
Kıbrıs Rus Kesiminin, Rusya’nın Akdeniz’deki gayri resmi üssü olduğu
söylenebilir. (4)

Görüşmelerden sonuç alınmaması durumunda ki şimdiye kadar alınamadı, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Plebisit kararı alabilir mi? Plebisit, bir kişi veya
önemli bir siyasi meselede halkın oyuna başvurma yöntemi. Bir yöneticinin, bir
hükümetin seçilmesi milletlerarası bir arazi meselesinin çözümlenmesi, bir
antlaşmanın uygulanması; bir bağımsızlık veya bir başka devlete katılma
kararının alınması; iç politikaya ait bir problemde tercihin belirlenmesi gibi
gayelerle bir ülke veya bir bölgenin alternatif siyasi programlar, teklifler
arasındaki kanuniliği kabul etmeleri veya reddetmeleri için yapılan halk
oylaması demek. Latince kökenli bir kelime olan plebisit günümüzde ya bir olay,
anlaşmazlık ya da bir kişiyi onaylamak ya da onaylamamak için yapılan halk
oylaması anlamına geliyor. Cumhuriyet tarihimizde Hatay’ın anavatana katılması
plebisitle mümkün olmuştu. Birinci Dünya savaşı sonrası 1921 tarihinde özel bir
statü kazanan Hatay, Fransız mandasıydı. Türkiye Cumhuriyeti Misak-ı Milli
sınırlarında olan Hatay’ı anavatan topraklarına dahil edebilmek için Fransa ile
savaşmayı tercih edebileceğini her platformda gündeme getirdi ve bu izlediği
dış politikadan sonuç alabildi. Dünyada ekonomik krizin çıkması, Hitler’in
Avrupa’da yayılmacı bir politika izlemesi, Fransa’nın Türkiye karşısında elini
zayıflattı. Fransa’nın bu durumunu iyi gören Atatürk ve dönemin hükümeti, Hatay
konusunu daha sık dile getirdi. Fransa 1936 tarihinde Suriye’ye bağımsızlık
vererek Hatay’ı da Suriye topraklarına katmak istedi. Bu durumu Türkiye kabul
etmedi, Milletler Cemiyeti’ne götürdü. Milletler Cemiyeti; Hatay’ın iç
işlerinde bağımsız dış işlerinde Suriye’ye bağımlı kalmasını, nüfus
çoğunluğundan dolayı resmi dilin Türkçe olmasını önerdi. Bu karar Suriye
tarafını da Türk tarafını da memnun etmedi. 1938 yılında bağımsız Hatay Devleti
kuruldu. 23 Haziran 1939 yılında da Türkiye ve Fransa arasında yapılan anlaşma
sonucunda Hatay’ın Türkiye’ye katılma talebini Fransa kabul etti. Hatay Meclisi
1939 yılındaki son toplantısında anavatana katılmayı oy çokluğuyla karar verdi.
Şimdi aynı süreç Kıbrıs’ta işleyebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetimi
Plebisit kararı alabilir. Bekleyin görün!


Bakınız:


1- (Bkz. http://www.dw.com/tr/k%C4%B1br%C4%B1s-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinden-yine-sonu%C3%A7-%C3%A7%C4%B1kmad%C4%B1/a-39589588)

2- (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40527744)

3- (Bkz. https://www.cyprustoday.com/2017/07/14/akel-cozumsuzlugun-sebebi-turkiye/)

4- (Bkz. 19 Ocak 2016/ http://www.kafkassam.com/ruslar-kibrista-cozume-karsi.html)



Ömür Çelikdönmez

Twitter:@oc32oc39

E-POSTA : omurcelikdonmez@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir