Abdülkadir Aygan : JİTEM Nedir, Ne Değildir ?

SUSURLUK OLAYINDAN SONRA JİTEM’İ KAMUFLE ÇABALARI VE
PSİKOLOJİK HAREKÂT BİRİMİ

Türkiye’nin Susurluk ilçesindeki kamyon kazası, var olan
kirli ilişkiler ağını ortaya sermişti. Bu kazayla; Devlet-Mafya-Çete ilişkileri
gün ışığına çıkmıştı. Tüm dikkatlerin kirli savaş odaklarının üzerine çevrilmesi
üzerine, devlet içerisinde yuvalandırılmış olan Özel Savaş Teşkilatları
kendilerine çeki düzen vermek, ortalık yatışıncaya kadar ortalıkta görünmemek
veya başka adlar altında faaliyetlerini yürütmek yolunu seçtiler. Bunlardan
vahşette sınır tanımayan bir teşkilat da JİTEM idi. 1990’li yıllarda binlerce
insanı yasadışı yöntemlerle kaçırarak işkence eden, sonra da öldürüp cesedini
dahi kaybeden bu teşkilat da yukarıdan gelen emirle kılıf değiştirdi ve bir süreliğine
bu faaliyetlerine ara verdi.

Bölgelerdeki JİTEM Grup Komutanlıkları, Jandarma Bölge
Komutanlıklarına bağlandı. JİTEM timleri ise Alay komutanlıkları emrine
verildi. Buna ek olarak; Psikolojik Harekât Birimleri kuruldu. Bu birimlerin
başına Erhan Tavşanlı albay tayin edildi.

O esnada; Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı makamına Ali Yıldız
binbaşı tayin edildi. Abdülkerim Kırca ise, Ankara’daki Gruplar Komutanlığına
atandı. Bu göreve atandıktan kısa bir süre sonra, ani bir emirle Antalya
Jandarma Komutan Yardımcılığı görevine verildi. Antalya-Serik’te PKK
gerillalarıyla çıkan çatışmada şaibeli bir şekilde sırtından aldığı bir kurşun
yarasıyla ömür boyu tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayacağı bir hayata
mahkûm oldu. İlahi adalet bazen gecikmiyordu. Abdülkerim Kırca Diyarbakır’da
görevde iken diz çöktürüp kafalarına kurşun sıkarak öldürdüğü genç insanların
vebalini ödüyor. Aldığı kurşun yarasıyla ölseydi, belki bu onun için kurtuluş
olurdu. Ömür boyu bir tekerlekli sandalyede ve belden aşağısı felçli olarak
yaşaması bütün zalimlere bir ibret-i alemdir.

Son düzenlemeden sonra JİTEM Grup Komutanlığı emrindeki
personel kendi asli “Kanuni” görevine döndü denilebilir. Hepimiz
evrak, yazı ve istihbarat işiyle iştigal etmeye başlamıştık. Hatta boş
zamanlarımızda görev binamızın arkasında bulunan küçük arazide bostan bile
ekmeye başlamıştık. Fakat JİTEM Diyarbakır Timi’nin başında bulunan Zahit Engin
(Cemal yüzbaşı), kendi emrindeki elamanları boş durdurmuyordu. Her gün birkaç
insanı kanundışı yöntemlerle yakalayarak, Saraykapı’daki hücrelere atıp işkence
ile sorguladıktan sonra cesetlerini sağa sola atıyorlardı. Bazen mesaiye erken
geldiğimde Şehmuz (Yüksel Uğur) uzman çavuşun bazı elbise ve şahsi eşyaları
yakarak imha ettiğini görüyordum. O zaman anlıyordum ki; yine bazı insanları
infaz etmişler ve arkada delil bırakmamak için o insanların şahsi eşyalarını
imha ediyorlar.

Başımızdaki Ali Yıldız binbaşı, bize dış görev vermiyordu.
Basınla ve JİTEM dışındaki kimselerle konuşmamızı yasaklamıştı. Kendisi ara
sıra Diyarbakır’a gelen ünlü mafya babası Sedat Peker’le ilgileniyordu. Sedat
Peker JİTEM’e misafir geldiği zaman onun önünde düğmelerini ilikleyip
arabasının kapısını açıyordu. Ali Yıldız Binbaşı, Ceyhanlı bir çiftçi ailenin
oğluydu. Kendisine emir eri olarak Haruniye’li bir asker seçmişti. Kış
ortasında yerde kar varken dahi yaptırdığı serada: Marul, maydanoz, tere, roka
gibi sebzeler yetiştiriyordu. Susurluk kazası O’nu da temkinli olmaya sevk
etmişti. 1985’lerde tanıdığım Ali Yıldız ile son gördüğüm arasında dağlar kadar
fark vardı. Zaten Diyarbakır’daki görevinde fazla kalmayarak batıya tayin
edildi.

Ali binbaşıdan sonra Diyarbakır JİTEM Grup Komutanlığı
görevine Cizre Jandarma Komutanı olan Cemal Temizöz (Metin) binbaşı atandı. Bu
jandarma komutanı, henüz Cizre’de yüzbaşı rütbesinde görev yaparken, kendisine
verilen geniş yetkilerle Özel Savaşta epeyce tecrübe sahibi olmuştu.
Diyarbakır’a atanmadan önce, görev yaptığı Cizre ve çevresinde kaç kişinin
faili meçhul şekilde kaybedildiğini bilmiyorum. Fakat, kaybedilen insanların
akıbetinden %90’ından bu kişi ve emrinde çalıştırdığı kontra timinin sorumlu
olduğuna adım gibi eminim.

Bazen A.Hekim Güven ile dedikodu tarzında konuşurken, bu
şahıs Cizre çevresinde 7 kişiyi birlikte nasıl kör bir kuyuya attıklarını,
örgüte ait sığınaklara insanları nasıl indirip sonra sığınakta bomba ile imha
ettiklerini, bazı insanların evlerinin temeline nasıl anti-tank mayın döşeyip
patlattıklarını soğukkanlı olarak anlatıyordu. Tabii ki tüm bu insanlık dışı
faaliyetler Cemal Temizöz’ün emir ve direktifleriyle gerçekleştirilmişti.
Diyarbakır’daki JİTEM’in başına atanınca Susurluk Olayı sonrasının taktiğine
uygun olarak, O da; araziye uymuştu. Cizre’de iken yeterince “nüfus
planlaması” yapmıştı. Artık yukarıdan gelen talimata uygun olarak, “asli
istihbarat” görevine dönmüştü. Emrindeki personele devamlı yeni talimatlar
vererek adımlarını daha dikkatli atmaları gerektiğini hatırlatıyordu. Örgütü çözebilecek
nitelikte bilgileri elde etmeye çalışıyordu.

Bu esnada, Şemdin SAKIK’ın Güney Kürdistan’da yakalanıp
Diyarbakır’a getirilmesi Temizöz’ün işine yaramıştı. Haftada bir iki kez
“ŞEMO”yu cezaevinden çıkarılıp, Saraykapı’ya getiriliyor ve kapalı
kapılar ardında görüşmeler yapılıyordu. Bu görüşmelere A. Hekim Güven de dâhil
ediliyordu. Metin binbaşı kendi grubuna insan avlamayı veya yargısız infazı
yasaklamıştı. Ancak, bizimle aynı binada kalan JİTEM Timi’nin başındaki Zahit
Engin yüzbaşı yine boş durmuyor, “faili meçhul”lere devam ediliyordu.
Bu faaliyetlere benim çalıştığım JİTEM Grup Komutanlığının personeli dâhil
edilmiyordu. O esnada Diyarbakırlı bazı işadamlarının arasında bilmediğim bir
sebepten dolayı çekişme yaşanıyordu. Diyarbakır Söz TV ve Gazetesinin ve
Altındağ İnşaat şirketinin sahibi Mehmet Ali Altındağ ve Kaya İnşaat’ın sahibi
Ali İhsan Kaya arasında bir çatışma başlamıştı.

Jandarma Bölge Komutanlığı sorgulamasında görev yapan Ali
Kaya (Mutkili Ali) ve A. Hekim Güven, Ali İhsan Kaya’nın tarafını tutup,
Altındağ’ın aleyhinde üst makamlara sahte ve asılsız suçlayıcı raporlar
sunuyorlardı. Bazen Altındağ’ın PKK’ye yardım ettiğini, bazen de Hizbullah’ı
örgütleyip finanse ettiğini söylüyorlardı. Her akşam A.İhsan Kaya’nın Elazığ
yolu üzerindeki Kaya Tekstil’e gidip birlikte yiyip-içiyor ve Altındağ’ı mahvetmek
için plan yapıyorlardı.

Bir gün A.Hekim Güven beni de Kaya Tekstil’e götürdü. O
sırada banka kredi kartımdan dolayı zor durumdaydım. Güven bu konuyu A.ihsan’a
açmıştı ve yardımcı olmasını istemişti. A.İhsan Kaya bana 145 milyon TL vererek
bununla kredi kartı borcumu kapatmamı istedi. Daha sonra konuyu Altındağ
meselesine getirip, bu konuda kendilerine yardımcı olmamı istedi. Ben M.Ali
Altındağ’ı hayatımda görmemiştim. Kaya’ya “bu konuyu düşüneceğim”
deyip oradan ayrıldık. Sonra, METİN binbaşı beni ve Kemal Emlük’ü Elazığ yolu
üzerindeki Altındağ Turistik Tesislerine gönderip burada Hizbullah’cılara ait
dershane bulunup bulunmadığını araştırmamızı istedi. Çevrede yaptığımız
araştırmaya göre; Kur-an kursuna benzer bir Vakıf’ın varlığını tespit ettik. JİTEM’leçalışan
Hıdır Altuğ (Tayfun) Ali İhsan Kaya’ya özel koruma görevlisi olarak verilmişti.

JİTEM NEDİR, NE DEĞİLDİR?

JİTEM (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele) teşkilatının
kuruluş fikri, bildiğim kadarıyla 1989’larda Korgeneral Hulusi Sayın, Cem
Ersever, Hüseyin Kara ve Aytekin Özen adlı jandarma subayları tarafından üst
makamlara önerilmiş ve onay alınarak hayata geçirilmiştir. İsmi geçen
kurucularla aynı fikirde olan birçok subay ve astsubay daha sonra bu çatı
altında toplanıp görevi birbirine devrederek faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Veli Küçük, Arif Doğan, Abdülkerim Kırca, Ali Yıldız, adlı
subaylar ile Rasim Kara, Şaban astsubay adlı astsubaylar da bu teşkilatın ilk çekirdek
kadrosu arasındaki yerlerini almışlardır. JİTEM de fiilen görev alan
komutanlardan başka bu organizasyonu destekleyen üst düzeydeki subaylar vardır:

Olağanüstü Hal Bölgesinde görev yapan paşalardan; Hulusi
Sayın, Hikmet Köksal, Hasan Kundakçı ve Necati Özgen bu teşkilatı “Terörle
Mücadele” adı altında yönlendirmiş, maddi ve manevi olarak
desteklemişlerdir.

Ayrıca; politikacı ve üst düzey devlet görevlilerinden OHAL
bölge Valileri; Hayri Kozakçıoğlu ve Ünal Erkan ile zamanın başbakanı DYP
lideri Tansu Çiller aleni olarak JİTEM’i her yönüyle destekleyenler
arasındadırlar. Bu teşkilatta 2-4 yıl görev yapan subaylar dönüşümlü olarak
görevi birbirlerine devrederler. Bu subayların hepsi de gençlik dönemlerinde
Ülkü Ocakları ve benzeri faşist örgütlerde faal olarak yer almış veya aynı
görüşü paylaşmış olanlardan seçilmişlerdir. Hepsi de; İzmir-Foça’da komando
eğitimi ve özel kurslardan geçmiş olup birçoğu da Amerika ve başka ülkelerde
özel kurslar görmüşlerdir. Bunlar; Türkiye’deki Özel Harp Dairesi’ne
bağlıdırlar.

JİTEM TEŞKİLATININ KURULUŞ ŞEMASI

1-İSTİHBARAT BAŞKANLIĞI (Ankara’da ve Jandarma Genel
Komutanlığı’na bağlı)

2-JİTEM GRUPLAR KOMUTANLIĞI (Ankara-Aydınlık Evler)

A-DİYARBAKIR JİTEM GRUP KOMUTANLIĞI (Diyarbakır)

1-Diyarbakır JİTEM Tim Komutanlığı

2-Batman JİTEM Tim Komutanlığı

3-Mardin JİTEM Tim Komutanlığı

4-Elazığ JİTEM Tim Komutanlığı

5-Van JİTEM Tim Komutanlığı

6-Silopi JİTEM Tim Komutanlığı

7-Hakkari JİTEM Birim Komutanlığı

DİREKT OLARAK JİTEM GRUPLAR KOMUTANLIĞINA BAĞLI TİMLER:

1-İstanbul JİTEM Tim Komutanlığı

2-Ankara JİTEM Tim Komutanlığı

3-Mersin JİTEM Tim Komutanlığı

4-Adana JİTEM Tim Komutanlığı

5-Samsun JİTEM Tim Komutanlığı

6-Sivas JİTEM Tim Komutanlığı

7-Erzurum JİTEM Tim Komutanlığı

8-İzmir JİTEM Tim Komutanlığı

9-Antalya JİTEM Tim Komutanlığı

İstihbarat Başkanlığı görevinde bir General, Gruplar
Komutanlığı görevinde bir albay veya Yarbay, Grup Komutanlığında, bir binbaşı
ve Tim komutanlıklarında bir yüzbaşı veya kıdemli üsteğmen rütbesindeki
subaylar görevlendirilmiştir. Bu komutanların kendi yardımcıları vardır.
Yardımcılar da subaylardan seçilirler. Her grup veya timde görev bölümüne göre;
astsubaylar, uzman çavuşlar, sivil askeri memurlar ve erler mevcuttur.

Gruplar Komutanlığı, Grup Komutanlığı ve Tim’lerde; İdari
Kısım ve İstihbarat Kısmı vardır. Genellikle idari kısımda ihtiyaca göre 2-3
astsubay idari işleri yürütür. Bunların emrinde; şoför ve evrak işleriyle
uğraşan bir-iki uzman çavuş bulunur. İhtiyaca göre birkaç asker, şoför,
komutanın postası, çaycı ve teşkilatın diğer işleri için alınır. Bütün personel
sivil giyimlidir. Saç sakal bırakmak ihtiyaca ve görevin cinsine göre
serbesttir. JİTEM’e personel tayınında özellikle Kürdçe bilenler tercih
edilmektedir.

Ayrıca yöredeki sivil kişiler arasından birçok şahıs da
“haber elemanı” yani “muhbir” olarak çalışır ve JİTEM’e
bilgi akışını sağlar. Bunların kimliği gizli tutulur. Her muhbirin bir kod
numarası vardır. Bu muhbirlere getirdiği haberin, önem ve derecesine göre
örtülü ödenekten para verilir. Bu paraların sarfı JİTEM komutanının tasarrufundadır.
Ödemeler makbuz karşılığı yapılır. Bu makbuz koçanları, komutanın şifreli çelik
kasasında muhafaza edilir. JİTEM arabalarına benzin alınırken de Petrol
Ofisi’nin çek koçanları kullanılır. Her ay ihtiyaca göre JİTEM’e bu çeklerden
gelir.

JİTEM’e Jandarma Genel Komutanlığı tarafından tahsisi edilen
araçlar sivildir. Bu araçlara duruma göre sahte plakalar takılır. Her görevden
sonra genellikle eski plaka çıkarılıp başka bir plaka takılır. Bu işlem; aracın
plakasının başkalarınca alınmış olması ihtimaline karşı tedbir olarak yapılır.
JİTEM’e ait her arabada oranın en yetkili komutanı tarafından imzalanmış ve
resmi mühürlü bir “araç görev kartı” bulundurulur. Polisin aracı
durdurması halinde, bu kart gösterilir ve oradan rahatça geçilir.

JİTEM’de istihbarat ve terörle mücadelede kullanılmak üzere
tahsis edilmiş olan silah ve araçlar:

1-Telsiz

2-Tabanca

3-Uzun namlulu silahlar

4- El bombaları ve tüfek bombaları

5- Dinleme cihazları

6-Gece görüş dürbünü

7- Susturucular

8-Çelik boğma telleri

9-İçerisine kamera monte edilmiş bond elçantası

10-İçerisine MP-5 suikast silahı monte edilmiş bond
elçantası

11-Kamera (video kamera, bir bondçanta içerisine
monte edilmiş kamera)

12-Telsiz tarayıcısı

13-Balistik muayenesi mümkün olmayan özel mermiler

14-Siyanür zehir

15-C-4 plastik patlayıcılar

16-Birçok telefon konuşmasını aynı anda kayda
geçebilen telefon dinleme cihazı( bu cihaz 1998 de JİTEM’e tahsis edildi.)

JİTEM’de bölgenin sosyal, coğrafi ve siyasi haritaları
vardır. Ayrıca bölgenin aşiret yapısı, sosyal ve siyasi yapısı dokümanter
olarak ayrı ayrı dosyalarda muhafaza edilmektedir. PKK’nin örgütsel şeması
(güncelleştirilmiş son hali), örgüt elemanlarının adları, kod adları ve
görevleri, Örgütün; yerleşim yerleri, geçiş yolları, konaklama ve kamp
yerlerinin güncel olarak işlenmiş haliyle dosyalanması gibi çalışmalar
mevcuttur. Bölgedeki tüm aşiret reisleri ve korucu başlarıyla irtibat vardır.
Basında bazı yazar ve gazetecilerle irtibat vardır.

Psikolojik Harekât çalışmaları çerçevesinde bazen sahte örgüt
bildirileri yayınlanarak bunlar el altından sağa sola bırakılır. Amaç; halkın
örgüte olan güvenini sarsmaktır. Bazen de örgüt tarafından infaz edilmiş olan
savaşçıların sağlıklarında yazdıkları günlükler kitap haline getirilerek
özellikle üniversitelerde dağıtılır. Malatya Üniversitesinden örgüte Cizre
bölgesinden katılıp, Cudi’de Kara Ömer tarafından işkence ile “ajan”
suçlamasıyla infaz edilen Asiye Deniz, Hayati Kaytan ve beş gencin yaşadıkları
olaylar acıklı bir tema ile işlenerek, kitap haline getirilip bastırılmıştı.
Daha sonra bu kitap bedava olarak Dicle Üniversitesi ve başka okullarda
dağıtıldı.

Yine; “Psikolojik Harekat Kuralları” gereği, video
kasetleri kiralayan yerlerden, kiralık alınan kasetlere montajlanan Abdullah
Öcalan görüntüleri ve bu görüntülere bazı konuşmalar monte edilip iade
edilmesi. Halk arasında sevilip sayılan ve örgütle bağlantısı olan önemli
şahsiyetlerin özel telefon konuşmalarına bazı konuşma montajları yapılıp halka
dinletilmesi.

Yukarıda saymış olduğum faaliyetlerin yanı sıra, en etkili
yöntem olan kaçırma, sorgulama ve infaz edip cesetleri kaybetme çalışmaları
JİTEM’in çokça başvurduğu bir faaliyettir.

JİTEM FAALİTETLERİNİN ANA MANTIĞI:

1-    
Siyasiler, kendi
menfaatlerini düşünüp, örgütle etkili mücadele kanun ve yönetmelikleri
meclisten çıkarmıyorlar.

2-    
Devletin üst
tepesindekiler, hıyanet ve delalet içerisindedirler.

3-    
TC’nin terörle
mücadelede kalıcı, akılcı ve stratejik bir program ve planı yoktur, günübirlik
mücadele yöntemleri uygulanmaktadır,

4-    
Güvenlik Kuvvetlerince
ele geçirilen militanla, savcılar tarafından ya serbest bırakılmakta, ya da, az
bir cezayla kurtulmaktadırlar,

5-    
Cezaevine sempatizan
olarak girenler kısa sürede kemikleşmiş bir militan olarak dışarıya çıkmaktadır.
Cezaevleri birer örgüt kampı görevi görmektedir.

6-    
Normal askeri
birliklerle gerilla mücadelesi veren örgütün karşısında başarılı olmak mümkün
değildir. Bu yüzden onlarla savaşacak anti-gerilla güçlerine ihtiyaç vardır.

7-    
Örgüte katılımlar
gün geçtikçe artmaktadır. Bu katılımları önlemek veya en aza indirmek için
bazılarını öldürüp, cesetleri sonradan görülecek biçimde araziye atmak.

8-    
Her türlü baskı ve
yasaklamaya rağmen örgüte olan halk desteği artmaktadır. Bunu önlemek
maksadıyla, halka gözdağı verilmesi gerekmektedir. Halka önderlik eden, halk
arasında sözü geçerli olan bazı şahsiyetlerin ortadan kaldırılması,
yıpratılması, korkutulması vs….

Yukarıda sıralamış olduğum ve başkaca gerekçe ve amaçlarla
JİTEM her türlü yöntemi mubah sayarak kanun dışı faaliyetlerine kılıf uydurmaktadır.
Tabii ki bu örtülü faaliyetler; JİTEM’le aynı mantığı taşıyan birçok üst
rütbeli asker, bürokrat, emniyetçi ve parlamenter tarafından direkt veya
dolaylı yollardan desteklenmektedir.

1990 YLINDAN 1999 YILINA KADAR TANIDIĞIM JİTEM PERSONALİNDEN
ADLARINI HATIRLAYABİLDİKLERİM ŞUNLARDIR

1- Ali Akgöz (İstihbarat başkan- General-Ankara)

2- Veli Küçük ( JİTEM Gruplar Komutanı-Albay-Ankara)

3- Ahmet Cem Ersever (Diyarbakır Grup Komutanı-Binbaşı,

4- Aytekin Özen ( ” ” K. yrd.-binbaşı-İstihkamcı)

5- Abdülkerim Kırca ( ” ” K.- )

6- Ali Yıldız ( ” ” K, “)

7- Cemal Temizöz ( ” ” K. ” )

8- Cahit Aydın ( ” ” K. ” )

9- Nurettin Ata ( ” ” K. ” )

10- Tunay Yanardağ ( ” Tim K. Yüzbaşı )

11- Murat Kırkaya ( ” ” K.” )

12- Zahit Engin ( ” ” K. ” )

13- Abdullah…………… (Mardin ” K. “)

14- Zeki……………….. (Elazığ ” K.” )

15- Kadir Tahir (Batman ” K. ” )

16- Uğur Atalay (Silopi ” K. ” )

17- Musa Sünbül (J.Kd.Yzb.)

18- Osman Aksu (J.kd.Ütğm.)

19- Fatih Arslan (J.Ütğm. )

JİTEM’DE GÖREV YAPAN ASTSUBAYLAR

1- Osman Altıntaş (Başçavuş)

2- İbrahim………. (Başçavuş)

3- Yavuz İplikçi (Başçavuş)

4- Mehmet Çakır (Mahmut)(Başçavuş)

5- Mahzar …….. (Başçavuş)

6- İbrahim Gökçeyrek (Engin)(Başçavuş)

7- Adnan Erdeve (Başçavuş)

8- Mehmet……….. (Başçavuş)

9- Nuri Ates(Oguz) (Başçavuş)

10- Levent…… (AstsbçKdçÜsçvşç.)

11- Seyit (Başçavuş) (Urfa’lı)

12- Necmettin Çekiç (JçMuçAsb.Kd.Bşçvş.)

13- Ali Tellioğlu (J.Asb.Bşçvş.)

14- Seyfullah Cural (J.Asb.Bşçvş.)

15- Ali Savar (J.Asb.Kd.Üçvş.)

16- Ergün Çetin (J.Asb.Kd.Üçvş.)

17- Üzeyir Demirhan (J.Asb.Kd.Üçvş.)

18- Yusuf Arslan (JçAsb.Üçvş.)

19- Ufuk Kırılmaz (J.Asb.Üçvş.)

20- İlhan Tur (JçAsb.Üçvş.)

JİTEM’DE GÖREV YAPAN UZMAN ÇAVUŞLAR

1- Fevzi Yılmaz (Bursalı)

2- Cemal Kılıç (Ankaralı)

3- Yüksel Uğur (Şehmuz) (Elazığ-Palulu)

4- Abdülkadir Öztürk (Adıyamanlı)

5- Mustafa Genç (Yozgatlı)

6- Ali………. (İslahiyeli)

7- Şerif Yıldız (Gaziantepli)

8- Mustafa Uzel

9- Yakup Toprak

10- Recep Kara

11- Murat Kaya

12- Mustafa Genç

13- Tuncay Şahiner

14- Mürsel Gözütok

15- Yavuz Gündoğdu

16- Oktay Yazıcı

17- Ahmet Karaçar

SİVİL MEMURLAR VE İŞÇİLER: (Eski PKK’li-İtirafçılar)

1- Abdulkadir Aygan (Aziz Turan () (Şerif)

2- Ali Ozan soy (Ali Hoca)

3- Fethi Çetin (Fırat)

4- Kemal Emlük (Erhan Berak)

5- Saniye Emlük (Emel Berak)

6- Hasan Adak (Sergen Mert)

7- Hatice Elmas (Eda Esin Mert)

8- Serpil Toprak (Serpil Karaca)

9- Abdülkadir Karataş

10- Mustafa Deniz

11- Hoca (Eski öğretmen-Azeri asıllı- Mardin Timinde görev
yaptı)

ASKERLİK GÖREVİNİ JİTEM’DE TAMAMLAYAN İTİRAFÇILAR

1- Adil Timurtaş

2- Recep Tiril

3- Hayrettin Toka

4- Hüseyin Tilki

RESMİ SIFATI OLMADAN JİTEM’DE ÇALIŞAN İTİRAFÇILAR

1- Abdülhekim Güven ( Fırat Altun)

2- Hıdır Altuğ (Tayfun)

3- Adem Yakın

4- İbrahim Babat (Mete)(Hacı Hasan)

5- Selahattin Görgülü ( Derdo)

6- Hanım Beyaz

7- Mesud Memedoğlu

8- Murat Aydın

9- Murat Demir

10- Alaattin Kanat

11- İbrahim Arslan

12- Muhsin Gül

JİTEM İLE İLİŞKİDE OLAN SİVİLLER

JİTEM teşkilatı, Kürdistan ve Türkiye’de geniş bir
ajan-muhbir ağına sahiptir. Birçok kişi çeşitli nedenlerle JİTEM’in ağına
takılmış, elinden geldiğince hizmette kusur etmemeye çalışıyordu.

Bu insanları incelediğimizde; bir kısmı eski PKK’li, bir
kısmı kanundışı işlerle uğraşmış veya kanun önünde suçlu duruma düşmüş,
devletin işkence tezgâhlarından geçmiş, gözü korkutulmuş, yıldırılmış veya
yaptığı kirli işleri rahatça yürütebilmek için sırtını devlete dayamaktan başka
çare bulamamış, PKK ile düşman duruma gelmiş veya yoksulluk ve çaresizlikten
dolayı bu teşkilata bulaşmış olan insanlardan müteşekkildir. Ajan ve muhbir
ağının içerisinde; avukat, öğretmen, siyasetçi, çiftçi, işveren, öğrenci ve
işsiz-güçsüz birçok insanı görmek mümkündür. Bunlardan tanıdığım ve adını
hatırlayabildiklerim şunlardır:

1- Avukat Ersin Toy ( Yalçınkaya): Diyarbakır-Silvan arasında
köyü bulunan varlıklı bir çiftçi ve Kürd yurtseveri olan Muzaffer Toy’un eşi
iken boşanmış ve dul olarak yaşıyordu. İtirafçı Abdülhekim ve başkalarının
itirafları sonucu yakalanıp bir süre gözaltında sorgulanan bir bayan avukattır.
Sorgulamada; “cezaevindeki PKK’li tutuklular ve dışarıdaki örgüt arasında
kuryelik yapmak” ile suçlanmıştır. Abdülkerim Kırca binbaşının JİTEM grup
komutanlığı görevini yürüttüğü esnada devamlı JİTEM’e uğrar ve komutanla
birlikte eğlence yerlerine giderdi. Komutanla saatlerce kapalı kapılar
arkasında baş başa görüşüyordu. Komutanın örgüt hakkında istediği bilgi ve
belgeleri el altından temin ediyordu. İtirafçı; Abdülhekim Güven ve Mesud
Memedoğlu ile özel olarak görüşüyor ve onların kişisel davalarına ücret almadan
giriyordu.

2- Ömer Gülşeni: Bu şahıs hiçbir işte çalışmıyordu. Babası
Salih Gülşeni, Diyarbakır Hava alanında görevli olarak çalışıyordu. Şehir
merkezinde, Urfakapı ve Çiftkapı denilen sur kapılarının arasındaki mahallede
ailesiyle birlikte oturuyordu. 1992-1994 yılları arasında JİTEM’e, yüksek
okulda okuyan öğrenciler hakkında birçok bilgi ve istihbarı duyum verdi. Daha
sonra bu hizmetinin karşılığı olduğunu iddia ettiği büyük miktardaki
ikramiyesinin verilmediğini savunarak JİTEM komutanlarıyla arası bozuldu. Ara
sıra JİTEM’e dışarıdan telefon açarak tehditler savurur veya hakkı olan
parasını isterdi. Komutanlardan aynı şekilde olumsuz yanıt ve tehditler alınca
durumu Ankara’ya Genelkurmay başkanlığına şikâyet etti. Bu hareketiyle JİTEM
komutanlarının şimşeklerini üzerine çekmişti. Günlerce bu şahsı yakalayıp faili
meçhul edilmek için peşine düşüldü Çok kurnaz olduğundan Jandarma-Polis çelişkisini
ustaca kullanmaya çalışıyordu. Bir gün; kendisini Diyarbakır Postanesi
civarında ekipçe yakaladık. A.Kerim Kırca binbaşı bizzat ekibin içindeydi ve
operasyonu yönetiyordu.

Kendisini üç-dört kişi yakalayıp JİTEM arabasına bindirmeye çalıştık.
Fakat O arabaya binmemek için var gücüyle direndi ve yüksek sesle bağırdı.
Bunun üzerine bu operasyon başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Yine bir gün kendisini
iki JİTEM arabası ve beş-altı personel ile Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü
civarında yakalamaya çalıştık. Caddenin bu tarafından diğer tarafına kaçmaya çalışırken
JİTEM Tim Komutanı kendisini arabayla çarptı. Çok seri bir şekilde yerden
kalkarak yakında bulunan Yenişehir Emniyet Müdürlüğüne girerek elimizden
kurtulmayı başardı. Birçok kez O’nu şehir içerisinde görmemize rağmen,
yakalayıp JİTEM’e getirememiştik. Ne iş yaptığı, kiminle ne amaçla çalıştığı
belli değildi. Kendinden emin bir hali vardı. JİTEM gibi bir teşkilata sanki
kafa tutuyordu.

3- Abdullah Barkın( Keko): Silopili, hali vakti yerinde bir
kişiydi. 1990 öncesinden JİTEM ile ilişkidedir. JİTEM’e geldiği zaman komutanın
makam odasında saatlerce oturup sağa sola telefon açardı. Bu yüzden kendisine;
“oturan boğa” lakabı takılmıştı. Kısa boylu tıknaz bir kişiydi.
Silopi’de oğluna ait “Çimen lokantası” vardır. Özel şoförü ve özel
arabası vardır. Sık sık Güney Kürdistan’a giderek PKK hakkında bilgi toplar ve
bu bilgileri JİTEM komutanına aktarırdı. Aslında JİTEM’den aldığı referansla
silah kaçakçılığı yapardı.

4- Emin Fettahlıgil: Aslen Siverek-Karacadağ taraflarındandır.
Zaza Kürdlerdendir. Diyarbakır merkezde, Lise caddesi civarında oturur. Kızı
Dicle Üniversitesinde, oğlu da Eskişehir Üniversitesi’nde okuyordu. Diyarbakır
şehir merkezindeki esnafları iyi tanıdığı için kimin PKK’li olup olmadığını
biliyordu. Bu esnaflar hakkında JİTEM’e ihbarlarda bulunuyordu. Haftanın birkaç
gününde mutlaka JİTEM’e uğrardı. Komutanlara hediye olarak Karacadağ pirinci
getirirdi.

5- Ramazan Çetin: Mardin-Midyatlıdır. Korucubaşı ve MHP
Midyat ilçe başkanlığı da yapmıştır. Diyarbakır’da PKK’ye karşı yapılan
yürüyüşlerde ön saflarda yer alırdı. Vatandaşların Devletle olan çelişkilerini
hal etmek bahanesiyle onlardan para alır. Mardin çevresinde devlet baskısından
göç eden ailelerin arazilerine el koyar, çevrede yapılan operasyonlara
askerlerin safında yer alarak örgüte karşı savaşırdı.

6- Hazım Babat: Uludere bölgesindeki Goyan Aşiretinin
reisidir. GKK [Geçici Köy Koruyucuları] başıdır. Hilal belediye başkanı
…….Kara’yı bu şahıs ve adamları öldürüp aracıyla birlikte yakmışlardır.
Devamlı bir iki korumasıyla birlikte gezer. Son dönemlerde JİTEM komutanı
yerine direkt olarak OHAL valisi Ünal Erkan ve Asayiş Komutanı Hasan Kundakçı
ile görüşme yapardı.

7- Kamil Atak: Bir dönem Cizre Belediye Başkanlığı yaptı. GKK
başıdır. Sık sık JİTEM’e gelip komutanlarla görüşürdü.

8-Tahir Adıyaman: Jirki Aşireti reisidir. Daha önce kendi
köyüne yakın bir yerde bir manga askeri pusuya düşürüp bir kac tanesini
öldürmüştü. Bu olaydan dolayı devlet tarafından aranıyordu. PKK’nin aşiretinden
yedi kişiyi katletmesinden sonra PKK’ye savaş açtı ve bundan dolayı da devlet
tarafından kabul gördü. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile bile onunla
görüştü. Bu görüşmeye JİTEM aracı olmuştu. Kendisiyle bazen baş başa
görüştüğümde: aslında kendisinin Kürt Milliyetçisi olduğunu, fakat PKK’nın
yanlış eylemleri yüzünden devletle işbirliği yapmak zorunda kaldığını
söylüyordu.

9- Abdurrahman ve Fethullah Tan kardeşler: Aslen Dicleli olup
Diyarbakır’da mutahitlik yaparlar. Ensarioğulları’nın akrabası olduklarını
söylüyorlardı. Daha çok Abdülhekim Güven vasıtasıyla JİTEM ile ilişkide idiler.

10- İsmail Tulukçu: Cizreli’dır. Lise caddesinde inşaat
şirketi vardı. Diyarbakır Belediyesine ait Anıt ParkÇevre düzenlemesi ihalesini
Abdülhekim Güven sayesinde aldı. Mersinde kendisinin ortak olduğu Mazda bayii
vardır.

11- Naci Sapan: Hürriyet Gazetesi Diyarbakır Muhabiridir.
Abdülhekim Güven ile ilişkide idi. A.Hekim Güven’e sahte basın kartı temin
etmişti.

12- Hasan ve Abdurrahman Özalp kardeşler: Diyarbakır Dağkapı
civarında “Özalp inşaat şirketleri vardır. Cizrelidirler. Hem JİTEM
komutanıyla, hem de Abdülhekim Güvenle ilişkileri vardı.

13- Recai………… (Zahir Karadeniz’in yeğeni): Aslen
Silvanlı olup, M.Zahir Karadeniz’in yeğenidir. Diyarbakır’da TMO’nin (Türkiye
malzeme Ofisi) arkasında kendilerine ait apartman katı var. Bu genç, başta
JİTEM olmak üzere MİT’le, Emniyet İstihbaratıyla ve MHP ile ilişkidedir.
Herhangi bir işte çalışmaz.

14- Muhsin Topçu: Silvanlı. Babası Abdülkadir Topçu MİT’in
resmi elemanıyken Silvan’daki bir kıraathanede PKK’li militanlar tarafından
silahla öldürüldü. Baba oğul Silvan’da Zahir Karadeniz’le birlikte MHP İlçe
Başkanlığını kurup yaşatmaya çalışıyorlardı. Babası öldürülünce MİT’deki görevi
kendisi üstlendi. MİT, JİTEM ve Başka resmi kurmuşlarla ilişkideydi. İşi gücü
PKK’liler hakkında elde ettiği duyumları devletin istihbarat örgütlerine
aktarmaktı. Sık sık Diyarbakır’a gelip gider. Evi Silvan’dadır.

15-M.Zahir Karadeniz: Aslen Silvanlıdır. 1980’li yıllarda PKK
sempatizanı iken, İtirafçı Ali Ozansoy’un ifadesi üzerine devlet güçleri
tarafından gözaltına alınır ve ajanlaştırılır. O günden beri PKK’ye karşı
devletle birlikte çalışır. Eski Jandarma Alay komutanı İsmet Yediyıldız’la
arası çok iyiydi. Bir süre Diyarbakır’da ikamet etti. Sonra Yalova’ya, oradan
da İzmir’e göç ettiğini öğrendim. Üst düzey MHP’lilerle ilişkisi vardı.

16-Ali İhsan Kaya: KAYA İnşaat ve Tekstil’in sahibidir.
Mutkili Ali Astsubay (Ali Kaya) ve Abdülhekim Güven aracılığıyla JİTEM ve diğer
askeri rütbelilerle ilişkideydi. Kendisine rakip olarak gördüğü İş adamı
Altındağ Şirketinin sahibi Mehmet Ali Altındağ’ı saf dışı etmek için askeri
yetkililere uydurma bilgiler ve para veriyordu. Kendisini korumak amacıyla
itirafçı Hıdır Altuğ’u koruma olarak yanında gezdirirdi.

17- Erkut Ersoy : İstihbarat Uzmanı olarak çeşitli
operasyonel görevlerde yer alırdı. Ancak İstanbul ve Ankara Bölge tarafından
görevlendirildiği için ne gibi gizli görevler yaptığı konusunda detaylı bilgi
bulunmuyor. Eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’in ekibindendir.

JİTEM’İN ADAM KAÇIRMA VE SORGU-İNFAZ YÖNTEMLERİ

JİTEM, örgüt ve örgüt elemanları hakkındaki bilgiyi birçok
kanaldan alabilme imkânına sahiptir, örneğin:

1- Ajan-muhbirler vasıtasıyla.

2- Diğer güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının elde
ettiği duyumları paylaşma.

3- Teknik dinleme vb. cihazlardan elde edilen
bilgiler.

4- Yakalanan veya teslim olan örgüt mensuplarının verdiği
bilgiler.

5- legal veya illegal sorgulama sonucu elde edilen
bilgiler.

6- JİTEM personelinin bizzat yaptığı istihbarat çalışmalarında
elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi gibi…

Yukarıda saymış olduğum yöntem ve kanallar vasıtasıyla tespit
edilen örgüt mensubu veya “işbirlikçilerinin’ ev ve iş adresleri, varsa
otolarının plakası, işe gidiş-dönüş saatleri, kısacası kişi hakkındaki tüm
kişisel ve sosyal bilgiler toplanır. Şahıs bir süre izlenir. Tüm istihbarı
bilgiler tamamlandıktan sonra, hedef şahsın peşine ekip görevlendirilir.
Şartlara ve ihtiyaca göre, personel görevlendirilir. Görevlendirilen ekip,
riske girmeden, sahsı en elverişli anda, kendisine sivil polis süsü vererek araca
bindirir. Eğer hedef, arabaya binmemek için direnirse, şahsa karşı duruma göre
şiddet uygulanır. Araca bindirilen şahıs aracın arka, orta koltuğuna oturtulur.
Her iki tarafında da birer personel oturur. Şahsın başı öne eğdirerek çevreyi
görmesi engellenir. JİTEM’e yaklaşıldığında şahsın gözleri bir bez bantla
bağlanır. Bundaki maksat, yakalanan şahsın nereye götürüldüğünü görmesini
engellemektir. Elleri de arkadan bağlanır veya kelepçelenir. Mümkün olduğu
kadar kimse görmeden şahıs JİTEM’in kapısından içeri alınır ve hücreye konulur.
Şahsın konumuna göre hemen veya daha sonra sorgu faslına geçilir.

Duruma göre, bazen JİTEM komutanı bizzat sorguya katılır ve
kendi elleriyle işkenceli sorgu yapar. Ayrıca, istihbarat astsubayı ve uzman çavuşlar
ile sivil memur olarak JİTEM kadrosuna alınan eski örgüt mensupları da bu
sorgularda danışman/tercüman olarak görev alır. Sorgu odasında bulunan
personelin hepsi şu veya bu oranda dayak ve işkenceye iştirak etmek
mecburiyetindedir. Orada duygusallığa yer yoktur. Asli görevi ne olursa olsun,
oradaki herkes “suç ortaklığı yapmalıdır” ilkesi geçerlidir. İşkence
yapmayan personele, amirleri tarafından şüphe ile bakılır.

Sorgudaki İşkence sınırsızdır: Kaba dayak atma, Filistin
Askısı, sorgudaki kişinin ayaklarından tavana asılması, ayaklarına araba
lastiği bağlanıp tavana asılması, çırılçıplak soyularak vücudunun üzerinde
sigara söndürülmesi, üzerine soğuk su dökülmesi, günlerce aç ve susuz bırakmak,
tehdit ve şantaj, küfür ve hakaret vb. yöntemler uygulanır.

1990 yılından başlayarak, JİTEM tarafından illegal olarak
kaçırılan ve sonra infaz edilen birçok kişinin üzerinde bu işkence yöntemleri
uygulandı. Kendiliğinden çözülen ve bildiği her şeyi itiraf edenlere dayak
atılmaz ve yumuşak davranılırdı. Gerekli bilgiler alındıktan sonra onlara da
her türlü hakaret yapılırdı. Bazı JİTEM görevlileri tarafından bunlara da
“nasıl olsa PKK’li teröristtir” denilerek dayak atıldığı da oluyordu.

İşkenceli sorgulamada istenilen bilgiler alındıktan sonra
şahıs, kablo veya iple boğulmak veya arazide kafasına kurşun sıkılmak suretiyle
infaz edilirdi. Öldürülen kişi ya halka korku salmak maksadıyla açık araziye çuval
içerisinde atılır, ya da rastgele kazılan bir toprak çukura gömülürdü. Bazıları
da cesedin bulunmaması için bir göle veya nehre ağırlık bağlanıp atılırdı.

Mesela; Silopi’nin Körtik köyünden Hasan adlı şahıs, Elazığ
JİTEM Tim Komutanlığında boğulduktan sonra çuval içerisinde Hazar Gölü’ne
atıldı. Bu sahsı yakalatan kişi, akrabası olduğundan cesedin bulunması
istenmiyordu. Ayrıca Hasan adlı şahıs, güpegündüz Silopi’nin girişinde ve
oğlunun gözleri önünde yakalanıp JİTEM’e götürülmüştü. Bu yüzden JİTEM cesedin
ortaya çıkmasını istemiyordu.

Vedat Aydın olayında ise tersi bir taktik izlenmiştir: Bu
olayda ise Kürd halkına açıktan bir korku mesajı verilmek istenmiştir. Eğer
bunu amaçlamamış olsalardı, O’nu, bir daha bulunamayacak bir yere
gömebilirlerdi. Ayrıca, Vedat Aydın olayında provokasyon ve kitle katliamı da
amaçlanmıştı. JİTEM Grup Komutanı Cem Ersever’in cenazenin kaldırıldığı gün kendi
personelini dışarı çıkmamaları için uyarması anlamlıdır. Demek ki Ersever, o
gün halkın üzerine jandarmalar tarafından ateş açılacağını da biliyordu. Bu
yüzden mahiyetindeki personeli uyarmıştı.

Musa Anter olayında ise başka bir taktik uygulanmış ve bir taşla
iki-üç kuş avlanmak istenmişti. O güne bir göz atalım:

1- Cem Ersever, eski PKK’li İtirafçı Mustafa Deniz
ve yine eski PKK’li Neval Boz’u yanına alarak Ankara’dan Diyarbakır’a geliyor,

2- Mustafa Deniz’i kendisinin daha önce “bu
sakallıyı hiç sevmiyorum” dediği Yeşil’in emrine veriyor. Kendisi yanına
Neval’ı alarak, “Adıyaman-Nemrut Dağı’na telsizle PKK’lilerin yerlerini
tespit etmeye” gidiyor(!)…

Bölgede Ersever’den başka o işi yapabilecek görevli
yok muydu ki, kendisi ta Ankara’dan gelip Nemrut Dağında PKK’li avına çıkıyor?

Varsayalım ki, telsiz dinleme işi bahaneydi, Neval
ile baş başa gözlerden uzak bir gün geçirmek istemişti. Peki bu işi ille de
Musa Anter’in vurulacağı güne mi denk getirmeliydi?

Ersever böyle davranmakla, resmi sıfatlı bir üst
düzey askeri görevli olarak kendisini kıyıya atıyor, işin içinde görünmek
istemiyor.

3- Anter olayının Diyarbakır JİTEM komutanının
izinde olduğu güne denk getirilmesi yine bir tesadüf müdür?

Kendisinin yerine vekalet eden Tim komutanı binbaşı
Savaş Gevrekçi’nin olayın plan aşamasında ve olay anında mahiyetindeki bir
sivil memur olan Ali Ozansoy’a (itirafçı-eski PKK’li) ana telsizin başında
beklemesi için neden görev verilmiştir?

Emrinde çalışan personel henüz mesaide iken, binbaşı
mesaisini bitirip evine gitmiştir.

4- Ve, PKK’den ayrılmış olan Cemil Işık (Hogir) ile
tetiğiçeken Şırnaklı Hamit diğer itirafçı memurlarla birlikte Yeşil’in emrine
niçin verildi?

Henüz resmiyette devlete teslim olmuş olarak
görülmeyen, kamuoyunda hakkında sansasyonel yayınlar yapılmış olan Hogir ve
resmen JİTEM’in sivil memur kadrosunda görev yapanlar neye dayanılarak Yeşil
gibi ipsiz-sapsız ve resmi sıfatı bulunmayan bir kelle avcısının emrine
verilebiliniyor?

Her şey önceden yukarıdaki üst düzey rütbeliler veya
sivil bürokratlarca planlanmış ve programlanmıştır. Bu olayda da:

a- “Kürdü, Kürde kırdırma” politikası
uygulanmıştır.
































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































































b- Olay PKK’nin üzerine yıkılmak istenmiştir. Çünkü
sağlam bir kaynaktan aldığım duyuma göre; “PKK, Musa Anter’i MİT’le
işbirliği yapmaktan dolayı ölümle tehdit etmiştir. Bu tehdit mektubu halen Musa
Anter’in kızı Rahşan hanımda saklıdır”. Bu iddiada bulunan şahıs,
Anterlerin çok yakın aile dostlarından birisidir.