• JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİ DOSYASI /// TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK GELECEĞİ : BÖLGESEL FEDERATİF YAPI İLE BÜYÜME SEÇENEĞİ
  • Yayın Tarihi : 5 Şubat 2017 Pazar
  • Kategori : JEO-POLİTİK & JEO-STRATEJİ


GRAHAM FULLER

TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK GELECEĞİ : BÖLGESEL FEDERATİF YAPI İLE BÜYÜME SEÇENEĞİ

Abd Başkanlık seçimleri, Suriye meselesi ve Astana, Avrupa Birliği'nin geleceği, küresel sermaye ulusal devlet çekişmeleri gibi çok önemli gelişmelerin yaşandığı hassas ve farklı bir sürecin Türkiye'ye yansımaları ne olabilir? Türkiye yeni anayasa taslağı ile en önemli gündemlerinden birini yaşıyor. Türkiye'nin üniter yapısı federatif bir sisteme yönelebilir mi? Bunun cevabını kesin olarak vermek mümkün değil fakat tabiiki bir takım saptamalarda yapılabilir. Türkiye'nin yüz ölçümü federasyona müsait değildir argümanıda doğru değil örneğin Almanya Türkiye'den daha küçük bir yüz ölçümüne sahiptir fakat eyalet sistemiyle yönetilmektedir. Siyasi tarih analizi sosyal bilimler için bir laboratuvar olduğundan başvurabileceğimiz önemli kaynak Osmanlı İmparatorluğu olacaktır. Çünkü Türkiye, bu İmparatorluğun bakiyesi bir Cumhuriyet'tir . Osmanlı'da eyalet modeli ile yönetilir eyaletlerin başında Valiler vardır. Bu sistem devlet güçlü dönemindeyken iyi işlerken devletin hassas dönemlerinde oldukça büyük problemlere yol açmıştır. Vali Kavalılı Osmanlı'yı üç kez mağlup etti hatta Kütahya önlerine kadar geldi. Paris Barış Konferansında özerklik verilen Eflak Boğdan ve Sırbistan, diğer çoğu özerk eyalet gibi bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yani Türk siyasi tarihi eyalet sisteminin sancılarını derinden çekmiştir.

 

Fakat bir gerçekte vardırki eyalet sistemi günümüzde yerel katılımın verimliliğini arttıran bürokratik yükü hafifleten pekçok ülkeninde uyguladığı modeldir. Örneğin bir vilayette yaşayan kişilerin o vilayet ile kararları kendilerinin vermesi kadar doğal birşey olamaz. Kısacası sancılı bir eyalet geçmişi ile postmodern dönemin büyük başarılarda sağlamış federatif devletler modeli arasında sıkışan bir Türkiye'yi görüyoruz. Yeni Dünya'ya baktığımız zaman Ortadoğu'da dengelerin değişeceği çok açık. Evet ülkelerin şehir devletleri olarak tasnif edileceği bir evreye giriliyor bu sebeple Suriye'nin kuzeyinde de defacto bir kürt yönetimi oluşturulması kanımızca mümkün olacaktır. Çünkü bunu Rusya'da desteklemektedir. 1800'lerden beri Ruslar ve kürt siyaseti iç içedir. 1806-1812 Rus Türk muharebesinde ayaklanan Babanzadelerden başka, Kırım harbinde Bitlis ayaklanması, 1877-1878 yani meşhur 93 harbinde Ubeydullah ve Bedirhan ayaklanması ile Cihan Harbinde Ruslar ile yapılan çarpışmalarda Bitlis ve Irak kürt ayaklanmaları göstermiştirki kürt siyaseti Rus diplomasisinin ürünü olarak doğmuştur.  Kürt kültür ve edebiyatı hakkında önemli ve ilk çalışmaları yapan Ruslardır. Bugünde Rusya'nın bölgede faaliyetleri üsleri olduğu gibi ülkesinde de Pyd'nin irtibat ofisleri bulunmaktadır. Öte yandan Abd'de eskiden beri pkk'yı desteklemekte halen Suriye'de Pyd'ye zırhlı araçlar teslim etmektedir. Özellikle Körfez Savaşından itibaren Oetadoğu'da varlık sebeplerinden yeni bir gelişme kürt siyaseti ve bu siyaseti yönetebilme isteğidir. Suriye'de Pyd halen Abd ve Rusya tarafından terör örgütü olarak ilan edilmemiştir.  Yani Suriye'nin kuzeyi hususunda Abd ve Rusya'nın anlaştığı/anlaşacağı açıktır. Zaten bu durum daha öncede Çeçen meselesi ve Afganistan olaylarında görülmüştü. 

 

Irak'ın kuzeyinde ise ayrı bir kürt yapılanması artık kabul ediliyor. Biz buna Kafkasya'da ki Acaristan'ı da ekleyebiliriz. Yani kürt vilayetlerinin ve Acaristan'ın da yer aldığı bir ittifakın Türkiye ile entegresi Türkiye'de eyalet sisteminin önünü açacaktır. Çünkü artık "yüz ölçümü müsait deği" mottosuda delinmiş olacaktır. Tarihe baktığımız zaman 1915 Bunsen raporu ve 1965 CIA MİT projesi büyüyerek federatif bir sistemi önermekteydi. 1986 Pentagon'u temsilen William Taft ve 1990'ların hemen başında bizatihi Turgut Özal tarafından da gündeme taşınan proje hayata geçirilemedi fakat ilerisi için bir referans noktası oldu. 

 

Ortadoğu'da dengelerin değişmeye başladığını belirtmiştik. İsrail'in kuruluş onayının Anglosakson siyasetinin iktisadi iradesiyle alındığı gerçeği vardır. Pekiyi fosil kaynaklı yakıtlar misyonunu tamamladıklarında İsrail'e ihtiyaç kalacak mı? Dış çevre ve teolojik mezheplere mensup insanların motivasyon kaynaklarının büyük payı dini inançlarıdır bu da Ortadoğu merkezli bir dünya savaşını belirttiğinden önemli ülke ve lobilerin Ortadoğu olmadan bir strateji geliştirmeleri mümkün değildir. Petrol misyonunu tamamladığında bu durum temel gelir kaynağı petrol olan arap ülkelerinin içten parçalanmasından başka bir işe yaramaz. Bu da şehir devletleri modeline uygundur. İşte bu parçalı Ortadoğu'ya önce İsrail hamilik edecek ardından ise Türkiye ile ittifak geliştirme eğiliminde olabilecektir. Zaten bunun mesajı çok öncelerde Cia uzmanlarınca servis edilen ısmarlama kitaplarla verildi. 

 

A) David Passing; İsrail'in Ortadoğu'da büyüme eğilimi göstereceğini Türkiye'nin ise bunu destekleyeceğini yazmıştı. 

 

B) Yeşil Kuşak projesinin mucidi Brezenski Türkiye'nin büyüme eğilimi göstereceğini bu sebeple Rusya ile karşı karşıya geleceğini kitaplarında defalarca yazmıştı. 

 

C) Samuel Hantingon yani dünyaca ünlü proje kitap Medeniyetler Çatışması'nın teorisyeni; Türkiye'nin büyüyeceğini hatta İslam dünyasına önderlik edeceğini vurgulamıştı.

 

D) Cia'dan meşhur Henry Berker Türkiye'nin kürt federasyonu ile büyüyeceğini çok kez yazmıştı. 

 

E) Cia'dan meşhur Graham Fuller kaleme aldığı Türkiye'nin Kürt Meselesi adlı kitapta Türkiye'ye bölgesel bir federasyon önermişti. 

 

Irak ve Suriye'nin federatif yönetime dahiliyetinin ardından Ürdün ve Lübnan'da entegre olabilir. 1958 Irak Ürdün Federe Cumhuriyeti gibi bir uygulama geçmişine sahip ortadoğu tarihi olduğuna göre Ürdün ve kozmopolit yapısıyla dikkat çeken Lübnan'da yeni sistemin birer parçalarıdır. Bu modelin Balkanlar ayağı unutulmamalıdır. Bir süredir Selanik'in Makedonya'ya bağlanma ve Makedonya'yı Balkanların İkinci İsrail'i yapma programı mevcuttur. Geçmişte de İttihatçılar Yahudilere Arzı Mevud olarak Makedonya bölgesini önermişlerdi. 

 

Abd yeni başkanı Donald Trump her ne kadar fosil kaynaklı yakıtları desteklediğini belirtip Suudi Arabistan'ın desteğinide alsa ileride bu kaynak tamamiyle rafa kaldırılacaktır. Çünkü ultra küreselcilerin insan fıtratına müdahale projeleri için bir takım teknolojik projelerin hayata geçmesi şart fakat tabiki bu seçkinler Trump Kraliçe işbirliği ile tamamiyle tasfiye olmazlarsa. ( Bu çok düşük ihtimal olmakla birlikte bir süre evvel İngiliz Kraliyet Mekanizmasıda seçkin ailelerle çekişmeye girdi hatta bu sebeple Kraliçe koruması tarafından "yanlışlıkla" vuruldu) 

 

Şu unutulmamalıdır sınırların fiziksel büyümesi kof veya etkisiz bir büyüme olabilir bunun önüne geçebilmek için Türkiye'nin bu düzende kendi önceliklerini belirlemesi ve uygulamaya koyması önemlidir. Öyle ya da böyle Dünya'da bazı değişiklikler yaşanacak. Fransız İhtilalinin önüne kimse geçemedi. Özel olarak tasarlanan Birinci ve İkinci Dünya ile Soğuk Savaş engellenemedi. Yugoslavya parçalandı kimse engel olamadı. Irak, Libya, Afganistan düştü kurtarılamadı. 

 

Sınırlar değişecek, yeni yönetimler kurulacak bunu önceden okumak ve hazırlıklı olmak kaçınılmazdır. Türkiye bu değişimleri tek başına durduramayabilir fakat bu değişimde menfaati ölçeğinde söz ve pay sahibi olabilir. Bu model; Türkiye'nin piyon olması veya vahşi sömürgeci dünyaya adım atmasından ziyade varlığını olumlu seyirde devam ettirebilme isteği olarak tanımlanırsa rasyonel politik bir tavır sergilenmiş olunacaktır. Pekiyi ulus devlet modelini yaşatma gayreti içine giren Abd ve İngiltere ile ittifak halinde hiçin birtakım tasarılara meydan okunmasın? Gibi makul bir soru da sorulabilir. Abd ve İngiltere'nin yeni tavırları Dünya'da ulusal yapıları yaşatmaktan çok ülkeleri ve coğrafyalarındaki sermaye sistemini kendi ülkeleriyle sınırlı olarak daha etkin devlet gözetimine almaktır. Yoksa Abd ve İngiltere'nin bu yeni ulusal tutumları ile ultra kürselcilerin kozmik projeleri dışında bariz fark yok bunu Trump'ın Pyd'ye hayranlığını dile getirmesi ve İngiltere'nin Türkiye ve Irak'ta yeniden hakimiyet kurmak istemelerinden anlayabiliriz.