Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

ERGUN ÖZGEN : POLİTİKANIN COĞRAFYADA GÖRÜNÜŞÜ 

Coğrafya üzerinde çok ufak yer işgal etmelerine
rağmen, güvenlik ve askeri açılardan 
jeopolitik önem ifade eden bazı mevkiler, küresel düşünme yetenekleri
olan ülkelerce zamanında iyi değerlendirildikleri için, hakimiyet veya
kontrolları  altında oldukları ülkelere
her zaman  gerekli ortamlarda önemli
avantajlar sağlamışlardır…




Bu konuda tarih perspektifinde İngiltere’nin
uygulamaları somut örnekler vermektedir. Bir ada devleti olan bu ülke,
asırlarca, denizleri  kontrol etmek
suretiyle, ticaret  yollarının  denetimini hayati  açıdan bir zaruret kabul etmiştir.  İngiltere’nin kontroluna  almış olduğu kritik  coğrafya kesimleri  dikkate alındığında, bu ülkenin bütün deniz
yollarını asırlardır denetlemekte olduğu da görülür…
 

Özetle, Cebelitarık  Boğazının Atlantik’ten  Akdeniz’e 
geçişi, Ümit Burnu’nun ise, gene Atlantik ile, Hint Okyanusu  bağlantısını tesbit etmekte olduğu, Ayrıca,
Cebelitarık’ı kontrolun, İberik Yarımadası ile, Afrika’ya geçişte  önemli bir avantaj sağlamakta olduğu, siyasi
haritaya bakıldığında net bir şekilde görülmektedir…




Aynı şekilde, Cebelitarık’tan Malta güzergahını
takip ederek, Girit ve Kıbrıs’a kadar uzanan deniz yolu da hem Avrupa ile
Afrika arasında ki geçişlerde bir kontrol ekseni oluşturmakta, hem de Suveyş
Kanalına kadar devam eden deniz yollarının denetimine imkan vermektedir…
   

Suveyş kanalı üzerinden Hint Okyanusu’na uzanan
deniz yoluna dikkat edildiğinde, önemli bir geçit olmasına rağmen, bu kanalın
dolaylı şekilde denetiminin kuzeyde Kıbrıs, güneyden ise Kızıl Deniz çıkışında
Afrika Boynuzu tarafından kontrol edilebileceği 
görülmektedir…Bir diğer anlatımla, Suveyş Kanalı her ne kadar
Mısır’ın  denetiminde ise de, siyasi
konjoktürün  muhtemel gelişmeleri
içinde,Mısır’a karşı hasım politikalar söz konusu olması durumunda,
Suveyş’in  kuzeyden ve güneyden
belirtilen coğrafi bölgeleri elinde bulunduran ülke tarafından engellenmesi
mümkün olabilecektir….Dolayısı ile hem Kıbrıs, hem de Afrika Boynuzu bir
şekilde Suveyş’in anahtarı  durumunda
görülmektedir…




İngiltere’nin su yolları konusundaki bakışında,
Hint  Okyanusundan Singapur Boğazına
kadar devam eden  güzergah ile, Atlantik
Okyanusundan Büyük Okyanusa uzanan Macellan Boğazı da aynı düzeyde önem ifade
etmiştir….Falkland Savaşı hatırlandığında, konunun  bu mantık içindeki  önemi daha iyi anlaşılacaktır…Falkland
Adalarının coğrafyadaki konumuna bakıldığında, bu adaların, Atlas  Okyanusundan, Pasifiğe giden su yollarını
kontrol eden önemli bir sıçrama noktasının ötesinde, ayrıca  ikmal noktası açısından bir üs oluşturma
imkanlarına da sahip olduğu 
görülmektedir…




ABD.in güncelleşmekte olan politikaları içindeki
coğrafyadaki yaklaşımlarına dikkat edildiğinde, XIX yy. İtibaren İngiltere’nin
geliştirmiş olduğu coğrafyayı kontrol etmeye yönelik politikaları ile
konunun  örtüşmekte olduğu da
izlenmektedir… ABD.in  soğuk savaş
döneminden bu yana, oluşturduğu ittifaklar 
zinciri hatırlandığında, RİO ANLAŞMASI, NATO, ANZUS ANLAŞMASI, SEATO
ANLAŞMASI, ve sonuçsuz kalmasına rağmen CENTO ANLAŞMASI gibi bağlantıların,
küresel düzeyde, politikanın coğrafyada ortaya çıkan görüntüleri olmuştur…




Soğuk savaş sonrası, Sovyetleri dağılmasını
takip eden süreçte, ABD yeni denklemler içinde coğrafyadaki önemli enerji
kaynakları ile, bunları kontrol ederek, rakip olma durumundaki büyük
ekonomileri de denetiminde tutmaya yönelik modelleri geliştirmeye
çalışmaktadır….NATO’nun genişletilmesi projesi yanında, BOP.ne verilen destek
de gene politikanın coğrafyadaki bir diğer yansımasını oluşturmaktadır…




Her ne kadar 
teknolojinin  gelişmesinin sonucu
ortaya çıkan yeni silahlar, yanında uzayı kontrol ederek dünyayı kontrol
edebilme imkanları da  kabul edilir olsa
bile,bu süreç, coğrafya üzerinde ki kontrol noktalarının etkinliği üzerinde
önemli bir zafiyet yaratmamıştır. Yüksek silah teknolojisinin sağladığı avantaj
daha çok hedef  üzerindeki baskıyı ve
imha kolaylığını sağlaması yönünden önem ifade etmektedir…Ancak, askeri
harekatın ilk  aşaması içinde hedefin
imhasını takiben, işgal safhasında coğrafyanın kontrolu ve işgalin gerektirdiği
bölgede derinlikte ilerleme ile buna bağlı olarak  harekatı destekleyecek  ikmal ve lojistik desteğin ortaya çıkaracağı
sorunlar, büyük çaplı kıta nakilleri ,deniz aşırı harekat konusunda,  okyanuslara açılan kapıları elinde bulunduran
tarafa zaman ve stratejik avantaj 
kazandırmaktadır… Özellikle günümüzde, savaşların asli nedenlerinin
ekonomik çıkarlar olduğu  dikkate
alınırsa, bu hususun da, jeopolitik durumların çok iyi değerlendirilmeleri ile
olan bağlantısını kabul etmek gerekmektedir…




Soğuk savaş günlerinden bu yana temel
prensiplerde çok önemli bir görüş farkı olmamıştır. Okyanuslara açılan geçitler
yanında  kutup bölgelerine kadar yayılan
askeri üslerin tümü aynı amacın içinde görüntüye gelmişdir…




Siyasetin 
hangi zamanda ne gibi sonuçlar getireceğinin hesabını  yanlış yapanlar politikalarının zafiyetini de
sonraki nesillere fatura etmişlerdir. Bu konuda ki örnek ise, Alaska’nın Çarlık
döneminde, Rusya tarafından 1867 de ABD’ye satılmış olmasında  görülmektedir. Tamamen ileri görüş hatasından
kaynaklanan bu uygulama sonunda, bu toprakların ABD.in elinde olması,
Sovyetlere büyük zorluk yaratmıştır…Soğuk savaş döneminde, Alaska’nın  Sovyetler’in elinde bulunması durumunda,
ABD.için kendi coğrafyasında son derece önemli bir savunma zafiyetinin ortaya
çıkmasına neden  olabilecektiği  de bu süreçte dikkate alınmalıdır!…Bu konuda
geçmişteki yanlış, bir asır sonraki politikalarda yansımasının yapmıştır!…Küba
krizi de aynı mantık içinde değerlendirildiğinde, ABD için Sovyet kontrolundaki
bir siyasi oluşumun nasıl bir tehdit yarattığı hafızalardaki tazeliğini
korumaktadır…Özetle, Küba krizinin ortaya çıkardığı endişe, stratejik  hava kuvvetlerinin gücüne, kıtalararası   balistik füzelerin etkinliğine rağmen ,o
tarihlerde Sovyetler füzelerinin, neden Küba’da üslendirilmelerine lüzum  görülmüştür?.. Şüphesiz ki mesafe ne kadar
yakın ise baskın süresi de o kadar kısa olduğu gibi vuruş gücü de o oranda
etkin olabilecektir!




Politikanın coğrafyadaki değişik parametrelerine
tekrar bakıldığında, özetle, her devlet coğrafyanın ve bağlantılarının verdiği
imkan oranında  savunmasını  başka milletlerin topraklarında yapmaya
çalışarak,ulusal çıkarlarını korumanın stratejilerini  geliştirmişlerdir.




Büyük güç merkezleri de bu denklem içinde, küçük
devletlerin toprakları ve kritik coğrafya bölgelerini birer ileri karakol  ve harekat sahalarına destek verecek üs
konumunda tutarak ve coğrafyanın imkanları ile bağlantılı olarak, manevra ve
harekat için kendilerine stratejik derinlik 
sağlamaya çalışmışlardır…




Bir diğer örneği Asya Pasifik bölgesindeki
gelişmeler ile ilgili olarak ifade etmek mümkündür. Bu konuda Vietnam Savaşı da
hatırlandığında, ABD.in altmışlı yıllardan bu yana Asya Pasifik bölgesinde,
Çin’in Okyanusa açılmasını engellemeye yönelik politikalarının izlerini görmek
mümkündür. Siyasi haritaya tekrar bakıldığında, Kore, Tayvan ve Vietnam’a
kadar  uzanan hat, bir şekilde Çin’in
Güney Çin Denizi ile Pasifik’e açılmasını kontrol eden bir stratejik eksen
görüntüsü vermektedir.. ABD, gerek Kore’de, gerek Tayvan üzerinde ısrarlı bir
politika izlemiş ise, konunun  nedenleri
içinde bu  faktörün de iyi analiz
edilmesi gerekmektedir. Uzun süren Vietnam Savaşında, ABD, 58 bin kişilik bir
zayiattan sonra bölgeyi terk ederken, Kore, Tayvan Vietnam ekseninin, bu kere
de Kore, Tayvan Filipinler, Endonezya ekseni üzerinde biçimlendirerek, bölgenin
ileriye yönelik güvenliği ile bir çözüm öngörmüş gibidir!…Kısaca bu hattı
tutarak muhtemel bir Çin, Pasifik yayılma hattına karşı şimdiden bir güvenlik
alanı oluşturmaya çalıştığı da ifade edilebilir…Ancak, son dönemde
Endonezya’nın Çin ile stratejik işbirliğne gişmiş olması  da dikkate alındığında konu,  ABD yönünden 
ayrı bir sorun oluşturmuştur!!!




Jeopolitik nazariyeler içinde, kıtalara hakim
olarak küresel denetimin mümkün olabileceği görüşü yanında, denizlere veya hava
hakimiyetini elde ederek küresel kontrolun sağlanabileceğine ilişkin
nazariyeler uzun zamandır jeopolitisyenler tarafından tartışılmıştır…ABD
günümüzde bütün bu parametrelere uzay hakimiyetini de ekleyerek boyutları  genişletmiştir…Bütün güç ve hakimiyet
unsurlarının yüksek teknoloji  ile
desteklenmesine rağmen çok önemli bir faktör de ortaya çıkmaya başlamıştır…Bu
da İNSAN FAKTÖRÜ olmaktadır….Temelinde ulusal kültür ve ulusal bilinç olan bu
parametre, yabacı işgal ve tahakkümüne karşı bir direnişi  sosyal ve siyasal iradesinde yansıtmaya karar
verdiği durumda, işgal edilen hedef ülkedeki 
müstevlinin politik hedeflerini uzun süre kontrolunda tutabilmesi millet
ömründe son  derece zordur…Bir ordu ile
savaşmak mümkündür. Hatta, yüksek teknolojinin imkanları ile, güçlü orduları da
mağlup etmek  imkan dahilindedir…Ancak
bir ulus, savaşmak iradesindeki kararlılığını gösterirse, o ulus ile savaşmanın
faturası ağır olacağı gibi, o savaşın süresi de milletin ömrü ile orantılıdır.
Vietnam bunun neticesini aldığı son örnektir…Güncelleşmiş hali ile, Irak savaşı
giderek bir halk savaşı niteliğini aldığı takdirde bunun süresinin de Irak
milletinin ömrü ile oranlamak gerekecektir!…




Genellikle küresel güçler, politikalarının
coğrafyadaki  etkinliklerini sağlamak
için, askeri yöntemlerin dışında kitle haberleşme araçlarından azami düzeyde
yararlanarak, hedef ülkenin inanç ve tutumlarında  yönlendirici metodlara da yer vermektedirler.
Yukarıda örnekleri verilmeye çalışılan, politikanın coğrafyada görünen
hedefleri paralelinde, konu Türkiye açısından 12 ada ve Kıbrıs ile bağlantılı
bir örneğe taşınırsa,konunun gelecek için neler ifade edebileceğini millet
ömründe ve temennilerin ötesinde reel politikanın verilerine göre düşünmek de
gerekmektedir…Her ne kadar bir AB. sürecinde iyi niyetli görüşler ve temenniler
belli çevrelerce sürekli olarak kamu oyuna sunulmakta ise de, AB.iç
dinamiklerine  ön yargısız bakıldığında
DOLAR,EURO mücadelesinin AB içinde, özellikle Fransa ve Almanya ekonomilerinde
önemli sıkıntıları çıkarmakta olduğu , yabancı basında yer almaya başladığı da
izlenmiştir!..




Geleceğin, küresel politikalar içinde nerelere
kayacağı da belli değildir.Türkiye’nin güvenliği konusunda, denizlere açılan
kapılarından Çanakkale Boğazı, Limni Adası tarafından,  İzmir Limanı çıkışı ise, Sakız ve Midilli
adası ile diğer adalar tarafından, Mersin limanı ile İskenderun limanı ise
,Kıbrıs adası tarafından tespit edilmeye müsaittir…Bu adaların Türkiye karşıtı
bir hasım ülkenin elinde olması durumunda, Türkiye’nin Ak Denize açılma
imkanlarında ve ticaret yollarının güvenliğinde 
önemli zorluklar ortaya çıkabilecektir!…Son dönemlerde, Türkiye’de
türetilen ver kurtulcu takım ile, fikri şahsiyetlerini dışarının ipoteğine terk
eden birtakım STATÜ VERİLMİŞ STANDARTSIZLARIN,     POLİTİKANIN COĞRAFYADAKİ görüntülerine
tarih sürecinde, devlet ciddiyeti olan ülkelerin,  bu güne kadar nasıl bakmış olduklarını
görmeleri, hafızalarının yerine gelmesi bakımından gerekmektedir….




ERGUN ÖZGEN


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış