Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KAYNAK : https://tammakale.com/2018/11/abdli-yazardan-turkiyenin-sinirlari-yakinda-degisecek-iddiasi-iyi-oku-canim-turkiyem/?fbclid=IwAR38gT0J26OjNMg7DRa6ktWgnHxdwrPrKMR99bmNT1sPIDpabdlVdA8P21Q


ABD’li yazardan
‘Türkiye’nin sınırları yakında değişecek’ iddiası


Amerikalı neo-con yazar Michael Rubin’e göre
Türkiye’nin bölünme sürecinin psikolojik aşaması tamamlandı ve Erdoğan tarihe
‘kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan kötü adam’ olarak geçecek.


15 Temmuz darbesini önceden yazan Amerikalı neo-con
yazar Michael Rubin, Türkiye’nin bölündüğünü, ancak henüz Kürtlerin ayrı bir devlet
mi kuracakları yoksa Türkiye’nin içinde bir federasyon mu olacaklarının belli
olmadığını öne sürdüğü bir yazı kaleme aldı. Rubin’e göre Türkiye’nin bölünme
sürecinin psikolojik aşaması tamamlandı ve Erdoğan tarihe ‘kibiri uğruna
Türkiye’yi yıkan kötü adam’ olarak geçecek.


Rubin yazısını şöyle bitirdi: “Türkiye parçalara
ayrılmış durumdadır. Sınırları yakında değişecek; tek mesele bölünme iki ayrı
devlet şeklinde mi olacak yoksa Türkiye’ye dahil bir federasyon mu henüz belli
değil.


Erdoğan kendisini büyük bir lider ve yeni Atatürk
olarak görüyor olabilir. Fakat Atatürk modern Türkiye’yi inşa ederken, Erdoğan
onu yıkmaktan başka bir şey yapmadı. Erdoğan tarihe bir kahraman olarak
geçmeyecek, kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan yozlaşmış bir kötü adam olarak geçecek.”


İşte Rubin’in Türkiye’nin bölünme senaryosunu yazdığı
o yazısı:


Bir ülke ne zaman parçalanır? İç savaş ve şiddet dolu
karışıklıklar parçalanma aşamasının ön adımlarıdırlar. Çekoslovakya’nın
barışçıl bölünmesinin karşısında Yugoslavya ve Hindistan örnekleri de
bulunuyor.


Etiyopya’dan kopmasından önce Eritre’de onlarca yıl
çatışmalar sürmüştü, ya da Güney Sudan bağımsızlığını ilan ederek Sudan’dan
koparken de durum farklı değildi. Bangladeş’in Pakistan’dan kopması ise sadece
bir yıl almıştı fakat o bir yıl içerisinde Suriye’de son beş yılda ölen
insandan daha fazlası hayatını kaybetmişti.


Ancak bu örneklerin hepsinin ortak özellikleri politik
ayrışmalar ile bölünme öncesinde ortaya çıkan psikolojik bölünme halidir.
Eritreliler bağımsızlıklarını ilan etmeden çok uzun zaman önce kendilerini
Etiyopyalı olarak görmekten vazgeçmiş ve ayrı bir topluluk olarak düşünmeye
başlamışlardı.


Bangladeşliler içerisinde yaşadıkları toplumdan farklı
bir dil konuşuyorlardı ve oldukça farklı bir kültürel kimliğe sahiptiler.
Çekler ve Slovaklar zorla birlik haline getirilirlerken farklı tarihsel
altyapılara ve dillere sahiptiler.


Donald Trump’ın seçim galibiyetinden sonra ayrılık
konuşmalarının ortaya çıktığı California’da ise durum aynı değil. Eyaletler
arası otoyol sisteminden tutun da Hollywood’un Ulusal Futbol Ligine kadar,
California Amerika’nın ta kendisidir.


Californialılar, öteki 49 eyalette bulunan vatandaşlarıyla
birlikte dünyanın farklı yerlerinde savaşmışlardır. California halkının büyük
bölümü trump’tan hoşlanmıyor olabilir, California halkının büyük çoğunlu da
kendisine oy vermemiştir. California’nın ayrılık konuşmaları strest atmaktan
başka bir anlama gelmeyecektir.


Şimdi bir de Orta Doğu’ya bakalım: Kürtler kendilerini
ulus olamamış büyük bir topluluk olarak görüyorlar. Onlarca milyon Kürt dört
bölge ülkesine yayılmış halde yaşamaktadırlar: Türkiye, Suriye, İran ve Irak.


Kürtler Irak’ta onlarca yıldır süren bir mücadele
içerisindeler. Irak monarşisi süresince, Kürtler ve monarşi güçlerinin arada
sırada çatıştıklarına şahit oluyorduk fakat o günler 1961’de kaldı, sadece üç
sene sonra Irak ordusu bir darbe ile monarşiyi yıktı ve Kürtlerin mesafeli kaldığı
Bağdat bu topluluğun üzerine ateş püskürmeye başladı.


Ayaklanmalar ve düşük yoğunluklu çatışmalar sonraki on
yıl da sürdü. 1970 senesinde, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Molla
Mustafa Barzani, şimdiki lide Msut Barzani’nin babası olur, Saddam Hüseyin’in
barış sağlanabilecek pragmatik bir lider olduğunu düşünmüştü.


Baba Barzani ve Saddam birlikte Kürtlere otonom haklar
tanıyan bir anlaşmaya varmışlardı. Çok kısa bir süre sonra ise Barzani
Saddam’ın samimiyetsizliğine tanık olacaktı.


Çatışmalar bir kez daha başlamıştı. Çatışmaların
sertleşmesi ve Saddam’ın baskıcı bir tutumu benimsemesi Kürtlerin kendi
tarihsel miraslarına yönelerek Iraklı liderin kafalarına sokmaya çalıştığı
düşünceleri reddetmeye yöneldiler.


1991 senesi, Saddam’ın bir hesap hatası ile
şekillenmişti: Saddam sivil devlet memurlarını geri çekmiş ve ablukaya aldığı
Kürtlere boyun eğdirmenin yolunu aramıştı. Irak Kürtleri ise durumdan avantaj
sağlayarak kendi hükümetlerini kurmuşlardı.


TÜRKİYE’NİN SINIRLARI YAKINDA DEĞİŞECEK


O günlerin üzerinden 25 yıldan fazla zaman geçti. Genç
nesiller Saddam’la asla karşılaşmadılar, ve çoğu sivil Kürt savaşı asla
deneyimlemediler, İslam Devleti’nin Kürt kentlerine birkaç düzine mil
yaklaşmasını önemsemediler.


Kürtçe konuşuyorlar ve Arapça anlamıyorlar. Kürt
şarkıcıları dinliyorlar ve Kürt televizyonu izliyorlar. Bırak Irak’ın güneyini,
pek azı daha önce Bağdat’ta bulundu.


Çok azı kendisini Iraklı hissediyor. Bu yeni birşey
değil, çok sayıda akademisyen ve gazeteci Irak Kürdistan’ını ziyaret ederek aynı
gözlemlerde bulunuyorlar. Basra, Necef, Kerbela ve hatta Bağdat’ta Irak
Kürdistan’ının ne kadar farklı olduğuna dair konuşmalar yapılıyor fakat onların
da pek azı bölgeyi ziyaret etmişler.


Eğer Kürdistan dağlarında yaz tatili merkezleri inşa
edilmiş olsalardı, Iraklılar buraları ziyaret ederlerken sanki yabancı bir
ülkeye giriyormuş gibi pasaport kontrolünden geçeceklerdi.


Oysaki bir zamanlar okullarda Arap milliyetçiliğinin
birlik olabilmek için verdiği savaşı öğreniyorlardı, çok sayıda genç Iraklı genç
Irak Kürdistanı’nın ülkeye bütünüyle entegre olması gerektiği konusunda
umursamaz durumda. Irak Kürtlerinin kazançları sadece bölgelerinin kontrolü ile
kısıtlı kalmadı, aynı zamanda psikolojik olarak kendilerini kabul ettirmeyi de
başardılar.


Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Kürtlere karşı kanlı ve küçük düşürücü bir girişim içerisinde. Yapmaya
çalıştığı seçimlerde Kürtlerin büyük bölümünün oyunu alabilmekti, fakat kısa
süre önce Kürtlerin oylarına ihtiyacı kalmadığında verdiği sözleri de unuttu.
Barış sürecine olan inancında samimi değildi.


Çok geçmeden gördü ki Kürtler HDP’ye oy veriyorlar,
kavurucu dünya siyasetini benimseyerek Cizre, Silopi, Nusaybin gibi kasabaları
yıkarak Suriye’nin Halep’ine benzetirken, düşmanının kaynaklarını kurutmaya
yöneldi.


Barış görüşmesinin ardından gelen ve 1980’lerin
ortalarını anımsatan şiddet deneyimi Türkiyeli Kürtlerin Türk vatandaşları ile
müşterek gelecek düşüncesinden vazgeçmelerine neden oldu.


Kafa yapısı değişen ise sadece Kürtler değiller.
Erdoğan Türk basını üzerinde oldukça güçlü bir kontrole sahip, Türkler şimdiye
kadar olmadığı denli baskı altında tutulan ve konuşmasına izin verilmiş kısık
seslere maruz kalıyorlar.


Sonuç olarak, yeni nesil Türkler eğer düşman olarak
değilse Kürtleri en azından öteki olarak görüyorlar. Batılı yaşam tarzına sahip
Türklerin büyük çoğunluğu Türkiye’nin Güney Doğu bölgesine adımını bile
atmamış, bölgede yaşayan Kürtlerin büyük çoğuluğu ise Antalya, Bursa ve İzmir’i
asla ziyaret etmeyecekler.


Türkiye psikolojik anlamda bir bölünme sürecinden
geçiyor. Hatta Erdoğan’ın kendisi dahi bir aşamada bu bölünmenin kaçınılmaz
olduğunu anladı, ve hatta ekonomi politikalarından Kürt bölgelerini silmesinden
bu durumu anlayabiliriz.


Psikolojik bölünme etnik bir temizliği tersine çevirmeyi
imkansız hale getirmektedir. Neredeyse imkansız hale gelmesi bir yana, Kürtler
de silahlı ve savaş deneyimine sahipler. Türkler gerçeklerle yüzleşmeliler:


Türkiye parçalara ayrılmış durumdadır. Sınırları
yakında değişecek; tek mesele bölünme iki ayrı devlet şeklinde mi olacak yoksa
Türkiye’ye dahil bir federasyon mu henüz belli değil. Erdoğan kendisini büyük
bir lider ve yeni Atatürk olarak görüyor olabilir.


Fakat Atatürk modern Türkiye’yi inşa ederken, Erdoğan
onu yıkmaktan başka bir şey yapmadı. Erdoğan tarihe bir kahraman olarak
geçmeyecek, kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan yozlaşmış bir kötü adam olarak
geçecek.


Michael Rubin


Kaynak: https://www.aei.org/publication/has-there-been-psychological-partition-in-turkey/


Çeviri: Şıvan Okçuoğlu –  Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış