Japonların Gözünde Tanrıdan Farksız Olan Efsane İmparator : Hirohito


1926’dan, öldüğü sene
olan 1989’a kadar tam 63 yıl boyunca Japonya’yı yöneten 124. Japon İmparatoru
Hirohito’ya dair bilinmesi gerekenler.


japonya’nın 124. imparatoruydu, hirohito. japon
tanrısı olması anlamıyla belki de son imparatordu. ve japonlarca tanrı kabul
edilen bu adamla konuşulamaz, dokunulamaz, gözlerinin içine bakılamazdı. 2.
dünya savaşını kaybeden, milyonlarca kayıp veren japonlar, savaşın sonunda
amerikalılar kapılarına devasa güçlerle, atom bombalarıyla, kitle imha
silahlarıyla dayanmışken teslim olmadılar. çünkü tek bir şartları vardı.
hepimizi öldürmeden önce imparatorluk ailesine dokunamaz ya da
yargılayamazsınız!…


hakkında çok fazla bilgi bulunmayan bir adamdı
hirohito. japon prensleri içinde avrupa seyahatine çıkan, japonya dışına çıkan
ilk kişiydi. iyi eğitim almıştı. onun imparatorluğu döneminde japonya asya’da
büyük bir güç, dev bir imparatorluk haline gelmişti. yetkileri sınırsızdı. her
sözü tanrı kelamı kabul edilirdi.enerji kaynaklarının yetersizliği ve
militarizmin, kibrin şiddetli yükselişi japonya’yı 40’lı yılların başlarında
bir savaşa doğru itiyordu. o savaş ki hem japonya, hem de tüm dünya için
bedelleri çok ağır olacaktı…


japon imparatorluk ordusu, pearl harbour’da amerikan
deniz üssüne ansızın saldırarak savaşa çok hızlı girdi. tıpkı naziler gibi ilk
yıllarda ilerlemeleri de çok hızlı oldu. japon ordusundan üst üste zafer
haberleri geliyor, amerikan ve ingiliz kuvvetleri, asya’da güneş
imparatorluğunun çocukları karşısında devamlı geri çekiliyorlardı…


fakat ilerleyen zaman içerisinde belki bir başka
yazının konusu olabilecek teknik sebeplerden ötürü japon ilerlemesi durdu.
amerikalıların üstün imalat kapasiteleri, sınırsız ham madde ve insan
kaynakları karşısında dayanamaz hale geldiler. amerikan fabrikaları aralıksız
olarak uçak, tank ve ağır silahlar üretiyor ve büyük bir hızla cepheye
gönderiyorlardı…


savaşın son 2 yılındaki “kamikaze” intihar
pilotları hamlesi de japonya’yı kurtaramadı. tersine ellerindeki çok kıymetli
ve yerine geri konulamaz, eğitimli pilotları tüketti. müttefik ordusu
japonya’nın insanüstü ve inatçı direnişine rağmen japon adalarını birer birer
ele geçirip japon ana karasına dayandı. amerikan hesaplamalarına göre japon ana
karasını işgal edebilmek müttefiklere 1 ila 1.5 milyon asker kaybına mal
olacaktı. çünkü japonlar asla teslim olmuyor, bunu büyük bir onursuzluk
sayıyor, ölene kadar savaşıyorlardı. 1.5 milyon amerikan askerinin daha kaybını
göze almak amerika için kabul edilemez bir rakamdı…


amerikalılar, savaşlar tarihinin en zalim
kararlarından birini aldılar; 3 gün içinde hiroşima ve nagazaki şehirlerine 2
atom bombası atıldı. yüz binlerce sivil, kadın çocuk demeden imha edilmişti. bu
korkunç zulmün japonya’yı dize getireceğini, teslime zorlayacağını düşündüler.
müttefikler, japonya’dan kayıtsız şartsız bir teslim anlaşması istiyorlardı.
ama japonya teslim olmadı. ana karayı savunmak için bütün halkın öleceği gün
için hazırlıklara başladılar. japon ana karası korkunç bir ölüm tuzağına
dönüşmüştü, müttefikler şaşkın ve çaresizdi…



japon imparatorluk ordusunun bir tek şartı vardı; hiç
kimse imparatora dokunamaz, yargılayamaz! japonya’nın bu tek teslim şartı,
imparatoru tıpkı avrupa’daki örnekleri gibi (nürnberg mahkemeleri) savaş
suçlusu olarak yargılamak ve asmak isteyen müttefikler için büyük bir prestij
kaybıydı. ve fakat japonya’nın korkunç direncini hiç bir şekilde
kıramayacaklarını anlamışlardı. koşulu kabul ettiler…


büyük intikam hisleriyle japonya’yı işgal eden
amerikalılar, başbakan tojo dahil bir çok japon subayı ve ileri gelenini
alelacele mahkeme ve kararlarla astılar. ama imparatorluk sarayı teslim olmaz
ve yıkılmaz bir iradenin abidesi gibi kapısındaki siyah üniformalı imparator
muhafızlarının korumasında ayakta duruyordu…


imparator hirohito, sonrasında halkının yaralarını
sarmak ve yabancı baskıları azaltmak adına bir çok taviz verdi. hatta yabancı
elçilerle konuşmak ve göz göze gelmeyi bile kabul etti! bazı kibirli amerika’lı
komutanlar işgalden sonra bir bahane bulup imparator hirohito’yu da yargılamayı
gündeme getirdiler. ama amerika bu girişimi asla göze alamadı. çünkü
biliyorlardı ki japonya’nın tanrı kralı’nın bir parmak hareketi 150 milyona
yakın japon’u canı pahasına harekete geçirebilirdi!…


hirohito 1989’a kadar, 63 yıl boyunca imparator olarak
kaldı. dev kayıplara ve tüm olanlara rağmen japon halkının saygı, sevgi ve
desteğini asla kaybetmedi. nereyi ziyaret etse yuz binlerce insan onu
görebilmek için toplanırdı. tanrı kral japon ulusunun teslim olmaz iradesi
olarak yaşadı ve öldü!…


dip not: japon direnişinin boyutlarını anlayabilmek
adına küçük bir örnek vermek gerekirse; sadece iwo jima isimli küçük bir adayı
ele geçirmek için amerikalı’lar 7 bin ölü 21. 000 yaralı vermişlerdir.
japonya’nın kaybıysa çok ilginçtir: 20. 000 ölü ve “8” esir. yanlış okumadınız
“8” esir… amerikalı’lar daha sonra bu sayıyı göz boyamak adına 200
esire çıkartmaya çalışsalarda gerçekler daha sonra açıklanmış, amerika’nın ana
kara işgal korkusu artmıştır. küçük bir adada rakam bu olursa japon ana
karasında neler yaşanırdı acaba!!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet