Değerli Yurtseverler,

Sizlere elimizden geldiğince bilgi aktarmaya, aydınlatmaya
çalışıyoruz. Ki bu paylaştığımız bilgilerin çoğunluğu
istihbarat teknolojileri, servisleri, yöntemleri, güvenlik ve
jeo-strateji, teknoloji ve bilim, derin devlet ve terör
gibi konulardan
oluşuyor ekseriyetle. Tabi bu paylaştığımız bilgilerin hepsi
internet siteleri,
e-kitap
gibi açık kaynaklardan derlenmiştir. Bu tür konularda, yani
istihbari konularda açık kaynaklar dışında gizlilik içeren bilgilerin
paylaşılması yasal sorumluluk getirir. Örneğin, bir istihbarat personelinin
aldığı eğitimlerin detayını yazmak, istihbarat yöntemleri yada hali hazırda
kullanılan istihbarat teknolojisi hakkında güncel bilgileri paylaşmak gibi
paylaşımlar buna dahildir. Bu tür bilgiler ancak ilgili ülkenin istihbarat servisi
bünyesinde bulunan eğitim akademilerinde bulunur ve hiçbir şekilde sızdırılmaz
ve iyi korunurlar. İlgililerin bilgisi olmadan buralardan tabiri caizse
“toplu iğne” dahi
çıkaramazsınız. İstihbarat Akademilerinden en bilineni
“ÇİFTLİK” diye
adlandırılan
CIA İSTİHBARAT EĞİTİM MERKEZİ’dir. Bir çok filme konu olmuştur. Bunlardan en
bilineni 2003 yılında gösterime giren ve
AL PACINO ile COLIN FARREL’ın oynadığı “ÇAYLAK (The Recruit)” adlı filmdir.
Ülkemizde ise
MİT MÜSTEŞARLIĞI’nın da kendi bünyesi içinde bir eğitim merkezi bulunuyor.
Mesleğe alınan acemi istihbaratçılar burada eğitildikten sonra yurdun dört bir
yanında bulunan
MİT BÖLGE BAŞKANLIKLARI’nda yada yurt dışı bürolarda görev alıyor ve
oryantasyona tabi tutuluyorlar.

Dediğimiz gibi istihbarat yöntemleri, teknikleri yada
eğitimleri konusunda her akademinin kendi bülteni ve eğitim kitapçığı bulunur
ve eğitmenlerce teorik ve pratik eğitim verilir. Bu kitapçıklar, eğitim
materyali ve yayınlar
“gizli” olarak sınıflandırılır ve akademi dışına çıkarılamaz,
internete açık bilgisayarlarda da barındırılamaz. Eğitim Merkezi içinde
“INTRANET” denilen yani İÇ HABERLEŞME VE BİLGİ için kullanılan
merkezi bir medya ortamı bulunur ve internete açık değildir. Sadece iç
haberleşmede ve bilgilendirmede kullanılır. Sadece izin verilen personelin yada
kullanıcının internete erişimi bulunur o da kontrollüdür. Hangi siteye
girebileceği yada giremeyeceği sistem tarafından izne bağlıdır. Servis içinde
bulunan tüm bilgisayarların ayrıntılı olarak “log” tutma yani yapılan her işlemi
dijital olarak kaydetme mecburiyeti vardır ve her kullanıcı işlemi kaydedilerek
periyodik olarak ilgili kontrol birimlerine raporlanır.

İstihbarat Servislerinde tüm birimler birbirinden bağımsız
çalışır ve aynı zamanda birbirlerini kontrol edecek bir kompartımana tabidir.
Yani her istihbarat servisinde “
KOMPARTIMASYON” denilen bir iç kontrol sistemi bulunur. Bir birim diğer bir
birimin çalışma detaylarını takip edemeyeceği gibi karışamaz da. Personele
verilen kimlik kartları ile her personel sadece kendisine izin verilen alanlara
girip çıkabilir. Bu bilgisayar sistemleri için de geçerlidir. Servisin her
noktasında gözetim kameraları ile tüm bina ve yerleşke birimleri 7 gün 24 saat
gözlem altında tutulur. Servis içinde bina personeli olarak çalışanlar
bürokratik personeldir. Aktif saha görevi yapmazlar. Operasyon Başkanlığı’nın
tamamına yakın personeli ise saha da görev yapan ve “
OPERASYON AJANI” denilen
personeldir. Gizli servis içerisinde her biri ayrı göreve tanımlı birbirinden
farklı bir çok departman bulunur.

Örneğin, servis içinden bilgi sızdırılması gibi bir şüphenin
oluşması durumunda espiyonaj faaliyetini engelleyecek “
KONTR-ESPİYONAJ” dairesi vardır.
Böyle bir durumda bu birimin personeli devreye girer ve şüpheliyi 7/24 hassas
takip altında tutarak delillendirme prosedürünü başlatır. Makul ve yeterli
delil toplanmışsa şüpheli enterne edilerek adli birimlere intikal ettirilir.

Servis personeli, görev kapsamı içinde tüm kolluk gücü yani
Polis yetkilerine sahiptir. Az evvel söylediğimiz gibi, istihbarat hizmetinin  doğası gereği gizlilik esastır ve bu nedenle
servis içinde bulunan tüm birimler ayrıntılı ve ileri derecede bir kontrole
tabi tutulmuştur. Hangi personelin hangi işle uğraşacağı, güvenlik yetki
derecesi, hangi sisteme hangi dereceye kadar ulaşabileceği, hangi bilgiye
ulaşma imkanının olduğu yada olmadığı, görevini yaparken hangi adli yada idari
kurallara uyması gerektiği, kime rapor vereceği, hangi kriterleri uygulayacağı,
uyacağı esas ve metodlar, kullanabileceği araç ve imkanlar, ne zaman, nerede ve
ne şekilde kullanacağı yada yapacağı, kısacası atılacak her adım önceden tespit
edilerek sisteme kaydedilmiştir. İstihbarat hizmeti belirsizlik ortamını
kaldıramaz, çünkü bu durum kaos yaratır. Bu nedenle istihbarat hizmetini
yürütenler usta-çırak olarak görev zamanı içinde oryantasyona tabi tutularak bu
prosedürleri öğrenirler.

Servis içinde bulunan her birimin istihbarat toplama tekniği
aynıdır ki bunlar sahadan alınan, yani köy ve mahalleden başlamak üzere semt,
ilçe, il ve yabancı ülkelerde çalışan istihbarat personelinin yada muhbirlerin ilettiği
raporlar, fiziki, e-posta ve telefon takibi yada elektronik takip ile elde
edilen bilgiler
(ki buna hassas takipte dahildir), terör örgütleri yada organize mafya grupları
içinden devşirilmiş muhbir ajanlar, bir açığı kullanılarak yada gönül bağı
kurularak yabancı servisler yada örgütler içinden devşirilmiş yabancı muhbir
ajanlar,
ECHELON ve yapay zeka ile taçlandırılmış yeni versiyonu olan DIG-INT adı verilen üst
düzey elektronik haberleşme takip sistemi ile elde edilen veriler, açık kaynaklar
taranarak elde edilen bilgiler ve servisin ihbar hattına gönderilen ihbarlar
olmak üzere farklı farklı teknikler kullanılır. Her servis elemanı
BİLGİ VE DELİL
TOPLAMA
konusunda uzmandır. Stres altında çalışabilme, proje
geliştirebilme ve tedbir-önlem alabilme gibi yetenekleri oryantasyon süreci
içerisinde iyice öğrenirler.

Servis elemanları görevini ifa ederken resmi kimlik ve resmi
beylik tabancası taşırlar. Görevlerinin gizliliği içerisinde gerektiğinde
KOD İSİM kullanabilirler. Gerektiğinde
kendilerine bağlı bir
AGENT NETWORK yani AJAN AĞI kurarak ifa ettikleri görevi örtülü ödenek vasıtası ile gizlilik
içerisinde yerine getirirler. Her saha ajanının bir
COVER STORY’si bulunur. Özellikle
yabancı topraklarda görev yapanlar. Kısacası
HAYAT HİKAYESİ denilen ve ajanın gizli görevini ifa ederken
kimliğinin açığa çıkmaması için oluşturulmuş sanal bir özgeçmiştir. Servis
personeli görevleri gereği her kimliğe her coğrafya bölgesine gidebilirler. Bir
BEDEVİ topluğu içinde bedevi olabildikleri gibi bir
CEMAAT içinde de cemaat
mensubu gibi davranabilirler. Aynı FETÖ ÖRGÜTÜ içinde bulunan CIA ajanları
gibi. Gizli görevin ifası gereği her türlü rolü uygulayabilecek ve kendisine
çevrili hassas ve dikkatli şekilde bakan tüm gözlere
DELİL VERMEYECEK şekilde
eğitilmişlerdir. Aksi halinde durum ölümcül olabilir. Bunun dışında servis
personelinin sosyal medya gibi ortamlarda kendi kimlikleri ile bulunması
yasaktır. Görev gereği farklı kimlikler ile bulunabilirler. Mecbur kalmadıkça
kimliklerini ibraz edemez, çalıştıkları kurumu açıklayamazlar. Bizdeki
uygulamada MİT personeli eskiden beri kendisini BAŞBAKANLIK PERSONELİ olarak
tanıtırdı. Yeni sistemde artık Cumhurbaşkanlığı personeli olarak tanıtacaklar
sanırım.
































Kısacası bir GİZLİ SERVİS doğası gereği yaptığı için bulunduğu mekana, zamana, ortama
ve doğaya uygun bir şekilde ve gizlilik içinde çalışır. Her birim personeli ifa
edeceği göreve göre farklı eğitimler alarak uzmanlaşır.

Ama en önemlisi tüm gizli servis personelinin beynelminel
kanunlara ve insan haklarına saygılı olmaları gerekir.

İstihbarat Eğitim Merkezlerinde istihbarat ve casusluk
eğitimi verildiği gibi
insan hakları ve hukuk dersleri de verilir. Çünkü hangi gizli
servis olursa olsun görev ifa ederken gerek kendi ülkenizin kanunlarına gerekse
görev yaptığınız ülkenin kanunlarına uymak gibi bir zorunluluğunuz vardır.
Filmlerde olduğu gibi bir istihbarat ajanı keyfine göre kovboy gibi ateş edemez
yada şiddete başvuramaz. Bol aksiyonlu CIA filmlerinde ajanlar film boyunca
önüne geleni öldürüyor, asıyor, kesiyor ama gerçek hayatta tabancanızı gerekli
zaruri şartlar oluşmadan kılıfından dahi çıkaramazsınız. Eğer böyle bir
tasarrufta bulunursanız en hafifi ile
ALASKADA RADAR İSTASYONUNDA cıvataları yağlarsınız
J yani sürgün edilip aktif görevden uzaklaştırılırsınız.








Şimdi bu bilgileri neden paylaşma gereği duydum izninizle onu
açıklayayım. Tabi şunu da özellikle belirteyim.
Şu ana kadar paylaştığım bilgilerin hiç birisi
gizlilik yada devlet sırrı içermiyor.
Çünkü paylaşmış olduğum bu bilgiler geçmişte bir
çok kitabın içerisinde yer alan bilgiler. Özellikle istihbarat ve teknolojileri
kitaplarında, eski gizli servis personellerinin anılarından bahsettiği
kitaplarda bu bilgilerin çok daha fazlası yer alıyor. Dileyenler kısa bir açık
kaynak taramasından sonra bu bilgilere rahatça ulaşabilir. Aşağıdaki linke de lütfen bir göz atın.

İSTİHBARAT DOSYASI : METROPOL NOKTA İSTİHBARAT
PERSONELİ BEŞİKTAŞ’TA NEDEN YOKTU ??? ? İSTİHBARAT ZAAFİYETİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/Content/images/archieve/istihbarat-dosyasi-metropol-nokta-istihbarat-personeli-ankara-tren-garinda-nede-a471c190-f23c-46db-8f24-eee20af84b5f.pdf

Bizim bu bilgileri paylaşmamızın nedeni de BİR İSTİHBARAT
SERVİSİNİN NASIL ÇALIŞTIĞI, ÇALIŞIRKEN NE ŞEKİLDE DAVRANDIĞI, NASIL BİLGİ
TOPLADIĞI
konusunda ahkam kesmek yada ukalalık yapmak değil elbette. Haaa
…. ahkam kesmek istersek yada daha ileri düzeyde anlatmak istersek onu da
yaparız ama mevzu o değil. Mevzumuz
DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE İSTİHBARAT SERVİSLERİ.

İstihbarat Servisleri kanuna tabi olan ama sık
sık başı kanunlarla ve yargı ile başı derde giren kurumlardır. Yaptıkları işin
doğası gereği hem gizli çalışmak zorundalar, hem de suç örgütleri ve terör
grupları ile kanunlar çerçevesinde mücadele etmek zorundalar. Ama mücadele
ettiklerinin hiç biri kural, nizam tanımıyor, tabiri caizse kaçak güreşiyor. İş
böyle olunca gizli serviste yeri geldiğinde yetkisini biraz aşıveriyor. Eğer
servisin başkanı yada müsteşarı iktidar partisinin desteklediği veya sevdiği
biriyse sorun değil ama tam tersi ise görevden alınması kaçınılmaz oluyor. Tabi
içerden bir personel sızıntı yaptı ise. Bilgi sızmaz, sızdırılmaz ise suçta
yoktur.

Az evvel size bir istihbarat servisin nasıl bilgi
(istihbarat) topladığını yazmıştık. Tabi kısaltarak ve özetle. Bunların içinde
biri var ki bizim bugünkü yazı konumuz. Tabi bahsedeceğimiz bu istihbarat
edinme teknolojisi aslında devlet sırrı idi. Ama 2000’li yıllardan beri
öncelikle ABD’de internet sitelerinde deşifre edildi. Daha sonra da tüm
dünyadaki internet sitelerinde bahsedilir oldu. Ama bugün otoriteler tarafından
fenomen olarak kabul ediliyor. Komplo teorisi deniyor.

Bu teknolojinin
gizli servis personeli tarafından verilen adı HASSAS TAKİP yada KONTROL.

Daha detaylı bilgi
için buradaki
linke bir göz atın. Bir de buraya.

Bu teknoloji gizlilik içinde korunduğundan dolayı
açık kaynaklarda tatmin edici yada
resmi makamlarca teyid edilmiş bir bilgi bulunmuyor. Olan bilgiler ise
daha çok komplo tarzı sevenlerin okuyacağı türden bilgiler. Bu teknolojiye eğer
bu açıdan bakacak olursak internette ki adı
ZİHİN KONTROLÜ (MIND CONTROL) diye isimlendirilmiş. Bu konuda
binlerce yazı ve video var. Ama bilimsel otoritelerce
FENOMEN olarak görülüyor,
yani varlığı kabul edilmiyor. Ama işin ilginci yokluğu da teyid edilmiyor.
Kısacası ne var deniyor ne de yok deniyor. Dünyaca ünlü bilim adamları ise
günümüz teknolojisinde böyle bir hassas takibin yapılamayacağı görüşünde. Ama
unuttukları bir şey var. İstihbarat servisleri, günümüzden en az 25 yıl sonraki
teknolojiyi şu anda kullanabilirler ki zaten kullanıyorlar. Aynen internetin
ilk önce askeri laboratuvarlarda kullanılması ve geliştirildikten yıllar sonra sivil
kullanıma açılması gibi.

Amacımız gizli servislerin kullandığı teknikleri
deşifre etmekte değil elbette. Tam tersine, bir yurtsever olarak ülkemin daha
huzurlu ve güvenli bir yer olması için şahsen ben
Erkut Ersoy olarak hayatımı adadım.
Özel yaşantımı ülkeme daha iyi hizmet verebilmek için yeniden re-organize
ettim, bir çok şeyden vazgeçtim, bir çok fedakarlık yaptım ve halen yapıyorum.
Ama hiçbir zaman yasaları çiğnemedim. 3,5 yıl cezaevinde hapis yattığımda bile
suçsuzdum. Bu nedenle kendi ülkeme, vatanıma zarar vermek aklımın ucundan dahi
geçmez. Sadece ülkemin demokrasisine bir tuğla da ben koymak istiyorum.
İstiyorum ki ülkemin hiçbir kurumu her ne olursa olsun kanun dışı uygulamalara
tevessül etmesin.

Ama uygulamaya
baktığımızda ne yazık ki tam tersi bir tablo karşımıza çıkıyor. Gerçi hassas
takibe alınmış ve bunu farketmiş veya fark etse dahi bunu ispatlayacak bir kurban
olmadığından sistem kendi kendini gizliyor zaten. Yani hassas takibe
alınırsanız bunu normalde anlayamazsınız ve fark edemezsiniz. Ancak fark
etmenizi isterlerse sistem operatörleri size bunu farklı bir psiko-ortam
yaratarak deklare edebilirler. Anlamanızı, idrak etmenizi sağlarlar. Yani
hayatınızın doğal akışına ters şeyler hissedersiniz. Ancak bu durumu resmi
mercilerce ispatlamanız mümkün değildir. Attığınız her adım, aldığınız her
nefes takip edilir. Görsel korteksiniz kontrol edilerek gördüklerinize, işitsel
korteks kontrol edilerek işittiklerinize dijital olarak erişebilirler. Tüm
motor fonksiyonlarınızı kontrol ederek saniye saniye her yaptığınızı görebilir,
işitebilir ve takip edebilirler. Hassas Takip budur. Özünde bir kontr-espiyonaj
tekniğidir.
(İddialar bu şekilde)






































Şu linke bir göz atmanız tavsiye edilir.

ÖZEL DOSYA : FETÖ
ÖRGÜTÜNÜN ROBOTİK TETİKÇİLERİ CIA’NİN KONTROLÜNDE OPERASYON YAPIYOR /// TETİKÇİ
ADAYINDAN AÇIKLAMALAR ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/ozel-dosyalar/ozel-dosya-feto-orgutunun-robotik-tetikcileri-cianin-kontrolunde-operasyon-yap-2124

Ama internette yazıldığı gibi size, sizin
kontrolünüz veya isteminiz dışında bir şey yaptıramazlar. Örneğin, cinayet
işlettiremezler.
Bunu ancak farmakolojik olarak LSD ve türevleri gibi uygun
kimyasal maddeler enjekte ederek ve uygun bir psiko-ortam ile deneyebilirler.
Ama her deneme başarılı olmayabilir. Kişinin karakter yapısı ve direnci önemli
bir faktördür. Geçmişte CIA tarafından
MK ULTRA, MK DELTA, BLUEBIRD, MK SEARCH gibi deneyler
yapıldı ancak insan haklarına aykırı olduğu için baskılar nedeni ile projeler
durduruldu.
(Sadece bir süre. El altından yeniden başlatıldı) Yani özetlersek,
elektro manyetik teknoloji ile sadece hassas kontrol ve takip yapılabilirse de
kurbanın istem dışı bir davranışa yönlendirilmesi tıbben mümkün değildir.
Farmakolojik olarak ise beyin yıkama mümkündür ama% 100 başarı şansı yoktur.

Az evvel de söylediğim gibi gizli servis
personeli, görevini ifa ederken kanunlara uymak zorundadır. Çünkü onlar devletin
temsilcisidir. Hiç kimse, hatta Cumhurbaşkanı bile kanunlardan muaf değildir.
Ama uygulamaya baktığınızda bu teknolojinin serbestçe kullanıldığını görüyoruz.
(2001-2017 arasında grubumuza 500 civarı mağdur
olduğunu iddia eden vatandaşımız başvurarak yardım talep etti. Bunu da ek bilgi
olarak vereyim)
Bir denetim mekanizması varsa da bu açıkça uygulanmıyor. Çünkü hassas takibe alınan kurban ile direk olarak bir temas
kurulmadığı, kurban ile uydu yada obzerver araçlardan uzaktan takip ve kontrol
sağlandığı için kurbanın bu kontrolü yada takibi delillendirmesi yada ispatlaması
mümkün olmuyor
. Kurban başından geçenleri yada fark ettiği anormallikleri
resmi mercilere anlattığında
ŞİZOFREN damgası yiyor. Tedaviye yönlendiriliyor. Gizli teknoloji de
bu şekilde deşifre edilmeden kullanılmaya devam ediyor. Gizliliğin devamı
sağlanıyor. Çünkü istihbarat servisi içindeki çok gizli ve küçük bir personel
grubu dışında bu teknolojinin varlığı, hiçbir resmi kurum tarafından
bilinmiyor.
BİLMESİ GEREKENLER PRENSİBİ içinde sadece belirli sayıda kişinin bildiği bir
devlet sırrı olarak korunuyor.

Şimdi sanıyorum bu anlattıklarımı uçuk-kaçık
bulanlar olacaktır. Muhtemelen komplovari bir açıklama olduğunu söyleyecekler.

Değerli yurtseverler, kim neye inanmak istiyorsa
inanabilir. Ben bu yazıyı herhangi bir şeyi ispat edebilmek adına yazmadım. Sadece
çok sayıda mağduru olduğu iddia edilen fenomen bir teknolojinin şu anda verdiği
yada ileride vereceği zararı şimdiden tespit ederek gerekli önlemin-tedbirin
alınmasını tavsiye etmek için yazdım. Açık kaynaklarda yazılanlar dışında, doğal
olarak benim de elimde ispatlayacak resmi bir delil yok.

Ben bir vatandaş olarak kanunlara uymak
zorundaysam devlet görevi ifa edenler de uymak zorunda. Kaldı ki devletin
birinci görevi vatandaşının ruh ve beden sağlığını korumaktır. İnsan
psikolojisini hedef alan hiçbir teknoloji ister gizli olsun ister açık ister
faydalı olsun ister faydasız insanlar üzerinde kullanılamaz. Bir vatandaşın
konut dokunulmazlığı olduğu gibi beden ve ruh sağlığı dokunulmazlığı da vardır.
Eğer devlet töhmet altında kalmak istemiyorsa ivedi olarak kamuoyuna açıklama
yapmak zorundadır.

Kullandıkları
istihbarat yöntemleri ve teknolojileri arasında böyle bir teknoloji
VAR MI yada YOK MU ?

ÖZEL BÜRO GRUBU
olarak biz 2016 yılı içinde sorduk, halen yanıt bekliyoruz. Bunu da dipnot
olarak ekleyeyim.

Sözlerimin sonunda özetle şunu ifade edip
tamamlamak istiyorum.

Böyle bir teknoloji, istihbari amaçlar için
kullanılıyorsa
ANAYASAMIZA aykırı olduğu için yasaklanması gerekir. (Hatta dünyadaki
tüm Anayasalara aykırı bir teknoloji) Eğer istihbari açıdan gerekli bir
teknoloji ise ve faydası varsa kullanımının mutlaka denetlenmesi gerekir. Yarar
sağlarken zarar vermemeli. Yok eğer internette yer alan, kitaplarda anlatılan
bilgiler komplo teorisi ise, böyle bir teknoloji kullanılmıyorsa o zaman
yapılacak şey çok basit. Kamuoyuna bu konuda ayrıntılı bir açıklama yaparsınız
ve endişeleri ortadan kaldırırsınız. Çünkü şu anda Savcılık makamlarının
rafları “
DEVLET BANA ZİHİN KONTROLÜ YAPIYOR” diyenlerin
şikayet dilekçeleri ile dolu. Yapılacak bu açıklama en azından bu insanların rahatsızlıklarının
psikolojik olduğunu anlamalarına ve tedaviye yönlenmelerine yardımcı olacaktır.
Suskun kalınması hiç doğru değil. Çünkü kamuoyu bunu
ONAY gibi algılıyor. Teknolojinin
kullanıldığı yönündeki iddiaların artmasından ve endişeli kalabalık yaratmaktan
başka bir işe de yaramıyor.

Aşağıda basit manada HASSAS TAKİP hakkında ek bilgi
verdim. İncelemenizi öneririm. Eğer anlattıklarımı yeterli bulmaz iseniz açık
kaynaklardan daha detaylı araştırabilirsiniz. Ama resmi kurum yetkililerine boşuna
sormayın, çünkü sebebini yukarıda açıkladım. Bu teknoloji
BİLMESİ GEREKENLER
PRENSİBİ
içinde korunuyor. (İddialar bu şekilde)















































MİT’İN
HASSAS TAKİP TEKNOLOJİSİ (MK ULTRA) SİVİLLERİ HEDEF ALIYOR /// MİT HESAP
VERECEK Mİ ?????



Aşağıda, MİT MÜSTEŞARLIĞI’nın 09.03.2009 tarihinde Ergenekon Mahkemesine (13. AĞIR CEZA MAHKEMES) gönderdiği
TUNCAY
GÜNEY
in KONTROL ALTINA alındığına ilişkin resmi yazısı bulunuyor. Bu belge
tarafımızda mevcut. Sayı ve isim kısmı herhangi bir taklit olasılığına karşı
tarafımızdan kapatılmıştır.

Belgede, araba hırsızı, çakma Haham ve aynı zamanda eşcinsel
bir dolandırıcı olan
TUNCAY GÜNEY adlı şahsın 1993 yılında İran Konsolosluğundaki İstihbaratçı ile şüpheli
temasları çerçevesinde kontrol altına alındığı ifade ediliyor ancak bu
kontrolün nasıl olduğu konusunda ise belirgin bir açıklama yapılmamış.

Biz, şimdi bu
kontrolün nasıl yapıldığını komplo teorilerine girmeden aktaralım.

Ek’teki (Buraya
tıklayın) PDF dosyasını incelerseniz NSA
’nin (ABD ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI) ABD’nin egemen olduğu tüm coğrafyalarda teknik takip
teknolojisini telefon ve internet takibinden uydu üzerinden hassas takibe kadar
nasıl geliştirdiğini okuyabilirsiniz.

Bu teknoloji özünde ABD’nin Gizli bir Askeri
Teknolojisidir.
 MK
ULTRA projesinin tüm dünyada binlerce mağduru olduğu iddia ediliyor
Elbette ki her devlet gerek kendi sınırları içinde gerekse belirli şartlar
altında sınırları dışında istihbari dinleme yapabilir ve fiziki takip önlemleri
alabilir. Kaldı ki bunu hemen hemen tüm devletler etkin olarak yapıyor. Ama
burada bahsedilen teknoloji uygulamada bir teknik takip teknolojisi olmaktan
öte insanları rahatsız eden, psikolojilerini hedef alan bir tarzda yapıldığı
için yada bu yönde iddialar olduğu için bizde Milli İstihbarat Teşkilatının bu
teknolojiyi kendi vatandaşlarına uyguluyor mu diye bir analiz yapalım istedik.
Tabi uygulamaya bakıldığında Anayasal sınırları ihlal eden bir durum meydana
geldiği için aynı CIA gibi MİT’te bu teknolojiyi kendi resmi kimlikli
elemanlarına değil profesyonel bir ekibe yaptırıyor deniyor. İddialar bu
şekilde. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın
basın önünde bu iddialara cevap vermesini bekliyoruz. En azından mağdur olan
yüzlerce insan bu cevabı hak ediyor diye düşünüyoruz.

Ve Umarız
istihbarat dehlizlerinin tozlu raflarında bir gün demokratik bir temizlik
yapılırsa biz de bu konudaki gerçekleri ilk elden öğrenebileceğiz.

Ama şunu
biliyoruz ki istihbarat servislerinin ayağına dolanan nice başka istihbarat
servisi personelleri, bilim adamları, akademisyenler, gazeteciler ve diğer
kurbanlar henüz açıklığa kavuşmamış trafik kazaları, ani kalp krizi vakaları ve
diğer yöntemlerle susturuldu.

Tüm
istihbarat  servisleri kendi devletinin bekaası ve güvenliği için çalışır,
bu da doğaldır. Ama her ne gerekçe ile olursa olsun sivillere, masum insanlara
yönelik 
TAKİP TEKNOLOJİLERİ, ŞİDDET gibi yöntemler
affedilmemeli ve sorumlular devlet korumasından çıkarılarak yargıda hesap
vermeli.
MİT MÜSTEŞARI da olsa hiç kimse dokunulmaz değildir. Herkes görevini
yaparken
İNSAN HAKLARINA VE
KANUNLARA
tabi olduğunu
hiçbir zaman unutmamalı, unutanlara da sürekli hatırlatmalıyız. Biz bunu bugün
gerçekleştiremez isek devletimiz bir
POLİS DEVLETİNE dönüşür ki o zaman çok geç kalırız.

Saygılarımızla,

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT
GRUBU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet