• CIA DOSYASI /// BEKİR HAZAR : Geleceği kaybedenler
  • Kategori : İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ASKERİ - SİVİL) & DERİN DEVLET & İSTİHBARAT KONULARI & MİT - MEH & MAH VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA


BEKİR HAZAR : Geleceği kaybedenler

ALİ işlediği bir suçtan dolayı cezaevine giriyor. Koğuşta siyasi mahkumlarla tanışınca hayatı değişiyor.
Kendini bir anda Cezayir Ulusal Kurtuluş ordusunun içinde buluyor. Örgüt, Cezayir'in bağımsızlığı için Fransızlar'a karşı savaşıyor. Ve her türlü soykırım ve işkenceye rağmen kazanıyorlar da. İşte Cezayir'deki Fransızlar'a karşı yapılan direnişin hikayesini anlatan bu film Venedik'te ödül kazanıyor.
Bağımsızlığın kazanılmasından üç yıl sonra çekilen filmde rol alan kişilerden biri de Cezayir'de herkesin çok yakından tanıdığı bir isim... Yacef Saad... O gerçek hayatta Fransızlar'a karşı savaşmış bir gerilla lideri... Filmde kendini oynuyor.
Pentagon okullarda yetiştirdiği askerlere ders olarak bu filmi de sürekli izletiyor.
Amerikalı generaller, Müslüman bir ülkede işgalci Hristiyanlar'ın nelerle karşılaşabileceklerine dair öğrenci subay adaylarının çıkarımlar yapmasını istediği için filmi izletiyor. Yani adamlar bir filmden bile faydalanacak kadar ülkelerin kodlarına iniyor, veriler alıp, analizler yapıyorlar. 11 Eylül ikiz kule saldırılarından sonra ABD Irak'ı işgal etmişti. İşgalin ilk günleriydi... Cezayir başkentinin güneyindeki tepelerde bir villa bulunuyordu. İki CIA ajanı o villaya tırmandı. Kapıyı çaldı. Ev sahibi yukarıda bahsettiğimiz filmde oynayan gerilla lideri Yacef Saad'dı... Gelenleri tanımıyordu.
CIA ajanları sadece sohbet amacıyla geldiklerini söylediler. "Şu günlerde Irak'a yeni girmiş durumdayız.
Fikrini almak istiyoruz. Ne dersin başarılı olabilir miyiz? Bizi orada neler bekliyor. Sonuçta dinlerimiz farklı" diyorlardı. Ne de olsa farklı dinden olan Fransızlar'a karşı savaşmış ve kazanmış bir isimdi Yacef... Adamlar dünyanın bir ucundan gelip onu bile evinde buluyor, bilgiye ulaşıyorlardı.
Müslüman bir bağımsızlık savaşçısı olan Yacef Saad, Hıristiyan işgalci ülkenin ajanlarına "Irak'a adımı attığınız gün kaybettiğiniz gündür" diyordu. Bugün baktığımızda İslam dünyasındaki işgaller ve akan kandan kazanmış gibi görünen bir Amerika var. Evet petrol ve yeraltı zenginliklerini sömürme anlamında belki kazanıyor gibi gözükebilirler. Ancak tüm dünyada öfke duyulan, nefret edilen bir toplum olma yolunda hızla ilerleyip, geleceği kaybettiklerini göremiyorlar.
Bugün Irak'tan Afganistan'a kadar tüm işgallerde milyonlarca insan öldürüldü, milyonlarcası evsiz, yurtsuz, anasız, babasız kaldı. Aynı şekilde Suriye'yi CIA merkezinde kurdukları DEAŞ ile işgal ettiler. Bir ülkeyi parçalara ayırdılar.
Şimdi azınlık PKK ile çoğunlukta olan Araplar'ın bulunduğu bölgelerde devlet kurmaya çalışıyorlar. Böyle bir girişim matematiğe bile aykırı olduğu halde hem de... Ve kazandıklarını zannederken, kalplerde öfke duyulan bir ülke haline geliyorlar... Bu öfke yeryüzüne dalga dalga yayılıyor. Washington, CIA ve Pentagon'un göremediği asıl önemli konu budur. Ülkemizde de bilgi almak için kimlerin villalarına gidiyorlarsa, kimlerle ittifaklar kuruyorlarsa hep yaş tahtaya bastırılıyorlar. Evet azınlıklarla, çoğunluğu yönetmeye kalkıyorlar. Bir Gezi'den, Taksim'deki meydandan bile darbe çıkarmaya kalktılar, seçilmişleri indirmek için. Yetmedi, azınlığın dibi FETÖ ile uçaklar kaldırdılar, çoğunluğun, milyonların üzerine bombalar yağdırdılar.
Bu ülkede yüzlerce yıl silinmeyecek ABD nefretinin tohumlarını kendileri attılar. Şimdi de kirli ittifaklarla Ankara'yı ele geçirmek için bastırıyorlar.
Komutanlık yaptıkları PKK aracılığı ile HDP'yi CHP'ye yamıyorlar. Her seçimde her yolu denediler iktidara kaybettirmek için. Yetmedi darbelere daldılar.
Yenildiler de yenildiler.
Kazandıkları tek şey öfke...
Ve kirli ittifakları ile de bir kez daha kaybedecekler.