Tunca Bengin : İstihbarat dünyasına Kovid-19
faturası


E-POSTA : tunca.bengin@milliyet.com.tr




21 Mayıs 2020


Koronavirüs salgınından küresel güçler başta olmak
üzere tüm ülkeler kadar, istihbarat dünyası adına da çıkarılacak dersler var.
Çünkü askeri anlamda güvenlik, manipülasyon, ülkeleri içten ele geçirme ya da
kontrol etme konusundaki faaliyetlerde son derece aktif olduğu bilinen istihbarat
servisleri koronavirüs hakkında bilgilendirme ve tehdit değerlendirmesi yaparak
ülkeyi yönetenleri durumun ciddiyeti konusunda uyarmak konusunda sınıfta
kaldılar.



Evet, ABD istihbaratı CIA’nın Çin’de patlak veren koronavirüs salgınıyla ilgili
rapor hazırlayarak uyardığı ancak Trump’ın bunu ciddiye almadığı gibisinden
haberler çıktı ama sadece o kadar. Bu bilgilere dönük yalanlama da olmadı, pek
fazla detay da duyulmadı. Şimdilerde süren ABD istihbaratının Çin’in siber
saldırılar düzenleyerek koronavirüs aşısı ve tedavisine yönelik çalışmalar
yürüten laboratuvarlardaki hassas bilgileri çalmaya çalıştığı iddiaları da tam
anlamıyla bir algı yönetimi ve dezenformasyon örneği. Dolayısıyla da dünyanın
“yeni normal düzene” geçmeye başladığı şu günlerde, istihbarat teşkilatlarında
da sistem tartışmaları olduğu, olacağı açık. Niyesini MİT eski Müsteşar
Yardımcısı Cevat Öneş anlatıyor:



“İstihbarat genellikle sadece dar kapsamlı güvenlik yaklaşımları içerisinde
değerlendirilir. Casuslar arası savaş, operasyonlar ve terör, yıkıcı
faaliyetlere karşı güvenlik eksenli bakışlar içinde bir Hollywood filminin
görüntüsü içerisinde meselelere yaklaşılır. Halbuki istihbarat, yani devlet
istihbaratı esasında o devletin o toplumun temel güvenliğinin korunması
ekonomiden sağlığa iç politikadan dış politikaya kadar, ondan sonra sosyal
hayattaki ortaya çıkan risklere kadar her alanı ilgilendiren, her alandaki
zafiyetleri önceden haber alarak, değerlendirerek politikacıya politika
üretiminde yardımcı olan bir meslektir. Öyle olması lazım ama günümüzde bu
işlev her ülke için çok farklı ancak büyük devletler, küresel güçler istihbarat
teşkilatlarını çok amaçlı şekilde kullanmaya çalışırlar ama bu kullanım da
siyasetin niteliğine, demokratik yapılarına göre artı ve eksileriyle sonuç olarak
ortaya çıkıyor maalesef.”



Daha çok da manipülatif amaçlı gibi?



“Niteliksiz bir siyasetin yönetiminde nitelikli bir istihbarat üretimi olamaz.
Dar kapsamlı güvenlik meseleleri içerisinde tabii ki manipülasyonlar da var,
provokatif hareketler, farklı yönlendirmeler de var. Her şeyi görebilirsiniz. O
da ancak o ülkelerin imkân ve kabiliyetlerine göre ortaya çıkan sonuçlar
oluyor.”

Peki ya önümüzdeki yeni süreçte, örneğin virüsler konusunda neler olabilir?
Öneş devam ediyor:



“Bir defa terör devamlılığını koruyor, güvenlik meseleleri, yıkıcı faaliyetler
devamlılığını korumakta. Çin ile ABD arasındaki soğuk savaşın devam edeceğini
anlıyoruz, çok yapılı bir küresel hakimiyet mücadelesi içine giriyoruz. Bu
konuda güvenlik meseleleri, siyasi mücadeleler, askeri çatışmalar olmaya devam
edecek, ülkeleri içten ele geçirme ya da kontrol altına alma gayretleri
sürecek. Tüm bunlarda istihbarat teşkilatları kullanılmaya devam edecek. Tabii
ki virüsler toplumun güvenliği meselesi, yaşamsal bir konu ve istihbarat teşkilatlarının
da görevleri arasında olması gerekir.”



Biyolojik silah çalışmaları falan?



“Olabilir; nasıl gazlarla, kimyasal silahlarla ilgilendilerse ve yer yer
pratikte geçmişte gördüysek, şimdi bu virüsün kullanımı açısından da çalışmalar
yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz ama ilgilenmediklerini söylemeyiz. İşte o
zaman da karşımıza siyasetin niteliği çıkıyor. Yani insani çıkarları düşünmeden
küresel-bölgesel çıkarı ya da otoriter yapısını korumak veya sadece ranta
dayanan çıkarları için politika yapan liderliklerde, yönetimlerde istihbarat
teşkilatlarını bu konuda kullanmak isteyenlerin olacağını düşünmek, dikkate
almak zorundayız.”



Şimdilerde ABD ile Çin arasında aşı savaşı var?



“Bunlar propaganda savaşları. Güvenlik açısından bakarsak, psikolojik harp yapıyorlar.
Maalesef ders alınmadığını, Trump gibi otoriter ya da rantçı siyasetlerin
çıkarlarından vazgeçmediklerini gösteriyor. O bakımdan da dünya nasıl
evrilecek, insani, barışçı mı yoksa daha otoriter ve çıkarları koruma amaçlı
bir çizgiden mi gidecek noktası önemli. O gidişe göre de istihbarat
teşkilatlarını siyaset konumlandıracak. Onun için zaten demokrasi diyoruz,
insan hakları diyoruz, barış diyoruz. Tüm dünyada da işte bu sesler var.”



Tersi felaket yani?



“Tabii her zaman, zaten tarihte de örnekleri çok. Günümüzde de aşıyı bulalım,
önce Afrika’daki bir kabilede deneyelim diyenler oluyor. Hatta bunu açık açık
söyleyen, bilim adamı sıfatına sahip insanlar dahi var maalesef…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet