SURİYE’DE İSTİHBARAT SAVAŞI


Burada savaş, terör, istihbarat, örtülü
faaliyetler, vekalet savaşı gibi kavramlar üzerinde duracağız. Özelde ise
uluslararası insani yardım faaliyetleri ile iç içe geçmiş örtülü faaliyetler,
ajanlar, bunların akıbeti, adli ve hukuki konular hakkında son yaşanan Le
Mesurier hakkındaki iddialara bakarak ve açık kaynak bilgilerinden yararlanarak
bir akıl turu atacağız. Söylenenler yetkilileri açıklamalarıdır. Le Mesurier
konusu adli yönden devam eden bir soruşturmadır. Bizim buradaki incelememiz
adli ve hukuki bağlam çerçevesinde değildir. Yetkililerin ifadelerinden yola
çıkarak Suriye ve istihbarat savaşları hakkındadır.


Ajan


İlk soru şu, hiç ajan ile yan yana oldunuz
mu? Zaten “gizli” faaliyetler ortaya çıkana kadar siz bunu bilemezsiniz,
biliyorsanız gizli değildir, bilmeniz gereken bir aldatmacadır. “Ben ajanım,”
diyen biri de aslında dolandırıcıdır. Hayatında hiç teşkilat-teşkilata,
ajan-ajana çalışmamış olanların konuşmaları ne denli dikkate değerdir, siz
düşünün.


Emekli veya eski istihbaratçı Le Mesurier,
tabiri yanlıştır. Eski asker veya subay Le Mesurier, demek de yanlıştır. MI6’in
çalışmaları böyledir. Askerler için rütbeler verilir, alınır, değiştirilir,
teşkilatlar değiştirilir, Savunma Bakanlığı veya MI6… Yerine göre durum ve
pozisyon ayarlanır.


Başkanı bir konu, her servisin kendi
kültürü vardır. Örneğin MI6 başka bir yerde ajanına infaz yapmaz. Diyelim
susuyor dendi, susmuyordur aslında…


Neyse, olaya ilk böyle bakalım!


İstanbul’da
Ölüm


James Gustaf Edward Le Mesurier (48)
İstanbul’da 11 Kasım’da sabah saatlerinde (05:30) ev-ofis olarak kullanılan
Mayday Rescue Vakfı binasının önünde, sokakta ölü bulundu. İlk ifadeler,
bacağındaki kırıklara bakılarak söyleniyor, “intihar” dendi. Ancak ölümle
ilgili soru işaretleri çoktu. Bu ev-ofis bir vakıf hizmeti olarak
kullanılmaktaydı.


Singapur’da asker bir ailenin çocuğu
olarak dünyaya gelen Le Mesurier’in İngiltere’nin ünlü askeri akademisi
Sandhurst’tan mezun olduğu, görev yerleri arasında Kuzey İrlanda, Bosna Hersek
ve Kosova’nın bulunduğu belirtiliyor. Suriye’de faaliyet gösteren ve Beyaz
Baretliler adıyla tanınan yardım örgütünün kurucusu olarak bilinen Le Mesurier,
2016’da İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’ten Britanya İmparatorluğu nişanı
almıştı.


Le Mesurier yaklaşık 20 yıl süren kariyeri
esnasında Birleşmiş Milletler hizmetinde dünyanın hemen bütün kriz alanlarında
bulunmuştu. ABD, kriz alanları, buralarda istihbarat yapması, değişik örtülü
operasyonları temin ve tesis etmesi söz konusuydu. Le Mesurier’in son olarak,
yaklaşık 6 yıldır Suriye’de Beyaz Baretliler ile faaliyette olması, bu amaçla
çok yüklü bütçeler idare etmesi, sahada 3 binden fazla çalışanı kullandığı,
İstanbul’a sık sık gelip gitti, bölge sorumlusu olabilceği hakkında düşünceler
vardı.


Le Mesurier’in, ölümü sırasında evde
bulunan eşiyle geçen yıl evlendiği ifade ediliyor. İstanbul Tophane’de
ofisinin bulunduğu binanın önünde ölü bulunan eski İngiliz istihbarat subayı
James Gustaf Edward Le Mesurier’in eşi Emma Hedvig Christina Winberg’e
yurtdışına çıkma yasağı konulduğu öğrenildi. Le Mesurier’in ölümüyle
ilgili soruşturma sürüyor. Winberg Le Mesurier’in üçüncü eşidir ve kendisiyle
Irak’ta tanıştığı bilinir.


Öte yandan İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı şu açıklamayı yaptı: “İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı
tarafından James Gustaf Edward Le Mesurier’in kesin ölüm sebebinin tespiti için
otopsi işlemleri sonucu yapılan incelemeler devam etmekte olup herhangi bir rapor
tanzim edilmemiştir. Soruşturmanın hassasiyeti nedeniyle James Gustaf Edward Le
Mesurier’un eşi hakkında bu aşamada geçici bir tedbir mahiyetinde yurt dışına
çıkış yasağı konulmuştur.”


Beyoğlu’nda şüpheli şekilde ölü bulunan
İngiliz ajanı Le Mesurier ile son görüşen kişi olduğu belirtilen Kanada
vatandaşı Faruk Habibin
ifadesi alındı. Habib’in ifadesinde saat 18.00 sıralarında ofisten ayrıldığını
bu sırada Mesurier ve eşinin yalnız olduğunu söylediği belirtildi. Habib ayrıca
Mesurier’in olaydan bir gün önce hastaneye gittiğini, sağlık durumuyla ilgili
sorular sorduğunu söyledi.


Rusya
Devrede


Rusya Dışişleri Bakanlığı, Le Mesurier’i
İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’nın çalışanı olmakla suçlamış, MI6’nın
Balkanlar ve Orta Doğu operasyonlarında görev aldığını iddia etmişti.


Esad
Devrede


Başar Esad’ın çıkışı ilginçti. İstanbul’da
geçen hafta ölü bulunan MI6 ajanı ve uzun zamandan beri, Beyaz Baretliler’in
kurucusu ve bu örtülü yardım teşkilatı ile birlikte Şam’dan İdlib’e faaliyetin
başında olan İngiliz Jean Le Misurier ile 10 Ağustos’ta New York Manhattan
Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde  ölü bulunduğu
duyurularak intihar ettiği ifade edilen ABD’li milyarder Jeffrey Epstein
arasında bir bağ var dedi.


Suriye’de
Endişeli Gelişmeler


Suriye Savaşı’nda en kritik alan Temmuz
2013’de Doğu Guta’daki sarin gazı saldırısının ardından açıldı. Suriye’deki
muhalif güçler faciadan Başar Esad yönetimine bağlı güçleri sorumlu tutmuştu.
Olayı araştırmakla görevli BM heyetinin yaptığı çalışmalarda bu yönde bir
kanıta rastlanamamıştı. Olayda Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in
yeğeni olan ve Temmuz 2012-Nisan 2014 arasında ülkesinin İstihbarat Şefi olarak
görev yapan Prens Bender bin Sultan’ın parmağı olduğu konusu konuşulan bir
meseledir. Söylentilere göre, Batılıların “cihatçı” dediği radikal dini
örgütlere savaşmaları için yapılan yardımın arkasında yine o vardı. Olaydan bir
yıl sonra araştırmacı Seymour Hersh, bir istihbarat görevlisinin açıklamalarına
dayanarak, saldırıda kullanılan sarin gazının Suriye ordusunun elindeki
örneklerle uyuşmadığını açıklayacaktı. Bütün bu konular, olayın ABD ile
müttefiklerini savaşın içine çekmek doğrultusunda kullanıldığı şeklindeki
iddialara güç verir nitelikte olarak değerlendirildi. Olayı araştıran BM heyetinin
başında bulunan İsveçli bilim insanı Ake Sellström incelemelerini yapıp, 16
Eylül 2013’te raporunu tamamladı. Rapor kimyasal saldırıyı kimin yaptığına dair
herhangi bir bulgu içermemekle beraber, isyancıların delilleri manipüle etme
çabası içinde olduğunu ima etti. Doğu Guta katliamının faili kim, diye çok
soruldu. Bu tür spekülatif saldırılar daha sonra da oldu. Ancak olayın ardından
bölgedeki muhaliflere özellikle Körfez monarşilerinden silah yardım ve
sevkiyatı arttı, ülkedeki katliamlar hızlandı.


6 Mart 2018’de Suriye’de önemli bir olay
meydana geldi, Esad Doğu Guta’da yine kimyasal silah kullanmıştı. 11 Mart’ta
Mattis Esad’a sert tepki gösterdi. Ay sonunda Trump’ın asker çekeceğini
söylemesi öncesinde Esad’ın kimyasal silah kullanması söz konusu olmuştu. Buna
rağmen Trump, “çekileceğiz,” diyordu. Yetmedi! 8 Nisan’da Esad yine kimyasal
gaz kullandı. Yer, yine aynı. Sanki Trump’a, “Çıkma!” mesajı verilmekteydi. Bu
ikinci kimyasal gaz saldırısında Trump, Esad için “hayvan” sözcüğünü kullandı.
10 Nisan’da beraberinde 7 refakat gemisiyle birlikte USS Harry Truman Uçak
Gemisi Doğu Akdeniz’e yola çıktı. 11 Nisan’da Trump, “Füzelerimiz geliyor
Rusya!” diye çıkıştı. Putin ise “Umarım sağduyu gelir,” diye karşılık verdi. 14
Nisan’da ABD, Fransa ve İngiltere Şam’a hava saldırısı gerçekleştirdi. 15
Nisan’da ABD’nin (zamanın) BM Daimî Büyükelçisi Nikki Haley, “ABD hedeflerini
gerçekleştirene kadar Suriye’den askerini çekmeyeceğini,” söyledi. 16 Nisan’da
ABD Suriye’deki hedeflerini de açıkladı: Kimyasal silah kullanımını engellemek,
ISIL’ı tamamen bitirmek, İran’ın bölgeye hâkim olmasını engellemek. Bu
hedefleri ele geçirmek için 17 Nisan’da Pentagon 2019 bütçesi için önerisini
sundu, “Suriye’de YPG eğit-donat projesi için 60-65 bin kişilik silah desteği
yapılacak.”


Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Igor
Konaşenkov, İdlib’de kimyasal terör eylemi yapmak için faaliyeti tespit edilen
bazı unsurları afişe etti. Suriye’de 8 konteyner dolusu klor gazı ele
geçirildi. Ağustos 2018’de Konaşenkov, “İngiliz Olive Group askeri şirketinin
eğittiği militanların İdlib’de bir kimyasal saldırıdan sivilleri kurtarma
mizanseni planladığını,” açıkladı.


Suriye sahası tam bir istihbarat ve terör
oyun sahası gibidir. Suriye’de özellikle Şam bölgesinde El-Muhaberat halen en
aktif örgütlerdendir. El Muhaberat bölgede Suriyeli mülteciler üzerinden
faaliyetini yaygınlaştırmak istemektedir.


İngiltere ve Amerika açısından meşru
yardım kuruluşları (Beyaz Baretliler gibi) bu alanda faaliyettedir. Bunun
dışında güvenlik şirketleri vardır. Bunlardan adı geçenler Black Water ve
Castle International’dır.


Özellikle Suriye Batısında Dera ve Doğu
Guta’dan İdlib’e çok yerde etkili olan radikal terör örgütleridir. Bunlar El
Kaide, El Nusra ve ondan dönüşmüş terör örgütleridir. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ)
bunlardan en bilinenidir. Bundan ayrılan Hurraseddin var. Ceyşü’l Fetih halen
aktiftir. Bunlar, özellikle HTŞ, halktan vergi toplamakta, sınır kapılarında
gümrük vergisi almakta, kaçakçılığı sevk ve idare etmektedir. Bu gelirlerin
dışında bu radikal örgütlerin bazı ülkelerden gizli destek aldıkları da ifade
edilen diğer konulardandır. Dolayısıyla bu radikal “cihatçı” örgütler
provokasyon amaçlı kullanılabilmektedirler.


Fırat’ın doğusu bölgesinde ise daha çok
DAEŞ aktifti. En son bilgilere göre 26 Ekim’de İdlib bölgesinde öldürülen
Bağdadi gibi diğer önemli DAEŞ militanı Fırat’ın batısına kaçmak zorunda
kaldırlar.


Rusya ve iran Suriye’de meşruiyeti belli
sebeplerle bulunurlar. Rusya’nın askeri ve sivil istihbarat teşkilatı bu ülkede
hakim konumdadır. İran İslam Cumhuriyeti ise Devrim Muhafızları gibi askeri
(ABD bunları terörist ilan etti) ve Hizbullah gibi milislerin faaliyetleri
üzerinden sürdürmektedir. Ayrıca İran’ın istihbarat teşkilatı da sahadadır.


Beyaz
Baretliler


Beyaz Baretliler bir NGO’dur. Bu sivil
toplum kuruluşunun başkanı Raid Salih Le Mesurier’in ölümününün ardından bir
yayın organına bilgiler verdi. Arkadaşı olduğu ifade edilen Salih, Le
Mesurier’in Beyaz Baretliler’in kurucusu olduğu iddiasını yalanladı. Salih, “O
bizim örgütümüzün kurucusu değildi. Onun başında olduğu Mayday Rescue, Beyaz
Baretliler’in finansman, eğitim, ambulans ve yardım malzemelerini
bulabilmesi için aracı oluyordu,” dedi. Salih’e, Le Mesurier’in İngiliz
ajanı olup olmadığı soruldu. Salih buna kesin bir şekilde “Hayır, değildi,”
dedi. Ayrıca ekledi, “Bu iddiayı Rusya’nın ortaya atmaktadır. Rusya bize 2016
yılından bu yana saldırıyor. Bizi silahlı bir terörist örgüt olarak görüyor.
Ancak biz sadece gerçekleri söylüyoruz.”


Tam olarak 2014 yılında faaliyetine
başlayan Beyaz Baretliler savaş esnasında Suriye’de binlerce insanı enkaz
altından çıkardı ve kurtardı. Yüz bin insana yardım verdiği ifade ediliyor. Bu
faaliyetleri yaparken 252 Beyaz Baretli hayatını kaybetti ve 500 kadar da
yaralı var. Örgüt 2016’da Nobel’e aday gösterildi. Bu kadarı tamamen doğru bir
konudur.


Soru şudur, madalyalı bir İngiliz asker
genç yaşta BM içinde kriz merkezlerinde çalışıyor, emekli oluyor, istihbaratçı
ve bu işlerden de emekli oluyor, böyle söyleniyor, sonra herhalde iş arıyor, bu
durumda Mayday Rescue Vakfı, İstanbul’da iş buluyor (olmalı), dünyanın cadı
kazanı olan Suriye’deki Beyaz Baretliler için insani faaliyetlerde “finansman,
eğitim, ambulans ve yardım malzemeleri” tedarik işinde aracı olarak
çalışıyor. Finansman? Eğitim uzmanlığı? Eğitimin ne şekilde ve kimlerle
yapıldığı? Bu gibi sorular için cevap bulmak zor olacak.


Demek ki konu insani faaliyetler ve Beyaz
Baretliler değil, bunu kullanan istihbarat servisleridir.


İstihbarat
Savaşı


Suriye savaşının 9 yıla yaklaşması bu
soruyu sorduruyor, savaş ne zaman bitecek? Eğer bu denli kirli ilişkilerin
görüldüğü ve lime lime olmuş haldeki bir ülkeden bahsediliyorsa savaşın erken
dönemde bitmesi beklenebilir mi?


Ancak istihbarat savaşı hiç bitmeyecektir,
Suriye’de veya başka bir yerde. Özellikle Rus (FSB) ve İngiliz (MI6)
istihbaratı neredeyse karşı karşıya gelmiş durumdadır. ABD istihbarat servisi
(CIA) ise sessiz ve derinden çalışmaya devam etmektedir. Bağdadi’yi bu bölgede
bulabildiklerine göre sahada bir hayli aktiftir. Bu (MI6 ve CIA) örgütlerin
geri bölge ofisleri ise İstanbul gibi yerlerdedir.


Bugünlerde merak edilen bir diğer soru ise
ABD ile ilgilidir. Eğer Esad temeli olan bilgilere dayanıyorsa, söylediklerine
göre, Epstein veya benzeri kişiler üzerinden, Suriye alanında büyük yatırım
gerektiren örtülü faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetlerin
bütçeleri ve harcamaları iyi incelenmelidir. Bunu BM mi yapacak?


Sonuçlar


Halen bazı önemli konular kriminal araştırma
ile sürmektedir. Örtülü faaliyetlerde failler ve onların geri planındakiler
ortaya çıkmazlar. Tam tabiriyle örgütler geri bölgelerde bıraktıklarını
toplayarak iz bırakmadan faaliyetlerini sürdürürler. Gizli servisler diğer
gizli servislerle sahada veya gerekirse devletlerinin en üst yetkililerinin
iziniyle belli ilişkiler için çalışmalar sürdürürler. Bu şartlarda da adli
soruşturma şartları belli ölçülerde kontrol altında tutulur. Dolayısıyla öndeki
konular kriminaldır ve bunların istihbarat birimleri iç istihbaratla ilgilidir,
dış istihbarat değil.


Eğer iddialar bu denli ciddiyse, bir
ülkedeki savaşın meşruiyeti, kimyasal silah kullanılması, radikal terör
örgütlerinin fonlanması, bunların istihbarat örgütleri tarafından
gerçekleştirilmesi… Siz bunların sonuçlarını görebilecek misiniz? Belki
sinemaya gitmelisiniz! Diğer yandan, CIA-MI6 ile ilgili veya Epstein ve Le
Mesurier hakkında geçerli ve resmi bir ilişki duyacak mısınız? Resimdeki iki
ölmüş şahıs sonsuza dek birbirinden ayrılmıştır artık.


KAYNAK : https://www.politikmerkez.com/konular/guvenlik/suriyede-istihbarat-savasi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet