DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Cyber Savaşı, Casus
Operasyonları ve Rusya’yı Dize Getirme Taktikleri
 

Bugünlerde
Rusya’nın keyfini kaçıran 20’den fazla batılı müttefik, Soğuk Savaştan (yani,
Doğu Bloğundaki güçler ile Batı Bloğundaki güçler arasında II. Dünya
Savaşı’ndan sonra tecrübe edilmiş jeopolitik gerginlikten) bu yana, batıdaki
Rus istihbarat ağlarına dair en büyük darbeyi tekrar vurma dayanışmasına girdi.

Batı’nın,
Rusya’yı dize getirme atılımları 
olarak değerlendireceğimiz bu taktik ve bilhassa Mart
ayı başlarında ‘İngiltere’de ikamet etmiş, eski bir Rus istihbarat teşkilatı
üyesi Sergei Skripal’ın kimyasal silah kullanımı vasıtasıyla -zehirlenilerek-
öldürülmesi’ UK (Birleşik Krallık) başta olmak üzere pek çok batı ülkesi için
de ‘Rusya’ya ültimatom verme’ mazeretini yarattı. Akabinde çok geçmeden UK
dahil, AB üyesi ülkelerinde casus olduğu iddia edilen 100’den fazla Rus
diplomatın sınır dışı edilmesi kararına ulaşıldı. Ve Avrupa ülkelerinden şimdilik
Germany, France, Poland, Lithuania, Czech Republic, Denmark, Italy, Spain,
Netherlands, Estonia, Latvia, Croatia, Finland, Hungary, Sweden ve Romania
sözkonusu tepkilere dahil sayılırken; Iceland, Rusya’daki Dünya Kupası
etkinliğine temsilci göndermeyeceğini açıkladı. AB üyesi olmayan Ukraine,
Albania, Macedonia, ABD, Canada ve Australia bile, ülkelerindeki bazı Rus
diplomatları sınır dışı ederek, sözkonusu tavır alma dayanışmasına katıldığını
bildirdi.
 

Bardağı Taşıran Bazı Damlalar…

Aynı bağlamda Moskova’ya dayattırılan
‘kulak çekme’ meselesinin özü gerçekte, şu ya da bu ülkede kullanılmış (ve
ezelden beri zaten kullanımı sürdürülen) kimyasal silah mevzusu veya casus
zehirlenilmesi pratiklerinden daha hakim bir uygulamaya tabidir: Uluslararası
arenada pekiştirilmiş Cyber Savaşları yoluyla işlenilen ‘Soğuk Savaş’ın ve
Rusya’nın bu alanda hamle yapmış gücünün kontrol edilmesi.

Hatırlanacağı
üzere Cyberwar (Siber
savaş) bir devlet ya da organizasyonun faaliyetlerini aksatmak niyetiyle, bilgisayar
teknolojisinin kullanılmasıdır. Bahsi edilen saldırılar resmi hükümet veya
şirket web sitelerini ve ağlarını indirebilir, çökeltebilir; büyük tesislere ve
altyapı ağlarına zarar vererek, temel hizmetleri ve gizli verileri bozabilir
veya değiştirebilir; finansal sistemleri yayar ve hatta bir süper gücün
başkanlık seçiminin sonucuna karar bile verebilir (Tıpkı, Rusya’nın, Donald
Trump idari dönemini başlatan, yani 2016’daki ABD başkanlık seçim sonuclarını
manüpile ettiğine dair iddialarda görüldüğü gibi).

Kısacası, Cyberwarfare, son yıllarda daha
etken savaş biçimlerinden biri olarak, hükümetlere ve ekonomilere zarar verme
niyetiyle kullanılırken; sıcak çatışmalardaki silahlanmaya fazla masraf
edilmeksizin işe yarar, etkili saldırı yöntemlerinden biri olarak popülerlik
kazanmıştır.

Soğuk Savaş Oyunları…

Konu itibarıyla batıyı kasıp kavuran ve
Ortadoğu’yu zaten avcu içerisine almış Rusya liderliği bir yana, Çin’in mesela
bugün 100.000 kadar cyber askere sahip olabileceği tahmin edilmektedir.

Bununlara ileveten, ABD, İsrail ve
Birleşik Krallık’ın en gelişmiş Cyber donanımına sahip olduğuna inanılırken;
İran, Kuzey Kore, Kanada, Fransa, Hindistan’ın dahi bu listede baş sıralarda
yer aldığı öngörülmektedir.

Fakat… Batıya yönelik uygulamalarda KGB departmanının bir
parçası olan ve Rus sinyal istihbaratı tarafından koordine
edildiği söylenilen, iletişim teknolojileri kullanımlı saldırılar, gerçekten
Moskova’ya üstünlük sağlamış, hatta Ruslar’ın bu sahadaki atılımları, ABD’ de
NATO bilgisayarlarını, bankaları, devlet dairelerini, hastaneleri dahi
etkilemiştir.

Örneğin, son zamanlarda, bilgisayar
güvenliği şirketi Symantec ‘Dragonfly adı verilen bir cyber casusluğu grubunun,
geçtiğimiz yıldan bu yana yaklaşık 100 enerji şirketi ile nükleer santral
işletmesinde meydana gelmiş olan cyber ihlallerinin ardında bulunduğunu;
üstelik, ihlele uğramış yapılanmalardan yarısının ABD’de yer aldığını’ ifade
etmiştir. Artı, Bloomberg uyarınca, Ruslar, ABD genelinde 39 eyaleti
hedeflemiştir.

Bu arada, bilgisayar ve internet teknolojisi elbet ABD’de
de uluslararası bir saldırı platformu olarak kullanılabilinmektedir. (En basit
örneğiyle, Edward Snowden tarafından sağlanılmış gizli belgelere göre ‘ABD
Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Çin’in en büyük telekomünikasyon şirketi -aynı
zamanda dünyanın en büyük telekomünikasyon ekipman üreticisi olan Huawei
merkezindeki sunuculara sızmayı başarmıştır. Plan, Huawei’nin teknolojisini
kullanarak, şirketin, diğer ülkelere ekipman satması durumunda, bilgisayar ve
telefon ağları üzerinden gözetimini yapmak ve gerektiginde, Huawei’ye yönelik
saldırgan cyber operasyonlar gerçekleştirmektir’. Bu arada, NSA’nın cyber
casusları, yakın zamanda ABD’nin Cyber Ordusu, Cyber Hava Kuvvetleri ve Cyber
Deniz Kuvvetleri’nden sorumlu olan, ABD Cyber Komutanlığı’yla güçlerini
birleştirmeye devam etmektedir.

Bitcoin birimine kadar uzanan malum saldırılarıyla Kuzey Kore bile
askeri yeteneklerini pekiştirmeye devam ederken, Kim Jong-Un rejminin bu konuya
özel bir önem verdiği de bilinmektedir. Kuzey Kore’nin ana casus yapılanması
içinde kurulmuş ve ‘Ünite 180’ olarak tanımlanmış ordunun cyber hedefleri
arasında mesela, ABD, Güney Kore ve bir dizi batılı ülke bulunmaktadır. Kuzey
Kore konuyla alkalı iddiaları reddederken; soruşturmalar, Kuzey Kore’nin 300.000’in
üzerindeki, küresel alana yayılmış “fidye yazılımı” uygulamasıyla,
cyber saldırısına dahil olduğunu gösteren kanıtlar bulmuştur.

Bu yönde Rusya’ya rakip olmuş Kuzey
Kore’nin, Bangladeş Merkez Bankası’ndaki $81 Milyon Dolar’lık nakit soygunun
arkasında yeraldığı ve ülkenin, ABD topraklarına ulaşabilme yeteneğine sahip
bulunduğu tahmin edilmektedir.

Japonya-ASEAN Cyber Merkezi… Yine uzakdoğu
bağlamında Japonya ise son birkaç yıldır Güneydoğu Asya
ülkeleriyle 
olan güvenlik bağlarını artırmaya çalıştığı için, yukarıda
vurgulanan önemi dikkate alarak, bir güvenlik ağı olmuşturmaya yönelmiştir.
Dolayısıyla, Japonya-ASEAN etkileşimiyle  Güneydoğu Asya ülkelerini
kapsayacak Cyber birlik güvenliği kurulurken; Singapur’un yeni ASEAN Cyber
Kapasite Programı (ACCP) ile ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı Plus
içerisindeki yeni güvenlik çalışma grubu kurulması kabul edilmiştir

Ama… Şaşırtıcı
bir şekilde, İsrail‘in bu konuda başta geldiği ve İsrail
istihbaratının aynı alandaki yeteneğinin dünya çapında bilindiği de
hatırlanmalıdır. Hatta bazı teknoloji uzmanları, aslında, İsrail’in cyber savaş
teknolojisine öncülük ettiğini söylemektedir; yani, Rusya, Çin, Kuzey Kore ya
da ABD’nin değil… Özellikle İran’ı izleme ihtiyacı ile nükleer ihtiyat
gerekliliği, İsrail için bilgisayar kullanım teknolojisini kapsayan
yeteneklerdeki gücü ilerletmesi yönünde ve bölgenin istikrarı açısından önemli
sayılmaktadır.

Kısacası, asıl savaş,
şimdilik kamuoyuna yansıtılmış bulunulan ve malum casus kovalamaca oyunlarına
adapte edilmiş ‘sırf Rusya’ya dair değildir’. Gerçekte, AB ülkelerini da
kapsamına almış (ve ABD destekciliği yönünde şekillenmiş) artı, İsrail ve ABD
arasındaki dayanışmayla da pekiştirilmiş bir ‘İran, Rusya, Kuzey Kore ve Çin’e
kafa tutma savaşıdır mesele.

Ne de olsa, muhtemel bir Çin-Rusya
işbirliğinin dünyayı ele geçirivermesi, ne AB’nin ne de ABD’nin arzulayacağı
ihtimaller arasında sayılacaktır.

Çünkü, sözkonusu alandaki üstünlüğü her
kim ele geçirmeyi başarırsa, yine aynı yapılanma ‘dünyayı avuçları arasına
alıverecek bir kontrolle mesela, uluslararası nükleer kodları, merkez
bankalarının finans akış sistemlerini; askeri orduları vs… yani sosyal
oluşumları çalkaladırabilir tüm yapılanmaları hakimiyet altında
bulunduruverecektir’.

Velhasıl, Rusya’nın şu sıralar batı büyüteci
altında tutuluş sebepleri arasındaki en ağırlıklı madde, yukarıda özetlediğim
gerçekler temelinden kaynaklanmaktadır.

Olay bu.




















































































Kaynak: Cyber Savaşı, Casus
Operasyonları ve Rusya’yı Dize Getirme Taktikleri – SHENI HAMID/Londra
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir