OĞUZ KULPÇU : Terörizmle Mücadelede İstihbaratın
Rolü

“Eğer düşmanı ve kendini
tanıyorsan yüz savaşa da girsen tehlikede değilsin demektir”  (Sun Tzu)

 

1. GİRİŞ



Günümüzde terörizm, yıkıcı etkilerini bütün dünyada daha şiddetli
hissettirmektedir. Son yıllarda ülkeler tehdidi kendilerinden uzak tutabilmek
için pek çok yönteme başvurmuşlar ve bunun için de bütçelerinden önemli oranda
paylar ayırmışlardır. Geleneksel güvenlik tedbirleri ile terörizmin üstesinde
gelinemeyeceği ve bu mücadele için geniş finans kaynakları, insan kaynakları,
ileri düzeyde istihbarat toplama ve analiz kabiliyeti gerektirdiği görülmüştür1. Terörizmle
mücadelede tehdidin yapısına uygun istihbarat tekniklerinin kullanılması
gerektiği görüşünün ağırlık kazanması üzerine kolluk güçleri bu yönde yeniden
yapılandırılmaya başlanmış, ya da bazı ülkelerde sadece iç güvenlikle ilgilenen
güvenlik istihbaratı teşkilatları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında geleneksel
istihbarat teşkilatları da soğuk savaş dönemi mücadele ettikleri düşmanın
niteliği ile son yıllarda karşı karşıya kaldıkları küresel terörizmin getirdiği
tehdidin değişikliğinin farkına vararak, ortaya çıkan yeni tehditlerle mücadele
edebilecek şekilde yapılanmaya başlamışlardır.

 

Bu kapsamda, günümüzde var olan tehdidin niteliğinin
iyi bir şekilde tanımlanması ve buna göre de istihbaratın ne gibi
ihtiyaçlarının bulunduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Terörizmle mücadelede
önemli bir rolü olan istihbaratın yeniden yapılandırılması yönünde değişik
görüşler ve tartışmalar mevcut olmakla birlikte yapılan çalışmalar henüz
istenilen düzeyde değildir. Bununla birlikte, günümüze kadar istihbaratın
başarılarından çok başarısızlıkları terörizmle mücadeledeki rolünün ve öneminin
anlaşılmasına neden olmuş ve mevcut tehdide karşı iyi yapılanmamış bir
istihbaratın ne gibi büyük felaketlere yol açabileceği dünyada pek çok can
kaybıyla neticelenen olaylardan anlaşılmıştır2.

Bu çalışmada; oldukça geniş ve eski bir disiplin olan istihbarat
konusunda hatırlatıcı bazı kısa bilgiler verildikten sonra günümüzde
istihbaratın karşı karşıya bulunduğu yeni tehdit ortaya konulmaya çalışılmış,
terörizmin karşımıza çıkardığı bu yeni tehdit ile mücadelede istihbaratın rolü
ve önemi ifade edilerek terörizm ile baş edebilmek için nasıl bir istihbarat
yapılanmasına gidilmesi gerektiği hususlarına değinilmiştir.

2. İSTİHBARATA KISA BİR BAKIŞ



Dünyanın en eski ikinci mesleği olarak ifade edilen3 istihbarat oldukça geniş kapsamlı ve çok yönlü
bir disiplindir. İstihbarat konusunda bilinen en eski eser “Sun
Tzu” 
nun ünlü eseri “Savaş Sanatı” (The Art of
War) 
ya da orijinal adıyla “Sunzi Bingfa” dır4. Antik Çin’in Strateji
Ustası
 olarak bilinen Sun Tzu, toplam on
üç bölümden oluşan kitabında esas olarak savaş sanatını değişik açılardan ele
alarak savaşın nasıl sevk ve idare edileceği ve nasıl kazanılacağına ilişkin
stratejik yaklaşımlar ortaya koyar. Kitabın son bölümünde ise casusların
kullanımından (günümüz terminolojisinde insan istihbaratı) bahseder. Günümüzden
yaklaşık 2300 yıl önce yazılmış ancak istihbarat yönüyle pek ele alınmamış olan
kitap şaşılacak derecede modern istihbarat yöntemlerine yakın bilgiler
içermektedir.

 

İstihbarat ile ilgili teoriler geliştirmek ve yeni
yapılanmalardan bahsedebilmek için öncelikle istihbaratı tanımlamak gereklidir5. İstihbarat
konusunda birçok farklı tanım bulmak mümkündür ancak tıpkı terörizmin tanımında
olduğu gibi uluslar arası camia tarafından üzerinde mutabakata varılmış bir
tanım bulunmamaktadır. Tanımlar arasındaki farklılıklar tanımı yapanların ilgi
alanları ile istihbaratla ilgili algılama farklılıklarından kaynaklanmaktadır.
Bu farklılıklar, ileride üzerinde duracağımız kurumlar arası ve uluslar arası
işbirliği ile bilgi paylaşımının önündeki engellerin de ana sebeplerinden biri
olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

2.1. İstihbaratın Tanımı



En genel tanımı ile istihbarat, bilginin toplanması ve kullanıma hazır hale
getirilmesi olarak ifade edilebilir. İstihbarat, ulusal güvenlik, savunma, dış
politika ve uluslar arası güvenlik ile ilgili tüm unsurları kapsamaktadır.
İstihbarat bazen devletler için ölüm veya kalım meselesi olabilir. Bu nedenle
devletler için istihbaratın gizliliğinin sağlanmasının da hayati önemi
bulunmaktadır. Aşağıda istihbaratın farklı tanımlarından bazı örnekler
verilmiştir.

 

Milli İstihbarat Teşkilatının tanımına göre “İstihbarat
ham bilgilerin işlenmesi sonucu üretilen bir bilgidir. Bir başka ifadeyle
istihbarat, tekniği, teşkilatı ve faaliyet itibariyle mevcut olması lazım gelen
organları ve konuları içine alır. Bu nedenle istihbarat planlama, deliller
toplama, çeşitli aklî ve ilmî metotlarla onları değerlendirip bir sonuç
istihsal edip kullanma faaliyetlerini içine alan bir manaya sahip
bulunmaktadır”
.

 

CIA (ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı) tarafından
istihbarat “Etrafımızdaki dünya ile ilgili politika yapıcıların karar
vermelerini kolaylaştıracak bilgi ve ön bilgi”
 olarak ifade
edilmektedir6.

 

ABD Savunma Bakanlığı Askeri Terimler Sözlüğünde ise
istihbarat; “1) Yabancı devletler ya da bölgeler hakkında mevcut bilgilerin
toplanması, işlenmesi, analizi ve değerlendirilmesinden ortaya çıkan ürün, 2)
Rakipler hakkında gözetleme, araştırma, inceleme ve analiz sonucu elde edilen
bilgi ve tecrübeler”
 şeklinde tanımlanmıştır.

 

Michael Warner (2007) istihbaratı; “Güvenilir
kaynaklara dayanan ve etkili yöntemlerle, devlet görevlileri tarafından devlet
için toplanan, yabancılara odaklı bilginin üretilmesi ve dağıtılması ile ilgili
süreç”
 olarak ifade etmektedir.

Daha kapsamlı ve açıklayıcı olmak üzere,
Lowenthal’ın tanımına göre istihbarat “Ulusal güvenlik açısından
önemli olan belirli bilgilerin talep üzerine toplanması, analiz edilmesi ve
politika üreticilere sağlanması sürecidir. Ayrıca, bu süreç sonunda ortaya
çıkan ürünün güvenliğinin sağlanması ve gerektiğinde kanunen yetkili
otoritelerin direktifi ile çoğunlukla gizli ve örtülü olan istihbarat
operasyonları icra etmeyi de içerir”7




Burada altı çizilmesi gereken önemli hususlar şöyle ifade edilebilir;
istihbarat bir süreçtir ve bu süreç karar vericilerin bilgi talebi ile başlar.
Süreç sonunda ortaya çıkan ürün karar vericilere sağlanan bir hizmettir ve pek
çok değişik faktörle beraber doğru kararların verilmesine yardımcı olur.
Gerektiğinde icra edilecek olan istihbarat operasyonlarının yetkili
otoritelerin direktifi ile yapılması ve tüm faaliyetlerde, ileride bahsi
geçecek olan demokrasinin gereklerine ve bazı etik kurallara uyulması önem arz
etmektedir.

 

2.2. İstihbarat Faaliyetlerinin Amacı



İstihbarat faaliyetlerinin amacı; sürprizlere engel olmak, doğru ve yerinde
kararlar verilmesine katkıda bulunmak, milli güç unsurlarının etkin
kullanılmasını ve özellikle bunlardan en önemlisi olan silahlı kuvvetlerin
komutasının etkili olmasını sağlamaktır. İstihbarat faaliyetleri her seviyede
liderlerin sürekli değişen ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde
planlanmalıdır. Bu ihtiyaçlar; devletlerarası ilişkilere, bir topluma veya
toplumun bir kesimine ve değişen eğilimlere yönelik bilgi taleplerine
çevrilerek istihbarat birimlerine iletilir. İstihbarat birimlerinin başlıca
görevleri;

 

1.    
Özellikle kriz ve
çatışma dönemlerinden önce olmak üzere, devletin menfaatlerini etkileyebilecek
ve müdahale gerektiren fırsatları ortaya koymak,

2.    
Karar vermede devlet
mekanizmalarına avantaj sağlamak,

3.    
Güvenliği azami
seviyeye çıkartmak üzere devleti ve vatandaşlarını korumak,

4.    
Mevcut bilgileri
bütünleştirerek kaynakları verimli kılmaktır.

 

Bunlara paralel olarak, kriz dönemlerinde
istihbarattan beklenen fonksiyonlar; kriz öncesi durumu iyi değerlendirerek
gelişmiş bir uyarı sistemi oluşturulması, kriz süresince geleneksel istihbarat
desteği sağlanması, kriz sonrasında ortaya çıkan durumun incelenerek
değerlendirmesinin yapılması şeklinde sıralanabilir8.

 

2.3.
İstihbarat Sürecinin Safhaları




Birçok tanımda istihbaratın bir süreç olduğu ifade
edilmektedir. Bu sürecin içerdiği safhalar, İstihbarat Çarkı olarak
da ifade edilen, bilginin istihbarata dönüştürüldüğü ve kesintisiz süren
aşamalardır. Farklı kaynaklarda değişik şekillerde ifade edilmekle birlikte
genel olarak çarkın aşağıda açıklanan beş safhadan oluştuğu söylenebilir.

 

·        
PLANLAMA VE
YÖNELTME: İstihbarat ihtiyaçlarının belirlenmesi, bir toplama planının
hazırlanması, bilgi toplama vasıtalarına emirlerin ve isteklerin yayımlanması
ve toplama vasıtalarının üretkenliğinin sürekli kontrolünü içeren safhadır.

·        
TOPLAMA: İhtiyaç
duyulan bilginin mevcut tüm vasıtalarla toplandığı ve bu bilginin işlem yapan
ve/veya istihbarat üreten unsurlara ulaştırıldığı safhadır.

·        
İŞLEM: Toplanan
bilginin teyidi tasnifi ve istihbarat üretmeye uygun bir şekle çevrilmesi
safhasıdır.

·        
ÜRETİM: Tüm
kaynaklardan gelen bilginin birleştirilmesi, analizi, değerlendirilmesi ve
yorumlanması vasıtasıyla bilginin istihbarata çevrilmesi ve bilinen ve beklenen
kullanıcı ihtiyaçlarını destekleyecek istihbarat sonuçlarının hazırlanması
safhasıdır.

·        
YAYIMLAMA:
İstihbaratın kullanıcılara yani karar vericilere uygun bir şekilde aktarılması
safhasıdır.

 

Bu safhalara, çarkın
devamlılığını sağlayacak olan geri besleme safhası da ilave edilebilir.
Üretilen istihbaratın kullanımından sonra ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar ve
alınan sonuçların değerlendirilmesi neticesinde toplama vasıtalarına yeni
talimatlar yayımlanarak çarkın devamlılığı sağlanmış olur.

2.4. İstihbarat Toplama Teknikleri



Haber toplama vasıtaları olarak da ifade edilen istihbarat toplama teknikleri
genel olarak Teknik İstihbarat, İnsan Kaynaklı İstihbarat ve Açık Kaynaklı
İstihbarat olmak üzere üç bölüme ayrılabilir. Açık kaynaklı istihbarat; basın
yayın kuruluşları, internet, devlet ve özel sektör raporları, akademik
çalışmalar gibi herkesin erişebileceği kaynaklardan toplanan istihbarattır.
Birçok istihbarat uzmanınca zengin bir kaynak olarak değerlendirilmekte ve
günümüzde birçok istihbarat biriminin elde ettiği toplam istihbaratın kaynak
olarak yüzde yetmişten fazlasını oluşturmaktadır. İnsan kaynaklı istihbarat,
teknolojiden çok insan istihdamına dayanan istihbarat toplama tekniğidir.
Yabancı ülkelere casus gönderme ve yabancı ülke vatandaşlarından casus olarak
yararlanma gibi faaliyetleri içerir. Özellikle terörizm ve organize suçlarla
mücadelede teknik istihbarat toplama vasıtalarına göre daha etkili hatta bazen
geçerli tek yöntem olabilmektedir. Teknik istihbarat, birçok teknolojik
imkânlardan faydalanılarak toplanan istihbarattır. Başlıca teknik toplama
vasıtaları Sinyal İstihbaratı, Elektronik İstihbarat, Muhabere İstihbaratı,
Görüntü İstihbaratı, Ölçme İstihbaratı şeklinde sıralanabilir.

 

3. TERÖRİZMLE MÜCADELEDE İSTİHBARATIN ROLÜ



Esas itibariyle çok geniş bir alan olan istihbarat konusuna çok kısa bir göz
attıktan sonra bu bölümde, günümüzde küresel bir tehdit haline gelen terörizm
ile mücadelede istihbaratın rolü ve önemine değinilecektir.

 

Bir düşmanı yenebilmenin birinci şartının onu
bulabilmekten geçtiği herkes tarafından kabul edilebilecek bir gerçektir.
Küresel terörizm tehdidi ile baş edebilmek için onların amaçlarını iyi anlamak,
faaliyetlerini ve oluşumlarını iyi takip edebilmek, hareket kabiliyetlerini
sınırlayarak terörist örgütlere katılımları engellemek gereklidir .
Bütün bu sayılanlar ise istihbaratın faaliyet alanları ile ilgili hususlardır.

 

3.1. Yeni Tehdidin İstihbarata Getirdiği Zorluklar



Bilindiği gibi soğuk savaş döneminde dünya birbirine düşman iki kutba ayrılmış
durumdaydı. İki kutuplu dünyada sürekli bir gerginlik bulunmakla birlikte
ülkeler kendi içinde güven duygusuna sahip bulunmaktaydı. Bu dönemde ülkeler
için düşman belliydi, her iki taraf da bir diğerinin gücünü, imkân ve
kabiliyetlerini bilmekteydi. Dolayısı ile mevcut tehdit de tahmin edilebilir
durumdaydı. Diğer yandan soğuk savaş döneminin istihbarat teşkilatları,
geleneksel istihbarat şeklinde adlandırabileceğimiz, büyük bütçelere sahip,
bürokratik, hantal ve geniş teşkilat yapılarına sahiplerdi.

 

Soğuk savaş döneminde istihbarat, daha çok hasım
tarafın imkân ve kabiliyetlerine odaklanmış, karşı tarafın niyet ve maksatları
pek net olarak algılanamamış olsa da o dönem için imkân ve kabiliyetlerin iyi
tespit edilmesi gerekli tedbirlerin alınması adına yeterli olmuştur. Küresel
terörizm döneminde ise istihbarat teşkilatları yeni oluşan bu tehdidin niyet ve
maksatlarını anlamış olmakla birlikte imkân ve kabiliyetlerini doğru tespit
edemediğinden uygun tedbirlerin alınmasında sorunlar yaşanmaya başlanmıştır10. İçinde
bulunduğumuz küresel terörizm döneminde istihbaratın karşı karşıya bulunduğu
yeni tehdit soğuk savaş döneminden oldukça farklı bulunmaktadır. Artık
istihbarat birimleri potansiyel düşmanlar ve öncelikli hedefler yerine sürekli
değişen küçük çaplı hedeflerle karşı karşıyadır. Geleneksel istihbarat
teşkilatları ne teşkilat yapısı, ne tasavvur ne de algılama bakımından bu yeni
tehdit ile mücadeleye hazır değillerdi. İstihbarat camiası için görev
tanımlarını yeniden gözden geçirmeye, teşkilat yapılarını yeniden organize
etmeye ve algılamalarını yeniden şekillendirmeye ihtiyaç olduğu ancak acı tecrübelerden
sonra anlaşılabildi.

 

Soğuk savaş sonrasının meydana getirdiği şartlara ilave olarak
dünyadaki küreselleşme de istihbarat açısından ilave zorluklar ortaya
çıkarmıştır. Artık yeni düşman bilinen veya tahmin edilebilir büyük devlet
yapılanmalarına bağlı değildir. Bunlar halkın arasında rahatça dolaşabilen,
fark edilmeden bizimle birlikte yaşayabilen ve hareket edebilen, mali
kaynaklarını kolayca transfer edebilen, çok farklı yerlerde ve uzak
mesafelerdeki liderleri ile günlük hayatın imkânlarından istifade ile rahatça
haberleşebilen yeni tehditlerdir.

Bu yeni düşman kolayca tanımlanıp ayırt edilemediğinden güvenlik
birimleri ile askeri ve istihbarat planlayıcıları için durumu oldukça karışık
bir hale getirmektedir.

Bugün küresel terörizm birçok ülkenin istihbarat
birimleri için öncelikli hedef durumuna gelmiştir. 11 Eylül saldırıları küresel
terörizm ile mücadele için milat olarak kabul edilmekle birlikte aslında bu
mücadele bundan yaklaşık yirmi yıl önce başlamıştır11. Şüphesiz 11 Eylül saldırıları dünyanın
karşılaştığı en büyük terör saldırısıdır ve uluslararası kamuoyunun, terörizm
gerçeğini ve yarattığı tehdidi görmesini sağlamıştır. Ancak küresel terörizmin
1980’lerin başlarından itibaren kendini göstermeye başladığı da bir gerçektir.
Nisan 1983 ile Eylül 1984 tarihleri arasında Beyrut’ta meydana gelen, ABD
Büyükelçiliği ile çok uluslu güce ait birimlere karşı gerçekleştirilen bir seri
saldırı buna iyi bir örnektir. Söz konusu saldırılarda toplam 356 can kaybı yaşanmıştır.
Diğer bir çarpıcı örnek ise PKK Terör Örgütüdür. 1980’lerde bölgesel bir terör
örgütü olarak ortaya çıkan PKK, 1990’lara gelindiğinde terörist faaliyetlerin
yanında uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi suçlara da karışan uluslar arası
bir terör ve organize suç örgütü halini almıştır. OECD raporlarında da
belirtildiği gibi, PKK Terör Örgütü Avrupa’ya giren uyuşturucunun %80’ini
kontrol etmekte ve uyuşturucu ticaretinden yıllık 250 milyon Avro civarında
gelir elde etmektedir.

 

Küresel terörizmin ortaya çıkardığı yeni tehdidi daha net bir
şekilde ortaya koymak üzere akla gelen sorular şu şekilde sıralanabilir;

1.    
Bu tehdidin
doğasında yeni olan nedir?

2.    
Bu tarz bir tehdit
ile nasıl baş edebiliriz?

3.    
Bir ülke kendi
başına bu tehdidin üstesinden gelebilir mi?

4.    
Bu yeni güvenlik
ortamında istihbarat nasıl bir rol oynamaktadır?

5.    
Bu yeni tehdit
istihbarat teşkilatları için ne gibi zorluklar getirmektedir?

 

Aşağıda verilen
açıklamalarla bu sorulara cevap bulunmaya çalışılırken, içinde bulunduğumuz
yeni tehdit ortamı hakkında da daha aydınlatıcı fikirler edinilmesine
çalışılacaktır.

Bugün, herhangi bir devlete doğrudan bağlı olmayan ve bütün
dünya için tehdit oluşturan bir oluşumla karşı karşıya bulunmaktayız. Terörist
örgütler çok sayıda küçük hücreler halinde bütün dünya sathında faaliyet
göstermektedir. Onların doğasını anlamak, yerlerini tespit etmek, onları
izlemek ve haberleşmelerini takip etmek oldukça güçtür. Gizlilik içerisinde
hareket etmekte, planlarını tartışıp oluşturdukları toplantılarını otel odası
ve apartman dairesi gibi tespiti zor yerlerde icra etmektedirler. Dini ve
ideolojik sebepler onlara güç verir fakat onları bir arada tutan şey silahlı
mücadeledir. Onlar için başarının ölçüsü çok farklıdır, öldürmek ve tahrip
etmek onlar için başarının ifadesidir. Sürekli değişen aktörler, takma isimler
ve kod adları da yanlış değerlendirme ve karışıklık yaratma ihtimalini artıran
en belirgin zorluklardır. Kendi başına terörist davranışlarının doğası bu
tehditle mücadelede istihbarat birimlerinin yaşadığı zorlukların ana sebebidir.
Teröristler çoğunlukla disiplinli, kendini adamış ve motivasyonu yüksek
kişilerdir. Elebaşılarını kolay ele vermezler. Eylemlerinin yapılış şekilleri
gelecekteki eylemler ile ilgili tahminde bulunmaya genellikle imkân vermez.

Terörizmin etkileri her geçen gün daha yıkıcı hale gelmektedir.
Terörist örgütleri anlamak ve içlerine sızmak oldukça zordur. Teknoloji ve
küreselleşen dünyanın getirdiği imkanlar teröristlere birçok avantaj
sağlamaktadır. Özetle ifade etmek gerekirse; geleneksel istihbarat sistemi için
teröristlerin zor hedefler olmasının nedeni, kendilerini toplum içerisinde çok
iyi gizlemeleri ve aniden ortaya çıkarak eylemlerini gerçekleştirmeleridir.
Teröristler küçük gruplar halinde hareket etmek ve hasımlarının arasında
gizlenmek konusunda oldukça ustalaşmışlardır.

3.2. Yeni Tehditle Mücadelede İstihbaratın Önemi



Terörizmin meydana getirdiği yeni tehditle mücadelede istihbaratın önemi,
maalesef, başarılarından çok başarısızlıkları nedeniyle anlaşılmış, bu yeni
tehdit karşısında iyi organize edilmiş bir istihbaratın eksikliğinin nasıl
yıkıcı sonuçlara ve ne kadar çok can kaybına neden olabileceği yaşanan acı
tecrübelerle görülmüştür. Diğer taraftan 11 Eylül saldırılarına kadar, başta
istihbarat teşkilatlarının kendileri olmak üzere, istihbarat sisteminde reforma
ihtiyaç olduğu pek fark edilmemiştir. Ancak 11 Eylülden sonra istihbarat
teşkilatlarını geliştirmeye yönelik gayretlere girişilmiş, özellikle bu tarz
terörist saldırıları önlemeye yönelik istihbarat toplama ve analiz kabiliyetlerini
artırıcı tedbirler alınmaya başlanmıştır. Aşağıda, istihbarat camiası için
başarısızlık olarak nitelendirilen ve kötü sonuçlarla neticelenen olaylardan
bazı örnekler verilmiştir.

 

İlk örnek daha önce bahsi geçen Beyrut saldırıları
ile ilgilidir. Saldırıların akabinde Turner ve Mc
Carthy 
tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapora
göre, saldırıların yapıldığı tarihlerden önce çekilmiş olan bölgeye ait uydu
fotoğraflarında, teröristlerin Bekaa Vadisinde ABD Büyükelçiliği ve ek
binasının bire bir ölçülerde maketlerini inşa ettikleri ve bunlar üzerinde
araçlarla saldırı eğitimi yaptıkları görülmüştür. Bu görüntülerin analizciler
tarafından göz ardı edildiği veya bu bilgilerin öneminin kavranamadığı
anlaşılmıştır12. Bununla
birlikte, istihbarat birimleri tarafından bölgedeki Amerikan hedeflerine karşı
terörist saldırıları olabileceğine ilişkin sayısız eylem ikazı yapılmış,
ikazların çokluğu bölgedeki personelin olayı kanıksamasına neden olmuş, ancak
ikazların hiçbirinde saldırıların şekli ve zamanıyla ilgili bilgi
verilmemiştir.

 

Diğer bir örnek 11 Eylül saldırıları ile ilgilidir.
2001 yılı Temmuz ayında FBI karargâhına gelen bazı raporlarda, son zamanlarda
sivil havacılık kurslarında Ortadoğu kökenli öğrenci sayılarında artış olduğu,
FBI’ın ülke çapında bu tür kurslara ilişkin veri tabanı tutmasının uygun
olacağı ifade edilmiştir. Diğer yandan ABD istihbarat birimlerine,
teröristlerin hava araçlarını silah olarak kullanabileceğine dair bilgiler
ulaştığı görülmüştür13. 11 Eylül Araştırma Komisyonu raporunda
belirtildiği gibi, bu trajik olaydaki en büyük istihbarat hatası bilgilerin
yeterli şekilde birleştirilememesi ve analiz edilememesidir. Yine aynı raporda
ABD istihbarat camiasının, bu tarz bir terör eylemini engellemek için ne iyi
bir teşkilat yapısına ne de yeterli donanıma sahip olmadığı değerlendirilmiştir14.

 

Son örnek 2003 yılında İstanbul’da meydana gelen bir seri
bombalı saldırılardır. 15 Kasım 2003 tarihinde iki sinagoga eş zamanlı bombalı
saldırı düzenlenmiş, bundan beş gün sonra da HSBC Bank ve İngiliz
Konsolosluğuna saldırılmıştır. Bütün saldırılarda yüksek miktarda patlayıcı
içeren bomba yüklü araçlar kullanılmıştır. Bu saldırıların bilânçosu, İngiliz
başkonsolosu dâhil olmak üzere 57 ölü ve 700 yaralı olmuştur. Bu kadar çok
miktarda patlayıcının haber alınmadan şehir merkezine girebilmiş olması
istihbaratın bir hatası olarak görülmüştür. Bunlara daha birçok güncel örnek de
eklemek mümkündür.

Yirmi birinci yüzyılda ortaya çıkan yeni tehditlere karsı
istihbaratı önemli görevler beklemektedir. Küreselleşme ile birlikte gelen
problemlerin ortaya çıkarttığı yeni suç çeşitleri ve kitle imha silahlarının
oluşturduğu tehdidin ciddiyeti istihbarat teşkilatlarının önemini
arttırmaktadır.

3.3. Terörizm Tehdidine Karşı Yeni İstihbarat Yapılanması



Böylesi sinsi ve büyük bir tehdidin vereceği zararlardan sakınmanın en geçerli
yolu tehdidi zamanında haber alabilmek ve tehdit ortaya çıkmadan yok
edebilmektir15. Buraya kadar
bahsedilen hususlardan bir sonuç çıkarmak gerekirse; bu yeni tehdit ile baş
edebilmek için, gelişmiş haber toplama ve analiz kabiliyetine sahip, geniş
finans ve insan kaynakları olan yeni bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç
olduğu söylenebilir. Ancak çok geniş bir alanda faaliyet gösteren terörizm
tehdidine karşı istihbarat teşkilatlarının ne gibi farklı teknikler
kullanabileceği ve nasıl bir yapılanmaya ihtiyaç olduğu sorusuna da cevap
aramak gerekmektedir. Aşağıda, bu tehditle mücadelede istihbarat teşkilatları
için bazı önerilere yer verilmiştir.

 

3.3.1. İnsan Kaynaklı İstihbarata Önem Verilmesi



Teknik ve açık kaynaklardan elde edilebilecek bilgilerin değeri tartışmasız
önemini korumaktadır, ancak bu yollarla terör örgütleri hakkında çok detaylı
bilgileri elde etmek, planlarını deşifre etmek her zaman mümkün olmayacaktır.
İnsan Kaynaklı İstihbarata da diğer toplama vasıtaları kadar önem vermek
terörizmle mücadelede istihbaratın etkililiğini arttıracaktır16. Diğer yollarla
elde edilemeyecek bilgileri sağlayabilecek bir yöntem olan istihbarat
elemanları, muhbir gibi insan kaynaklı istihbaratlarla örgütlerin en gizli
planları hakkında bilgi toplamak mümkün olabilecektir. Bu nedenle istihbarat
teşkilatları terörizmle mücadelede başarıyı yakalayabilmek için insan kaynaklı
istihbarat toplamaya daha da önem vermelidirler.

 

Best’e göre de terörle mücadelede başarı büyük oranda insan
kaynaklı istihbarata (HUMINT) dayanmaktadır. Bilgi edinebilmek için
muhbirlerden yararlanmak diğer bilgi toplama yöntemleriyle kıyaslandığında en
az maliyeti olan kaynak olarak varsayılmaktadır.

Ancak hem en tehlikeli hem de en zor olanın da yine insan
kaynaklı istihbarat toplamak olduğu da bir gerçektir. Hatalar ölümlerle
neticelenebilir ve tüm kamuoyunun olumsuz bakacağı skandaller ortaya çıkabilir.

3.3.2. Zamanında Haber Alınabilmesi



İstihbarat ihtiyaç duyulan haberin kaynaktan toplanabilmesinin yanında bu işin
zamanında yapılabilmesini de içerir. Genel resme bakıldığında da görülen, tüm
kaynaklardan toplanan bilgilerin yerinde ve zamanında değerlendirilmesi halinde
bir değeri olduğudur. Bir terör eyleminin hazırlık safhası da uzun süre almakta
hatta yıllara yayıldığı görülen örneklerle de karşılaşılmaktadır. İstihbarat
operasyonları da genellikle uzun dönem çalışmalardan oluşmakta ve sonuçları
hemen elde edilmeyebilmektedir. Ancak uzun süren bu çalışmalar örgütlerin tüm
faaliyetlerine vakıf olma avantajını verdiğinden yapılacak her türlü faaliyeti
bilme imkânı sağlamakta, böylece de teröristlerin planlarına karsı zamanında
müdahale edebilme avantajını vermektedir. Unutulmaması gereken husus, en
mükemmel istihbaratın bile zamanında ilgili birimlere ulaştırılmadığı takdirde
bir değerinin olmadığıdır. Bu nedenle istihbarat birimleri çarkı olabildiğince
hızlı işletmeli, gerekli ikaz ve bilgi akışını zamanında sağlamalıdır.



3.3.3.
Akademik Alanların Katkılarından Yararlanma



Akademik çalışmaların diğer devlet faaliyetlerinde olduğu gibi daha iyi bir
performans için istihbarat teşkilatlarına sağlayabileceği avantajların farkına
varılması önemli görülmektedir. Teröristlerin ideolojileri, doktrinleri ve
stratejileri hakkında çalışmalar yapılması, bu çalışmalar neticesinde de
istihbarat teşkilatlarının faaliyetlerine yol gösterici sonuçlar ortaya
koyacak, mücadelenin yönünün ve atılacak adımların neler olacağının
belirlenmesi hususunda önemli katkılar olabilecektir. İstihbarat camiası,
terörist grupların psikolojisini, lider ve üyelerinin iç dünyalarını daha iyi
anlayabilmek için davranış bilimlerinden azami istifade etmelidir17. Yine, teşkilat
yapısı yönünden mevcut problemlerle daha iyi mücadele edebilecek nasıl bir
yapının meydana getirilmesi gerektiği de ortaya konarak, istihbarat
teşkilatlarında yapılması gereken değişiklikler en doğru şekilde
gerçekleştirilebilecektir.

 

3.3.4. Yeterli Sayıda ve Yetenekte Personelin İstihdam Edilmesi



Terörizmle mücadele geniş finans kaynakları yanında yeterli ve daha iyi
eğitilmiş çok yönlü insan kaynakları da gerektirmektedir. Örneğin 1999 yılında
Türk Polisi tarafından yapılan başarılı bir operasyonla ağır darbe alan terör
örgütü Hizbullah’tan ele geçirilen, örgütün arşivi dahil pek çok dijital belge,
bunları değerlendirebilecek yeteri kadar yetişmiş personel bulunması sayesinde
çok çabuk deşifre edilip, örgüte karşı en verimli biçimde kullanılabilmiştir.



3.3.5.
Mücadelenin Demokrasi ve İnsan Haklarına Saygılı Yürütülmesi 



Terörün hedefi sadece belirli bir bölge ya da gruptan ziyade tüm toplumdur,
ancak demokrasilerde tüm topluma yönelmiş terör tehdidi ile mücadele, terör
örgütlerinin faaliyetlerinin insan haklarına saygılı ve demokratik yollarla
engellenmesini de gerektirir. Soğuk savaştan kalma taktiklerle mücadele yeterli
değildir18. Demokratik
yollarla mücadele aslında işi kolluk ve istihbarat teşkilatları açısından
zorlaştırıyor gibi görünse de burada masum vatandaşların olumsuz etkilenmesinin
de önüne geçilmiş olur. Zaten terörün acımasız saldırılarından etkilenen halk
birde demokratik olamayan mücadelenin ve mücadele eden birimlerin keyfi
davranışlarının getirdiği olumsuzluklarla daha da kötü etkilenmemiş olur. Gerek
ülke içinde gerekse uluslar arası operasyonlarda icra edilecek istihbarat
operasyonlarının “hedef odaklı” olarak icrası büyük önem arz etmektedir. Hedef
odaklı istihbarattan maksat, dolaylı zararlar nedeniyle sivillerin veya masum
insanların zarar görmesinin engellenmesidir. İstihbaratın yapacağı bir hata
sonucunda yanlış hedef seçimi gerçekleşirse, verilecek dolaylı zararlar etkisiz
hale getirilen terörist sayısından daha fazla terörist yaratacaktır. Afganistan
ve Irak’ta yaşanan başarısızlıkların altında yatan temel neden budur19. Bütün bunlara
engel olmak için halkın desteğinin sağlanmasına, halkın algılamalarına saygılı
olmaya ve toplum içindeki dengeleri gözetmeye özen gösterilmesi gereklidir.
Başta NATO içinde olmak üzere, uluslar arası camiada yeni geliştirilmeye
başlanan “Stratejik İletişim” konseptinin ortaya koymak
istediği yeni uygulamalar bu konuda fayda sağlayacaktır.

 

İstihbarat faaliyetleri doğası gereği çoğunlukla
gizli ve örtülü şekilde yapılabilmektedir. Bu tarz operasyonların toplumda
bireysel hakları ihlal etmesi de yüksek bir olasılıktır. Demokratik bir
toplumda bu tehditle mücadelenin insan haklarına saygılı bir şekilde
sürdürülebilmesi açısından izlenmesi gereken yolları aşağıda sıralanan altı
etik kuralla özetlemek mümkündür20.

 

1.    
Gizli operasyonların
gerçekleştirilmesi için kabul edilebilir ve yeterli gerekçenin bulunması,

2.    
Kişisel
mahremiyetleri ifşa etmeyecek şekilde profesyonel dürüstlük içinde çalışılması,

3.    
Kullanılacak yöntem
ve yaptırımların orantılı olması,

4.    
Yasal olarak yetkili
otoritenin direktifinin olması,

5.    
Makul seviyede
başarı ihtimali bulunması,

6.    
Gizli ve örtülü
yöntemlerin son seçenek olarak kullanılması.

 

3.3.6.
İşbirliği



Geleneksel istihbarat teşkilatı modeli terörün ortaya çıkan yeni yüzü ile
mücadele etmekte yetersiz kalmaktadır. Kurumlar arası bilgilerin paylaşılması
teröre karsı yürütülen mücadelenin etkisini arttırmaktadır. İstihbarat
teşkilatları arasında işbirliği de bu paralelde ele alınmalıdır. Elbette
uluslararası işbirliğinin de rolü unutulmamalıdır. Bölgesel ya da küresel
işbirliği seklinde terörizmle mücadeleye katkı sağlayacak her türlü işbirliğine
önem gösterilmelidir. Çünkü küreselleşmenin, dünya üzerindeki etkisinden
faydalanan terör örgütleri faaliyetlerini bir ülke ile sınırlı tutmayıp başka
ülkelere karsı da tehdit oluşturmaktadırlar. Faaliyet gösterdikleri ülkelerde
bulamadıkları eğitim, lojistik, silah ve eleman temini gibi bazı imkânları
başka ülkelerden sağlayabilmektedirler. Bunun yanında El-Kaide gibi birden çok
ülke için tehdit oluşturan terör örgütlerinin de ortaya çıkarabileceği potansiyel
tehlikeler, hali hazırda örneklerini görmüş olduğumuz çok kanlı eylemlerden de
anlaşılmaktadır21. Daha iyi
işbirliği ortamlarının geliştirilebilmesine zemin hazırlayacak uluslararası
hukukun da ortaya çıkartılması bir gereklilik olarak görülmektedir. Bununla hem
insan hakları alanında gerekli kıstas belirlenmiş olacak, hem de ülkelerin
teröre karsı almaları gerekli tedbirlerin standartları belirlenmiş olacaktır.
Uluslar arası istihbarat işbirliğinin üç yönü vardır, bunlar; eğitim alanında
işbirliği, kendi topladığı istihbaratı diğer teşkilatlarla paylaşmak ve
istihbarat toplanması için ortak operasyonların yapılmasıdır.

 

Terörizmle mücadelede uluslar arası işbirliğinin
önündeki en büyük engel terörün değişik ülkelerce farklı şekillerde
algılanmasıdır. Bazıları tarafından özgürlük savaşçısı olarak algılanan
kişiler, diğerleri tarafından ise terörist olarak algılanabilmekte ve
devletlerin bu konudaki politikaları birbirlerinden farklılık göstermektedir.



3.3.7.
İstihbarat Teşkilatlarının Kendilerini Gelişen Şartlara Uydurabilmesi



Soğuk savaşın ardından kitle imha silahlarının yayılma endişesiyle başlayan ve
11 Eylül saldırılarının yarattığı etkinin ardından devam eden süreçte,
istihbarat teşkilatları yürüttükleri faaliyetlerde kendi yetersizliklerinin farkına
varmış ve eksikliklerini görebilme yönünde büyük bir gayrete girişmişlerdir. Bu
amaçla, gelişen teknolojiyi adapte edebilmek için çalışmakta, daha yetenekli
insanları bünyelerinde istihdam etmekte ve mevcut personelini de gelişen
ihtiyaçlara göre yetiştirmektedirler. İstihbarat teşkilatlarının kendi çabaları
yanında, bünyelerinde daha fazla bilim adamı, mühendis veya teknoloji ile
ilgili alanlarda istihdam sağlanabilmektedir22.

 

Tüm bu gayretlerle gelişen dünyaya çok çabuk ayak uyduran ve
bunun sunduğu tüm imkânları işledikleri vahşeti arttırabilmek için kullanan
terör örgütlerinin faaliyetlerini durdurabilmeyi amaçlayan istihbarat
teşkilatlarının da her açıdan kendilerini yenileyebilmeleri gerekmektedir.
Yenilik deyince ilk akla gelen teknolojiye adapte olabilmenin yanında yeni
yönetim şekillerine ve organizasyon yapıları da dâhil olmak üzere her açıdan
gelişen şartlara uyum sağlamak önemli görülmektedir.

3.3.8. İstihbarat Analizi



Analiz istihbarat sürecinin kalbidir ve terörizmle mücadelede kritik bir öneme
sahiptir. Bu nedenle istihbarat teşkilatları bu kabiliyeti geliştirebilecek
planları yaparak uygulamaya geçirmelidir. Bu konu özellikle büyük istihbarat
başarısızlıklarının ardından gündeme gelmektedir. Daha iyi analizlerin
yapılabilmesi için analizcilerin eğitimi konusu önemli görülmektedir.
Geleneksel kalıpların dışında düşünebilen, teröristlerin neler düşündüğünü
bilecek insanların istihdam edilmesi ve yetiştirilebilmeleri de önemlidir23. Terörizmle
mücadelede istihbarat faaliyetleri önemli oranda analiz kabiliyeti
gerektirmektedir. Bunun içinde değişik alanlarda uzmanlara, farklı dilleri
anlayabilen ve bir çok veriyi değerlendirip gelişmiş analizler yapabilecek
personele ihtiyaç vardır. Aşağıda analizlerin etkililiğini artıracak bazı
tekniklerden örnekler verilmiştir24.

 

·        
Şeytanın Avukatlığı
Analizi: Bu teknikte, mevcut delilleri kullanarak en çok kabul gören görüşe
aksi yönde argümanlar geliştirmek üzere bir analizci görevlendirilir. Böylece
karara etki edecek tezin zayıf ve eksik yönleri ortaya konulmaya çalışılır.

·        
A Takımı – B Takımı
Analizi: Bir değerlendirme yapılırken mevcut analizcilerin tamamını aynı
istikamette düşünmeye zorlamak yerine, aralarında kendiliğinden oluşan görüş
ayrılıklarına göre onları takımlara ayırmak suretiyle, mevcut delillerin
birbirinin aksine yönlerde değerlendirilmesi sağlanmaya çalışılarak en doğru
değerlendirmeye ulaşılmaya çalışılır.

·        
Kırmızı Takım
Analizi: Hasım taraf gibi düşünüp davranmak üzere görevlendirilecek analizciler
vasıtasıyla, en uygun değerlendirme olduğu kabul edilmiş olan görüş test
edilmeye çalışılır.

·        
Eğer Böyle Olursa
Analizi: Görevlendirilecek olan bir analizci tarafından, kabul edilmiş
faraziyeler değişik yönleri ile incelenerek farklı taraflarda ne gibi davranış
değişikliklerine açabileceği ortaya konulmaya çalışılır.

·        
Düşük İhtimal –
Yüksek Etki Analizi: Bir önceki teknikle aynı yöntemler kullanılmakla birlikte
bu teknikte amaç, çok düşük olmakla birlikte mümkün olabilecek ihtimallerin
gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilmeye
çalışılır. Bir analizcinin “eğer el-kaide nükleer silah edinirse” sorusunun
cevabını araştırması ve muhtemel sonuçları ortaya koyması buna iyi bir örnek
olabilir.

·        
Alternatif
Senaryolar Analizi: Bu teknikte ise analizciler iki veya daha fazla kabul edilebilir
alternatif senaryo üreterek, bunların arka planındaki etkenleri inceleyerek
birbirleri ile olan etkileşimlerini ortaya koymaya çalışırlar. Ortaya çıkan
sonuçlar durum raporları şeklinde karar vericilere sunularak karşı karşıya
olunan durumu daha iyi anlamaları sağlanır.

 

3.3.9. “Kim” Odaklı İstihbarattan “Nasıl” Odaklı İstihbarata



“Kim” Odaklı İstihbarattan “Nasıl” Odaklı
İstihbarata dönüş hususu, küresel alanda faaliyet göstermekte olan el Kaide
Terör Örgütünün son dönemde ortaya attığı “Lidersiz Cihat” kavramından
sonra bazı istihbarat uzmanlarınca ortaya konulan bir görüştür. Arap
Yarımadasındaki el Kaide’nin lideri olan Nasır el-Wahayşi,
kendilerine müzahir bir internet sitesinde yayımlanmakta olan “Sada
el-Malahim”
 adlı dergide yazdığı bir yazıda cihadist düşünceye
sahip teröristlere hitaben, eylem gerçekleştirmek için lider kadrodan talimat
beklememelerini, büyük hedeflerden çok zayıf ve küçük hedeflere yönelmelerini,
buldukları her türlü basit silah ve malzemeyi kullanarak eylem yapabilecekleri
talimatını vermiştir.

 

Wahayşi’ye göre eylem yapmak için büyük hazırlıklara
ve finansal kaynaklara ihtiyaç yoktur. Bu talimatlarla el Kaide tabandaki
teröristlere ulaşarak plansız müstakil eylemler yapmaları konusunda
yönlendirmek istemektedir. Yönlendirilmek istenen tabandaki bireysel eylemciler
Batı toplumları içerisinde fark edilmeden yaşayan, özel bir hazırlık içerisine
girmedikçe ve lider kadrolarla irtibat kurmadıkça istihbarat birimlerince
tespit edilmesi oldukça güç hedeflerdir. Bu tarz terörist tehditlere karşı Stewart
ve Burton
tarafından önerilen istihbarat yaklaşımı kim sorusuna
odaklanmak yerine nasıl sorusunun cevabını aramaktır. Klasik düşüncede
istihbarat teşkilatları eylemi gerçekleştirecek şahısları tespit etmek
suretiyle eyleme engel olmaya çalışmaktadır. Yukarıda belirtilen sebepler
nedeniyle lidersiz cihat tarzı eylemlerde bu tespiti yapmak oldukça güç
olduğundan başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmaz görülmektedir. Bunun yerine
nasıl sorusuna cevap aranarak bu tarz eylemlerin nasıl gerçekleştirildiği
üzerine odaklanılması ve bu tür davranışlara yönelenlerin takip edilmesi
önerilmektedir. Ayrıca alınacak fiziki tedbirlerde de nasıl sorusunun
cevabından yola çıkarak gerekli tedbirlerin düzenlenmesinin uygun olacağı ifade
edilmektedir25

 

4. SONUÇ



Bugün karşı karşıya bulunduğumuz terörizm tehdidinin daha uzun yıllar devam
edeceği görülmektedir. Halen bu mücadelenin sonundan çok başına yakın olduğumuz
söylenebilir26. Bu noktada
1984 yılında Başbakan M. Tatcher’a karşı gerçekleştirilen başarısız bir
bombalama eyleminden sonra IRA tarafından söylenenleri hatırlamak uygun olur: “Bu
defa biz şanssızdık, ancak unutmayın, biz yalnız bir kez şanslı olmak
zorundayız, siz ise her zaman şanslı olmak zorundasınız27.”

Böylesine çok yönlü yöntemler kullanan bir düşmana karşı
hükümetler de çok yönlü karşılıklar verebilme imkan ve kabiliyetine sahip olmak
durumundadırlar. Hiçbir güvenlik teşkilatı (polis, jandarma veya silahlı
kuvvetler) tek başına bu yeni tehditle mücadele için gerekli tam harekât yeteneğine
sahip değildir. Gerekli olan yeteneklerin bir çoğu genellikle istihbarat
teşkilatlarında bulunmaktadır. İstihbarat teşkilatları her seviyede terörizme
bulaşmış kişileri tespit edebilir, onların kurtarılmış bölgelerini ve eleman
temin kaynaklarını ortaya çıkarabilir. Ayrıca, silah ve diğer lojistik
kaynakları ile finans kaynaklarını takip edebilir. İstihbarat, sağlayacağı
erken uyarılarla muhtemel terör saldırılarını engelleyebilir, karar vericilere
sağlayacağı bilgilerle kriz yönetimine destek olabilir.

Bununla birlikte, kaynak ve yetenekleri ne kadar
geniş olursa olsun, hiçbir istihbarat teşkilatı tek başına yukarıda sayılanları
gerçekleştirebileceğini iddia edemez. Gerçekte de bir istihbarat teşkilatından
bütün bunları tek başına gerçekleştirmesi de beklenmemelidir. Tek tek her bir
teşkilatın zafiyetlerinin meydana getirdiği boşluk; mevcut bütün istihbaratın
uygun birleştirilmesi, daha iyi analiz, daha iyi fiziki güvenlik, farklı
teşkilatlar arasında iyi bir işbirliği ve özellikle de uluslar arası alanda
daha sıkı koordinasyonla doldurulabilir. Günümüzde küresel bir tehdit haline
gelen terörizmle mücadelede en büyük problemlerden birisi uluslar arası
işbirliği ve koordinasyonun yetersizliğidir. Oysaki küresel terörizmle başa
çıkabilmenin yolu da başta istihbarat alanında olmak üzere sıkı bir uluslar
arası işbirliğinin sağlanmasından geçmektedir. İstihbarat camiasında son
dönemde gelişen yeni uygulamalardaki, “bilmesi gereken” prensibinden “paylaşılması
gereken”
 prensibine geçişin uluslar arası arenada da geçerli
kılınması zorunluluk halini almıştır. Uluslar arası işbirliği ve koordinasyonun
önündeki bazı politik ve algılama farklılıklarından kaynaklanan engeller var
olduğu sürece bundan fayda sağlayacak olan teröristler ve onları destekleyen
devletler olacaktır.

 

Etkili ve yeterli bir istihbarata sahip olmanın
birçok terörist saldırının gerçekleştirilmeden engellenmesini sağlayacağı,
terörizmle mücadelede en iyi silahın istihbarat olduğu unutulmamalıdır28.

 

5. KAYNAKÇA



ABD Savunma Bakanlığı Askeri Terimler Sözlüğü, 2008,

ABD Senatosu, Ulusal Terörizmle Mücadele Komisyonu Raporu, 2002

Busch K.G. ve Weissman S.H., “The Intelligence Community and the War on Terror:
The Role of Behavioral Science” Behavioral Sciences and the Low Dergisi Sayı
23, 2005,

Cordesman A.H. “Terörle Mücadelede Askeri İstihbarat” Sempozyum Bildirileri
“Küresel Terörizm ve Uluslar Arası İşbirliği-III ” 15-16 Mart 2010

Dahl E.J., “Warning of Terror: Explaining the Failure of Intelligence Against
Terrorism” Strategic Studies Dergisi Cilt 28 Sayı 1, 2005,

Dupont A., “Intelligence for the Twenty-First Century” Intelligence and
National Security Dergisi Cilt  18 Sayı 4

Gill P., “What is Intelligence Theory” Konferans Bildirileri “Toward a Theory
of Intelligence” RAND Corporation, 2006

Karmon E., “The Role of Intelligence in Counter-Terrorism” The Korean Journal
of Defense Analiysis, Cilt 14 Sayı 1, 2002

Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi Cilt
11Sayı 2,      2009

Kruys G.P.H., “The Role of Intelligence in Countering Terrorism and
Insurgensy”, Strategic Review for Southern Africa, Cilt 29 Sayı 1, 2007

Lowenthal M., “Intelligence: From Secrets to Policy” Congressional Quarterly
Press (2.Baskı), Washington DC, 2002

Milli İstihbarat Teşkilatı, “İstihbaratın Tanımı ve İstihbarat Çarkı” www.mit.gov.tr,
(Erişim tarihi 12.12.2009)

Omand D., “Ethical Guidelines in Using Secret Intelligence for Public Security”
Cambridge Review of International Affairs Cilt 19 Sayı 4, 2006,

Raman B., “Intelligence and Counter-Terrorism”, 2004, www.saag.org/common/uploaded_files/ paper
983, (Erişim tarihi: 03.11.2009)

Scott L. ve Hughes R.G., “Intelligence, Crises and Security: Lessons From
History” Intelligence and National Security Dergisi Cilt 21 Sayı 5

Shulsky A., “Silent Warfare” Brassey’s, Virginia, 2002

Sims J., “Intelligence to Counter Terror: The Importance of All-Source Fusion” Intelligence
and National Security Dergisi Cilt 22 Sayı 1, 2007,

Smith D., “Background on the Role of Intelligence in Rooting Out Terrorism” CDI
Terrorism Project, www.cdi.org/terrorism/intelligence-role-pr.html (Erişim
tarihi 18.11.2009)

Stewart S. ve Burton F., “Counterterrorism: Shifting from ‘Who’ to ‘How’”,
Global Security and Intelligence Report, 2009,  www.stratfor.com.
(Erişim tarihi 05.11.2009)

Treverton G.F., “İntelligence for an Age of Teror” RAND Co. Cambridge
University Press,   New York, 2009

Wark W.K. “Terörle Mücadelede İstihbarat Koordinasyonu”, Sempozyum Bildirileri
“Küresel Terörizm ve Uluslar Arası İşbirliği-III” 15-16 Mart 2010

Warner M., “Wanted: A Definition of Intelligence, Understanding Our Craft” Center for
the Study of Intelligence, csi publications, 2008

Warner M. “The Divine Skein: Sun Tzu on Intelligence” Intelligence and National
Security Dergisi Cit 21 Sayı 4, 2006

Warner M.., “What is Intelligence Theory” Konferans Bildirileri “Toward a
Theory of Intelligence” RAND Corporation, 2006






















































































































































































































































































(1)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın
Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 52

(2)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi
Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 52

(3)Treverton G.F., “Intelligence for an Age of Teror” RAND Co. Cambridge
University Press, New York, 2009, ss 209

(4)Warner M. “The Divine Skein: Sun Tzu on Intelligence” Intelligence and
National Security Dergisi Cit 21 Sayı 4, 2006 ss 483

(5)Warner M.., “What is Intelligence Theoy” Conference Bildirileri “Toward a
Theory of Intelligence” RAND Corporation, 2006, ss 2

(6)Warner M., “Wanted: A Definition of Intelligence, Understanding Our Craft” Center for
the Study of İntelligence, csi publications, 2008, ss 16

(7)Lowenthal M., “Intelligence: From Secrets to Policy” Congressional Quarterly
Press (2.Baskı), Washington DC, 2002, ss 8

(8)Scott L. ve Hughes R.G., “Intelligence, Crises and Security: Lessons From
History” Intelligence and National Security Dergisi Cilt 21 Sayı 5, ss 653

(9)Sims J., “Intelligence to Counter Terror: The Importance of All-Source
Fusion” Intelligence and National Security Dergisi Cilt 22 Sayı 1, 2007, ss 38

(10)Wark W.K. “Terörle Mücadelede İstihbarat Koordinasyonu”, Sempozyum
Bildirileri “Küresel Terörizm ve Uluslar Arası İşbirliği-III” 15-16 Mart 2010

(11)Dahl E.J., “Warning of Terror: Explaining the Failure of Intelligence
Against Terrorism” Strategic Studies Dergisi Cilt 28 Sayı 1, 2005, ss 31

(12)Dahl E.J., “Warning of Terror: Explaining the Failure of Intelligence Against
Terrorism” Strategic Studies Dergisi Cilt 28 Sayı 1, 2005, ss 43

(13)Busch K.G. ve Weissman S.H., “The Intelligence Community and the War on
Terror: The Role of Behavioral Science” Behavioral Sciences and the Low Dergisi
Sayı 23, 2005, ss 563

(14)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi
Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 58

(15)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi
Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 63

(16)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi
Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 63

(17)Busch K.G. ve Weissman S.H., “The Intelligence Community and the War on
Terror: The Role of Behavioral Science” Behavioral Sciences and the Low Dergisi
Sayı 23, 2005, ss 564

(18)Sims J., “Intelligence to Counter Terror: The Importance of All-Source
Fusion” Intelligence and National Security Dergisi Cilt 22 Sayı 1, 2007, s 38

(19)Cordesman A.H. “Terörle Mücadelede Askeri İihbarat” Sempozyum Bildirileri
“Küresel Terörizm ve Uluslar Arası İşbirliği-III ” 15-16 Mart 2010

(20)Sir Omand D., “Ethical Guidelines in Using Secret Intelligence for Public
Security” Cambridge Review of International Affairs Cilt 19 Sayı 4, 2006, ss
618

(21)Karmon E., “The Role of Intelligence in Counter-Terrorism” The Korean Journal
of Defense Analiysis, Cilt 14 Sayı 1, 2002

(22)Köseli M., “Terörle Mücadelede İstihbaratın Rolü”, Polis Bilimleri Dergisi
Cilt 11Sayı 2, 2009,ss 66

(23)Raman B., “Intelligence and Counter-Terrorism”, 2004, www.saag.org/common/uploaded_files/paper 983,
(Erişim tarihi: 03.11.2009)

(24)Treverton G.F., “İntelligence for an Age of Teror” RAND Co. Cambridge
University Press, New York, 2009, ss 164

(25)Stewart S. ve Burton F., “Counterterrorism: Shifting from ‘Who’ to ‘How’”,
Global Security and Intelligence Report, 2009,ss 2,  www.stratfor.com.
(Erişim tarihi 05.11.2009)

(26)Treverton G.F., “İntelligence for an Age of Teror” RAND Co. Cambridge
University Press, New York, 2009, ss 261

(27)Treverton G.F., “İntelligence for an Age of Teror” RAND Co. Cambridge
University Press, New York, 2009, ss 3

(28)ABD Senatosu, Ulusal Terörizmle Mücadele Komisyonu Raporu, 2002

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet