Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Muhittin
Taha Çalık : ‘İstihbarat’tan bir ‘Bandocu Muro’ geçti !!!!..
 

11 Ağustos 2019, 00:36




Saat: 06.30 Nizamiye
kürsüsü çağırışda…. “Hazır ol!..” deyişiyle bugün başka… “Rahat!..” dediği
anda, ism-i yavuzluğum kudret de!.. Yine adrenalin kanımda hızla akıyor.
Heyecan önemli lakin heyecana yer yok bu şehirde!.. Şehrin selameti, ülkenin
güvenliği ve devletin bekası… Bu üçgende her daim zihnim açık, kalbim ve
mantığım sağlıklı olması gerekiyor. Adımlıyorum… Bakıyorum ki kır, soğuk ve
sert dağlar… Sanki karşımda bir silsile yığını değil de ölümlerin ve
mücadelelerin yığınla hikâyesi var. Fırat bugün daha sessiz, çağlamıyor. Belki
aşamadığımız Fırat’ın diyarları, bize sessizce kinini akıtıyor. Şehre dönüyor
gözlerim… Kültürün şehrine, tarihin mekânlarına… Toplum sıcak, şehir de mümkün
oldukça ‘’yabancı’’ kelimesini barındırtmamaya çalışıyorlar. Çünkü hepsi aynı gönlü
ve aynı toprağı paylaşmayı dert edinmiş. Bir şehre aydınlık, ferahlık, refah,
huzur, mutluluk ve güvenlik ne yakışır demi!.. Yakıştıkça toprak vatan olur,
diyar olur. Diyar olan bir yer parçalanırsa, bölünürse millet olamayız.
Ayrıştırıcıların bittiği yerde, parazitler türer, mikrop bulaşır. O vakit bir
beden olan millete, zillet odakları saldırıya geçer. Tam bulunduğum eksende
yaşadığım sorgu-sual, beni benden alıp götürüyor. Tam da o sıra!.. Telefonuma
düşen sinyal çağrısıyla kendime geldim. Kodlanmış mesajı açtığımda, görev
talimatıyla baş başaydım. Bu benim ilk görevimdi… Şifrelenmiş kelimler
içeriyordu: Şehir, Fırat ve Genç… Bir gün önce saha sorumlusuyla bir parkda
buluşmuş. Bugünlerde şehirde türeyen terör örgütü DSFH’nin (Devrimci Sol Fırat
Hareketi) gençlik yapılanmasının toplantı yapacaklarını, şehir gerilla
sorumlusunun seçileceğini ve ilk eylem planının oluşturulacağını söylemişti.
Saha ekibine ve sorumlusuna ise örgütün içerisine sızdırılan ulak tarafından
bilgi akışı (istihbarat) sağlandığını biliyordum. Lakin görüşme sırasında bu
görevin bana verileceğini belirtmemişti. Görev kutsaldı. İlk görevdi… Göğsünden
emdiğim vatana borcum vardı… Ne yapacağımı şaşırmıştım. Gezinmeye başladım.
Daha, toy bir istihbarat elemanıydım…




Tam sorularla boğuşurken
bir büfenin gazete vitrinine çarptım. Kafamı kaldırdığımla, beynimin hücreleri
doğmuş gibi oldu. Analitik ve pratik zekâ devredeydi. Bir an düşündüm ve dedim
ki: Bir gazete, bir şehir ve iki ayaklı ajans… Bunun karşılığı ise: şehirde
olan biteni her şeyi bilen, uçan kuştan haberi olan illa ki bir adam vardı. Bu
adam, ya halkta karşılığı misliyle var olan, ya mahalleler arası iletişimi
kuran bir yaşlı ihtiyar, ya mahalledeki orta yaşta bir gençlik abisi ya da
meczup bir profil… Sızacağımız bölge büyük ihtimalle “kurtarılmış bölge” diye
tabir ettiğimiz bir yerleşkeydi. Onun için here yere giren-çıkan bir adam
gerekliydi. Geçenlerde çarşıdayken bir çay ocağında oturuyordum. Çay ocağının
önüne bir meczup gelmişti. Çay ocağındakiler seslenerek: “Bandocu Muro gel
buraya, bir çayımızı iç!..” demişlerdi. Sonradan, o adamlar arasında konuşurken
duymuştum: “Muro” diye tabir ettikleri, meğerse “Murat” isimli eski bir
bando asker eri… Adı Murat… Zamanında istedikleri marşı çalamadığı için bando
takımından atılmış bir asker… O gün öyle bir zoruna gitmiş ki yıllardır borazan
ile geziyor. Çalıyor, çalamadığı marşı hala çalmaya çalışıyor. Takıntı olmuş,
meczupluğu bu yüzden… Pek de kimseyle konuşmuyor. İşte benim adamım bu!..
Çarşıda, pazarlarda ve mahallerde onu aramaya başladım. Tam umudum kırılıyordu
ki karşımda belirdi. Göz göze geldik. Bana yöneldi ve dedi ki: “Vatan… Bugün
sana ihtiyacı olduğu kadar, bana da ihtiyacı var.” Gülümsemeyle karışık cingöz
bir bakış attı: “Söyle bakalım. Allah seni bana gönderdiğine göre… Bir görev
var belli…” “Sen…” dediğim anda: “Karıştırma arkadaş, bulan da bulduran da,
vakıf olduğumuz sırrın sahibi de aynı!..” Fazlasıyla ikna olunca söze girdim.
Durumu kısmen de olsa anlattım.




Bana söylediği şuydu:
“Senin için o hücre evini bulacağım. Birkaç yer bugünlerde çok hareketli…
Fakat!.. Sizinkiler oraya girerse büyük kıyametler kopar. İçlerindeki
adamlarınız da riske girer. O yüzden ben size onları getireceğim. Siz sadece
bana bırakıp, biraz zaman verin. Zamandan kastım… Bu gece…” “Anlaştık” dememle…
Buluşma noktasını ve operasyon bölgelerinin bir kaçını belirtmesiyle kayboldu.
Merkez birime durumu “Acil” kodla belirttim. Saatler ilerlemeye başlayınca,
gerekli birimlerin de haberi olmuştu. Peki, bizim “Muro, Murat” ne yapıyordu?
Mahalleye girmiş, istediğini alamayınca diğer mahalleye geçmişti. Borazanı
çalıyor, etrafı süzüyordu. Bir baktı ki bir evin önünde düğün-dernek, diğer
sokakta ise cenaze evi görünüyor. Garip olan bir şey vardı. Mahalle,
düğün-dernekte toplanmış. Taziye çadırında ve evin önünde hiç kimse yoktu.
Ayrıca sokağın girişleri ve çıkışları da kapatılmış. Sokağın elektrik lambaları
da yanmıyordu Sanki bir şeyler bütün kitleyi oraya toplayıp, gözlerden ırak
kalmayı tasarlıyordu. İki sokağı da bir cadde kesiyordu. Muro ince ince düşündükten
sonra, planı harekete geçirdi. Planı tıkır tıkır işliyordu. Sokağa gizlice
sızdı. Baktı ki etrafta saklanmış eli silahlı teröristler ve korudukları
muhtemel toplantı binası. Borazanı aldı, ağzına götürdü. “Bismillah” edasıyla…
Türkler’in efsane “Hücum Marşı”nı çaldı. Ama ne çaldı!.




O karanlık sokak inledi.
Ses, ses olalı böyle korkutucu olamamıştır. Sokaktan ve binadan kaçışanlar…
Soluğu Muro’nun buluşma noktasına çevirdiler. Meğerse Muro, onları sokağın ve
caddelerin diğer ucundaki iki mahallenin kesiştiği ormanlık alana sürükledi.
“Özel Harekât” ve “Emniyet” hazırdı. Paketleme gerçekleşti. “Gençlik
yapılanması”, kurulmadan kökü kazındı. Saat ertesi gün 12.30 bir sela sesi
işittim. Kulağımı verdiğimde Bandocu Murat, Hakka yürümüştü. Gözlerim bir an doldu.
Şaşkın vaziyetteydim. Nasıl olurdu!.. Dün gece, operasyondan sonra sapa sağlam
çıkarılmıştı o mahalleden. Öğle namazı için vardığım caminin imamına sordum:
“Hocam duydum ki Bandocu Muro vefat etmiş. Ölüm sebebi nedir acaba? Bilir
misiniz?” Hoca: “Dediklerine göre boğazında ve akciğerinde çok yoğun kanama
olmuş. Nefesinde zerre zerre kan kokusu.. Sanki nefesini bir bandonun
haykırışına vermiş gibi…”



Sen ki Muro… Bandocu Muro…
Çalamadığın marşın sebebine kavuşan Muro… Tabutluklara sığamayacağın kadar, isimsiz
kahraman Muro… Teşkilatlar senin gibi nece evlatlara aç Muro… Saygımız,
selamımız sana Muro… Şehide selam dur!…




TEŞKİLATI NEFERLER!..
Vesseam… .




Muhittin Taha Çalık, dikGAZETE.com

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> dikGAZETE.com – LİNK : https://www.dikgazete.com/istihbarattan-bir-bandocu-muro-gecti-makale,1619.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış