DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Türkiye’de Sivil İstihbarat Eğitimi

Yazan : Mahmut Nedim Suiçmez

İstihbaratçılık bilindiğinin aksine
sadece bir meslek değildir. İstihbarat bir meslek faaliyetinden çok daha öte
bir şeydir. İstihbarat bir bilimdir. Askeri, siyasi, ekonomik, sosyolojik
boyutları olan bir bilim… Ancak
biz toplum olarak istihbaratı sadece MİT bünyesinde icra edilen bir meslek
faaliyeti olarak algılıyoruz. Bunun sebebi ise toplum olarak
kavramlar dünyasına ve faaliyetlerin felsefesine gereken önemi vermememizdir.
İstihbaratçı ile casus kavramları arasındaki farkı bile kavramsal yönüyle
düşünmek bize gereksiz ve yorucu geliyor maalesef. Sosyal ve politik analiz
yapabilmek adına sürekli bilgi peşinden koşmamıza rağmen bu analizlerin
ilerleyeceği doğrultuya yön verecek olan kavramlara gereken önemi vermezsek
işin doğasını algılayamayız ve analizlerimiz de sığ yorumlar olmaktan öteye
geçemez. MİT’in yürüttüğü istihbarat faaliyetleri hiç şüphesiz bu bilimin en
can alıcı, en önemli dalıdır. Ancak ülkemizde üniversiteler, dernekler, sivil
toplum örgütleri ve hatta ticaret şirketleri
dahi çok kapsamlı istihbarat çalışmaları yapmaktadır. İstihbaratı
sadece devletler ve örgütler yapmaz.

Üniversite birinci sınıf öğrencisiyken
Ankara’da istihbaratla alakalı bir sertifika programına katılmıştım. Yaklaşık
10 kişi vardı programda. Aralarındaki tek öğrenci bendim. Diğer katılımcılar
ise farklı ticaret şirketlerinde farklı pozisyonlarda çalışan kişilerdi. Kimi
reklam sorumlusu, kimi insan kaynakları müdürüydü. Sadece bu katılımcı
kitlesini müşahede etmek bile benim adıma büyük kazanımdı. Yeni yeni istihbarat
çalışan biri olarak bu durum istihbaratın ne kadar geniş bir yelpazeye sahip
olduğunu ve aslında hayatımızın ne kadar içinde olduğunu idrak etmemi sağladı.
O günden sonra hep şunu söylemeye başladım; “İstihbarat Mevlana’nın bahsettiği
elif gibidir, her şeyde o vardır ama hiçbir şeyde görünmez.”

İstihbaratın hak ettiği üzere bir bilim
olduğu gerçeğinden hareket edilen ülkelerde hem devlet hem de think-tank tarzı
oluşumlar akademik boyutuyla istihbarat eğitimleri vermektedir. ABD’de
istihbarat eğitimi üzerine kurulan bir üniversite dahi vardır. Ayrıca gelişmiş
istihbarat örgütleri özellikle son 10-15 yıldır akademileşme yolunu seçmiştir.
Ülkemizde de 2008’den bu yana MİT akademileşme çalışmalarına başlamış, bunun
fiziki altyapısını oluşturmaya başlamıştır. Maalesef her konuda dünyanın
gerisinden geliyoruz. Hem teknik koşullar bakımında hem de dünyada
yaşanılan “felsefe değişimleri” açısından
resmen muadillerimizin arkasından koşup yetişmeye çalışıyoruz. Ama koşuyoruz en
azından. Hem de muadillerimizden ayrı olarak sadece pragmatist bir yaklaşımla
değil, bir medeniyet ve sistem inşa etmeye çalıştığımız bilinciyle koşuyoruz.
Bu bakımdan son yıllarda istihbarat alanında da ülkemizde güzel gelişmelere
şahit olmaktayız.

Bu yazıyı daha lise ikinci sınıfta
olmasına rağmen istihbarata akademik yönüyle ilgi duyan kıymetli bir
okuyucumuzun talebi doğrultusunda kaleme aldım. Dünyada ve ülkemizde istihbarat
alanında yaşanan gelişmelerden ziyade beni en memnun eden şey genç
arkadaşlarımızın bu alana akademik yönüyle ilgi duymasıdır. Ülkemiz namına
istihbarat alanında en büyük kazanımımız ve sermayemiz bu olacaktır. Genç
arkadaşımız istihbarata ilgi duyduğunu ama bu alanda nasıl çalışacağını
bilmediğini yazmıştı yorumunda. Yazının devamında Türkiye’de maalesef çok
kısıtlı olan istihbarat eğitimi ile alakalı kısa bilgiler vereceğim.

Öncelikle istihbaratın hepimizin
algısında ilk sırada yer alan yönüyle başlayalım. Devlet ihtiyaç duyduğu
istihbarat hizmeti adına farklı kurumlar bünyesinde istihbarat eğitimi veren
oluşumlar kurmuştur. Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli
İstihbarat Teşkilatı bünyesinde mesleki eğitim faaliyetleri ile istihbaratçı
yetiştirilmektedir. Bu personeller kurumların görev alanları ve sorumluluk
sahasında ihtiyaç duyulan istihbarat hizmetlerini sağlamak adına özel eğitimler
alırlar. Aldıkları eğitim doğrultusunda kurumları bünyesinde istihbarat hizmeti
verirler. Yazının başında dediğim gibi biz istihbaratı sadece bu yönüyle
algılıyoruz ama istihbaratın ticari ve akademik yönleri de vardır.

Bu meslek eğitimlerinden ayrı olarak
ülkemizde farklı enstitüler bünyesinde istihbarat eğitimleri almak da
mümkündür. Maalesef sadece öğretmen olmak için matematik, edebiyat vb.
bölümlerin okunduğu, üniversitelerin iş kapısı olarak görüldüğü ülkemizde
kendilerine kariyer ve ekonomik anlamda getiri sağlamayacak eğitimlerle
ilgilenmiyor gençlerimiz. Bundan dolayı da arz-talep gerçekliğinin bir neticesi
olarak bu eğitim faaliyetleri çok az.

Üniversiteler bakımından ise durum çok
daha vahim. Ülkemizde yalnızca İstanbul Aydın Üniversitesi’nde istihbaratla
alakalı bir yüksek lisans programı vardır. Bu üniversiteye bir mail yolladım ve
ayrıntılı bir bilgi talep ettim. Gelen cevap şu şekildeydi;

“Uluslararası İlişkiler ve İstihbarat
İncelemeleri” yüksek lisans programı 2015 bahar döneminden itibaren eğitim
vermektedir. 2 yıl süren bu yüksek lisans programı tezlidir. Program 2 ders, 2
de tez döneminden oluşmaktadır. Bu program subaylardan istihbaratçılara,
uluslararası ilişkicilerden gazetecilere kadar çok farklı disiplinlerde
çalışanlar tarafından tercih edilmektedir.

Program çerçevesinde alanında uzman
terör, güvenlik ve istihbarat alanında çalışmalar yapan akademisyenler,
bürokratlar ve politikacılar ders vermektedir. Programlarda Siyasal Şiddet ve
Terörizm, Kamu Düzeninin Yeni Boyutları ve Toplumsal Hareketler, Türkiye’de
İstihbarat Sistemi, Türk Siyasal Hayatı ve Siyasal Kurumlar, Stratejik
İstihbarat ve Ulusal Güvenlik konularının bulunduğu güvenlik, istihbarat ve
terörizme dair seçmeli ve zorunlu dersler verilmektedir. Ders dönemi başarı ile
bitirildikten sonra programla alakalı çalışılmak istenen konu belirlenir ve tez
çalışması yapılır.

Programlardan mezun olan öğrenciler
akademik kariyerlerinde devam edebilecekleri gibi güvenlik ve uluslararası
ilişkiler üzerine çalışan enstitülerde kariyerlerine devam edebilirler.”

Yıllardır hayalini kurduğum bir şey var.
O da üniversite tercih kitapçıklarında “Milli İstihbarat Üniversitesi” ibaresini görmek. İstihbaratı
sadece politik yönüyle algılamaktan vazgeçip bir sosyal bilim olduğunu devlet
ve toplum olarak idrak edebilirsek ve en zeki gençlerimizi bu alana
yönlendirebilirsek büyük devlet olma iddiasının da ötesinde “büyük medeniyet”
olma yolunda önemli bir ilerleme kaydetmiş olacağız. Ülkemizde akademik anlamda
bu altyapı kurulana kadar ve dünyada yaşanan felsefe değişimi yakalanana kadar
yapmamız gereken şey bireysel olarak kendimizi geliştirmektir. Einstein hayatta
başarının formülünü şöyle açıklar;

“A’yı başarı olarak tanımlayacak olursak
A= X+Y+Z’dir. X çok çalışmaktır, Y oyun oynamaktır, Z ise çeneni kapalı
tutmaktır.”

Bu formülde en önemli şey eminim
hepinizin üstünde düşünmek yerine sadece okuyup geçtiği “oyun oynamak” ifadesidir.
Einstein burada şunu kastetmektedir;

“Çocuklar oyun oynarlar. Oyun öyle bir
şeydir ki çocuğun hayatının belki de %90’lık kısmını oluşturur. Peki, insan her
hareketini bir amaca yöneltmişken, sonunda bir kazanım sağlamak adına
faaliyetler yürütürken oyun sonucunda ne kazanır? Hiçbir şey. Oyun oynarsın,
eğlenirsin ve biter.”


































İşte bizler de bu alanda başarılı olmak
istiyorsak gerçekten kısıtlı imkânların olduğu ülkemizde çok çalışmalıyız.
İcabında 365 günün büyük çoğunluğunda güneşin doğuşuna şahitlik etmeliyiz.
Ketumiyetten zaten bahsetmiyorum bile. Ama asıl önemli olan bu çalışmaları
bireysel anlamda yaparken sonunu düşünmemeliyiz. Aynı oyun oynamak gibi.
Kıymetli olan netice değil o sürecin kendisidir. Son kertede diyeceğim o ki bu
gibi yüksek lisans programlarına ve farklı eğitimlere “bittikten sonra hangi
kadroda istihdam edilirim?” düşüncesiyle yaklaşmamalı, bir bilim insanı
felsefesiyle hareket etmeliyiz. İstihbaratçı olmak için illa ki cebimizde
herhangi bir kurumun personel kartını taşımamız gerekmez. Unutulmamalıdır ki bu
ülkeyi Atatürk ve arkadaşları gibi “apoletlerini
söküp atmış” bir nesil kurmuştur. Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir