KEREM AYDEMİR : İSTİHBARAT
VE TEKNOLOJİ


GİRİŞ


Tarihsel bir perspektifle istihbaratın dönüşümüne bakıldığında
öncelikle bazı komutanlar tarafından savaş kazanmak için kullanılan bir
araçken; ilerleyen süreçte devletin formal bir fonksiyonu ve organizasyonu
haline gelmiştir.  Geçmişte komutanlar
istihbarat faaliyetlerine başvurmadan da savaş kazanabiliyorlardı. Fakat aynı
durum bugün için geçerli değil. Günümüz devletleri sadece savaş dönemlerinde
değil barış dönemlerinde de stratejik sürprizlerden kaçınmak, uzun vadeli
uzmanlık sağlamak, politik süreçlere katkıda bulunmak ve bilgiyi muhafaza etmek
ve gizliliğini sağlamak amacıyla istihbarat faaliyetlerinde bulunmak
zorundadırlar.[1]
Bu sebeplerden dolayı devletler her zaman belirledikleri ihtiyaçlar
doğrultusunda veri toplayabilecek, bunları analiz edebilecek, ani gerçekleşen
olaylara refleks gösterebilecek, hızlı, esnek ve etkin bir istihbarat
kurumuna/kurumlarına sahip olmaları gerekir. İstihbarat kurumları bu talepleri
karşılaması için zaman, personel, gerekli teknik ekipmanlar gibi kaynaklara
ihtiyaç duyarlar. Bu noktada teknoloji bu kaynakların sağlanmasında,
personeller arasında etkin bir koordinasyonun oluşturulmasında ve zaman
konusunda tasarruf sağlama konularında devreye girmektedir. Kaldı ki
istihbaratta yaşanan dönüşümler genelde yeni bir teknolojik gelişimin ardından
yaşanmıştır. Endüstri devrimi, telgraf ve telefonun icadı, bilgisayarın
kullanılmaya başlanılması ve düşünebilen robotik aygıtlar gibi tarihin akışını
değiştiren yenilikler istihbarat dünyasını da şekillendirmiş ve bu kurumlar
yaşanan yeniliklere ayak uydurmaya çalışmışlardır. Bu sebeplerden dolayı
teknoloji istihbaratın en önemli unsurlarından biri olarak karşımıza
çıkmaktadır.


Devletin formal bir organizasyonu olan istihbarat aynı zamanda bir
süreci de ifade etmektedir. Politik karar alıcılar tarafından belirlenen
ihtiyaçlar doğrultusunda verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi,
karar alıcılara iletilmesi, kullanılması ve geribildirim de bulunulması gibi
adımlardan oluşan istihbarat sürecinde (istihbarat çarkı) toplanılan ham
veriler istihbarata dönüştürülerek politikalar doğrultusunda karar alıcılar
tarafından kullanılmaktadır.[2]
Bu dairesel süreç içerisinde toplama safhası en önemli adımlardan bir
tanesidir. Teknolojinin istihbarata katkısı da bu adımda net bir şekilde
görülmektedir. Genel hatları itibariyle istihbarat toplamayı üç ayrı yönteme
ayırmak mümkündür: Açık kaynak istihbaratı, insan istihbaratı ve teknik
istihbarat.[3]
Her üç toplama yönteminde de teknolojinin katkısı görülmektedir. Örneğin açık
kaynak istihbaratta hedef kitlenin sosyal medya hesapları üzerinden bilgi
toplamak mümkündür. Teknik istihbaratta da geliştirilen uzaydan gözetleme
sistemleri, insansız hava araçları, daha duyarlı radar sistemleri, sanal
ortamın kullanılması gibi gelişmeler de örnek teşkil etmektedir.


Günümüz teknolojik gelişmelerin istihbarat faaliyetlerini ne şekilde
etkilediğini incelemek için hazırlanacak bu çalışma da öncelikle istihbarat
toplama faaliyetlerinin teknolojiye göre nasıl şekillendiği üzerinde durulacak
ve sırasıyla açık kaynak, teknik istihbarat ve insan istihbaratından
bahsedilecek. Her bir bölümde toplama için kullanılan gelişmiş teknolojiler
üzerinden örnek verilecektir. Ardından bu toplama kısımlarında bahsedilen
teknolojilerle örtüşecek şekilde yapay zeka, insansız hava araçları ve PROMIS,
Echelon örnekleri verilecek ve istihbaratın teknolojiden nasıl faydalandığı bu
spesifik örneklerle gösterilecektir. Sonuç kısmında ise teknolojinin istihbarat
faaliyetlerine olumlu yönlerine ek olarak dezavantajlarından bahsedilip
istihbaratın geleceğinin hangi yöne evrileceğiyle beraber çalışma sonlanacaktır.


 


AÇIK KAYNAK İSTİHBARATI VE TEKNOLOJİ


Üçüncü endüstri devrimi olarak adlandırılan bilgisayar ve
internetin tüm aktörler arasındaki materyal ve düşünsel sınırlar ortadan
kaldırmış ve bu da istihbarat faaliyetlerinin bu alanlara yoğunlaşmasına
sebebiyet vermiştir. Özellikle medya ve sosyal medyanın dünyadaki tüm kitleye
hitap etmesi ve bu kitlelerin internet ağlarına dahil olması istihbarat
kurumları tarafından bu ağlar üzerinden bilgi toplamaya yöneltmiştir. Bireysel
olarak her birey kendilerine ait blog sayfa oluşturmakta, herhangi bir medya
kurumunun haberini okuyup yorum yapmakta ve yazdıkları yazıları internet
üzerinden yayımlamaktadırlar. Bunlara ek olarak Facebook, Twitter, İnstagram gibi sosyal medya kanallarında hesap
oluşturmaktadırlar. Tüm bunlar istihbarat faaliyetleri için bir kaynak
oluşturmaktadır.


Bu ağlar bilgi toplama konusunda sınırsız bir kaynak[4]
oluşturmanın yanı sıra örtülü operasyonlar için de bir araç olarak
kullanılmaktadır. Örneğin Arap Baharı olaylarında sosyal medya üzerinden propagandalar
yapılmış ve bu toplumsal hareket diğer devletler ve aktörler tarafından
şekillendirilmiştir.[5]


İnternet ağlarından toplanılan bilgiler aynı zamanda istihbarat
kurumları tarafından sosyal mühendislik amacıyla kullanılmaktadır. Sosyal
mühendislik de asıl hedef bilgi güvenliği konusunda en zayıf halka olarak
görülen bireylerdir. Bu sebeple bireylerin internet ve özellikle sosyal medya
üzerinden paylaştıkları bilgiler toplanıp analiz edilerek bireyler üzerinden
toplumların kimlikleri oluşturulmaktadır. Bu şekilde genel yapısı saptanan
toplumlar da istihbarat kurumları tarafından şekillenebilmektedir.[6]
Kaldı ki istihbaratın tanımına bakıldığında hedef kitlelerin algılarını kontrol
edip yönetmek de bir istihbarat faaliyeti olarak değerlendirilmektedir.[7]
Bu noktada açık kaynak istihbarat yöntemi, kişisel bilgilerin istihbarat
kurumları tarafından izin alınmadan kullanılması sonucunda da hukuki ve etik
konusunda ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır ve istihbaratın geleceği
konusunda soru bir eksiklik olarak görülmektedir.[8]


TEKNİK İSTİHBARAT VE TEKNOLOJİ


Karar alıcılar tarafından tespit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda
gerekli verilerin teknik yöntemlerle toplanıldığı teknik istihbaratı kendi
içersinde sinyal istihbarat (SIGINT),
görsel istihbarat (IMINT), ölçüm ve
iz istihbaratı (MASINT), bilgisayar
korsanlığı istihbaratı (HACKINT) gibi
dallara ayırmak mümkündür. SIGINT ve IMINT geleneksel teknik istihbarat
yöntemiyken teknolojinin gelişmesiyle beraber MASINT ve HACKINT gibi
dallar da eklenmiştir.[9]
Kaldı ki teknik istihbarat teknolojik gelişmelerin en fazla etkili olduğu
alanlardan bir tanesidir.


Telgraf ve telefonun icadı ile beraber aktörler arasında iletişim
hızlanmış ve kolaylaşmıştır. Fakat bu durum, sağlanan iletişime dış müdahaleler
sonucu bilgilerin elde edilmesi konusunda bir zafiyet de doğurmuştur. Telgraf
ve telefon hatları üzerinden toplanılan sinyaller sonucu bu iletişimlerden
gerekli bilgi toplamak mümkün hale gelmiş ve sinyal istihbaratın ortaya
çıkmasını sağlamıştır. I. Dünya Savaşı’nda çok sık başvurulan bu yöntem zaman
zaman savaşın gidişatını da etkileyebilmiştir ki 1917 yılında Zimmermann
Telgrafı’nın Britanya tarafından ulaşılması ve ABD ile paylaşması sinyal
istihbaratın önemini gösterme de güzel bir örnektir.[10]
II. Dünya Savaşı’nda da Britanya geliştirdiği ULTRA sinyal okuma sistemi sayesinde Almanya kaynaklı kodları
okuyabilmiştir.[11]
Bu sistemlere ek olarak VENONA ve MAGIC gibi projeleri de örnek göstermek
mümkündür. [12]


Bugüne bakıldığında ise sinyal istihbaratta kullanılan tekniğe ve
hedefe yönelik kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır: Elektronik istihbarat (ELINT) ve iletişim istihbaratı (COMINT). Elektronik istihbaratta kendi
sistemlerine düşen sinyalleri alıcılarıyla toplar ve bunları analiz ederek
dost-düşman kimliği tespit edilir. Düşman olarak tanımlanan bir sinyal ve
alıcısı gözlem-izleme ve füze sistemlerine bildirilerek gerekli önlemler alınır
ve bu şekilde erken uyarı sistemi olarak da çalışır. Öte yandan iletişim
istihbaratı ise sisteme yakalanan sinyaller üzerinden sinyalin alıcısı ve
hedefi arasındaki iletişime dahil olarak gerekli bilgiler (özelikle hedefin
niyeti ve konumu) elde edilir.[13]
Dünya genelinde de çoğu devlet sinyal istihbarata ciddi bütçele ayırmakta ve
istihbarat kurumlarını bu alanda şekillendirmektedir. Örneğin bir dönem NSA’da
görev yapmış Snowden’a göre her gün 200 milyon mesaj ve 5 milyardan fazla konum
tespiti yapılmıştır ve tahminlere göre 
ABD hükümeti bu alandan 20 milyar dolar bütçe ayırmıştır.[14]
Almanya’da ise Bad Aiblig, Hof, SATCOM,
Langen, Gablingen
gibi sinyal istihbarattan sorumlu tesisler kurulmuştur.
İngiltere’de GCHQ sinyal istihbarat toplarken, Çin ve Rusya’da son zamanlarda
bu alandan ciddi yatırımlar yapmakta ve yeni tesisler kurmaktadır.[15]


Elektronik ve iletişim istihbaratına ek olarak kullanılan ve test
edilen silahlardan alınan telemetri istihbaratı (TELINT)  ve askeri/sivil
hedef takip sistemlerinden alınan yabancı araçlar sinyal istihbaratı (FISINT) da sinyal istihbaratın
teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan yeni dalları olarak örnek
gösterilebilir.[16]


Sinyal istihbarat hedefin konumu ve niyeti hakkında analiz
yapabilmek için gerekli veriyi sağlama konusunda yeterli olmaktadır. Fakat hedefin
kapasitesi hakkında ise yetersiz kalmaktadır. Bu noktada devreye görsel
istihbarat girmektedir. Önceleri balon, zeplin yada altına kamera
yerleştirilmiş helikopterler aracılığıyla elde edilen fotoğraflar istihbarat
toplamanın bir yöntemiydi. Soğuk Savaş döneminin başlarında U-2 casus
uçaklarının üretilmesi sonucu o dönemde bir devrim yaşanmıştır.[17]
İlerleyen süreçte ise bu da yetersiz kalmaya başlamış ve devletler (özellikle
ABD ve SSCB) yörüngeye yerleştirdikleri uydular aracılığıyla görseller toplamaya
başlamışlardır. CORONA, NEBULA, FIA,
Geostationary İmaging Satellites, IKONOS, QuickBird
gibi uydular bunlara
örnek gösterilebilir. Bunlar arasından IKONOS
renkli ve siyah-beyaz olmak üzere 0,8 metre çözünürlüklü görsel
alabilmektedir.  QuickBird ise 0,61 metre çözünürlüklü görselleri 4 saniyelik bir
sürede çekebilmektedir.[18]
Global Hawk gibi gelişmiş insansız
hava araçları da görsel istihbaratta kullanılan teknolojinin başka bir
versiyonudur. Bu örneklerden yola çıkarak teknolojik gelişmelerin istihbarata
entegre edilmesi hem zaman hem de verinin güvenilirliği konusunda ciddi katkı
sağlayabildiğini söylemek mümkündür. Fakat bu sistemlerin pahalı olması, diğer
görsel verilerinin kalitesinin düşük olması ve bu görselleri analiz edebilecek
yeterli personel sayının olmaması görsel istihbaratın eksiklikleri olarak
görülmektedir.[19]


Ölçüm ve iz istihbaratı da gelişen teknolojiler sonucu ortaya
çıkmış bir teknik istihbarattır. Genel olarak silah sistemleri, balistik
füzeler ve nükleer savaş başlıklarının test edildiği ve kullanıldığı ayrıca
silah üreten şirketlerden salınan gazların tespit edildiği durumlarda elde
edilen veriler de hedefin kapasitesi konusunda istihbarat faaliyetlerinde
bulunan kurumlara ve karar alıcılara belirli bir fikir verebilmektedir.[20]
Bunlara ek olarak kızıl ötesi tespiti, çok bantlı ve aşırı izgesellerin
saptanması da ölçüm ve iz istihbaratın kullanılmaya başlayan tekniklerdendir.[21]


Bilgisayar ve internet ağlarının dünya çapında bir bağlantı
yaratması bu bağa yönelik tehditleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle
bazen bireysel bazen de bir devlet yada şirket tarafından desteklenen
bilgisayar korsanları (hacker) bu ağlara erişerek gerekli bilgileri
toplayabilmektedir. Sonuç itibariyle istihbarat kurumları da bu ağlardan bilgi
toplamak için gerekli çalışmalar yapmaktadırlar. Bilgisayar korsanlığı (HACKINT) olarak adlandırılan bu yöntemle
hem devletlerden, hem bireylerden hem de şirketlerden bilgi toplanılarak
istihbarat faaliyetlerinde bulunulmaktadır. Bazı kaynaklarda siber casusluk
olarak da adlandırılan bu faaliyetler kritik bilgilere erişme konusunda hedef
kitleye ciddi zararlar verebilmektedir. Örneğin Çinli siber casuslar tarafından
Lockheed Martin tarafından yönetilen F-35 projesinden 1 terabayta yakın bilgi
çalınmıştır. Ayrıca bilgisayarlara gönderilen Trojan, botnets, worms gibi
virüsler de ağ sisteminin çalışmasına ciddi engel yaratabilmektedir.[22]
Bu konuda diğer bir örnek ise son zamanlarda yaşanan Huawei şirketinin
sahibinin kızı Meng Wanzhou’nun ABD talebi üzerine Kanada tarafından gözaltına
alınmasıdır. Huawei şirketi siber, akıllı telefon ve telekomünikasyon
altyapısında bir atılım yaratması ve hatta akıllı telefon satışında dünya
liderliğini Apple şirketinden alması sonucu ABD ile Çin arasındaki gerilimi
siber alanda faaliyet gösteren şirketler üzerine taşımıştır[23]
ve bu sebeple devletler rakiplerinin kullandıkları gelişmiş siber alandaki teknolojilerini
etkisiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bu örnek devletler arasındaki
istihbarat mücadelesinin yeni boyutu olan siber alanın önemini ve hayati rolünü
göstermektedir.


İNSAN İSTİHBARATI VE YAPAY ZEKA


Teknik ve açık kaynak istihbaratlarını
yetersiz kaldığı alanlar da ise devreye insan istihbaratı giriyor. Diğer iki
istihbarat yöntemine nazaran tarihin en eski dönemlerine dayandırılabilen ve
zaman zaman casusluk olarak da adlandırılan insan istihbaratında istihbarat
personelleri hedef devletin/toplumun içerisine sızarak ya da karar alma
süreçlerine dahil olarak gerekli bilgiyi elde etmesi ve bunu karar alıcıları
güvenilir ve hızlı bir şekilde iletilmesine dayanır. Örneğin Kuzey Kore gibi
karmaşık güvenlik sistemine sahip devletler ve oldukça engebeli araziye sahip
ve aradaki iletişimin teknik yollarla sağlanmadığı El-Kaide gibi örgütlerle
mücadele etme konusunda insan istihbaratı etkili sonuçlar üretebilmektedir. [24]
Soğuk Savaş döneminde Sovyetler adına çalışan ‘Muhteşem Beşli’ olarak
adlandırılan casus zinciri tarafından Manhattan Projesinin bilgilerinin
çalınması ve diğer gizli bilgileri Sovyetlere iletilmesi dönemin genel yapısını
değiştiren önemli bir olaylardır.[25]
Bu iki örnek de insan istihbaratının ne kadar etkin ve önemli olduğunu
göstermektedir.


İnsan istihbaratı her ne kadar önemli
sonuçlar üretebilse de bir takım sorunlara da sahiptir. Süreç içerisinde
faaliyetlerde bulunan aktör insan olması sebebiyle duygu, önyargı, hastalık
gibi insani durumlardan dolayı rasyonel karar alma da hatalar yapabilmektedirler.
Bu sorunun önüne geçebilmek için insanın yerini alabilecek yapay zekaların
(düşünebilen robotlar) üretilmesine yönelik projeler başlatılmıştır. ABD’nin
öncülüğünü yaptığı bu projelerde üretilmesi planlanan istihbarat robotları
telefon dinlemelerinden elde edilen tape çözümleri gibi basit işlemlerden
istihbarat niteliği taşıyan verilerin analizi gibi karmaşık faaliyetlerde
bulunabilecek fonksiyonlara sahip olacağı düşünülüyor. Bunlara ek olarak yine
insanlar tarafından gerçekleştirilen haber toplama, analiz etme, operasyon
planlama ve yönetme gibi yazılım sistemleri de üretilmesi planlanan projeler
arasındadır.[26]
Planlanan bu projelerin tamamlanması ve istenilen verimin alınabilmesi şuan
için belirsiz gibi dursa da ilerleyen dönemde istihbarat faaliyetlerinin
yoğunlaşacağı alan yapay zekalar olması yönünde düşünceler bulunmaktadır.[27]


 


İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI


Nanoteknoloji, atomların ve moleküllerin en küçük birimlerini
ifade etmek ve maddeyi atomik boyutu ile kontrol etmek amacıyla kullanılmaktadır.[28]
Günümüz dünyasında artık hayatın her alanında kullanılmaya başlanan
nanoteknoloji kendisini istihbarat faaliyetlerinde de göstermiştir. Özellikle
insansız hava araçlarında kullanılan nanoteknoloji sayesinde çok küçük boyutlar
haline dönüştürülen bu araçlar çok farklı fonksiyonlara sahiptir ve
gözetleme-keşif de bunlardan bir tanesidir.[29]
Örneğin ABD envanterinde 0,05 kg ağırlığında
Black Widow
, 0,43 kg ağırlığında Wasp
isimli insansız hava araçları bulunmaktadır.[30]
Her ne kadar bu tip araçların havada kalış süreleri ve yük taşıma kapasiteleri
düşük olsa da; istihbarat faaliyetlerinde deşifre olmama konusunda ciddi katkı
sağlamaktadır. 


Boyut olarak daha büyük ve daha gelişmiş insansız hava araçlarının
başında Global Hawk gelmektedir.
Yaklaşık 15 ton ağırlığında olan bu araç 34 saatten fazla havada kalabilmekte
ve yüksek irtifada uçarak yüksek çözünürlü fotoğraflar elde edebilmektedir.
Sağladığı görsel istihbarata ek olarak sinyal, radar, kızıl ötesi, sıcaklık
gibi tespitleri sayesinde de sinyal ve ölçüm istihbaratı sağlayabilmektedir.
Elde edilen verilerin korunmasının da güç olduğu günümüz teknolojisinde Satcom
ve UHF bantlar aracılığıyla uydu iletişimini sağlayarak güvenli veri
transferini sağlamaktadır.[31]
Tüm bu fonksiyonlarına bakıldığında uzun süreli görev yapabilen, tespit
edilmekte zorlanılan, birkaç farklı yollarla istihbarat toplayan ve bunları
güvenli bir şekilde transfer edebilen bu insansız hava araçları istihbarat
dünyasında bir dönüşüm yaratabilmiştir. Günümüzde birçok gelişmiş devlet bu teknolojiye
sahip (ve daha gelişmiş teknolojiye sahip) araçlar yapabilmek ciddi için Ar-Ge
çalışmaları ve bütçeler ortaya koymaklarındaki temel sebep aslında Soğuk Savaş
döneminde U-2 casus uçaklarının üretilmesiyle beraber ortaya çıkan uçurumun
tekrar çıkmasını engellemektir. 


ECHELON VE PROMIS


Günümüz dünyasında istihbarat ile teknoloji arasındaki ilişkiyi
net bir şekilde gösteren diğer bir örnek ise Echelon ve PROMIS (Prosecutor’s
Management Information System) isimli sistemlerdir. 1990 yılında CIA tarafından
kullanıldığı açıklanan ve halen çoğu devlet tarafından geliştirilmiş
versiyonları kullanılan PROMIS adlı bilgisayar programı farklı veri tabanları
kullanarak bireylerin elektronik ortam üzerinden hareketlerini takip ederek
bunları birleştirip bir bilgi haline getirmektedir. Örneğin bir hanede
tüketilen su miktarındaki değişime göre hane halkı sayısında değişim olduğunu
tespit edebilmektedir.[32]
İlerleyen dönemde bu bilgisayar programında bir kanal açılarak diğer devletlere
(hatta bin Laden’e) satılmış ve bu kanal aracılığıyla FBI bu programı satın
alan devletlerin bilgilerine erişebilmiştir.[33]


Siber uzayda global çapta veri toplayabilecek sistemlerin sayısı
da teknolojik gelişmeler sonucu artmaktadır. Fakat bu sistemler arasında en
etkin çalışanların başında Echelon gelmektedir. Küresel boyutta denetleme
faaliyetinde bulunan bu sistem üye ülkelerin (beş göz)[34]
sahip oldukları ana uyduları kullanmakta ve bu uyduların tespit ettiği telefon
görüşmeleri, e-postalar, elektronik belgeler, elektro manyetik dinlemeleri
denetleyen ve bunları depolayıp üye devletlerin kullanımı için hazırlayan bir
sistemdir. Bu tespitler için uydu ve mikro dalga sinyalleri, okyanus aşan
kabloların dinlenmesi gibi metotları kullanan Echelon sistemi arıca kodlanmış
kelimeleri tespit ederek gerektiğinde erken uyarı sistemi olarak da
çalışmaktadır.[35]


SONUÇ: TEKNOLOJİNİN YARATTIĞI PROBLEMLER


Yaşadığımız bu dijital çağda yapay zekalar, insansız hava araçları
gibi teknolojik gelişmeler ve Echelon, PROMIS gibi sistemler üzerinden verilen
örnekler aracılığıyla istihbarat faaliyetlerinde teknolojik gelişmelere paralel
bir şekilde ilerleyen bir süreç yaşanmaktadır. Bu gelişmeler sonucunda
istihbaratta veri toplama, bunların analizi ve karar alıcılara iletilmesinde
bir dönüşüm yaşanmaktadır. Fakat bu dönüşüm kendi içerisinde avantajları olsa
da; dezavantajlara da sahiptir ve bu dezavantajlar istihbaratın geleceği
hakkında net bir öngörüde bulunmayı engellemektedir. 


Teknolojinin gelişmesiyle beraber bilgiye erişim de hızlı ve kolay
olmuştur ve bundan dolayı çok fazla bilgi istihbarata dönüşmeyi beklemektedir.
Fakat burada temel sorun artan iş yükü yerine bilgi ile istihbarat arasındaki
çizginin kaybolmaya başlamasıyla ilgilidir. Her şey yada hiçbir şey bir bilgi
olabilirken, bunların istihbarat için gerekli bilgi olmasını sağlayacak durum
politikacılar tarafından belirlenen ihtiyaçlara karşılık oluşturmasına
bağlıdır. Diğer bir sorun da kullanılan bilginin mülkiyetiyle ilgilidir. Bu
mülkiyete sahip kişiler/kurumlar bilgiyi kullanacak hakka da sahip
olmaktadırlar. Fakat teknolojik gelişmelerle beraber bilginin izinsiz elde
edilmesi ve kullanılmasının tespiti güç bir hale gelmektedir. Diğer bir sorun
ise bilginin filtrelenmesi için kullanılacak metodolojinin eksikliğidir. Bir
metodoloji sayesinde bu kadar çok bilginin arasından işe yarayacak veya sonra
kullanılacak şeklinde tasnifini yapabilecek bir filtreleme gerekmektedir. Diğer
bir sorun ise yapay zekaların sezgisel boyutuyla ilgili eksikliğine dayanmaktadır
ve bu sebeple istihbaratta insanın merkezde olması da ilerleyen süreçte devam
edecektir. Fakat insan faktörü sonucu ortaya çıkan problemler de istihbaratın
geleceği hususunda belirsizlik yaratmaya devam etmektedir. Bu sebeple bilginin
doğruluğu/güvenilirliği ve bilginin kaynağına yönelik endişeler de devam
edecektir.[36]
21. yüzyılda tehdidin kaynağı da istihbarat faaliyetlerinde yoğun, birbirine
daha entegre, güvenilir sistemlerin kullanılmasını da zorunlu kılması sebebiyle
teknolojik gelişmeler istihbaratta daha belirleyici bir hal almıştır. [37] 


Tüm bunlar ışığında teknolojik gelişmeler her ne kadar istihbarat
faaliyetlerini doğrudan olumlu bir şekilde etkilese de Lowenthal’ın
tespitlerinden yola çıkarak bir takım problemleri de beraberinde getirmiştir ve
bu da istihbaratın geleceği ve teknolojinin istihbaratı nasıl şekillendireceği
konusunda bir belirsizliği olduğunu söylemek mümkündür. Fakat insan merkezli
istihbarat faaliyetlerinin merkezde olma özelliği de ilerleyen süreç için devam
edeceği de görülmektedir.


KAYNAKÇA


  • Akman, Kubilay M. “Bilgi Sosyolojisi Açısından
    İstihbarat Kaynaklarının Tasnifi ve Değerlendirilmesi”,
    Ankara
    Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2019, Sayı 10, 24-42
  • Akyürek,
    Salih.  “İnsansız Hava Araçları:
    Muharebe Alanında ve Terörle Mücadelede Devrimsel Dönüşüm”, 2012, Bilgesam
    Rapor 53
  • Bayraktar,
    Gökhan. “Harbin Beşinci Boyutunun Yeni Gereksinimi: Siber İstihbarat”,
    Güvenlik Stratejileri, 2014, Cilt 10, Sayı 20, 119-147
  • Davies, Philip
    H.J. “Intelligence, Information Technology, and Information Warfare”,
    Annual Review of Information Science and Technology, 2002, Cilt 36, Sayı
    1, 313- 352
  • Gökduman,
    Mert. “Sinyal İstihbarat”, STM Teknoloji Düşünme Merkezi, Trend Analiz
    Haziran 2018
  • Johnson Loch
    K. ve Wirtz, James J. “Strategic Intelligence: Windows Into a Secret
    World”, 2004, California, Roxbury Publishing Company
  • Krishnan,
    Armin.  “Teaching about ‘Area 51’?
    How to Cover Secret Government Technology and Capabilities in Intelligence
    Studies Courses”, Journal of Strategic Security, Güz 2013, Cilt 6, Sayı 3,
    187-196
  • Lowenthal,
    Mark M. “Intelligence: From Secrets to Policy”,  2009, Washington, CQ Press
  • Lowenthal,
    Mark M. “ The Future of Intelligence”, 2017, Cambridge, Polity Press
  • Özcan, Nihat
    Ali. “ABD-Çin mücadelesi ve ön cephe: İstihbarat”, Milliyet gazetesi,
    11/12/2018 tarihli yazı
  • Treverton,
    Gregory F. “The Future of Intelligence: Changing Threats, Evolving
    Methods”, Isabella Duyvesteyn, Ben de Jong, Joop van Reijn (der.), The
    Future of Intelligence: Challenges in the 21.Century, 2014, New York,
    Routledge
  • Ünlü,
    Ferhat.  “Yapay İstihbarat Çağı”,
    SABAH Gazetesi, 20/05/2018 tarihli yazısı
  • Warner,
    Michael.  “Reflections on Technology
    and Intelligence Systems”, Intelligence and National Security, 2012, Cilt
    27, Sayı 1, 133-153
  • Warner,
    Michael. “ The Rise and Fall of Intelligence: An International Security
    History”, 2014, Washington, Georgetown University Press


İNTERNET KAYNAKLARI



[1] Mark M. Lowenthal,
“Intelligence: From Secrets to Policy”, 
2009, Washington, CQ Press, s. 3.




[2] A.g.e. s. 75.




[3] Philip H. J. Davies, “Intelligence, Information Technology, and Information
Warfare”, Annual Review of Information Science and Technology, 2002, Cilt 36,
Sayı 1, 313- 352, s. 319.




[4] We are Social 2018 Dünya
İnternet, Sosyal Medya, ve Mobil Kullanıcı İstatistikleri’ne göre dünya
genelinde 4,02 milyar insan internet; bu sayısının 3,19 milyarı da sosyal
medya  kullanıcısıdır. 




[5] Gökhan Bayraktar, “Harbin
Beşinci Boyutunun Yeni Gereksinimi: Siber İstihbarat”, Güvenlik Stratejileri,
2014, Cilt 10, Sayı 20, 119-147, s. 139.  




[6] A. g. e. S. 138.




[7] A.g. e. s. 121.




[8] M. Kubilay Akman, “Bilgi
Sosyolojisi Açısından İstihbarat Kaynaklarının Tasnifi ve Değerlendirilmesi”,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2019, Sayı 10, 24-42, s. 39.




[9] Armin Krishnan, “Teaching about ‘Area 51’? How to Cover Secret
Government Technology and Capabilities in


Intelligence Studies Courses”,
Journal of Strategic Security, Güz 2013, Cilt 6, Sayı 3, 187-196, s. 190. 




[10] Michael Warner, “ The
Rise and Fall of Intelligence: An International Security History”, 2014, Washington,
Georgetown University Press,  s. 57.




[11] Lowenthall, s. 125.




[12] Michael Warner, “Reflections on Technology and Intelligence
Systems”, Intelligence and National Security, 2012, Cilt 27, Sayı 1, 133-153,
s. 142.




[13] Mert Gökduman, “Sinyal
İstihbarat”, STM Teknoloji Düşünme Merkezi, Trend Analiz Haziran 2018,  s. 4. 





[15] Gökduman, s. 6.




[16] Lowenthal, s. 125-126.




[17] Warner, 2014, s. 151.





[19] Lowenthal, s. 115.




[20] Loch K. Johnson ve James
J. Wirtz, “Strategic Intelligence: Windows Into a Secret World”, 2004,
California, Roxbury Publishing Company, s. 44. 




[21] Lowenthal, s. 114.




[22] Krishnan, s. 191.




[23] Nihat Ali Özcan, “ABD-Çin mücadelesi ve ön cephe: İstihbarat”,
Milliyet gazetesi, 11/12/2018 tarihli yazı.




[24] Johnson ve Wirtz, s. 45-46.




[25] Warner, 2014, s. 133-135.




[26] Ferhat Ünlü, “Yapay
İstihbarat Çağı”, SABAH Gazetesi, 20/05/2018 tarihli yazısı.






[29] Salih Akyürek, “İnsansız
Hava Araçları: Muharebe Alanında ve Terörle Mücadelede Devrimsel Dönüşüm”,
2012, Bilgesam Rapor 53, s. 1.




[30] A.g.e. s. 3.





[32] Bayraktar, s. 133.





[34] 1947 tarihli UKUSA Anlaşması’na
üye olan devletler şöyledir: ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, Yeni
Zelanda.




[35] Bayraktar, s. 134.




[36] Mark M. Lowenthal, “ The
Future of Intelligence”, 2017, Cambridge, Polity Press, s. 22-29.




[37] Gregory F. Treverton,
“the Future of Intelligence: Changing Threats, Evolving Methods”, Isabella
Duyvesteyn, Ben de Jong, Joop van Reijn (der.), The Future of Intelligence:
Challenges in the 21.Century, 2014, New York, Routledge, s. 53.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet