İstihbarat,
kişi veya kurumlarca değişik organizasyonlar
veya devletler hakkında açık veyahut kapalı kaynaklardan elde edilen bilgilerin
toplanarak, siyasi makamlara arz edilmek üzere hazırlanmış analizlerine verilen
terimdir.




Kurulmuş her devlet, kendine özgü istihbarat
düzeni kurmuş ve yararlanmak yolunu seçmiştir. 
Bildiğimiz ilk istihbarat sistemini Hunlar kurmuşlar ve Mete Han,
özellikle Çin Devleti hakkında istihbarat kaynakları kurmak üzere sistem
geliştirmiştir.


Osmanlı Devleti’nin istihbarat ile ilgili
çalışmalarının Abdülmecit ve bilhassa Abdülhamit dönemlerinde öne çıktığı
bilinir.  Bu dönemlere konu olan
istihbarat ağı Yıldız Teşkilatı olarak bilinir ve 3000 kadar muhbirin (jurnalist)
maaşlı olarak istihdam edildiğine tarih kayıtlarında rastlanır.




Gene Osmanlı Devleti’nin son yıllarına imza
atan İttihat Terakki Cemiyeti ve Enver Paşa dönemi, istihbarat
kurumlaşmalarının bazı isimleri ile anılır. Enver Paşa tarafından yaratılan
Teşkilat-ı Mahsusa özel bir örnek olmakla birlikte takiben; Müsellah Müdafaa-i
Milliye, Halâskâr Zabitanlar, Yavuz Grubu ve Felah Grubu yanında Hamza Grubu
diye anılan istihbarat yapılanmaları kurumlaşmış olmasalar bile birer devlet
hizmetkârı olan gruplardır.




1926 yılında Mareşal Fevzi Çakmak tarafından
kurulan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti olarak bilinen teşekkül, belki de
kurumlaşma yönünden ilk ciddi istihbarat grubudur. 




Ülkemizin istihbarat eylemleri ilk kez 22
Temmuz 1965 yılında Milli Emniyet Hizmeti adı altında 644 sayılı yasa ile resmiyet
kazanmıştır.  1 Kasım 1983 tarihinde ise
2937 sayılı kanun ise Devlet İstihbarat Hizmetleri Ve Milli İstihbarat
Teşkilatı (MİT) kurumlaşması günümüzün yönetilme şeklini almıştır. 




Yasal düzen bu olmakla birlikte, 1953
tarihinden itibaren Milli İstihbarat Teşkilatı, A.B.D. kökenli CİA tarafından
kurumsal olarak düzenlenmiş ve eğitimleri sağlanmış bir kurum olmuştur.  Hatta araç ve gereçler yanında personel
giderlerinin dahi CİA tarafından karşılandığını artık bilmeyen kalmamıştır.




Yazımızın bu giriş sayacağımız bölümünden
sonra gelen ikinci bölümünü, Milli Mücadele sırasında sayılmayacak kadar
özveriler gösteren iki değerli istihbarat kahramanına ayırmak istiyorum; Yahya
Kaptan ve Topkapılı Cambaz Mehmet Bey.


Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçmek için
hazırlık yaparken ilerisi için bazı planlar da yapmıştır.  Önem verdiği bir konu ise Gebze-İzmit yolunun
açık tutulması ve İstanbul’dan Anadolu’ya geçecek vatanseverler için güvenilir
bir geçiş noktası olmasıdır.  Bu hizmeti
sağlamak görevini de Yenibahçeli Şükrü Bey’e tevdi etmiştir.  Maltepe Atış Okulu Müdürü olan Şükrü Bey, adı
Karakol Teşkilatı olan istihbarat grubu üyesidir zaten.




Bu yolun ana güvenliğini ise Yahya Kaptan
üstlenir.  Gençleri eğiterek güçlü bir
müfreze kurmuş olan Yahya Kaptan, o yıllar boyunca nice vatanseveri Anadolu’ya
geçirmiştir.  Örneğin; İsmet Paşa ve
Halide Edip bu yolu kullanmışlardır. 
Yahya Kaptan, başarılı çalışmaları yaparken, işbirlikçiler tarafından
haince şehit edilmiştir.  Ki, Nutuk’ta
adı sıklıkla anılmıştır.




Topkapılı Cambaz Mehmet ise tulumbacılar
arasından sivrilmiş, gözü pek ve bileği güçlü bir külhanbeyidir.  Çanakkale Savaşı sırasında gösterdiği
kahramanlıklar nedeni ile önce onbaşı ve sonra çavuş olmuş, şeritlerini bizzat
Mustafa Kemal Paşa takmıştır.




Çanakkale Savaşı sonrası İstanbul’a dönen
Topkapılı, Saltanat taraftarlarına karşı durmuş ve kendisine biat eden diğer
külhanbeyleri ile birlikte istihbarat çalışmaları yapmıştır.  Hatta Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın emrine soktuğu
adamları ile nice bilgileri Anadolu’ya aktarmış ve İstanbul Telgraf Müdürü
İhsan Bey aracılığı ile Ankara ile düzenli iletişim kurmuştur.




Milli Mücadele adında bir grup oluşturan
Topkapılı Mehmet Bey, adı Mim Mim olarak bilinen bu gizli teşkilatlanma ile
Maçka Kışlası’na tünel kazarak cephaneliği boşaltmış, Fransız askerleri
üniforması giydirdiği yandaşları aracılığı ile Rami Kışlası’nın silah deposunu
arabalarla Anadolu’ya taşıtmıştır.




Milli Mücadel sonrası T.B.M.M. tarafından
hizmetleri unutulmayan Topkapılı Mehmet Bey’e aylık 1.500 lira maaş bağlanmış
ve keyfiyet bir mektupla kendisine bildirilince; “ Vatanım ve Mustafa Kemal
Paşa için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım.” Diyerek, maaşını
Kızılay’a bağışlamıştır.




Kendisine İstanbul Milletvekilliği de teklif
edilen Topkapılı Mehmet; “ İltifatınıza teşekkür ederim Paşam.  Beni bilirsiniz koşum tutmaz bir insanım,
izin verin serbest yaşamıma döneyim!” diyerek, bir istihbarat elemanı ve
vatansever savaşçı olarak asaletini bu tümce ile de göstermiştir.




Milli Mücadele sırasında emeği geçen her
vatanseverler için olduğu gibi, Yahya Kaptan ve Topkapılı Mehmet Bey’i bu
yazımız ile okurlarımıza anımsatırken, hizmetlerini rahmet ve saygı ile
anıyorum.


Not: Bu yazının ikinci bölümü için Bütün Dünya
adlı dergimizden yararlanılmıştır (EA).




Erdal Akalın (24.08.2016)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet