İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ASKERİ – SİVİL) & DERİN DEVLET & İSTİHBARAT KONULARI & MİT – MEH & MAH VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA


Hasan Mesut Önder : Kaynak İhanetinin Psikolojisi 

7
Nisan 2020


2017 yılında Süleymaniye’de
Cemil Bayık’a suikast hazırlığı yaparken ikisi üst düzey MİT görevlisinin
kaçırıldığı iddiaları var… MİT görevlilerinin Cemil Bayık’ın yakın koruma
ekibinden bir teröristi angaje ettiği ve Bayık’ın tedavi için sık sık
Süleymaniye’ye gittiği bilgisi üzerine o bölgede hazırlık yaparken yakalandığı
iddia edildi. Bu iddiaların doğru olup olmadığı tartışma konusu… Ancak eğer bu
hikâye doğru ise,  teknik olarak eleman ihaneti söz konusu… Dünyanın en
gelişmiş istihbarat servislerinin bu tarz durumlarla karşılaştığı da bilinmektedir.


Peki, nedir eleman ihaneti?
Hangi durumlarda oluşur? Eğer en başından beri, planlı bir şekilde sızma
elemanı değilse, kaynağı ne tetikledi de yöneticisine ihanet eder hale geldi?
Bütün soruların cevabını anlamak için insan istihbaratının teknik boyutlarına
değinmek gerekir.


İnsan kaynağını profesyonelce
yönetebilen istihbarat servislerinin, diğer toplama araçları veri toplayan
servislerden daha başarılı olduğunu söylemek mümkün. İnsan faktörü iyi
kullanıldığında başarıya ulaşmak kolaylaşırken, doğru şekilde idare
edilmediğinde iki ucu keskin kılıca dönüşme ihtimali de vardır. İnsan
istihbaratı, servisler için en zor alandır. Yönettiğiniz kaynağın, düzeyine
göre bu zorluk artar veya azalabilir. Örneğin küresel bir gücünün güvenlik
servisinde bir kaynağa sahipseniz bu varlığı yönetmek oldukça ince bir işçilik gerektirir.
Yöneten en az yönetilen kadar donanımlı olmak zorundadır. Bunun yanında
kaynak ve yönetici arasında sarsılmaz bir güven ilişkisi kurulmak
zorundadır. 


Peki bu güven ilişkisi nasıl
sağlanır ? 


Ünlü kuramcı John Bowlby’ye
göre, kişinin kendini, yaşamındaki kişileri, sembolleri, ideoloji ve 
siyaseti algılayış tarzına  göre inşa ettiği zihinsel kurgular
bulunur.  Yeni ilişkiler kurarken bu tasarım doğrultusunda yaklaşır.
Dünyayı ve insanları bu zihinsel kodlara göre okumaya meyilliyiz. Kişinin anne –babası
ile kurduğu ilişki de kişinin diğer ilişkilere nasıl anlam yüklediğini
görmemizi sağlar. Bowlby çocukların anne ile kurduğu bağa dikkat çeker ve
  bağlanmayı güvenli, kaygılı ve kaçınan bağlanma
olarak kategorize eder. Güvenli bağlanan çocukların  ilişkilerinde
sorun yaşamadığı; kaygılı bağlanan çocukların kaybetme ve terkedilme korkusu
yaşadıkları için sağlıklı ilişki kuramadıkları; kaçınan bağlanan çocukların ise
duygularını belli etmekte zorlandıkları savunulmaktadır. Anne ile kurulan bu
ilişki çocukların bütün yaşamını etkiler. 


Bundan dolayı kaynağının
psikolojik yapısını bilmeyen bir yönetici onunla kurduğu ilişkide zorlanır ve
mekanik tedbirlerle ilişkiyi zedeler. İlişki sağlıklı şekilde yönetilmediği ve
kaynakta değersizlik ve sömürülen bir araçmış gibi hissettirdiğiniz anda,
fırsatını yakaladığında sizi cezalandırmak için her türlü  enstrümanı
kullanır: bilgileri sulandırma, yalan haber üretme , ilişkiyi kesme …


Ancak kaynakla kurulan ilişki
her zaman sağlıklı bir zeminde gelişmeyebilir. Örneğin terminolojide soğuk
yaklaşım diye adlandırılan, hedefin işbirliği yapmaya istekli olmadığı
durumlarda baskı, tehdit unsurlarını kullanarak ikna etme girişimi
genellikle maksimum yarar sağlamaz. Ancak  bu gibi durumlarda kaynak
açısından, kendini dize getiren, yenen bir güce  itaat ve saygı duygusu
oluşur. Bu pozitif duygu ile doğru bir şekilde işlenip geliştirilmezse ,
kaynak hep yenilgi gününde kalır. Bu durumda fırsatı bulduğu en doğru zamanda
onu yenen güce isyan etmesine neden olur. Özellikle terörle mücadele de,
kaynağı değerli hissettirecek ve yaptığı işin anlamlı ve hangi büyük resme
hizmet edildiğinin sağlıklı bir biçimde anlatılması gerekir. Çünkü özellikle
bizim gibi toplumda yardımcı istihbarat elemanlarının muhbir şeklinde
tanımlanması ve bu kavramın toplumsal algıdaki negatif imajı, kaynağı sürekli
olarak ilişkiyi sorgular hale getirecektir. Bu durumdan kurtulmanın temel yolu
kendi şartlarımıza uygun bir insan kaynağı yönetme prosedürleri oluşturmaktan
geçer.


Eleman yönetmede kaynak boyutunun
yanında yönetici hataları ile ilgili hususlar da önemlidir. Tecrübeli bir
istihbarat uzmanına göre bu hususlar şunlardır: Sıkı bir teşkilat
yapılanması olan örgütlerde sızma tekniğinden çok hulul tekniğinden
yararlanılır ve hulul elemanı kullanılır. Çünkü dışarıdan örgüte sızan her
eleman çok sıkı bir kontrolden geçer ve sürekli test edilir. Örgütün veya
hedefin yapısı iyi bilinmiyorsa, hedef disiplini öğrenilememişse, kullandığı
dil ve ideoloji ayrıntıları ile bilinmiyorsa, örgüt içi ilişkiler ve cezalandırılmalar
doğru tahlil edilememişse kaynak da doğru yönlendirilemez. Öte yandan, eleman
doğru seçilmemişse, tüm geçmişi, bağlantıları didik didik edilmemişse, motifi
doğru seçilmemişse, hele de eleman eğitimi gerektiği gibi yapılmıyorsa her an
aksilik olabilir ve kaynak ihanet kastıyla olmasa da benzer duruma düşebilir.


Bu iki durumla karşılaşmamak
için, ünlü Çinli general Sun Tzu’nun; “Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere
savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir
kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin”
sözünü rehber edinmek gerekir.


Siz ne dersiniz? 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir