DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Fuat Uğur

Casus Skripal suikastının Türkiye ile ilgisi

Mart ayının başında
İngiltere’de yaşayan eski Rus Casusu Sergey Skripal ile kızı Yulia Skripal’in
yemek yedikleri lokantada zehirlenmeleri İngiltere-Rusya ilişkilerini âdeta
kilitledi. Olan biteni medyadan izliyorsunuz. İngiltere hiçbir kanıt
olmadığı hâlde
 Rusya’yı ve Putin’i suikastla
suçladı. “Hani
nerede kanıt?” 
diye soranlara verilen cevap şöyle oldu:

“Putin’in yapmadığı şey mi bu, kesin o vermiştir talimatı.”

FETÖ’nün 15 Temmuz
darbe girişimi için bile kanıt soran Batı 
elde kanıt
olmadan koskoca bir ülkeyi ve liderini böylesine kolaylıkla suçlayabiliyordu.

Yani Putin ve
Rusya olağan
şüpheli, hatta kesin faildi
 İngiltere ve ABD’nin gözünde.

Tuhaf olan şu ki
eskiden yaşanan benzer olayların aksine Rusya ve Putin bu suçlamayı şiddetle
reddetti.

Ama ne gam, Batı
istediği her olayı alabildiğine büyütmekte ustadır ve gerçek bambaşka biçimde
ortaya çıktığında bile manevra kabiliyeti çok yüksektir. Bu
konuda “özgür
medyası”
 istihbaratın emrinde ve algı
operasyonu yapmak için aportta beklemektedir
 zaten.

Şimdi tüm dünya bu
casusluk cinayetini konuşuyor ve Skripal adını işitmeyen yok neredeyse.

Bu suikastın failini
ararken nereye bakmalı? Bazı ipuçları var. Ve başlıkta da
belirttiğimiz üzere Türkiye ile çok yakından ilgili bir konu bu.

Ama önce bir soru:

“Son bir buçuk yıl
içinde 
Sergey Krivov, Petr
Polşikov, Andrey Malanin, Aleksandr Kadakin, Vitali Çurkin
 adını hiç
işittiniz mi?”

Zorlamayın,
söyleyelim. Hepsi de 2017 yılının ilk 9 ayında ülkelerinin dışında görevdeyken
ölen(!) Rus diplomatları.

Batı diplomasisi ve
medyası hepsi için ayrı ayrı “Sessizlik Suikastı” icra etti ve hiçbirini
gündemde tutmayıp unutturdu.

Şimdi 2017’nin ilk 9
ayında öldürülen bu diplomatlar hakkında çok özet
bilgi
 geçelim:

Rusya’nın New York
Konsolosluğu’nda koruma olan 
Sergey Krivov ABD’de başkanlık seçimlerinin
gerçekleştirildiği 
8 Kasım’ın sabahında görevi başında
ölü bulundu. Önce 
“Çatıdan
düştü”,
 ardından “Kalp krizi geçirdi” ve
sonunda 
“Başına darbe
aldı”
 denildi.

Bir Rus
diplomat 
Petr Polşikov, Moskova’daki
evinde ölü bulundu. Yüzünde bir yastık vardı.

Rusya’nın Atina
Büyükelçiliği’nde görevli 
Andrey Malanin, elçiliğe günlerce gitmeyince evine giren polislerce
ölü bulundu. 
Ölümün doğal sebeplerle
gerçekleştiği 
öne sürülse de soruşturma hâlâ sürüyor.

Rusya ile Hindistan
arasında son dönemdeki yakınlaşmanın mimarı Yeni Delhi Büyükelçisi 
Aleksandr Kadakin, Cumhuriyet Günü törenine katılacağı gün öldü.
Büyükelçinin 
“Geçirdiği kısa bir
hastalığın hemen ardından kalp yetmezliğinden öldüğü”
 açıklandı.

ABD’nin Suriye
bölgesine ilişkin politikalarına yönelik sert sözleriyle hatırlanan 
Rusya’nın BM Daimi Elçisi Vitali Çurkin, 20 Şubat’ta
kalp krizi geçirerek hayatını yitirdi.

Yukarıdaki isimlerin
arasına Andrey
Karlov’
u koymadım. Onu tanıyorsunuz çünkü Türkiye’de CIA destekli
FETÖ suikastıyla 
öldürüldü.

Sonuçta peş peşe
gelen tuhaf ölümleri bilmiyor ama Skripal olayını âdeta ezberliyorsunuz.
Günümüzün en önemli psikolojik harp aparatı olan Batı medyasının başarısı bu.

Neyse, Rusya
Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz
 önceki
gün ATV
Avrupa, Avrupa’da Gündem
 programında konuğumdu. Onun
söylediklerinden aktarayım.

Vladimir Putin’in
tartışmasız galip çıkacağı bilinen pazar günkü seçimlerden önce iki gelişme yaşandı ve
Türk medyasının gözünden kaçtı.

1- Avrupa’ya nakledilen
Rus doğalgaz boru hatlarının ABD güdümündeki Baltık ülkeleri tarafından
engellenmesi yüzünden Karadeniz’den gelerek İğneada-Bulgaristan güzergâhından
Avrupa’nın göbeğine aktarılacak Türk akımı projesi büyük önem arz etmekteydi.
Geçtiğimiz aylarda Avusturya-Almanya-Rusya-Türkiye oturup
bir anlaşmaya vardılar.
Doğalgaz boru hattının Avusturya habında bir depolama tesisi kurulacak ve
oradan bu hat Avrupa’nın her yerine ulaştırılacaktı.

Bu durum hem Rusya’nın,
hem Türkiye ve Almanya’nın gücünü artırması ve ABD ile İngiltere’nin
inisiyatifi dışında bir sinerji oluşturması anlamına gelmekteydi. Anlaşmanın
Türkiye açısından ilk sonucu AB’nin geri kabul anlaşması çerçevesinde
mülteciler için kalan 3 milyar avroyu serbest bırakmasında kendini
gösterdi bile.

2- İkinci gelişme
de Rus
oligarkların yurt dışında yaklaşık 100 milyar doları bulduğu söylenen
paralarını
 ilgilendiriyordu. Rus yönetimi İngiltere ve
ABD’deki oligarkları Moskova’da toplamış, onlara ülkelerine gelip yatırım
yaptıkları takdirde yargılanmama, haklarında soruşturma açılmama güvencesi
vermişti. Yüzde 90’ı da ikna edilmişti. Bu gelişme
hayata geçtiği takdirde ABD ve İngiltere’den büyük miktarda para çıkışı
olabilecekti.

Ve sonra pat diye Sergey
Skripal’in ve kızının ölümü
 gündeme geldi.

Ve Almanya zorunlu
olarak Rusya
aleyhindeki paktta yerini aldı
 ve eski Rus casusun
ölümünden Putin’i ve Rusya’yı sorumlu tuttu.

Türk akımı projesi nasıl etkilenir bilemiyoruz.

Skripal neden
öldü?”
 sorusuna cevap ararken düşünmek için ilginç
gelişmeler…

Şimdi gündeme
Rusya’nın Doğu Akdeniz’den çıkarılması süreci başlayacak.

Ve Suriye’de yeni
dönemin kapısı aralanacak.


































































Tabii Putin’in de bu
arada ülkesi içinde Batı ile iş tutan kendi paralel
devletine
 bakması gerekecek. FETÖ’cülerin
Rus uçağını düşürmesi
 ve ortaya çıkardığı sonuçlardan ders
alırsa şayet…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir