Mehmet
Eymür İbrahim Baran’a konuştu


Emekli
MİT’çi Mehmet Eymür dünyada yoğunluğu her geçen gün artan istihbarat savaşları
hakkında açıklamalar yaptı


MP-5
ve MPT-76 projeleri, geçtiğimiz günlerde MKE silah fabrikası müdürü tarafından
Amerikalı bir şirkete satılmaya çalışılmıştı. MKE fabrika müdürü suç üstü
yakalanmıştı.


Türkiye
bugüne kadar pek çok casusluk olayı ile karşı karşıya kaldı. Bunların bir kısmı
bertaraf edildi, kimisi de başarıyla sonuçlandı. Peki casusluk nedir? Türkiye
hangi güçlerin hedefinde? Bir devlet casusluk faaliyetinden nasıl
korunur? 


İbrahim
Baran yakın tarihin en önemli casusluk olayını deşifre eden önemli bir isimle,
Milli İstihbarat Teşkilatı eski Kontrterör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür’le
konuştu…


*
Casusluk ya da bir istihbarat terimi olarak espiyonaj nedir ve niçin yapılır?


Fransızca
“espionnage” kelimesinden gelen ve dilimizde “casusluk” olarak karşılık bulan
kelime istihbaratta, yabancı bir ülkede yürütülen casusluk ve benzeri gizli
faaliyetlerin tamamına verilen isim olarak kullanılır. Bir ülkede casusluk ve
benzeri gizli faaliyetler yürüten yabancı unsurların bu faaliyetlerini önlemek
için yapılan karşı çalışmaların tümüne ise “kontrespiyonaj” denir. Bazen casusluk
için yanlış bir şekilde kullanılan “entelijans” kelimesi ise Fransızca ve
İngilizce kökenli “intelligence” kelimesinden türemiş.  İngiliz ve ABD
istihbarat servislerinin adında da kullanılan “intelligence”  kelimesi
“akıl, zeka” anlamı taşıyor. Türkçe’de “anlama, kavrama, idrak” karşılığına
gelse de pratikte “istihbarat” anlamında kullanılıyor. “İstihbarat” Arapça
kökenli bir kelime. “Yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar, bilgi
toplama, haber alma” demek. İstihbari faaliyetler içinde “casusluk ve gizli
faaliyetler” olsa da büyük bölümü açık kaynaklara dayanan “istihbarat”
çalışmasının bütününü casusluk veya gizli faaliyetler olarak nitelemek yanlış
olur. Ayrıca istihbaratta “haber”, sadece işlenmemiş ham bilgiyi ifade eder.
Bir kavram olarak istihbarat ise, devlet çapında belirlenen ihtiyaçlara
karşılık olarak çeşitli kaynaklardan derlenen haber, bilgi ve dokümanların
işlenmesi sonucu elde edilen üründür. Bu kavram karışıklığı nedeniyle 07
Haziran 1920’de “Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi” kurulmuş, daha
sonra adı “Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü” olarak değiştirilmiştir.
İnsanlık tarihi kadar eski olan istihbarat faaliyetleri, devletlerinin
yaşamında çök önemli rol oynuyor. İstihbarat ile olması muhtemel olayları,
hasım veya hasım olması mümkün olan ülkelerin imkan ve kabiliyetlerini önceden
tespit etmek ve temel hareket tarzlarını saptamak mümkün. İyi ve sağlıklı
istihbari çalışmalar ile geleceği öngörebilmek, oluşabilecek sorunlar hakkında
önceden bilgi edinmek,  perde arkasındaki gerçeklere ulaşabilmek, mümkün
olabilir.


İSTİHBARAT HAYATIN HER BÖLÜMÜNDE KULLANILIYOR


*
Hakkında bilgi toplanacak, casusluk faaliyeti yürütülecek bir devletin ne gibi
özellikleri olmalı? Veya her devlet casusluk faaliyetine muhatap olacak kadar
önemli midir?


Casusluk,
istihbarat faaliyeti içinde gizli yürütülen bir bölüm. Açık kaynaklar yeterli
olmadığında başvurulur. İstihbarat ise yaşamın her bölümünde kullanılıyor. İş
adamının faaliyet gösterdiği alanda, piyasa ve rakipleri hakkında bilgi edinmemesi
mümkün mü? Devletler için bunu daha büyük çapta düşünmek lazım. İstihbarat icra
şekline göre üçe ayrılır; stratejik, operatif ve taktik. İstihbaratın yöneldiği
temel hedefler, bir devletin veya toplumun bütün yaşam alanlarını, diğer bir
ifade ile millî gücünü oluşturan bütün unsurlarını kapsamak zorunda. Bu
istihbarat alanları şunlardır:


1. Askeri İstihbarat: Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile füze
sistemleri ve kitlesel imha silâhlarına yönelik bilgi toplama amacı ile yapılan
istihbarattır. 


2. Ekonomik İstihbarat: Ekonominin zayıf ve güçlü yanlarını tespit
etmeye ve ekonominin o ülkenin silahlı kuvvetlerini destekleyebilme derecesini
tespite yönelik istihbarattır. 


3. Biyografik İstihbarat: Bir ülkede askerî, siyasî, kültürel,
ekonomik nitelikli önemli şahıslara, toplumları yönlendirebilecek pozisyondaki
kişilere yönelik bilgi toplama faaliyetidir. 


4. Bilim ve Teknoloji İstihbaratı: Düşman veya rakip, ya da olması
muhtemel ülkelerle ilgili bilgi toplama ve bilimsel çalışma ve teknolojik
gelişmeleri takip etmeye yönelik istihbarattır. 


5. Ulaşım ve İletişim İstihbaratı: Ulaşım ve iletişim istihbaratı,
ülkelerin ulaşım altyapılarına ve iletişim tesislerine yönelik olarak yapılan
bilgi toplama faaliyetidir.  


6. Coğrafya İstihbaratı: Askerî  operasyonları etkileyecek her
türlü fiziksel ve kültürel çevrenin tespit ve analizine yönelik
çalışmadır. 


7. Siyasal İstihbarat: Bir ülkenin siyasal yapısını oluşturan bütün
unsurlara karşı yapılan istihbarattır. 


8. Sosyolojik İstihbarat: Toplumsal yapıya yönelik olarak
gerçekleştirilen bilgi toplama faaliyetidir.


Bütün
bu alanlara yönelik olarak gerçekleştirilen istihbarat faaliyetleri çok
boyutlu, karmaşık ve sistemleştirilmiş, kendi içinde uzmanlaşmayı gerektiren
bir yapı arz eder. İstihbarat üretim şekillerine göre de; temel, cari ve hedef
istihbaratı olarak üçe ayrılıyor. Kaynaklara göre ise; açık kaynak istihbaratı,
görüntü istihbaratı, insan İstihbaratı, radar (izleme, ölçme ve iz)
istihbaratı, sinyal (iletişim, elektronik, cihaz sinyali) ve teknik istihbarat
olmak üzere altı ana başlık altında toplanabilir. Genelde en fazla istihbarat
(%85 civarı) “açık kaynaklar” vasıtasıyla üretilir. Açık kaynaklar; internet,
yazılı, işitsel, görsel medya, akademik yayınlar, kitaplar gibi kaynaklardır.
Geriye kalan %15’lik kısmın ise, %10’u kapalı kaynaklar (insan istihbaratı),
%5’i ise teknik, elektronik ve görüntü istihbaratı ile toplanır. 


ABD İSTİHBARAT ALANINDA ÇOK BAŞARILI DEĞİL


*
Dünyada espiyonajı en profesyonel ve başarılı bir şekilde yürüten devlet ve
istihbarat teşkilatı hangisidir?


Müstemleke
idare etmiş İngiltere, Almanya, Fransa gibi sömürgeci ülkeler, İsrail gibi
savaşlar görmüş, soyu dünyanın her yerine dağılmış ülkeler, istihbari konularda
ve operasyonlarda hayli tecrübeli ve başarılı ülkeler olarak sayılabilir. Keza
Ruslar da çok deneyimli ve çok disiplinli çalışıyorlar. ABD parasal ve teknik
imkânları büyük bir ülke. Çok büyük istihbarat kuruluşları var. Ancak
istihbarat alanında çok başarılı olduklarını düşünmüyorum. Yurtdışında gizli faaliyet
yürütmek zor ve risklidir. En başarılı operasyonlar arkasında kimin olduğu
belli olmayan veya kimsenin bir istihbarat teşkilatınca yapıldığını bilmediği,
anlamadığı operasyonlardır. “Örtülü operasyonlar” denilen ve İngilizce “Covert
Action Operations” olarak adlandırılan esas organizatörü gizleyen ve
gerektiğinde ilişkisini ve sorumluluğunu reddetmek imkanı oluşturmak amacıyla
planlanan, uygulanan operasyon şeklidir. Bu operasyonlarda organizatörün
kimliğini gizlemek için gizli faaliyet teknikleri uygulanır. Örtülü
operasyonlar genelde gözle görülür bir sonuç elde etmek maksadıyla
uygulandıklarından, diğer gizli faaliyet operasyonlarından ayrı mütalaa
edilirler. Günümüzde birden bire ortaya çıkan DAEŞ (İŞİD) örgütü bu tip bir
operasyonun mahsülü olabilir. Diğer bir istihbarat operasyonu şekli ise “Gizli
(Saklı) Operasyonlardır”. İngilizce “Clandestine Operation” denilen, halk
tarafından fark edilmeyecek, anlaşılmayacak, şekilde istihbarat veya askeri
birimlerce yürütülen operasyondur. Gizli (Saklı) operasyonu “Örtülü
Operasyon”dan ayıran husus, örtülü operasyondaki gibi arkasındaki gücü, esas
organizatörü saklamak değil, doğrudan operasyonun kendisini saklamaktır. Son
yıllardaki bütün tertiplerden, devlet içindeki paralel yapılanmalardan, en
gizli konuşmaların dinlenip yayınlanmasından, Fuat Avni’lerden, sadece
Pensilvanyalı FETÖ örgütünün sorumlu olmadığı, arkasında bu tip bir istihbarat
operasyonunun bulunabileceği düşünülmeli ve dikkate alınmalıdır. 


*
İstihbarat çok çeşitli şekillerde yapılıyor. İstihbarat yöntemleri arasında
önem sırasına göre bir hiyerarşi oluşturacak olursak casusluk faaliyetini
nereye koyabiliriz?


Tabiatıyla
casusluk faaliyeti zor ve riskli bir gizli faaliyettir ve diğer çalışmalarla
mukayese kabul etmez. Ancak sefaret ve diplomatik dokunulmazlığına sahip bir
kişinin casusluk faaliyeti ile tamamen illegal, sahte kimlikle casusluk
faaliyeti yürüten kişi arasında önemli risk farkları vardır. Teknoloji
geliştikçe gizli faaliyet ihtiyacı da azaldı. Eskiden büyük riskler alarak, sınırları
illegal şekilde geçerek çekilen askeri veya önemli tesis resimlerine şimdi
Google’dan uluşmak mümkün. Keza eskiden meşakkatle elde edilen kişilere ait
biyografik bilgilere şimdi Facebook gibi sosyal medya kanallarından rahatlıkla
ulaşılabiliyor.   


*
“Türkiye, son yıllarda casusluk faaliyetine geçmişe nazaran daha fazla muhatap
oluyor” şeklinde bir kanaat var. Buna katılır mısınız? Bu iddia doğruysa bunun
sebebi Türkiye’nin geçmişe nazaran daha güçlü ve stratejik bir noktada
bulunması olabilir mi? 


Daha
fazla casusluk faaliyeti kanaatine nasıl ulaşılmış bilmiyorum. Her gün teröre
maruz kalan, bombaların patladığı, top mermilerinin, roketlerin düştüğü bir
Türkiye’nin eskiye nazaran güçlü olduğunu söylemek biraz fazla iyimser bir
ifade olur.  


İSTİHBARATA KARŞI KOYAN GÜVENLİK BİRİMLERİ MİLLİLEŞTİRİLMELİ


*
Peki, casusluk faaliyetini önlemek için neler yapmak gerekir? 


Milli
İstihbarat Teşkilatı, ülke menfaatleri açısından son derecede önemli bir
kuruluş. MİT Müsteşarı, Başbakan’a bağlı müsteşardan biri ama çok geniş yetki
ve imkanları, büyük bir örtülü ödeneği, yurt içi ve yurt dışında geniş personel
ve eleman ağı, zengin teknik imkanları olan, “bilgi gücü” ile “operasyonel
gücün” birleştiği bir kuvvet merkezi. Bu onu diğer müsteşarlardan önemli ölçüde
farklı kılıyor. Geniş yetkisine rağmen sorumluluğu yok, sorumluluğu sadece
Başbakana karşı. Hiçbir denetime tabi değil. Yani merkezi bir teşkilat olan
MİT, milli duyguları yüksek, iyi bir müsteşarın elinde, ülke için son derecede
yararlı, kötü ellerde ise tehlikeli hale gelebilecek bir durumda. Öncelikle MİT
Müsteşarının seçiminde bir takım ciddi kıstaslar koymalı, MİT ve müsteşarı,
çalışmaları ve gizliliğini bozmayacak şekilde periyodik olarak denetlenmeli.
Her şeyden önce MİT’i ve istihbarata karşı koyan güvenlik birimleri
yabancıların etkinliğinden arındırılıp millileştirmeli, MİT içinde
Kontrespiyonaj bölümü güçlendirmeli. Zamanında büyük emeklerle kurulan ve
sonradan kapatılan Kontrterör Merkezi yeniden kurulmalı. MİT ve Polis dışında
ABD’deki FBI gibi, başbakanlığa bağlı, ülke içinde önemli olayları, yabancı
istihbarat ve casusluk faaliyetlerini izleyecek, her ilde ufak bir alt birimi
olan yeni bir teşkilat kurulmalı.    


Kimdir:


Mehmet Eymür 1943’te
İstanbul’da doğdu. 1960’lı yıllarda Milli İstihbarat Teşkilatı’na girdi. 9 Mart
1971 darbe teşebbüsünden sonra MİT’te Hiram Abas’la birlikte 1. Ordu Komutanı
Orgeneral Faik Türün’ün emrinde çalıştı. Kızıldere ve Ulaş Bardakçı
operasyonlarına katıldı. 1975’te Ankara MİT Bölge Dairesi Başkanlığı Takip Şube
Müdürlüğü de yapan Eymür, 1982’de ASALA’ya karşı eylemlerde görevlendirildi.
Türkiye’ye döndükten sonra Mardin MİT Bölge Müdürlüğü’ne getirildi. Daha sonra
Ankara’da Kontrespiyonaj Dairesi içinde kurulan Kaçakçılık ve İstihbarat Şube
Müdürlüğü’ne tayin edildi. Başkan yardımcılığı görevine getirildikten sonra
1984’te Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınan izinle Babalar Operasyonu’nu
başlattı. 1988’de MİT’ten istifa etti, 1993’te tekrar kuruma geri döndü.
Teşkilatta Kontrterör Merkezi’ni kurdu ve bu merkeze başkanlık yaptı. 2003’te
emekli oldu. Eymür’ün Analiz, Sentez ve Belgeli Yazılar isimli 3 kitabı
bulunuyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet