16 Nisan referandumunda kabul edilen, Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sistemi’ne uyumlu olarak  hazırlanan, ’’Türk  İstihbarat’ını
millileştiren’’ kanun hükmündeki kararnameyle MİT Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştı. Türk İstihbaratı’nı
millileştiren devrim niteliğindeki genel kurallar cumhuriyet tarihinde bir ilk
olma özelliği taşıyor. KHK genel olarak kalkışma veya darbelerin kotarıldığı iç
tehdidi TSK içindeki FETÖ ve darbeci unsurları deşifre etme yargı önüne çıkarma
amacıyla, MSB ve TSK içinde İstihbarat yapılmasına imkan tanıyor. MİT Müsteşarı
Emre Taner’in 15 Temmuz Darbesini araştıran komisyona TSK içinde istihbarat
yapılmasını engelleyen bir yönergeden dolayı 15 Temmuz’u önceden haber
alamadıklarını açıklaması ne kadar etkili olmuşsa, 17/25 Aralık polis ve yargı
darbesini 7 Şubat’ın rövanşı olarak değerlendirip, MİT’in İstihbarat zafiyetini
‘kurumlaşma’ eksikliğinden kaynaklandığını iddia ediyor olması da o derece
önemli sanırım.

İKK birimleri
istihbarat kurumundan müstakil olmalı


MİT’in Cumhurbaşkanı’na
bağlanmasındaki amaç, tamamen ülkenin genel güvenliği, toprak bütünlüğü ve
topyekün milleti hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi bertaraf edebilecek bir
istihbarat yapılanmasını gerekirse yeniden oluşturmak diyebiliriz. FETÖ’nün dış
destekli kanlı kalkışma veya darbe teşebbüslerinin önlenememesiyle ortaya çıkan
istihbarat zafiyetinin bir daha tekrarlanmaması ve istihbaratın kurumsallaşması
adına her türlü hukuki, teknik ve ekonomik desteğin sağlanması da çok önemli.
Ancak İstihbarat birimlerimizin, Batılı ülkeler seviyesini yakalaması veya
geçmesine karşın ABD ve bazı Batılı ülke gizli servislerinin Türkiye’yi siyasi
istikrarsızlığa ve KAOS’a sürüklemek amacıyla FETÖ ve PKK başta olmak üzere
terör örgütlerine destek vermesi şüphesiz MİT için birinci dezavantaj. İkinci
dezavantaj ise MHP hariç diğer muhalefet partilerinin MİT’i güçlendirmek
amacıyla çıkan bütün kanunlara kamu yararı ve milli güvenlik açısından katkı
sağlayacak yeni teklif ve pozitif eleştirilerde bulunmak yerine akıl almaz bir
şekilde ihanet derecesinde Batı’nın psikolojik harp söylemleri ve algı
operasyonlarına alet olmalarıdır. 2014 yılında MİT’i güçlendirmek amacıyla
yapılan kanun değişiklikleri, Paralel Yapı(FETÖ) ve 28 Şubat medyası
tarafından, Başbakan Erdoğan ve MİT’i hedef alan inanılmaz asparagas haber
yorum ve kara propaganda yöntem ve söylemlerine dönüştürülmüştü. Bu söylemler içinde
en önemlisi MİT’e iç operasyon yetkisi verildiğine yönelik çarpıtmaydı. Doğrusu
yeni kanun taslağında MİT’e dış operasyon yetkisi verilmiş olup, iç operasyon
yetkisi yalnızca casusluk suçlarında ve devlet sırrının ifşasında söz
konusuydu.








Türkiye”nin caydırıcı gücünü
arttırmak gayesiyle terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda,
Bakanlar Kurulu kararıyla, MİT’e dış operasyon yetkisi verilmesi ulusal
güvenliğimiz açısından önemli ve yerinde bir karar olmuştur. MİT’in
Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması sonrasında ülkemizde, darbe kalkışma ve işgal
girişimlerine karşı dış desteği kesmek ne kadar önemliyse, içimizdeki
uzantıları etki ve nüfuz ajanlarını deşifre edip yargı önüne çıkarmak da o
kadar önemlidir. İstihbarat jargonunda İKK “Savaş ve barış zamanlarında
espiyonaj, sabotaj ve yıkıcı faaliyetler yoluyla karşı ve yabancı istihbarat
servisleri ve yerli işbirlikçilerinin (Etki ajanı-Nüfuz ajanı)zararlı
faaliyetlerinin tespiti ve etkisiz hale getirilmesidir. Küresel ve bazı Batılı
ülkelerde İKK faaliyetleri devletin güvenliği açısından Genel İstihbarat
Kurumu”ndan ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. 21. Yüzyıl’da bu ülkeler ulusal
güvenliklerine yönelik küresel tehdit değerlendirmelerini ve bu tehditlere
karşı alınacak tedbirleri düzenleyen İKK faaliyetlerini daha da
detaylandırarak, hedef kurumlar içerisinde ayrı ayrı birimlere yüklemişlerdir.
MİT‘in yeniden yapılandırılmasıyla ilgili MİT raporu şu anda Cumhurbaşkanı’nın
masasında. Türkiye’nin öncelikle geçmiş yıllarda BATI’lı istihbarat servislerinin
etkisinde İKK birimlerini zayıf ve güçsüz tuttuğu biliniyor. Şu anda
İstihbarat’ta yapılması gereken en önemli konu İKK birimlerimizi süper bir
hızla güçlendirmek. Mümkün olan en kısa süre içinde de İKK birimlerini Genel
İstihbarat Kurumu’ndan müstakil olarak ayrı ve özel bir ‘Genel Müdürlük’ haline
getirmektir. Zira Türkiye’de şu anda çeşitli kisvelerde casuslar ve ajanlar
cirit atıyor.