DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ


Erkan MACİT


Casusluğun
tarihi de en az insanoğlunun kendisi kadar eski. Öğrenme ve gizleri ortaya
çıkarma güdüsü insan yaradılışının bir parçası olsa gerek, tarihin her
döneminde haber alma ihtiyacı olmuş, sonuç olarak casuslar ve bunları
yönlendiren organizasyonlar vücut bulmuştur. Kendini güvende hissetmek ve
bilginin getireceği güce sahip olmak isteyenler, her zaman bunu elde etmenin
savaşını vermişlerdir. Bundan hareketle, bilinen ‘diğerinin’ aksine,
casusluğun gerçek anlamda ilk meslek olduğu bile iddia edilebilir.


Organize
casusluğun ilk olarak ne zaman başladığına dair rivayetler mevcut. Tevrat’daki
Yeşua’nın vaadedilmiş topraklara yaptığı yolculuğu, şehrin ele geçirilmesini
kolaylaştırmak için Eriha’ya iki kişinin gönderilmesini göz önünde
bulundurursak, ‘insanoğlunun kendisi kadar eski olma’ iddiasını
destekleyebiliriz sanırım. İran destanlarında, Iran-Turan savaşlarının
arkasında casuslar olduğundan dem vurulur. Hatta Orhun yazıtlarında bile,
toplum içinde huzursuzluk yaymaya çalışan, günümüzün tabiriyle ‘ajan
provokatörlere’ karşı uyanık olunması gerektiğine işaret edilir. Ama kesin
olan bir şey var: Düşmanı mağlup etmek için gizli yollardan bilgi toplama
ihtiyacının, dünyanın her döneminde, tarihin her diliminde mevcut bulunması.



Dalilah:
Filistinli Kadın Casus




Casusluk mesleğinin ya da bilincinin ne kadar eskilere gittiğini göstermesi
açısından, İsrail efsanelerinden olan Samson ve Dalilah’ın hikayesi oldukça
ilginç bir örnek teşkil eder.


Rivayetlere
göre, oldukça güzel bir kadın olan Dcdilah, İsrail milleti arasında
casusluk yapıp, İsraillilerin efsanevi kahramanı Samson’u safdışı bırakarak,
istihbarat tarihinin bilinen ilk kahramanlarından biri olmuştur.


M.O.
1100’lü yıllarda vadedilmiş topraklar üzerindeki Filis- tin-lsrail mücadelesi
tüm hızıyla devam ediyordu. İsrailli bir çift, uzun zamandır evli olmalarına
rağmen çocuk sahibi olamıyor, bunun için sürekli Allah’a yakarıyorlardı… Bir
gün kendilerine bir melek göründü ve yakında bir çocukları olacağını müjdeledi.
Ama tek bir şartla: İnsanüstü kuvvetiyle nam salacak ve İsrail milletine büyük
iyiliği dokunacak olan bu çocuğun saçları asla kesilmeyecekti, çünkü eşsiz
gücünü saçlarından alacaktı. Samson ismi verilen çocuk hızla serpildi. Sınırsız
gücü ile ilgili hikayeler dört bir yana yayıldı. Elleriyle bir aslanı bile öl-
dürebiliyordu. Filistinlilerle yapılan savaşlarda tek başına bir orduydu adeta.
Savaşlardan devamlı mağlup çıkan İsrail milletinin yüzünü güldürecek kahraman
nihayet gelmişti. Ölü bir eşeğin çene kemiğiyle bin Filistinliyi birden
öldürdüğü rivayet ediliyordu. Filistinlilerin evlerini ve tarlalarını ateşe
veriyor, adeta onlara dünyayı dar ediyordu. Üstün güçleri olduğu için de bir
türlü mağlup edilemiyordu. İsraillileri bölgenin tek hakimi yaptı. Saçlarından
aldığı güç, bu hakimiyetin sigortasıydı. Onu savaş meydanında mağlup
edemeyeceklerini anlayan Filistinliler, tarihin ilk ‘cinsel
espiyonaj’ olayını gerçekleştirmeye karar verdiler. Filistin’in en güzel
kadınlarından birini sarayına yolladılar. Kadın bir şekilde Samson’un sınırsız
gücünün sırrını ortaya çıkarmakla görevliydi. Güzelliğiyle aklını çeldi ve onu
evlenmeye ikna etti. Düğün merasiminde Samson, Filistinli davetlilere bir
bilmece soracağını, bilemediği takdirde hepsini öldüreceğini söyledi.
Filistinli eşi bir gece öncesinden Samson’dan bilmecenin cevabını öğrendiği
için, bunu arkadaşlarına fısıldamıştı. Doğru cevabı alan Samson, ihanete
uğradığını ve ‘bilgi sızdırıldığını’ anladı ve herkesi öldürdü. Kadını
da sarayından kovdu. Operasyonun ilk kısmı başarısız olmuştu ama,
Filistinlilerin pes etmeye niyeti yoktu. Samson’un güzel kadınlara olan zaafını
keşfetmişlerdi. (Bu zaaf kendisinden yüzlerce yd sonra gelecek
bir- çok önemli ismin de çoruna mal olacaktı.) Bir müddet sonra ilk
kadının kendisinden daha güzel kızkardeşi Dalilah’a görev verildi. Dalilah da
kısa sürede Samson’u baştan çıkarttı ve gücünü, uzun saçlarından aldığını
keşfetti. Bir gece onu sarhoş ederek saçlarını kesti ve gözlerini de oydu.
(Bazı kaynaklar sadece saçlarını kestiğini belirtir.) Filistinli askerlerin
yardımıyla da zincire vurdu. Efsane Samson yolun sonuna gelmişti. Dalilah
gerçekleştirdiği cinsel istihbarat sonucu 1100 gümüşle ödüllendirildi.


Ne Dalilah,
cinselliğini istihbarat için kullanan ilk kadın, ne de Samson, kadınlara
düşkünlüğünü canıyla ödeyecek ilk erkek olacaktır…


İngiliz İstihbarat Dünyası ve ‘Robinson Crusoe’



Şu hepimizin hani okuduğu “Robinson Crusoe” ve Moll Flanders gibi dünya
klasikleri arasına girmiş eserlerin İngiliz yazarı ünlü romancı Daniel DeFoe
tam anlamı ile bir macera adamıydı. Tabii ki bu kitabın sayfalarında kendisine
yer bulduğu için de, iyi bir casus!


Daniel
DeFoe ticaretle uğraşmış, başarısız olarak iflas etmişti. Hatta bu yüzden bir
müddet hapis de yattı. Bir ara alacaklılarından kaçmak için Andreu) Moreton
takma ismiyle yaşadı. Ticari hayatta başarısız olmasına rağmen oldukça zeki
biri olan DeFoe, sonunda para kazanmak için casusluk yapmaya karar verdi. Bu
işin hakkını öylesine iyi verdi ki, yazarlığı bir kenara, halen ‘Ingiliz
İstihbarat Dünyası’nın babası olarak anılır!


Londra’da
doğup büyüyen DeFoe iyi bir eğitimin ardından 1683’de tüccar olarak iş
dünyasına atıldı. Monmouth Dü- kü’nün gerçekleştirdiği ayaklanmaya katıldığı
için az daha idam ediliyordu, canını zor kurtardı. Bu olayın ardından işleri
kötüye gitti ve iflas etti. Borçlarından dolayı girdiği hapisten çıktıktan
sonra, geçimini sağlamak için kalemine sarıldı. Dini ve politik konularda
yazılar yazıyordu. Ama 1702’de yazdığı ‘Shortest Way with Dissenters’
(Muhaliflerle Kestirmeden) isimli eseriyle, dönemin İngiltere’si şimdiki
kadar demokrat olmadığından olsa gerek, bir kez daha hapsi boyladı. Pratik
zekalı DeFoe, hapisten kurtulmanın en kestirme yolunun, çok eleştirdiği hükümet
adına çalışmaktan geçtiğini görmüştü. Bunun için seçtiği yol, casusluk
olacaktı.


1702’de,
dönemin en parlak politikacılarından Avam Kamarası üyesi Robert
Harley’e bir mektup yazarak yardım istedi. DeFoe’nin eserlerini beğenen
Harley, kulis yaparak Kraliçe An- ne’in DeFoe’yi affetmesini sağladı. Newgate
hapishanesinden çıkan DeFoe, Harley’e düşüncesini açtı. Harley de gizli kapaklı
işlere çok meraklıydı. DeFoe’nin teklifini kendi gizli servisine örnek olarak
kullanacaktı. 



‘The Earl of Cowper’ isimli eserinde Harley için şöyle
yazıyordu: ‘Hile yapmayı çok severdi, hatta gerekli olmasa bile.
Kendi kendini tatmin etmek için her fırsatta kurnazlığım kullanırdı.
Eğer bir insanın dünyaya hûekar olarak gelmesi gerekseyeli, bu Harley’den
başkası olmazdı.


DeFoe’nun
teklifi basitti. Köy köy tüm İngiltere’yi dolaşacak, her sınıftan vatandaşın
politik karakterini rapor edecek bir casusluk ağı kuracaktı. Bu raporlar
düzenli olarak Harley’e sunulacaktı. Bu arada hükümet işlerinde çalışanlar da
yakın takibe alınacak ve ahlaki durumları rapor edilecekti. Siyasi partiler de
bu kontrol mekanizmasına dahil olacaktı.


DeFoe,
ayrıca politik bakımdan karışık bir halde olan ls- koçya’da da bir casusluk ağı
kurulmasını öneriyordu. Ve 1704’de, kitapları ile birçok çocuğun hayallerini
süsleyen ünlü  yazar, İngiliz tarihinin ilk bilinçli istihbarat
çalışmasını başlatıyordu. Köy köy dolaşıp casus toplayacaktı. Harley ve diğer
yetkililerin desteğini alarak çıktığı seyahatinden önce yazdığı raporda şunları
söylüyordu: ‘İnanıyorum ki, bu seyahat, İngiltere’de bu güne kadar hiç
yapılmamış istihbaratın temellerini atacaktır… ’


At
sırtında çıktığı bu seyahatte, ‘Alexander Goldsmith’ ve ‘Claude
Guilot’ takma isimlerini kullanan bir tüccar olarak kendini tanıtan DeFoe,
rolünü iyi yapmak için gerçekten de bir şeyler alıp satıyordu. 



Zamanla istihbarat işini kıvırabilecek çekirdek bir kadro kurmuştu. Bu kişiler
kısa zamanda hükümet karşıtı görüşlere sahip vatandaşları ünlü yazara iletmeye
başladı. Londra’da bir ofis açan DeFoe, kendisine gelen bilgileri rapor haline dönüştürüyor
ve Harley’e sunuyordu. Bu yazımlar esnasında, daha sonradan istihbarat
dünyasında oldukça yaygın bir tarz olacak, havadan sudan detayları bile dile
getiriyordu. Önemsiz gibi görülen detaylar, gelecek yüzyılda birçok istihbarat
başarısına imza atacaktı.


Bu
raporlar Harley’in elini oldukça kuvvetlendirdi. 1706’da dış işleri bakanlığına
gelince, DeFoe’yu, Ingiltere ile birlik görüşmelerini sürdüren İskoçya’ya
gönderdi. DeFoe’nun görevi, kimseye hissettirmeden birlik lehine çalışmalar
yapmaktı. Is- koçya’mn önde gelen isimleriyle temaslar kuruyor, onların
görüşlerini Harley’e imzasız mektuplar şeklinde aktarıyordu. De- Foe’nin birlik
yanlısı raporlar göndermesi üzerine cesaretlenen Harley, görüşmeleri
hızlandırdı ve iki ülkenin birleşmesi 1707 yılında resmiyet kazandı. Kraliçe
Anne’in 1714’de ölmesiyle Hannover Kralı George, İngiltere tahtında hak iddia
ederek bu ülkeye geldi. George, uzun zamandır düşmanlarını dize getirmek için
zaten kendine has bir casus örgütü kurmuştu. Geor- ge’un başbakanı Lord
Townshend, vakit geçirmeden PeFoe’yu ‘baş casus’ olarak atadı.


DeFoe’nun
yeni görevi, ‘Prens Charlie’ olarak da bilinen ve Ingiliz tahtında
hak iddia eden Charles Stuart’ı tahtına döndürmeye çalışan Jakobitler hakkında
istihbarat toplamaktı. Stuart Hanedanlığı, sürgünde bulunduğu Avrupa’da
İngiltere’yi tekrar işgal etmek için ordu kurmaya çalışıyordu. DeFoe, yeni
görevinde başarılı olmak için en az zekası kadar kuvvetli olan kalemini
kullanmaya karar verdi. 



Önde gelen Jakobit yayın organlarından Weekly Joumal’da editör olarak işe
başladı. Beş yıl boyunca gazetede yazdığı, laf cambazlıklarıyla dolu köşe
yazılarında, Jakobitlerin kafasını oldukça karıştırdı. Böylelikle, gelecek
yüzyılda oldukça sık kullanılacak ‘casus gazeteci’ modelinin en güzel
örneğini sunuyordu. 1720’de birden gazeteden ayrıldı ve aynı zamanda casusluğu
da bıraktı. Artık başarılı romanlarından elde ettiği gelirin tadını
çıkaracaktı. Ama zamanla sefaletin pençesinden kurtulamadı. Bir zamanların
başarılı casusu, eski düşmanlarından değil, ama yine alacaklılarından
kaçıyordu. O tarihten sonra onu gören olmadı. 26 Nisan 1731’de St. Giles
varoşlarındaki ucuz bir han odasında ölü olarak bulunmasına rağmen, ölüm sebebi
hiç öğrenilemedi. Ya öfkeli bir alacaklısının ya da kendisini deşifre eden Jakobit
ajanlarının kurbanı olmuştu. İngiliz istihbarat teşkilatının ilk yaratıcısı,
daha çok bilinen kimliğiyle dünyanın en önde gelen yazarlarından biri olan
DeFoe, hiç kimsenin katılmadığı bir merasimle toprağa verildi…


Casusluk
tarihinin en önemli  ismidir Defoe


Kaynak;
Gizli Gerçekler /Erkan MACİT


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir