DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Erdal ÇATALKAYA

erdalcatalkaya@bursahakimiyet.com.tr 

Ajan savaşları kime yaradı ?










Almanlar ile Fransızları karşı karşıya getiren ve kurşuna
dizilerek öldürülen Mata Hari… 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların hesabına
çalışan ve hatta bir dönem Türkiye’de de görülen İlyas Banza… Arapların
Osmanlı’yı devirme planları için kullandığı ve o dönem Araplar için halk
kahramanına dönüşen Arabistanlı Lawrence… Ya da Kurtuluş Savaşı döneminde ortaya
çıkan ve birçok film ve kitaba esin kaynağı olan İngiliz Kemal…

İstihbarat savaşları, insanlığın medeniyetle tanışmasından beri varlığını
sürdürüyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında büyük bir değişim
sürecine giren istihbarat örgütleri, yüksek teknolojiye ayak uydurmada başarılı
oldukları kadar başarısızlıkla da yüzleşmek zorunda kaldı. Yakın dönemde FBI
tarafından yakalanan Rus ajan, nam-ı diğer Kızıl Ajan Anna Chapman, işin
magazin boyutu da düşünüldüğünde büyük ilgi görmüştü.

Kızıl Ajan, Hollywood sinemasının uzun yıllardır bıkmadan usanmadan işlediği
çekici Rus ajan tiplemesinin en somut ve canlı örneğiydi. ABD ile Rusya
arasında yeniden Soğuk Savaş rüzgarları estirmişti. Böyle bir girizgahtan sonra
neden bu konuyu işlediğimizin yanıtı olan noktaya geçelim…

James Bond’a taş çıkartan ajanlar hâlâ uluslararası arenada gerek silah, gerek
uyuşturucu, gerek petrol, gerekse insan kaçakçılığı alanlarında cirit atmaya
devam ediyor. Bu konuda ABD, Rusya, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin’in çok iyi
olduğu gayriresmi olarak dile getirilir. Diplomaside ortalığı karıştıtan son
olay ise malum İngiltere ile Rusya arasında patlak verdi.

‘Çifte ajan’ Sergey Skripal ve kızı Yulia’nın zehirlenmesi, İngiltere ile
Rusya’yı tabiri caizse horoz dövüşüne tutuşturdu. İngiltere’ye göre Skripal ve
kızını, Ruslar kendilerine has bir zehirleme usulüyle komaya soktu. Ruslar ise
Skripal’in 1990’dan itibaren İngilizlere, Avrupa’daki Rus istihbaratçılarının
bilgilerini sızdırdığını iddia ediyordu.

Takas edildikten sonra artık belki de başına kötü bir şey gelmeyeceğini düşünen
ve İngiltere’de bir kasabada mazbut bir yaşama başlayan Skripal, hayattayken
yaptıklarından çok zehirlenmesiyle ortalığı birbirine kattı. Bir anlamda ‘en
son misyon’u daha etkili oldu denilebilir.

İlk atağı İngilizler yaptı… MI6 adlı istihbarat örgütleriyle nam salan
İngilizler, 23 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı aldı ve geri adım da
atmadı. Ruslar geri kalır mı? Tabii ki hayır. Onlar da aynı sayıda İngiliz
diplomatı ‘istenmeyen adam’ ilan etti ve sınır dışı kararı aldı.

Oynadığı reklamlar, yer aldığı şovlarla milyoner olan ve dünyanın ‘cennet’
köşelerinde tatil yapan Kızıl Ajan’ın aksine sakin hayatının son safhasında
komaya giren Skripal’in zehirlenmesi, Rusya’nın Avrupa’da hâlâ ciddi anlamda
söz sahibi olma iddiasını gösterdi. Öyle ki Rusya, İngiltere’nin St.
Petersburg’daki başkonsolosluğu da kapatma kararı aldı.

Yetmedi… İngiltere’ye Rusya’ya karşı herhangi bir düşmanca adımın daha
atılması halinde, Moskova’nın karşılık verme hakkını elinde bulundurduğu
uyarısı yapıldığı vurgulandı. Kısa süre öncesine kadar büyük korkuya yol açan
füzesiyle küresel meydan okumasını gerçekleştiren Rusya, açık açık tehdit
etmekten kaçınmıyor. İngiliz yetkililer ise “Sorunumuz Rus halkı ile
değil, Devlet Başkanı Putin ile” şeklinde açıklamalarla daha düşük tonda
seyrediyor. Görünen şey, iki ülke arasındaki gerilimin daha tehlikeli noktalara
varacağı. Yeni haftada daha çarpıcı kararlar duyabiliriz.

Ne var ki bu kriz, asıl ABD Başkanı Donald Trump’ın işine yaradı. Seçim
döneminde Ruslarla işbirliği yaptığı ve onlardan aldığı destekle seçildiği
iddiaları hâlâ gündemde olan Trump, Rusya konusunda gördüğü baskının bu olayla
azalacağını düşünüyor olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir