DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

BURAK İĞLİKÇİ : İSTİHBARAT
ANLAYIŞIMIZ

İstihbarat  ve
istihbaratçılık arasında çok fark vardır. İsithbarat ham bilgidir.
İstihbaratçılık ise istihbaratı yani bilgiyi elde eden memurun veya haber
elamanın yaptığı faaliyettir. Toplum olarak istihbarata bakış açımız ve bu
bakış acısına eklediğimiz pofpoflu cümlelerle uzak durulması ya da gizemliymiş
gibi anılan ve bakılan bir alan olmuştur.Başlıktan da anlaşılacağı gibi
istihbarat günlük yaşantımız da dahı yaptığımız faaliyettir. Nasıl diye merak
ediyorsunuzdur .Ona da değineceğim. Toplumlar, geçmişten günümüze istihbarat
sayesinde birbirleri hakkında bilgi, toplamışlar ve bunun neticesinde
etkileşerek gelişmişlerdir. Açık kaynakları incelediğimiz zaman istihbarat
kavramı ile ilgili bir çok açıklama veya tanımı yapılmaktadır. Türk dil
kurumunun Türkçe sözlüğüne göre Haber almak, duymak , öğrenmek, bilgi toplama
olarak tanımlanmaktadır. İngilizcedeki karşılığı , intelligence Akıl zeka
anlayış vs. Gibi. Genel olarak çok değişik tanımları yapılan istihbarat
gelecekteki gerçekleşebilecek olaylarla ilgili en doğru tahmini yapabilmek için
gizlilik, tarafsızlık, doğruluk ve süreklilik ilkelerine göre toplanan
bilgilerin değerlendirilmesiyle ile ilgili çalışmalardır. Belli bir konuda elde
edilen, bilgiye istihbarat denmekle birlikte bu daha çok haber olarak kabul
edilmektedir. Dolayısıyla, her hangi bir konuda açık veya kapalı kaynaklardan
elde edilen bilgiler haber niteliği taşımaktadır. Kavram olarak istihbarat
sadece bilgi ve haber elde etmek değil, aynı zamanda bunların tasnifi,
incelenmesini, değerlendirilmesini ve kullanılması için dağıtımını da kapsar.
Kelime, anlamının ötesinde istihbarat kısaca, işlenmiş ve kullanılmaya hazır
olan her türlü bilgiyi içerir. Başta dediğim gibi, diyelim kız arkadaşınızı
tavlamak için açık sosyal medya hesabından bilgi toplayıp hobıleri, gittiği
yerler, yemek ve yaşam tarzı vs. gıbı araştırmayı yapıp kız arkadaşınıza ona
göre davranırsınız. Bu bile açık istihbarat kapsamına girer. Demek ki günlük
yaşantımızda farkında olmadan istihbaratçılık yapıyoruz.

Konuyu dağıtmadan devam edelim, Her Türk evladının okuyup
araştırması lazım. Çünkü okumadan araştırmadan gerçeğe ulaşamayız. Türk
istihbaratının geçmişten günümüze hangi aşamalardan geçerek günümüzde ki haline
nasıl dönüştüğünü anlamamız lazım. Milli mücadele dönemınde, Ahde vefa ile
Teşkilat-ı Mahsusa dan günümüze uzanan istihbarat teşkilatında Yemin Billah
Önce Vatan diyip uçmağa eren Atalarımızın ruhları şad olsun. Kısa bir örnek
verelim . İngiliz istihbaratı kendi, Medya ve Sinema endüstrisinde çok başarılı
propagandalar yürütüyor. Nasıl yani dediğinizi duyar gibi oldum devam edelim,
örnek her kesime tanıdık gelicek. James Bond sinema filmiyle çeşitli psikolojik
harekatlar uygulayıp MI-6 nın yani DIŞ İSTİHBARAT’ın propagandasını yapıp dünya
istihbarat örgütlerinde diğer toplumların algısında MI-6 yerini aldı . Sherlock
Holmes sinema filmi, dizisi ve hikâye veya roman bazında kitaplarla MI-5 yani
İngiliz iç istihbaratını algılarla insanlara yansıttılar. Peki bizim Şanlı
İstihbarat tarihimizde kimler var. Bunları hangimiz biliyoruz. Onlar Türklük ve
Müslümanlık inancı ile yoğrulmuş, bu vatan için ateşlere atılmış, vatan ve
millet görevi diyerek sevinerek ölümlere koşmuş serdengeçtilerdi .Türklüğün ve
Türk devletinin bekası için yaptıkları, normal bir insanın hayatına sığamayacak
kadar büyüktü.Hiç bir zaman takdir edilmeyi beklemediler.Zaten hiçbir zaman da
yaptıklarından ötürü takdir edilmeyi beklemiyorlardı. Çünkü onlar birer
idealist,hepsi bir ülkü adamı idi. 20.nci yüzyılın destansı kuruluşu Teşkilat-ı
Mahsusa’nın fedaileriydi onlar ,her biri görevlerinin devlet için ölmek
olduğuna inamıştı. Bu uğurda canları pahasına görevler üstlendiler. Pek çoğu
dünyanın bilinmeyen bir köşesinde o çok özledikleri, uğruna yemin ettikleri,
karşılıksız sevdikleri. Vatanları için şahadeti buldu. Bazen bir esir kampında
, bazen bir hapishane köşesinde , bazen bir dar ağacında ya da kör kurşunda
veya kurşuna dizilerek şehit oldular. Yaptıkları macera değildi aldıkları
görevi yerine getirirken şehit oldular. 20 nci asrın Kür Şad-ı idi hepsi
kaybetmeyi göze alan, Asrın en modern silahlarına ve ordularına , kor misali
kaynayan göğüslerini siper eden. Türklüğün babası Tanrıkut Mete Han’ın
Teşkilatçı mayası vardı genlerinde. Alp Er Tunga’ nın evlatlarıydılar,
coğrafyamızın üç kıtasını, dört iklimini arşınlayan. Elinde ki bir avuç
kahramanla kendisinden kat ve kat üstün güçlere boyun eğdiren, Çağrı Bey in
birer çerisiydi hepsi sanki. Papa ya diz çöktüren, bel kırdırtan Atilla nın
asaletini ve azametini taşıyorlardı. Köse kadının teşkilatçı ruhunu iliklerine
sindirmişlerdi, hiç sökülmeyecek bir şekilde. Süleyman Askeri, Ömer Naci,Enver
Paşa,Nuri paşa, Halil Paşa,Ahmet Sunusi,Hüsamettin Ertürk,Sapancalı
Hakkı,Mehmet Akif, Kuşçu Başı Kardeşler, Yakup Cemil, Mustafa Kemal idi onlar.
Ve isimsizler niceleri vardı aralarında 30 bin kişiydiler. Teşkilat-ı mahsusa
kadrolarında. Dile kolay 50 devletin temelinde onların harcı vardı. Yeminlerine
Hep Sadık kaldılar. Milletimizin böyle nice kahramanları var.

Geçmişten gelen istihbarat ve devlet geleği ile  istihbarat birimlerimiz gelişen teknoloji ile
bu çağa  ayak uydurmuştur.








Ruhları şad olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir