Yıl 1983. CIA, Hizbullah’ın Ortadoğu’da ABD
hedeflerine saldırı eylemi yapılacağı istihbaratını elde ediyor. Elint
(elektronik istihbarat) kaynaklı istihbari bu bilgi, son derece önemli olduğu
halde uygulamada bir değer ifade etmiyor. Haber, istihbaratın alfabesinin A’sı
olan 5N-1K bilgilerini tam olarak içermiyor. Üstelik ABD, Ortadoğu’nun her
yerinde bulunuyor ve bu coğrafyanın her noktası ise zaten hedef.


CIA, bu durumda yapılması gerekeni yapıyor ve
diğer kaynaklardan haberin doğrulanması için girişimlerde bulunuyor. Ancak, ne
yazık ki Hizbullah eylemini gerçekleştiriyor ve Beyrut’ta ABD askerlerinin
hedeflendiği bombalı saldırıda 200’den fazla canın kanını döküyor.


Onca insanın kanını döken bu eylemin
engellenememesinde eksik olan neydi? CIA, aylar sonra bu eksikliği itiraf
ediyor… Haber, güvenilir bir kaynak olan elintten alınmasına rağmen insan
unsuruyla desteklenerek eksiklerinin giderilememesi nedeniyle bütünlük
içermiyor ve sonuçta terörist örgüt hedefine ulaşmış oldu, diyor.


Çıkarılan dersle bir istihbarat teşkilatının
teknolojiyle donatılmış olmasının operasyonel bilgi derlemesine yetmediği
ortaya çıkmış oluyor.


İstihbaratın derlenmesinde insan unsuruyla
(humint) yapılanı kesinlikle değerlidir. İnsan eliyle bilgi derlenmesi aşaması
oldukça zordur. O andaki istihbarat ağında yer alan diğer meslektaşlarının
güvenlikleri, operasyonun gizliliği ayrıca dikkatli olunmasını gerektiren
noktalardır. Bir kere derlendiğinde de sahada kullanılması son derece kolaydır
ve olumlu sonuçlar verir.


Asıl zorluk temelde yatmaktadır yani uzman
istihbaratçıyı yetiştirmektedir. Çünkü istihbaratçı okullarda yetiştirilmez.
Ustalar yetiştirir. Dolayısıyla iyi bir uzman, uzmanlığını kendisinden sonra gelenlere
aktararak devamlılığı sağlar.


İşte CIA, şimdi bunu yapıyor. İstihbarat ile
diplomasi bir ülkenin dış ilişkilerinde ayrılmaz bir bütündür. Bu olmazsa olmaz
koşulu usta istihbaratçılar ile diplomatlar bilirler. Bu kuralın kendilerine
sağlayacağı başarının bilincinde olarak hiç bir zaman göz ardı etmezler.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin dış politikalarına bakıldığında bu kurala sıkı
sıkıya bir bağlılığın olduğu görülecektir.


Kurala aldırmayanların başına daima kötü
olaylar gelir. Tıpkı Beşiktaş kahpeliğinde olduğu gibi. Türkiye, başarılı bir
diplomatik hamleyle Suriye-Rusya-İran ittifakıyla bir anlaşmaya vardı.
Türkiye’nin El-Bab’ı hatta Rakka’yı almak üzere yapacağı operasyonlara, başında
Rusya’nın bulunduğu ittifak izin verecekti. Karşılığında ise Türkiye, Halep ve
İdlib’teki desteğini çekecek, desteği altındaki muhalif güçlerin şehri terk
etmelerini sağlayacaktı.


Nitekim Kasım ayında her iki tarafta da
anlaşmaya uygun adımlar atıldı. Suriye’deki ibreyi Rusya ve ortaklarına ve
diğer tarafta Türkiye lehine döndüren bu anlaşmaya ABD-PKK/PYD ittifakının
sessiz kalmayacağına şüphe yoktu. Gelişmelere karşı harekete geçmemeleri
halinde Fırat’ın batısından yola çıkarak oluşturmaya acilen ihtiyaçları olan
“Kürt koridoru” hayal olacaktı. Görünmeyen tarafta adı ortalıkta hiç
dolaşmayan ama Suriye’deki gelişmeleri an be an izleyen İsrail de
beklentilerinin tehdit altına girdiği rahatsızlığını yaşıyordu.


Resmi kanaldan gerekli uyarılar ABD’li
diplomat ve askeri görevlilerce yapıldı. Ancak sonucu değiştiren bir etki
yaratmadı. Bu durumda uyarının istihbarat operasyonuyla yapılmasına sıra gelmiş
oluyordu. Neticede malum kahpelik yerini buldu.


Buraya dikkat! Eylemden sonra batılı
ülkelerden gelen başsağlığı mesajlarına bir de yorum eklendi. Denildi ki;
“Türkiye, Kürt sorununa siyasi bir çözüm bulmadığı takdirde daha başka
acılar da yaşanacaktır.” Yani anlayana, Kuzey Suriye’de “Kürt
koridorunun” önünden çekil demekti bu.


İşte bu noktada El Bab – Rakka ile
Halep-İdlib üzerinde varılan anlaşmanın ABD-PKK/PYD cephesinde yaratacağı etki
hesaplanamadı. Oysa istihbarat bu alana yoğunlaştırılmalıydı. Son iki haftada
yakalanan intihar eylemcileri diğerlerinin yanında en açık ve net  emare
ya da kokuydu. Böylece istihbaratın odaklanacağı nokta kendiliğinden ortaya
çıkmış oldu.



İstihbarat geleceği görmektir. Geleceği görmenin ilk adımı küçük küçük
parçalardan oluşan emarelerdir. Emarelerin uzmanlarca değerlendirilmesi
geleceğin resmini, eksik parçalara rağmen ortaya koyar. Bu ancak ustaların
üstesinden geleceği bir iştir. İstihbaratçının emaresi, polisin “koku
almasıyla” büyük ölçüde aynıdır. İstihbarat, iyi yürüyen insani
ilişkilerden ibarettir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet