Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


İLETEN : dr.aydemir@web.de


YAHUDİ BARZANİ ve ONUN KÜÇÜK
İSRAİL’İ


100 yılı aşkın süredir türlü oyun ve
projelere karşın kurulamayan, ancak bugün Genişletilmiş BOP sayesinde resmen
kuruluşuna başlanan Kürdistan’ın dayandığı üç büyük güç var. Birisi SİSTEM’dir
(ABD-İsrail-İngiltere…), kurucu unsurdur. İkincisi Irak-Barzani’dir,
1960’lı yıllarda İsrail’e ve sonra ABD’ye “gelin buraya, devletimizi kuralım,
petrolü paylaşalım” diyen adamdır, üçüncüsü Türkiye’deki unsurlardır,
bugün görünen yüzü BDP ve AKP’dir. Suriye’de de bugün muhalif denen
Yahudi bir Kürt aşiret ve lideri, isminin hafızalarımıza kazınacağı ve Barzani
gibi bir şöhret elde edeceği günü beklemektedir. Şimdilik üçlü dışındakileri
bir kenara bırakalım.



Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kongresine Tayyip Erdoğan’ın davetiyle onur
konuğu olarak katılan ve tıpkı Tayyip Erdoğan gibi kürsüden AKP’lilere hitap
eden ve AKP’lilerin de “Türkiye seninle gurur duyuyor” diyerek karşılık
verdiği, PKK’lı teröristlerin Irak’taki faaliyetlerinin ve kamplarının
koruyucusu Mesut Barzani’ye bakalım.



Mesut Barzani’nin aslı Yahudi’dir. Barzaniler Yahudi olduklarını çok
gizlemiyorlar ancak milletin gözüne de sokmuyorlar, çaktırmıyorlar. Arap ve
Müslüman tepkisini bu yolla üstlerine almamış oluyorlar. Barzani tek bir isim.
Ondan önce, bölgedeki Yahudileri ve Kürt Yahudilerini anlatalım.



Bu, biz Türkiye Türklerinden titizlikle saklandı ancak Kürtler içinde Yahudi
olanı çoktur. Kudüs’te yaşayan Kürtlerden, Irak Kürtlerine kadar Kürtler içinde
Yahudiler önemli bir nüfusa sahip. Irak’ta ve bilhassa Kuzey Irak’ta
Yahudilerin en çok nerelerde bulunduğunu araştırdığınızda önemli bir sonuçla karşılaşıyorsunuz.
Nerede PKK’nın büyük bir kampı varsa, oradaki ahalinin genelinin Yahudi-kripto
Yahudi olduğunu görüyorsunuz! Haftanin ve Zagros’ta, 19. Yüzyılın ortalarında
50.000 (elli bin) Kürt Yahudi ailesinin varlığı kayda geçirilmiştir. Kayıt dediğimiz,
arşivdir. Devlet arşividir, istihbarat arşividir, büyükelçilik ve dışişleri
arşivleridir, yurtdışı arşivleridir, yurtdışı üniversite arşivleridir, Kudüs
arşivleridir ve ayrıca belgeleri bulup çıkartan arşiv araştırmacılarının pek
çok dilde yayınlanmış kitaplarıdır, Encyclopedia Judaica’dır.



Arapça ve İbranice’de sözcüklerin kökü sessiz harflerden oluşur. BaRZaNi
sözcüğü B-R-Z-N harflerindendir. Barzani, Barazani, Ebrezani, Abrazan
sözcükleri aynı anlamda-kökte türetilebilir. Barzanilerin memleketi ve doğum
yerleri, kendi isimlerini taşır, Erbil iline bağlı Barzan/Barazan kasabasıdır
(bir nevi biz Türklerin Almanya-Alamanya dememiz gibi). Encyclopedia Judaica
(Musevi Ansiklopedisi) arşivine baktığımız zaman üç tane “Barazani”den
bahsedilmektedir. Birisi Moşe (Moshe) Barazani’dir, 1926-1947 tarihleri
arasında yaşamış Erbil doğumlu bir Yahudidir.



Mustafa-Mesut ve diğer meşhur Barzaniler için de bir karşı iddia var. Bunlar
Barzan (Barazan) kasabasında/köyünde doğdukları için, bunlara Barzan’lı
anlamında Barzani deniyor, bunların soyisimleri kasabalarından dolayı
türemiştir bunlar Yahudi değildir deniyor. Bu karşı iddia nedir biliyor
musunuz, Tayyip Erdoğan’ın tabiriyle “Yalan, koskoca bir yalan.”



Barzan/Barazan kasabası Yahudi kasabasıdır, özü-soyu Yahudi’dir. Encyclopedia
Judaica’da 1560-1630 yıllarında yaşamış Haham ve Kabbalacı “Samuel Ben Nethanel
Ha-Levi Barazani”den ve tahminen 1560-1625 yıllarında yaşamış olan kızı Asenath
Barazani’den bahsediliyor. Bu Samuel Barazani’nin doğum yeri neresidir, Barazan’dır.
Ansiklopedi birebir şöyle yazıyor “His name derives from town Barazan in
Kurdistan” (Onun adı Kürdistan’daki Barzan kasabasından türemiştir). Bizim
Mustafa ve Mesut’un memleketi. Demek ki bunun soyadı da doğduğu yerden geliyor.
Demek ki doğduğu yerin soyadını aldığı için “Barzani Yahudi değil” demek,
tamamıyla tarihi çarpıtmak demektir.



Mesut Barzani’nin babası Mustafa Barzani’dir. Biraz geriye gittiğimizde
03.04.1991 tarihli Milliyet Gazetesi’nde, Amerikan U.S. News gazetesinden bir
alıntıyla karşılaşıyoruz, “Gazete, ‘1960-1970 döneminde, Irak’ın
kuzeyindeki ayaklanma sırasında, İsrail’in, Mesut Barzani’nin babası Mustafa
Barzani’ye silah verip, “danışman” yolladığını yazıyor.’
” diyor.
“Danışman”, “uzman” demek, kendisine danışan kişiyi yöneten “ajan” demektir.



27.05.1985 tarihli Milliyet Gazetesi’nde, “Türkiye, Irak sınırları içinde
operasyon yapacak” başlıklı haberin sonunda şu bilgi veriliyor, “Öte yandan
İsrail’in de işin içinde olduğu söylentileri yoğunlaştı. İsrail’in böyle bir
operasyona karşı olduğu iddia ediliyor. Bu ülkenin (İsrail) kendisine karşı
olan güçleri parçalamak için Irak ve İran’daki Kürt sorununu, milli bir
politika halinde canlı tutmaya çalıştığı biliniyor.




Bölünme sürecinde, sıra akil adamlarda. Hasan Cemal de “akil adamlardan”
biri olarak atanmış. Peki Hasan Cemal 27.02.2003 tarihli köşe yazısında ne
diyordu, “Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletini Amerika ister mi? Evet
ister. İsrail ister mi? Evet. Peki ya İngiltere, Fransa, Almanya. Hepsi ister.
Hepsinin de bin yıldır el altında bunun için senaryoları var.




ABD’yi anladık. İngiltere ve Fransa desek, 1. Dünya Savaşı’nda ve Osmanlı
sonrasında bölgede etkinliğini ve işgalini göstermiş ülkeler. Almanya, yine
birinci dünya savaşı öncesi bölge petrolüne konmak için hazırlıklar yapan ülke
(ki bu hafta Alman Yeşiller Partisi eşbaşkanı Claudia Roth başkanlığında parti
ekibi “Irak Kürdistan’ı ve Türkiye Kürdistan’ı” gezisi yaptılar). Peki İsrail,
zaten yeni kurulmuş bir ülke, bölge ile ne işi var? Bunun yanıtını özellikle
bundan bir önceki “Şeytan, Firavun ve İşgal 4” adlı yazımda, kitabımda ve bu
yazıda yazdık.



21.03.1993 tarihli Milliyet Gazetesi manşeti, “Oyunun Adı Özerklik”. Manşet
altında dört oyuncunun görüşüne yer vermiş. Birincisi Vaşington alt başlığıyla
Başkan Clinton’ın açıklaması, ikinci sırada Moskova alt başlığıyla Rus
Büyükelçisinin açıklaması, üçüncüsü Kudüs alt başlığıyla bölgenin analizi ve
İsrail’in Türkiye’ye bakışı ve dördüncü sırada da Bekaa alt başlığıyla Abdullah
Öcalan’ın gazeteci Rafet Ballı ile yaptığı röportajdan kısımlar var. Şu
yazıyor, “Yaptığı basın toplantısından sonra Bekaa’da baş başa görüştüğümüz
PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye’yi köşeye sıkıştırdığına inanıyor. ABD ile
temaslarına başladıklarını söyleyen Apo, ‘Amerika, Türkiye’nin her şeyidir.
Oraya gittik mi diğer bütün kapılar açılır’ diyor. Apo’ya göre, Talabani ve
Barzani’yi destekleyen ABD, kitle tabanı için PKK ile ilişkiye geçecek.




Arşiv, bilgidir. Bilgi, büyüklüktür. Yusuf Has Hacip’in o sözüne kulak vermek
gerekir, “Bilgiyi uygularsanız büyürsünüz, Paylaşırsanız efsane olursunuz”.



MOSSAD ajanı (sonra işadamı) Yakup (Yaakov) Nimrodi, İran’da
ateşe olarak görev yaptığı sırada sık sık Kuzey Irak’a geçerek Barzani
ailesiyle ilişkiye geçiyor ve İsrail-Barzani ilişkilerinde köprü rolünü
üstleniyor. Pek çok İsrailli devlet yetkilisi Kuzey Irak’a, Barzani’nin yanına
gitmeye başlıyor. Aynı şekilde Barzani de temaslarda bulunmak amacıyla sık sık
İsrail’e gidiyor. Geçen sene (2012) Türkiye’ye önemli bir isim geldi ve bazı
gazetecilerin sorularını yanıtladı, bu isim emekli MOSSAD ajanı ve Irak
Kürdistanı İstasyon Şefi Eilezer Tsafrir‘di, “haftada iki kez
Barzani’yle görüşürdüm” açıklamasında bulundu.



Bu gibi köprüler sayesinde Barzaniler bir de Zvi Zamir ile tanışıyorlar
ve yakın bir ilişki geliştiriyorlar. Zvi Zamir dediğimiz kişi, 1968-1974
yıllarında MOSSAD Başkanı olmuş bir generaldir. Zvi Zamir’in Barzani üstünde
etkisi büyüktür. Zvi Zamir ile aynı politik-devlet görüşüne sahip iki önemli
İsrail devlet büyüğü var, Moşe (Moshe) Dayan ve Yitzhak (İshak) Rabin.
Moşe Dayan, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı olmuş bir generaldir, İsrail’de
pek çok kez Barzani’yi ağırlamıştır. İshak Rabin de, eski İsrail
Başbakanlarındandır, suikast sonucu öldürülmüştür.



Yakup Nimrodi, Barzani’yi başkaca isimlerle de tanıştırdı, bunlar Menahem
(Nachik) Navot
ve Nahum Admoni’dir. Menahem Navot denen adam, Lübnan
Savaşı’nın mimarlarındandır, şeytandır. Nahum Admoni ise 1982-1989 yılları
arasında MOSSAD’ın başında oturan isim. Baba Mustafa Barzani, İsrail ziyaretlerinde
otelde yada İsrail Devlet Konukevinde değil, bilin bakalım nerede kalıyordu?
Haham David Gabay’ın evinde kalıyordu.



Barzanilere giden bir isim daha var. Bu kez İsrail’den değil ABD’den, William
Eagleton
. Önceleri “Kürt halı ve kilim desenleri üstüne inceleme yapıyorum”
açıklamasıyla Kerkül, Musul ve Süleymaniye’de temaslarda bulunan ve Barzani’yle
görüşen ajan Eagleton, daha sonra ABD’nin Şam Büyükelçisi oldu. Sonrasında
BM’ye bağlı UNRWA’da (Filistin Mültecilerine Yardım Teşkilatı) Başkan yardımcısı
oldu, o dönem başkan ise büyükelçi İlter Türkmen’di. Filistin mültecilerine
yardım edecekseniz, İsrail ile de ilişki içinde olmanız gerekir. Kürtlerle
ilgisi olan yabancıların, istihbaratçıların, elçilik görevlilerinin bir şekilde
İsrail ile de ilişkisi oluyor, bölücü Kürtlerin yolu hep İsrail’e çıkıyor.



BOP’u tasarlayan beyin takımının (çoğu Yahudi) hocası konumunda olan, ne yazık
ki Diplomasi adlı kitabının Türkçe çevirisi üniversitelerimizin bazılarında
(uluslararası ilişkiler bölümlerinde) ders kitabı olarak okutulan; Zbigniew
Brzezinski
, Samuel Huntington, Bernard Lewis gibi adı “büyük”
isimler arasında yer alan eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger
(soyadına dikkat Kis-Singer, Yahudi’dir) bile Barzani’lerden nasibini alıyor(!)
ABD Temsilciler Meclisi’ne bağlı İstihbarat Komitesi’nin hazırladığı Pikes
Raporu’nda yer alan bir ifade dikkat çekici, “Barzani, Dr. Kissinger’a
duyduğu hayranlığı, bir keresinde kendisine hediye olarak gönderdiği üç halı ve
daha sonra da evlenmesi vesilesiyle gönderdiği altın ve inci kolye ile dile
getirdi.




Aynı raporda, Mustafa Barzani’nin şu ifadesini hafızalarımıza çıkmayacak
şekilde kazınmalıyız, “Şayet davamızda başarıya ulaşırsak, ABD’nin 51.
Eyaleti olmaya hazırım.




BOP’un akıl hocalarından Yahudi Brzezinski’den bahsettik. Bu adamın ailesi de
soyadlarını yaşadıkları kasabadan almışlar, “Berezhany” kasabası. Çoğu dilde
konuşmada ortadaki “h” harfi genelde düşer. “Gökhan” yerine “Gökan”
diyebiliriz. Brzezinski’nin doğduğu kasabayı bir daha okuyalım “Berezani”, bugün
gidin bir BDP’liye yada Kuzey Irak’ta Kürtçe konuşan herhangi bir kişiye
“Berezani” deyin bakalım bunu ne olarak anlayacak?!



Üst düzey devlet yetkililerimiz, bürokratlarımız, ilgili istihbaratçılarımız ve
araştırmacı yazarların bildiği ama kamuoyuna duyurulmamaya çalışılan Barzani
aşiretinin (aslında aşiretler topluluğu) Yahudi olduğunu ve bu bölgede
İsrail’in bilfiil elemanı olarak, temsilcisi olarak çalıştığını Hürriyet’ten
Sefa Kaplan yıllar önce haberinin başlığına adeta “şaşırarak” taşımıştı, “Barzani
Ailesinin Yahudi Olduğu Ortaya Çıktı
”.



Kripto Barzaniler, bir de kendilerine kılıf almışlardı, Molla. Bunların
“mollalıkları” ancak yazılanları okumayan halkımızı kandırabilir. Bizlerin
konuşabileceği basın-yayın aracı yok, ancak yazabiliyoruz. Yazmaya devam
edelim.



Sefa Kaplan’ın Hürriyet’teki o yazısı şu cümleyle başlıyordu, “Muhtemel bir
savaşta Türk askerinin Kuzey Irak’ta yer almasını istemeyen Barzani Ailesi’nin,
Kürt Yahudisi olduğu ve ailenin pek çok haham yetiştirdiği ortaya çıktı”.
Yazısında Osmanlı arşivlerinden bu bilgiyi tarihçi Ahmet Uçar’ın teyit ettiğini
de belirtiyordu, “Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e, arkasından
da Kudüs’e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi Molla
Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail’le kurduğu iyi ilişkilerle
tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtlerinin bağımsızlığını destekliyor
”.



22.08.1990 tarihli haberinde gazeteci Çetin Yetkin o dönem yayınlanmış çeşitli
kitaplardan bahsederek “Yahudi Kürtler” başlıklı yazısında şunları yazmıştı, “İran,
Suriye ve Irak’ta Yahudi Kürtler’den 280 bine yakını İsrail’e göç etti.”,
“Çoğunlukla İsrailli turistleri Türkiye’de gezdiren bir turist rehberinin
anlattığına göre, İsrail’den gelen turist grupları içinde zaman zaman kendi
aralarında Kürtçe konuşanlar da bulunuyor. Bunlar, genellikle Kürtçe kasetler
satın alıyorlar ve Anadolu turlarında genellikle Kürtçe konuşan kimselerle
görüşmek istiyorlar
” diyor ve yazısını şu yorumuyla sonlandırıyor “Kürt
Yahudilerinin varlığı, Kürt terör hareketine İslami bir maske takmak
isteyenlerin bu maskelerinin düşmesini sağlaması bakamından önemlidir.




Şeytan Abdullah Öcalan ise 21 Mart 2013 tarihli yazısında ne demişti, “Bugün
kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin
yıla yakın İslam bayrağı altında”… İslam vurgusu yapmaya çalışan maskeli
Şeytan’ın ve Firavun’un yalanlarını bu Millet yer mi? Sanırım yiyoruz. Uyan Ey
Türk dedik ama uyanmadık, gidiyoruz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış