Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


RAFAEL SADİ : Düşman
da olsalar İsrail ve Türkiye’nin dertleri ortak


Birbirinden bu kadar farklı ve birbirine bu kadar
benzer sorunları olan başka iki ülke belki de yoktur…


Birbirinden bu
kadar farklı ve birbirine bu kadar benzer sorunları olan başka iki ülke belki
de yoktur.


Evet İsrail ve
Türkiye’den söz ediyorum.


Biri SİYONİST
diğeri ise ANTİSİYONİST.


Halbuki
Siyonizm Yahudi milliyetçiliğidir yoksa canavarlık filan değil. Türkiye de
milliyetçi bir ülkedir ve en doğal hakkıdır.


Demokrasi
anlayışı da o denli değişik. Türkiye demokratik değil demiyorum ama kendi kültür
değerlerine göre bir demokrasi anlayışı mevcut.


Türkiye laik
bir Cumhuriyet’tir. İsrail ise fiilen bir din devleti.


Ancak
İsrail’de kimse kimsenin nasıl ve ne şekilde neye inanacağı konusunda
karışmıyor. Sınırsız bir inanç özgürlüğü mevcut. Türkiye’de de mevcut ama
yerine mekanına adamına göre…


Devletin
mezheplere göre farklı uygulamaları olduğu gerçeği tabii ki rahatsız edicidir.


Beki benzer
olan dertler nelerdir.


1-TERÖR


İki ülkemde de
en sıkıntılı mesele terör konusudur.


İsrail’de
sonradan olma “Filistin terörü” 1964’ten beri. Ondan önce ise “Arap Fedayun
terörü.”


“Hamas Terör
Örgütü” 1987’den beri “Filistin İslami Cihat Örgütü” 1981’den beri…


Şzeddin kassam
Tugayları 1984’ten beri,


El Aksa
Şehitleri Tugayları 2000’den beri,


Başkaları da
var veya vardı. Bir kısmı yok oldu bir kısmı ise yok edildi.


Türkiye’de ise
“PKK terörü” 1978’den beri… Kuruluşu LİCE /Türkiye…


Yeni oluşum
PYD 2003’ten beri…


Yeni oluşum
YPG 2004’ten beri…


Bunların yanı
sıra Demokratik Suriye Güçleri ve benzeri çok oluşum var.


Bazıları
kimine göre özgürlük savaşçısı kimilerine göre terörist.


2- FARKLI
ETNİK KÖKENLİ NÜFÜS VEYA İŞGAL EDİLMİŞ TOPRAKLAR KONUSU


Bu konuda dert
ortak ve benzer de olsa İsrail kendisini yok etmek üzere saldıran ülkelerden
bir takım topraklar elde etti ve barışmak isteyenler ile toprak karşılığı barış
temin etti. MISIR ve ÜRDÜN gibi. Suriye ile barış yapılamamış çünkü Suriye’den
alınan toprakların yani Golan tepelerinin iadesi mümkün değildi. Savaş sebebi o
tepelerden açılan ateşti.


Durum
Türkiye’de az farklı olsa da ülke içinde ikamet etmekte olan ve uzun yıllardır
yaşayan bir grup militanın “burası bizim vatanımızdır” diyerek toprak talep
etme noktasına ilerledikleri bilinen bir gerçektir.


Yaklaşık 20
milyon Kürt bulunan Türkiye’de uzun yıllar insanların çocuklarına Kürtçe
isimler koyamadıkları, Kürtçe lisanında eğitim göremedikleri ve birçok basit
haklardan yararlanamadıkları gerçektir. ÖZAL ve AKP iktidarları zamanında ise
insanı haklar konusunda oldukça büyük ilerlemeler kaydedilmiş hatta TRT Kürtçe
yayın yapan bir TV kanalı ile irili ufaklı Kürtçe yayın yapan televizyonlar
serbest bırakılmış.


Her ne kadar
Sayın Erdoğan’ın AÇILIM PROGRAMI ile bir barış ortamı oluşturulmaya çalışıldı
ve İMRALI ile neredeyse açık konuşma kanalı denendiyse de netice alınamamış ve
Diyarbakır Sur ilçesindeki 2015-2016 çatışmaları -ki bu PKK organizasyonu idi-
bir netice alınamama noktasına gelinmiş.


Bu arada
Suriye kanadında durum son 10 senedir daha vahim bir hal almış ESAD-ESED olup
düşman sayıldı ve Suriye’nin Kuzeyinde bir Kürt oluşumu endişesi Türkiye’nin
keyfini bozar hale gelmişti.


İddia Kuzey
Suriye’deki Kürt oluşumları özellikle PYD ve YPG’nin PKK ile işbirliği içindeki
bir TERÖR örgütü olduğu. Tabii ki bu iddia Türkiye Cumhuriyeti AKP hükümetinin
iddiasıdır ve ABD bu iddiayı kabul etmemekte ve buna rağmen Kuzey Suriye’de PKK
ve PYD/YPG ile mücadele edeceğini söyleyerek Kuzey Suriye’ye girmektedir.


Benzer bir
durumla sabah akşam Gazze’den füze atan Hamas örgütü ile mücadele için yapılan
operasyonların hiçbiri netice vermedi ve İsrail Hamas’ı ve çatışmaları
engelleyemedi. İsrail Başbakanı Natanyahu da son yıllarda Hamas’a kara harekatı
düzenlememe siyaseti ile kendisine oy verenleri hayal kırıklığına uğrattığı ve
bu nedenle de oy kaybettiği aşikardır.


AKP hükümeti
ise bu kez ekonomik darboğaz nedeni ile azalan oylarını ve popülaritesini
kazanmak maksadı ile  bir SURİYE seferine çıktığını görmezden gelmemek
lazım.


3-FİLİSTİNLİLER
İLE KÜRTLERİN ORTAK NOKTALARI NEDİR


Filistinlilerin
1964 yılında Yaser Arafat’ın kurduğu FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü ile ilk
Filistinlilik tohumları atılmış oldu. Bu insanlar o tarihe kadar kendilerini
Ürdünlü ve Mısırlı biliyorlardı. Tabii bu yeni Filistinlilerin de bir devlet
sahibi olmalarını engeller bir durum değildir. Bu tarihe kadar kendilerine ARAP
diyen bu insanlar asla bir FİLİSTİN devleti kurmamışlardı.


Kürtlerin
durumu biraz farklı olsa da onlar da asla bir devlet kurmuş değiller. Ki bu da
bundan sonra bir devlet kuramayacakları anlamına gelmiyor. Peki bu devlet
nerede kurulacak? Aynı soru Filistin için de sorulabilir.


Kürtler
binlerce yıldır Irak – Türkiye – İran-Suriye-Almanya ve Hollanda’da yaklaşık 45
milyon nüfus ile yaşıyorlar. Yıllar önce bazı devletler kurmuşlar ama neredeyse
1500 yıldır devletleri olmadan yaşıyorlar. (1921’de 3 yıl süren ve 1924’te
yıkılan bir krallıkları olmuştu) İlk kurulan muhtariyet ise Kuzey Irak
Kürdistanı 1991 yılında resmi olarak kuruldu.


Buna karşılık
Filistinlilerin Filistin Otonomi Yönetimi (FOY) 1994 yılında resmiyet kazanmış
ve Gazze şeridindeki hakimiyetini 2007 yılında kaybederek Hamas’a kaptırdı.
Seçimle başa geçen Hamas idaresi 2007 yılından beri bir daha Gazze’de seçim
yapmadı.


Kısaca İsrail
ve Türkiye’nin azınlık toplumlar ile dertleri farklılıklara rağmen çok müşterek
benzerlikler ile ortaktır.


İki ülkemin de
derdi kendi toprakları üzerinde bir devlet kurmak isteyen azınlıklar ile
başları derttedir. Burada kimin haklı olup olmadığından çok bir durum tespiti
söz konusudur.


Milletler
kendi sınırlarını kendileri çizerler.


Kendi
sınırlarını çizemeyen milletler ise başkalarının kendileri için çizdikleri
sınırlarda yaşamak zorunda kalırlar.


Türkiye kendi
sınırlarını çizmiş ve sınır konusunu tartışmaya açılamayacak şekilde
kapatmıştır. Bu ATATÜRK’ün koyduğu kuraldır ve altına da YURTTA SULH CİHANDA
SULH VECİZESİ İLE MÜHÜRLENMİŞTİR.


İsrail ise
kendi sınırlarını henüz kesin çizememiş ve mühürlememiştir. Halen Filsitinli
kardeş çocuklarımız ile yapacağımız olası bir BARIŞ anlaşmasının beklentisi
içindeyiz. Barış olmayacağına inanlar maalesef çoğunluktadır.  Bense naif
bir umutla olacağına inanıyorum. Ya tutarsa…


Bir de DIŞ
MİHRAKLAR konusu var.


Amerika’da
hatta Avrıpa’da da eksik değil başka ülkelerin sınırlarını kağıt kalemle çizmek
gibi çılgınlıklar içinde olan insanlar hatta kurumlar da vardır. Neden bununla
iştigal ederler sorusunu da sorabiliriz ama neden olmasın bu bir ekmek
parasıdır ve bundan para kazanıyorlar derim.


En son 10 yıl önce
Amerikalı bir subay eskisi olan RALPH PETERS isimli bir şahıs aşağıdaki
haritayı çizmiş ve sınırların bu doğrultuda şekilleneceğini iddia etmişti.


Her ne kadar
“Kürdistan” bu haritada görünüyorsa da FİLİSTİN adamın aklında yokmuş demek ki.
İsrail’i de 67 sınırları ile sınırlamış.


Ralf Peters
aşağıdaki video ile tekrar sahnede.


https://brilliantmaps.com/new-middle-east/


Peki bu dış
mihraklar haritalar hatta para ve de terör örgütleri ile ilginç ilişkiler
içinde olarak neler yapmak isterler?


Sadece PARA VE
GÜÇ edinmek isterler.


Silah satarlar
ve uyuşturucu ticaretince de kapı aralarlar…


İyi de
devletler ne yapar ki neden engel olmazlar?


Bazıları
uğraşır ama beceremez bazıları ise bu mihraklar ile ortaklık bile yaparlar .
Belki de kimlerle ortaklık ettiklerini bile bilmeden yaparlar.


Savaş ve
mücadele için amaç belirlemek gerekir.


İşte o zaman
savaşı veya mücadeleyi kazanmak mümkün olur.


Şayet hedef
BARIŞ ise. Savaş stratejisini de buna göre tesis etmek gerekir.


Bu iki ülkem
için de ön şarttır.


Gazze ve Batı
Şeria’da barış getirecek bir plan yoksa savaş sonuç vermeyecektir.


Türkiye
açısından da durum çok farklı değil.


PKK’lılar bir
devlet edinmeden rahat durmayacaklar. Aynen Filistinliler gibi. Sorunun en
önemli kısmı bu devletlerin nerede ve ne statü ile kurulacağı.


Buna da
karşılıklı akıl ve sabır ile diyalog ile netice alınabilir.


Taraflar karşı
tarafın yani PKK ve Filistinliler İsrail ve Türkiye’nin BARIŞ istediğine
inanmalı ve bu yolda ilerleme kaydetmeleri gerekir. İnanmaları ve güvenmeleri
ön şarttır. Ya da güvendikleri birilerinin aracılığı gerekecektir.


İsrail bu
terör sorunu ve Filistin Devlet talebi ile neredeyse kurulduğu gün öncesinden
beri uğraşmaktadır. Türkiye de daha az değildir. Sorun PKK ile başlamadı. Ama
devam etti.


Bu arada
Natanyahu’nun Sayın Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekatını Kınamasına pek fazla
üzülmemek lazımdır. Çünkü Sayın Erdoğan haftada en az 3 kez İsrail’i kınamakta
ve durmaksızın İsrail’e hakaretler yağdırmaktadır. Bu nu da kardeşim dediği
Hamas’a destek için yapıyor.


Natanyahu
Kürtlere insani yardım yapmaktan söz etti ancak bunu nasıl yapacağını henüz
açıklamadı. Bakalım nasıl gerçekleşecek.


Tavsiyem iki
ülkemin bir an evvel uzlaşarak bu coğrafyada demokratik ve akılcı iki eski
dostun davranması gerektiği gibi davranmalarıdır.


Dertler kısmen
de olsa müşterek. Çözümlere faydanız dokunur birbirinizi iyi tanıyorsunuz veya
ben öyle sanıyorum. Gereksiz kavgaları bir kenara bırakıp nasıl BARIŞ
getirebilirsiniz ona bakın…


Rafael Sadi


Odatv.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış