ÜLKELER/KITALAR DOSYASI


Birkaç
hafta önce imzalanan İsrail-Türkiye anlaşması, İsrail’in nasıl bir dış politika
izlediği hakkında ipucu verir gibiydi: Ortadoğu’da güçlü ilişkiler kurup
meşruiyetini sağlamlaştırmak ve 1967’den beri işgal ettiği toprakları ne
pahasına olursa olsun korumak. Bu yüzden Ortadoğu ülkelerinin arasındaki
karmaşık ilişkilerden yararlanan İsrail, ikili anlaşmalar ve ortaklıklarla
bölge devletlerinden gelebilecek her türlü tehdidi minimuma indirmeyi
hedefliyor. Bunun yanında Evimiz İsrail gibi aşırı milliyetçi partinin
bulunduğu koalisyon hükümeti oldukça sağa kaymış durumda. Bu ideolojik kaymaya
örnek olarak ultra-nasyonalist Avigdor Lieberman’ın, Moshe Yaalon’un yerine
Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini gösterebiliriz. Zira, İsrail’in ulusal
güvenliğinin korunması hükümetin birinci amacı. Dolayısıyla Ortadoğu’daki artan
şiddet ve saflaşma ortamında, İsrail’in siyasi konumu kendisi için hayati bir
önem taşıyor.


İsrail’in
bölgedeki ortaklık arayışını en zorunlu kılan Hizbullah-Hamas-İran
yakınlaşmasıdır. İsrail için her zaman güçlü bir tehdit olan İran,
İsrail’in bölgedeki politikasında belirleyici bir rol oynamaktadır.
L’Express’in ifadesiyle, “dünyanın en iyi düşmanları”1 olan bu iki
ülkenin tarihte her ne kadar destekleyici ve olumlu ilişkileri olduysa da
günümüzde İran, Hamas ve Hizbullah’la birlikte, İsrail’e yönelik en büyük
tehdidi oluşturmakta. İran’ın İsrail’le tarihsel ilişkilerini koparması, ortak
düşman Irak’ın zayıflamasıyla daha da hızlandı. Amerika ve İran arasındaki
gerginlikler, özellikle Amerika’nın İran’ı yalnızlaştırma politikası, İran’ın
İsrail karşıtı tavırlarını cesaretlendirdi ve İsrail karşıtı Hizbullah gibi
güçlerle ortaklık etmeye itti. Hizbullah ise kuruluşundan beri Lübnan’ı İsrail
işgaline karşı koruma amacı taşıyan bir örgüt. İran’ın ise İsrail düşmanı
Hizbullah ve Hamas’ı finanse etmesi, İran ve İsrail ilişkilerinin uzun bir süre
daha iyileşmeyeceğini göstermektedir. Bu yüzden 2015’te İran ile 5+1 arasında
yapılan nükleer anlaşma İsrail tarafından veto ettirilmeye çalışılmış, Netanyahu
tarafından  “şaşırtıcı ve tarihi bir hata” olarak eleştirilmiştir.2
Diğer taraftan Hamas, Mısır’daki 3 Temmuz darbesinden sonra yalnızlaşmış, bu da
İran’a yönelmesini kolaylaştırmıştır. Bu üçlü yakınlaşma hakkında 2014’te
Lübnan’da Hamas’ı temsil eden Oussama Hamdan, Siyonist bir düşmanın varlığından
söz ettikten sonra şöyle ekliyor: “Hamas, Hizbullah ve İran ilişkileri bugün
bazılarının hayal ettiğinden daha iyi.” 3


İsrail,
kendisi aleyhine olan bu üçlü ortaklığa karşı bölgedeki diğer ülkelerle birlikler
kurup bir denge yaratmaya çalışıyor. Bu bağlamda iki ülke önemli rol oynuyor:
Mısır ve Suudi Arabistan. Mısır’daki Sisi yönetiminin Tiran ve Sanafir
adalarının Suudi Arabistan’a ait olduğunu açıklayan belgeler yayınlaması, Suudi
Arabistan’ın Sisi yönetimindeki Mısır’ı ekonomik olarak desteklemesi bu ikili
arasındaki ortak çıkarları pekiştiriyor. O zamanki İsrail Savunma Bakanı Moshe
Yaalon’un da adaların Suudi Arabistan’a verilmesi durumuyla ilgili kendilerinin
bilgilendirildiğini açıklaması, hatta iki adanın bulunduğu Tiran boğazındaki
İsrail seferlerine izin verilmesi bu üç yönetim arasındaki ortaklığın oldukça
geliştiğini gösteriyor.4 Üstelik İsrailli Orgeneral Herzy Halevy
uluslararası bir güvenlik toplantısında İran’a karşı olan tavrından dolayı Suudi
Arabistan’a övgüler yağdırmıştı.5 Böylelikle Suudi Arabistan ve İran
gerilimi bölgedeki saflaşmayı keskinleştirirken, İsrail yalnız kalmamak için
yerini çoktan almış durumda.


Ortadoğu’daki
söz konusu saflaşmada İsrail’in uyguladığı belli bir stratejisi olmuşsa da
Suriye konusunda daha muğlak bir siyaset izlediğini görüyoruz. Bir yandan
Hizbullah ve Suriye’nin güçlenmesini istemeyen İsrail, diğer yandan Suriye’deki
savaşın toprağına sıçramasından ve özellikle IŞİD saldırılarından endişe
ediyor. Fakat savaşın devam ettiği Suriye, İran ve Hizbullah’ı meşgul etmekte.
Üstelik, İsrail’in Altı Gün Savaşı’nda işgal ettiği Suriye’nin Golan Tepeleri
hâlâ İsrail denetiminde. Netanyahu ise Golan Tepelerini Suriye’ye iade etmeyi
tamamen reddetmekte.6 Her ne kadar savaşın nereye sürükleneceği ve
nelere mâl olacağını kestirmek zor olsa da, İsrail’in Suriye’deki durumdan
faydalandığını söylemek yanlış olmaz.


Özet
olarak İsrail, Ortadoğu’daki siyasi çalkantıların durulmadığı bir ortamda
ortaklıklarla ve anlaşmalarla Ortadoğu’daki yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor.
Bu nedenle, Türkiye’nin Ortadoğu’da yalnızlaşması sonucu imzalanan
Türkiye-İsrail anlaşması da İsrail için diplomatik bir başarı. Ortadoğu’daki
tehditlerine karşın bölgede olabildiğince ortaklık arayışında olan İsrail, bu
doğrultuda başarılı ve pragmatik bir şekilde yol alıyor.


KAYNAKÇA:


1.    
Israël-Iran: les meilleurs ennemis
du monde http://www.lexpress.fr/actualite/monde/proche-moyen-orient/israel-iran-les-meilleurs-ennemis-du-monde_740617.html


2.    
İran’la tarihi antlaşma http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/07/150714_iran_anlasma


3.    
Gaza:
comment Israël est tombé dans le piège de l’Iran, via le Hamas
, Jacques
Benillouche http://www.slate.fr/story/89899/comment-israel-est-tombe-piege-de-iran-hamas


4.    
Egypt Informed Israel in Advance of
Plan to Hand Over Red Sea Islands to Saudis http://www.haaretz.com/middle-east-news/1.7138705.


5.    
İsrailli generalden Suudi
Arabistan’a övgü http://www.salom.com.tr/haber-99615-Israilli_generalden_suudi_arabistana_ovgu.html


6.    
Netanyahu: “Golan Tepeleri İsrail’de
kalacak.” http://www.salom.com.tr/haber-98918-netanyahu_golan_tepeleri_Israilde_kalacak.html



Görselin Kaynağı: http://deathd0g101.deviantart.com/art/Israel-Flag-Cubes-536757561

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir