İsrail ve Irak 

Türkiye’nin son 15 yıllık performansı, küresel
enerji denkleminde yer alacağı hamleleri yapması, Türkiye’ye yönelik makro
etnik, dini ve ekonomik operasyonların bertaraf edilmesi, küresel denklemde
kendine özgü siyaset ve stratejilerini üretebilmesi ve güçlü liderlik olgusuna
yönelik içeriden ve dışarıdan yapılan tüm müdahalelerin boşa çıkartılması, emir
eri Türkiye vasfından lider ülke Türkiye statüsüne terfi edilmesi, Türkiye’ye
ve bölgeye yönelik dış operasyonları artırmış, “Orta Doğu’nun lideri Türkiye
olmasın, Türkiye’nin gücünü sınırlayalım” fikri öne çıkmıştır. 

Anadolu’daki
toplumsal, etnik ve dini yapı aslında tüm Orta Doğu’da vardır. Bu bağlamda
Kuran’da geçen Harut ve Marut kıssası, Orta Doğu’ya olan ilgiyi açıklayacak tüm
içeriğe sahiptir. Orta Doğu denilince fosil bazlı enerjiler daima gündemin
birinci sırasındadır, fakat bunun yanında dünyanın kadim geçmişine yönelik tüm
veriler de Orta Doğu’dadır. Bu bağlamda Orta Doğu’ya yönelik yabancı ilgisinin
ve İsrail’in Kuzey Irak’taki tutumunun objektif bir biçimde mercek altına
alınması faydalı olacaktır. Bu aynı zamanda Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelik
ilgisi ve siyasetinin ne kadar isabetli olduğunu gösterecektir. 

Meyve ve bitkilerin
coğrafyası olduğu gibi ilimlerin de coğrafyası vardır. İsrail, Irak’ın; Harut
ve Marut’un memleketi olduğunu bilerek Irak’la ilgileniyor. Harut ve Marut,
Irak’ın içinde olan ilmin irtibat efradı. Irak ilim bakımından en enteresan
ilimlerin ortaya çıktığı yer. Bir yaklaşıma göre Harut ve Marut özel ilim
sahibi iki insan, ancak bazı yaklaşımlara göre onlar “iki melek”. 

Harut ve Marut’un
melek mi, yoksa insan mı oldukları hususu, İslam Kelam ve Tefsircileri arasında
bir polemik ve hâlen çözüme kavuşmuş değil. Diyanet İşleri Başkanlığı
uzmanlarından Ali Parlak’a göre, “Kur’an-ı Kerim’de anlaşılması en zor
ayetlerden biri de – Babil’deki Harut ve Marut kıssasının geçtiği – el Bakara
Suresi’nin 102. Ayetidir. Özellikle ayetin anlaşılmasında sorun teşkil eden
Harut ve Marut adlı meleklerin sihirle ilişkilendirilmesi, aynı ayet içinde
insanlara sihir ilmini öğretenlerin şeytan olarak nitelenmesi ve iki meleğin
insanlara sihir ilmini öğretmesi arasındaki çelişki çözülememektedir” (Ankara
Üniversitesi İlahiyat Fak. Dergisi, Cilt: 55, Sayı: 1, 2014).

Harran Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi’nden Ahmet Bedir ve Hüseyin Tunçbilek’e göre de “Harut ve
Marut’un melek oldukları düşüncesi, meleklerin masum olduklarını açık bir
şekilde ifade eden Tahrim Suresi 6. Ayetle çelişmektedir… -Diğer yandan- TDV
İslam Ansiklopedilerinde onların melek olmadıkları kesin dille ifade
edilmemiştir.” (Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: IV,
Sayfa: 1-28, Yıl 2002) 

Bugün, paraya,
kıymetli metallere, ya da birtakım stratejik ürünlere sahip olanlarda; elindeki
gücün gideceği, gücün yeni başka noktalarda toplanacağı ve küresel lig değişimi
yaşanacağına dair bir kaygı var.

Herkes iktidarını
kalıcı hale getirmenin peşinde. Batı’nın kadim bilgilere, ezoterik örgütlere
yönelişinin temelinde bu var. “Bu güç elimizde kalıcı olmayabilir, nitekim buna
sahip olanların gücü ve iktidarı geçmişte de kalıcı olmadı, dolayısıyla yeni
bir iktidar enstrümanına ihtiyacımız var” düşüncesi gelişti. Batı’nın Orta Doğu
ve Asya’ya yönelişinin temelinde de işte bu düşünce var.

Bu kapsamda İsrail,
Orta Doğu’nun en eski yerleşim alanı Irak üzerinden eski medeniyetlerle irtibat
peşinde. Mitoloji ve arkeoloji üzerine dünyada belki de en çok mesai sarf eden
ülke İsrail, Irak’ı eski medeniyetlere açılan bir “pencere” olarak görüyor. Bu
bağlamda Türkiye’nin avantajlarını analiz etmeye ve gücünü ortaya koymaya devam
etmeliyiz ki Türkiye’nin neden hedefte olduğu anlaşılsın. 

İsrail ve Irak (2) 

İslam ülkelerinin sokaklarında müslümanlar
Türkiye’ye umut bağlamış durumdalar ve İslam ülkelerinin neredeyse tamamında
bir Recep Tayyip Erdoğan hayranlığı var. Türkiye ve Sayın Erdoğan o kadar
etkili ki bir çok ülkenin diplomatları bu durumu ülkelerine rapor
ediyorlar. 

“Türkiye, Orta
Doğu’da psikolojik ve propaganda üstünlüğünü yakaladı, akıllı bir strateji ile
ekonomik ve siyasi üstünlüğü de ele geçirebilir”
 şeklindeki bu
raporlar Orta Doğu’daki operasyonların artmasına sebep oldu. 

Türkiye’nin
Menderes, Özal ve Erbakan ile İslam dünyasının ufkunda tekrar belirmesi ve
Rusya ile zaman zaman etkili işbirlikleri geliştirmesi ülkemizde kaç darbeye ve
kamuoyuna yansıyan/yansımayan kaç muhtıraya sebep oldu acaba? 

Türkiye’nin son
dönem sayın Erdoğan ile İslam ülkelerinin tümünde ciddi şekilde halklarını
kavramasına ve bunun kurumsallaşmasına izin verilemezdi. 

İsrail’in bugünkü
sınırlarına ulaşması ile Batı diplomasisinde ciddi kırılmalar yaşandı. İlk defa
İsrail, en stratejik ve jeopolitik bölge Orta Doğu’da Batı’nın müttefiki olarak
görülmeye başlandı. Türkiye’nin
Orta Doğu ve Asya’daki jeostratejik, jeopolitik, teostratejik, ekonomik ve
askeri gücünü dengelemek için İsrail’in yanında bir de “Kürdistan” kurulması
zaruri görüldü.
 

Bütün bu olanlar
Türkiye’yi sınırlamak ve ufalamak için yapılıyor. Çünkü Özal döneminde güçlü
bir Türkiye’nin Orta Doğu’yu bütünleştirerek güçlü hale geleceginin ilk
bulguları elde edilmişti. İşte bugün Türkiye’nin Sayın Erdoğan ile İslam
coğrafyasında kazandığı ağırlık, İsrail destekli bir “Kürdistan” ile
dengelenmek isteniyor. Yabancıların yıllardır orduları ile çizdiği ve takviye
ettiği sınırlar bir anda belirsizleşiyor. 

Tehlike büyüktü. Son
10 yılda, etkili ülkelerin diplomatları Türkiye’nin ulaştığı bu güç ile ilgili
raporları peş peşe ülkelerine gönderirken Türkiye içeride azdırılan etnik terör
ve FETÖ’nün operasyonları ve nihayet 15 Temmuz darbesi ile felç edilmek
isteniyordu. Bütün bunlar Türkiye’nin Körfez ülkeleri ve Afrika ile kara
bağlantısını kesmek, “Kürdistan” ve İsrail birlikteliğini yeni jeopolitik,
jeostratejik, diplomatik, istihbari, askeri, ekonomik ve enerji üssü haline
getirmek için yapılıyordu. 

Çünkü Büyük Asya’nın
kuzey ve orta bölgelerine Türkiye’nin ulaşmasının engellenmesi 
Azerbaycan’ın bir kısmının işgali ile zaten elde edilmişti. Diğer yandan
Hazar’dan Hint Okyanusu’na kadar uzanan İran da zaten doğal bir bariyer idi,
“Kürdistan” da kurulup Akdeniz’e bağlandı mı Türkiye
güneyden de kuşatılacak, artık etkisiz bir ülke olacaktı. 
Müzakere,
müzakere, müzakere… Türk ordusunun KKTC’den de çıkarıldığını bir düşünün…
Bu durumda “Kürdistan” ve İsrail bölgenin yeni lideri olarak
selamlanacaktı. 




































Kısaca “İsrail neden Irak’ta, İsrail bayraklarının Kuzey Irak’ta ne işi
var”
 sorusunun ilk cevabı işte budur. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet