Sünni İslam İttifakı; Kimler Niçin ve Nasıl Kurdu ? Türkiye Ne Yapmalı ?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

·        
 

Resmi adıyla “Terörizmle
Mücadele İslam Askeri Koalisyonu”
, kamuoyunda
bilindiği şekliyle “Sünni İslam İttifakı” veya “Sünni İslam Ordusu” ya
da “Sünni NATO”,  ilk
toplantısını ittifaka üye ülkelerin Savunma Bakanlarının katılımıyla Suudi
Arabistan’ın başkenti Riyad’ta 26 Kasım’da
yaptı.

 

KOALİSYON SUUDİ
ARABİSTAN KONTROLÜNDE, KOMUTANI PAKİSTANLI GENERAL

Koalisyon üyesi 41 ülkenin Savunma Bakanlarının (Türkiye’yi
MSB Nurettin CANİKLİ temsil etti)
 katılımıyla gerçekleştirilen
toplantının açılış konuşmasını, ev sahibi sıfatıyla Suudi Arabistan
Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz yaptı.
Bu toplantıyla terörle mücadele konusunda güçlü bir iradenin ortaya
konulacağını belirten Bin Selman, “İslam
ülkelerindeki sivillerin terörize edilmesini ve dini değerlerimizin terörle
birlikte anılmasını kabul etmeyeceğiz. Terörü yeryüzünden silip
atacağız” 
dedi.

 

Askeri koalisyonun yani Sünni İslam Ordusunun KomutanlığınaSuudi Arabistan
tarafından Pakistan hükümetinin izniyle Ocak 2017’den itibaren Pakistan’ın
eski Genelkurmay Başkanı emekli general Raheel Shari getirilmişti. 
Shari
de toplantıda bir konuşma yaptı.

 

İSLAM KOALİSYONU
DEĞİL SÜNNİ İSLAM KOALİSYONU

Terörizmle Mücadele İslam Askeri Koalisyonu’nun kuruluşu, Suudi
Arabistan Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman’ın ikinci
veliaht olduğu dönem olan 14
Aralık 2015’te 
yapılan bir açıklamayla duyurulmuştu.

 

Bu konuda, Türkiye dahil 34 ülkenin katılımıyla 15 Aralık
2015’te yayımlanan ortak açıklamada, üye ülkelerin terörle
mücadele için Suudi Arabistan önderliğinde askeri bir ittifak 
oluşturmaya
ve Riyad’da bir müşterek harekat merkezi kurmaya
karar verdiği belirtilmişti. Yapılan açıklamada askeri ittifakın İslam
ülkelerindeki terörle mücadeleye destek vereceği 
bildirilmiş, önceliğin de Suriye ve Irak (ittifak üyesi değiller) olduğu ifade edilmişti.

 

Üye sayısının 41’e
ulaştığı koalisyonda, Afganistan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Birleşik Arap
Emirlikleri, Brunei, Burkina Faso, Cibuti, Çad, Fas, Fildişi Sahili, Filistin,
Gambiya, Gabon, Gine, Gine Bissau, Katar, Komorlar Birliği, Kuveyt, Libya,
Lübnan, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Nijer, Nijerya, Pakistan,
Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Suudi Arabistan, Togo, Tunus, Türkiye,
Uganda, Umman, Ürdün ve Yemen bulunuyor.

26 Kasım’daki
Savunma bakanları toplantısına Katar’dan temsilci katılmadı, o nedenle bayrağı
da platforma konmadı. Dolayısıyla toplantıya fiilen 40 ülke katılışmış oldu.

57 İslam ülkesinden Aralık 2015’te 34’ü, Kasım 2017 itibariyle
41’inin yer aldığı koalisyona İran
ve İran ile iyi ilişkiler içinde olan ülkelerin katılmadığı
, diğer
bir ifadeyle sadece Sünni ülkelerin katılmış
olması 
nedeniyle İslam Koalisyonundan ziyade
Sünni İslam Koalisyonu
 olduğu ve hedefinde
İran 
merkezli Şii hilal olduğu genel kabul görmüştür. Bu
haliyle söz konusu koalisyonun İslam coğrafyasında birlik sağlamaktan
ziyade bölünmeyi, hatta Şii-Sünni çatışmasını derinleştireceği kaygısını 
beraberinde
getirmiştir. Aralık 2015’te ilk açıklandığında olduğu gibi 26
Kasım 2017’de ilk toplantısında Suudi veliaht prens İran’ı suçladı, hedef
gösterdi.

 

Sünni İslam Ordusu Şubat-Mart 2016’da Suudi
Arabistan
‘da üç haftalık bir tatbikat yapmış, tatbikat
sonrasında Suudi kralın kabul ettiği ve katılımcı ülkelerin birliklerinin
bulunduğu bir resmi geçit töreni yapılmıştı. Törende
Suudi bayrağının en önde ayrı ve ayrıcalıklı olarak, diğer ülke bayraklarının
arkada topluca olması Türkiye’de tepki çekmişti
Bu
haliyle Suudi Arabistan’ın Sünni koalisyonun fiilen ve resmen liderliğini
elinde tuttuğu da gösterilmiş oluyordu.

 

KOALİSYON ABD
DESTEKLİ, S.ARABİSTAN-İSRAİL GİZLİ GÖRÜŞMELERİNİN SONUCU

Bundan sonra bir süre sessiz bir dönem geçiren bu koalisyonun adı ABD Başkanı Trump’ın 20 Mayıs 2017’de Suudi Arabistan ziyaretinde yapılan İslam-Amerikan Zirvesi sonrasında yayımlanan
Riyad Deklarasyonunda
 karşımıza çıktı. İran’ın kınandığı o deklarasyonda, Ortadoğu ve
dünyada barış ve güven sağlanması için 2018’e kadar kuruluş çalışmalarının
tamamlanması beklenen ‘Stratejik
Ortadoğu İttifakı’ 
ile ilgili çabalara sıcak bakıldığı,
Riyad’da kurulan ‘İtidal Uluslararası Radikal Düşünceyle
Mücadele Merkezi
nin faaliyetlere başlaması ve 34 bin kişilik
askeri gücü bünyesinde barındıran, Suriye ve Irak’ta ihtiyaç
halinde terör ile mücadele için sahada aktif bir şekilde kullanılabilecek olan 
‘Teröre Karşı İslam İttifakı‘ adlı kuruluşun
tamamlanarak göreve hazır hale gelmesinin desteklendiği ve sevinçle
karşılandığı
aktarılmıştı.

 

Sünni İslam Koalisyonunun ilk toplantısının Suudi Arabistan’daki
prens tutuklamaları ile ılımlı İslam’a geçiş söylemlerinin yoğunlaştığı,
Lübnan’daki istifa ettiği ve sonra askıya alındığı, İsrail ile Suudi Arabistan’ın
gizli görüşmeler yaptıklarının bizzat Netanyahu ile Bakanlarınca açıklandığı ve
İsrail’in Arap ülkelerini ittifak kurmaya çağırdığı bir dönemde yapılması da
dikkat çekmektedir. Bu haliyle koalisyonun ABD-İsrail planının bir parçası olduğu da açıkça
ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Sünni İslam Koalisyonunun
Suudi Arabistan‘ın açıklamalarıyla hedefine koyduğu İran ve müttefikleriyle
doğrudan bir savaşı göze alma olasılığı düşük olsa da İran tehdidi söylemiyle
bölgenin ABD-İsrail güdümünde
Suudi Arabistan vasıtasıyla yeniden dizayn edilmesinde bu Sünni İslam Koalisyonun
bir araç olacağı
 görülmelidir.

 

Diğer taraftan, Haziran
2015’te açığa çıkan
Suudi Arabistan-İsrail arasında üst düzey yetkililerce gizli görüşmeler sürecinde7 maddelik Ortadoğu Planının bir maddesinin de İran’a karşı Sünni ittifak kurmak olduğu
hatırlandığında koalisyonun gerçek niyeti daha iyi anlaşılmaktadır. (Söz
konusu 7 maddeden biri de Türkiye-Irak-İran-Suriye’den toprak kopararak büyük
Kürdistan’ın kurulmasıydı.)

 

Aralık 2015’te kurulduğunda
Türkiye’de sıkçıkça gündeme gelen Sünni İslam koalisyonunun  ilk
toplantısının Türk basınında haber olmadığını da görüyoruz. Bununla birlikte
toplantıdan bir gün önce bazı gazetelere toplantıyla ilgili tam sayfa reklam
verilmiş olması da ilginç bir durum oluşturmuştur.

TÜRKİYE’NİN
KOALİSYONA KATILIMI GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

Söz konusu
koalisyona Türkiye’nin katılımıyla ilgili herhangi bir kanuni düzenleme ve TBMM
onayı alındığına dair habere, gelişmeye rastlanılmamıştır. Dolayısıyla
Türkiye’nin söz konusu koalisyona katılımının hukuki alt yapısının soru
işaretleri içerdiğini söyleyebiliriz. Türkiye, Aralık 2015’te ittifak gündeme
geldiğinde gereken destek verilecektir açıklamasında bulunmuştu. Koalisyonun 26
Kasım 2017’deki ilk toplantısına MSB Nurettin CANİKLİ katıldığına göre
Türkiye’nin halen koalisyona olan desteğini sürdürdüğünü söyleyebiliriz.



































































Ancak yukarıda da ifade edildiği şekliyle adında İslam geçmesine rağmen İslam dünyasını
bütünüyle kapsamayan, bilakis İslam dünyasının bir bölümünü adeta kendine hasım
gören, arkasında ABD ile İsrail’in desteği olduğu aşikar olan bu koalisyonda
Türkiye’nin yer almasının dış politika hedefleri açsından tartışmalı olduğunu,
konunun etraflıca yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, başka ülkelerin
hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kullanılacak bir araç olacak bu koalisyondan
çıkılmasının ciddi olarak ele alınması gerektiğini
 söylemeliyiz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet