MUHAMMED BİNİCİ : CIA ve
MOSSAD’ın İslam Dünyasını Çatıştırmak İçin SÜNNİ-Şİİ Hurafeleri Kullanma
Şekilleri


Konuya girmeden önce Şii
ve Sünni çatışmasına sebep olan unsurları önce sıralayalım:


  1. Tahran’da 500 bin İran’lı Sünni yaşıyor. Bayram
    ve Cuma namazı kılacakları Sünni bir camileri yoktur.
  2. İran’da Ehl-i Sünnet tabii Müslüman asla bir
    memuriyete getirilmez.
  3. Son 20 Yıl içinde Türkiye’de yüzlerce Şii Camii
    yapıldı.
  4. Irak işgal edildikten sonra Şiiler Ebu Hanife
    Camii ve medreselerini yıktılar.
  5. Suriye’de Sünni Müslümanları öldüren Esad’a
    Şiiler destek veriyorlar
  6. Hz. Ömer’i hançerleyerek öldüren İran’lı Mecusi
    Ebu Lü-lü’yü kahraman ilan ettiler. İran Lü-lü’ye devlet eli ile türbe
    yaptı. Ve bu türbe en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.
  7. Şia Caferi mezhebine göre 3 vakit namaz kılar.
  8. Mescid-i Aksa’nın Kudüs’te değil semada olduğuna
    inanırlar. Şia’ya göre Kudüs ve Mescd-i Aksa’nın kıymeti yoktur.
  9. Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece
    Yahudilerden bir farkı yoktur.
  10. Hz. Peygamberi Hayber’de zehirleyen Yahudi bir
    kadın değil, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir zehirlemiştir. Namazlarda bu iki
    halifeye beddua ederler.
  11. İran Şia’sı Kudüs’ün iki fatihi Hz. Ömer ve
    Selahattin Eyyubi’yi Müslümanların katili olarak söylerler.
  12. İmamı Rabbani buyurmuştur ki; “Ehli Sünnet için
    bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” 


Yukarıda 12 Madde olarak saydığımız
iddialar çeşitli internet sitelerinde sosyal medya platformlarında, mobil mesaj
platformlarında yayınlanmaktadır.


İki mezhep arasındaki çatışma unsurlarını;
bu zamanda ve bu içerikte kim planlayıp yayınlamaktadır? 1400 sene önce olduğu
öne sürülen hadiseler neden bugün kaşınmaktadır?


İtikadı konular tartışmayla, istişareyle,
uzlaşmayla çözümlenmesi mümkünken neden çatışma kronik hale getirilmektedir?
Neden Uzlaşma, konuşma ve anlaşma yollarının önün set çekilmektedir? İmam’ı
Rabbani “Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” sözünü
nerede? Ne zaman söylemiş? Ya da hangi kitabında yazmıştır? Bu aslı astarı
olmayan söylentiler bu gün neden sıkça tekrar edilmekte ve insanların kafası
karıştırılmaktadır.


“Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği
sürece Yahudilerden bir farkı yoktur” rivayetinin kaynağı nedir? Hangi Şii
söylemiştir? Ne zaman ve nerede söylemiştir? Bu işin aslı astarı nedir? Geçtiğimiz
günlerde ABD’nin öldürdüğü İran’lı Devrim Muhafızları Komutanı Süleyman
Kasımi’nin kumanda ettiği birliğin adı “Kudüs Güçleri” ismini nasıl
açıklayacağız? Gerçi Kasımi’nin kumanda ettiği Kudüs Güçleri İsrail’e bir tek
mermi sıkmamıştır. Bir tek Yahudi öldürmemiştir. Ancak İran halkını aldatmak
için bu ismin bilinçli olarak verildiğini söylenebilir. Ayrıca İran Halkı’nın
Filistinlilerin Şia mezhebini benimsemelerine ihtiyaç olmadan Yahudi zulmünden
kurtulmaları gerektiği için çaba harcadığını birliklerine verdiği isimden
anlıyoruz. İran halkı Filistin halkının bu zulümden kurtulmasına inanmaktadır.
Bu yüzden bu birliklere “Kudüs Güçleri” adı verilmiştir. Filistinlilerin
Yahudilerden daha aşağı olduğunu söyleyen bir tek Şii bir tek Caferi
bulamazsınız! Bu absürt fikir nereden çıkmıştır?


İtikâdi olarak hiçbir Şii Mescid-i
Aksa’nın semada olduğuna inanmaz. Hz. Peygamber’de Miraca çıkarken Mescid-i
Aksa’dan çıkmış olması Şii mezhebini benimseyenlere manevi değeri yüksek ulvi
duygular vermiş olabilir. Bu düşünceye de itiraz edilemez.


İran Hz. Ömer devrinde zapt edildikten
sonra iktidarı kaybeden Mecusilerin ona kin tutması ağır iftiralarda bulunması
mümkündür. Halen Pers milliyetçiliği yapan gizli Mecusilerin, Zerdüştlerin
böyle düşünmesi tabii karşılanmalıdır. Tarihte hiçbir din ve mezhep tamamen
silinmez ve yok olmaz. Dolayasıyla bu tür yanlış düşünce ve itikatları
savunanları İran Halkının bütününe mal edemeyiz. Ve bütün İran halkı ebu
Lü-lü’nün peşinde gidiyor diyemeyiz.


Gelelim Hz. Peygamberi Hz. Ömer ve Hz
Bekir zehirlediği meseleye; bu anlatım tamamen iftiradır. İran halkının böyle
bir fikri olduğu kanaatinde değilim. En sahih rivayetlerden biliyoruz ki; Hz
Peygamber Hayber savaşından sonra Yahudi kadının getirdiği zehirli et ile
zehirlenmiştir. Suç Yahudilerin üzerindeyken suçu sahabenin üzerine atmak ve
İslam içi çatışmayı hızlandırmak için bilinçli olarak servis edilmiş bir
istihbarat çalışması ve iftiradır.


Sünniler İran’da memuriyete getirilmiyor.
Sünnilerin cami yapmasına izin verilmiyor. Irak’ta Ebu Hanife Camii ve
medreselerini Şiiler yıktı. Gibi söylemler bir yönü ile teferruat, diğer yönü
ile ABD kışkırtması-izni olmadan yapılabilir mi? 1991’de Guam’a Adasında
yetiştirdikleri ajanların Irak’ta olduğunu bütün Dünya bilmektedir. Bu
faaliyetlerin, bu kışkırtmaların ve bölgede çıkartılan dedikoduların bu
oluşumlarda hiç mi rolü yoktur?


Bu gün Türkiye’de Sünnilerin bile en az
%70’i namaz kılmamaktadır. Kılanlarında çoğu Cumadan Cumaya namaza gitmektedir.
Caferi mezhebinin üç vakit namaz kılması neden namaz kılmayan bu kesimin diline
pelesenk ediliyor? Neden tüm platformlar kullanarak servis ediliyor? Ya da
Cumadan Cumaya namaz kılan ve hiç kılmayan bu kesimi Caferilerin 3 vakit namaz
kılması niçin bu kadar ilgilendiriyor anlamış değilim. 


Sonuç:


  • 12 madde de sıraladığımız hususları şöyle bir
    tekrar gözden geçirdiğimizde; bu istihbarat faaliyetleri, çıkartılan
    iftira ve dedikoduların tek bir merkeze hizmet ettiği görülmektedir.


İslam içi Sünni ve Şii çatışması
çıkartılarak İslam Âleminin bir araya gelmesinin önüne geçilmek istenmektedir.


  • Hangi Sünni Ebu Lü-Lü ismini duymuştur. Hangi Şii
    Mescidi Aksanın gökte olduğunu söylemiştir. Hangi Müslüman diğer İslam
    Mezhepleri hakkında teferruatlı bir bilgiye sahiptir. Hangi Şii Selahaddin
    Eyyubi’yi düşman saymaktadır. Bu suallerin cevabı yoktur. Bu faaliyetler
    çamur at izi kalsın kabilinden sürdürülen örtülü istihbarat
    faaliyetlerindendir.


Sorular, oluşumlar, iftiharalar,
dedikodular kafamızı karıştırdığında tek bir çıkış yolu vardır. “Bu iş kime
yaramıştır” sorusunu sormak ve öngörü fenerimizi yakmamız gerekmektedir.


Selam ve Dua ile Allah’a Emanet Olunuz.


MUHAMMED BİNİCİ