DİN & DİYANET & ATEİZM & DEİZM & İSLAM DÜNYASI & SİYASAL İSLAM & TASAVVUF


Muhammet
Binici : CIA ve MOSSAD’ın İslam dünyasını
çatıştırmak için Sünni-Şii hurafeleri kullanma şekilleri


26 Ocak 2020


CIA ve MOSSAD’ın İslam Dünyasını Çatıştırmak İçin
SÜNNİ-Şİİ Hurafeleri Kullanma Şekilleri


Konuya girmeden önce Şii ve Sünni çatışmasına sebep
olan unsurları önce sıralayalım:


  1. Tahran’da 500 bin İran’lı Sünni yaşıyor. Bayram
    ve Cuma namazı kılacakları Sünni bir camileri yoktur.
  2. İran’da Ehl-i Sünnet tabii Müslüman asla bir
    memuriyete getirilmez.
  3. Son 20 Yıl içinde Türkiye’de yüzlerce Şii Camii
    yapıldı.
  4. Irak işgal edildikten sonra Şiiler Ebu Hanife
    Camii ve medreselerini yıktılar.
  5. Suriye’de Sünni Müslümanları öldüren Esad’a
    Şiiler destek veriyorlar
  6. Hz. Ömer’i hançerleyerek öldüren İran’lı Mecusi
    Ebu Lü-lü’yü kahraman ilan ettiler. İran Lü-lü’ye devlet eli ile türbe
    yaptı. Ve bu türbe en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.
  7. Şia Caferi mezhebine göre 3 vakit namaz kılar.
  8. Mescid-i Aksa’nın Kudüs’te değil semada olduğuna
    inanırlar. Şia’ya göre Kudüs ve Mescd-i Aksa’nın kıymeti yoktur.
  9. Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece
    Yahudilerden bir farkı yoktur.
  10. Hz. Peygamberi Hayber’de zehirleyen Yahudi bir
    kadın değil, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir zehirlemiştir. Namazlarda bu iki
    halifeye beddua ederler.
  11. İran Şia’sı Kudüs’ün iki fatihi Hz. Ömer ve
    Selahattin Eyyubi’yi Müslümanların katili olarak söylerler.
  12. İmamı Rabbani buyurmuştur ki; “Ehli Sünnet için
    bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” 


Yukarıda 12 Madde olarak saydığımız iddialar çeşitli
internet sitelerinde sosyal medya platformlarında, mobil mesaj platformlarında
yayınlanmaktadır.


İki mezhep arasındaki çatışma unsurlarını; bu zamanda
ve bu içerikte kim planlayıp yayınlamaktadır? 1400 sene önce olduğu öne sürülen
hadiseler neden bugün kaşınmaktadır?


İtikadı konular tartışmayla, istişareyle, uzlaşmayla
çözümlenmesi mümkünken neden çatışma kronik hale getirilmektedir? Neden
Uzlaşma, konuşma ve anlaşma yollarının önün set çekilmektedir? İmam’ı Rabbani
“Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” sözünü nerede? Ne
zaman söylemiş? Ya da hangi kitabında yazmıştır? Bu aslı astarı olmayan
söylentiler bu gün neden sıkça tekrar edilmekte ve insanların kafası
karıştırılmaktadır.


“Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece
Yahudilerden bir farkı yoktur” rivayetinin kaynağı nedir? Hangi Şii
söylemiştir? Ne zaman ve nerede söylemiştir? Bu işin aslı astarı nedir?
Geçtiğimiz günlerde ABD’nin öldürdüğü İran’lı Devrim Muhafızları Komutanı
Süleyman Kasımi’nin kumanda ettiği birliğin adı “Kudüs Güçleri” ismini nasıl
açıklayacağız? Gerçi Kasımi’nin kumanda ettiği Kudüs Güçleri İsrail’e bir tek
mermi sıkmamıştır. Bir tek Yahudi öldürmemiştir. Ancak İran halkını aldatmak
için bu ismin bilinçli olarak verildiği söylenebilir. Ayrıca İran
Halkı’nın Filistinlilerin Şia mezhebini benimsemelerine ihtiyaç olmadan Yahudi
zulmünden kurtulmaları gerektiği için çaba harcadığını birliklerine verdiği
isimden anlıyoruz. İran halkı Filistin halkının bu zulümden kurtulmasına
inanmaktadır. Bu yüzden bu birliklere “Kudüs Güçleri” adı verilmiştir.
Filistinlilerin Yahudilerden daha aşağı olduğunu söyleyen bir tek Şii bir tek
Caferi bulamazsınız! Bu absürt fikir nereden çıkmıştır?


İtikâdi olarak hiçbir Şii Mescid-i Aksa’nın semada
olduğuna inanmaz. Hz. Peygamber’de Miraca çıkarken Mescid-i Aksa’dan çıkmış
olması Şii mezhebini benimseyenlere manevi değeri yüksek ulvi duygular vermiş
olabilir. Bu düşünceye de itiraz edilemez.


İran Hz. Ömer devrinde zapt edildikten sonra iktidarı
kaybeden Mecusilerin ona kin tutması ağır iftiralarda bulunması mümkündür.
Halen Pers milliyetçiliği yapan gizli Mecusilerin, Zerdüştlerin böyle düşünmesi
tabii karşılanmalıdır. Tarihte hiçbir din ve mezhep tamamen silinmez ve yok
olmaz. Dolayasıyla bu tür yanlış düşünce ve itikatları savunanları İran
Halkının bütününe mal edemeyiz. Ve bütün İran halkı ebu Lü-lü’nün peşinde
gidiyor diyemeyiz.


Gelelim Hz. Peygamberi Hz. Ömer ve Hz Bekir
zehirlediği meseleye; bu anlatım tamamen iftiradır. İran halkının böyle bir
fikri olduğu kanaatinde değilim. En sahih rivayetlerden biliyoruz ki; Hz
Peygamber Hayber savaşından sonra Yahudi kadının getirdiği zehirli et ile
zehirlenmiştir. Suç Yahudilerin üzerindeyken suçu sahabenin üzerine atmak ve
İslam içi çatışmayı hızlandırmak için bilinçli olarak servis edilmiş bir
istihbarat çalışması ve iftiradır.


Sünniler İran’da memuriyete getirilmiyor. Sünnilerin
cami yapmasına izin verilmiyor. Irak’ta Ebu Hanife Camii ve medreselerini
Şiiler yıktı. Gibi söylemler bir yönü ile teferruat, diğer yönü ile ABD
kışkırtması-izni olmadan yapılabilir mi? 1991’de Guam’a Adasında
yetiştirdikleri ajanların Irak’ta olduğunu bütün Dünya bilmektedir. Bu
faaliyetlerin, bu kışkırtmaların ve bölgede çıkartılan dedikoduların bu
oluşumlarda hiç mi rolü yoktur?


Bu gün Türkiye’de Sünnilerin bile en az %70’i namaz
kılmamaktadır. Kılanlarında çoğu Cumadan Cumaya namaza gitmektedir. Caferi
mezhebinin üç vakit namaz kılması neden namaz kılmayan bu kesimin diline
pelesenk ediliyor? Neden tüm platformlar kullanarak servis ediliyor? Ya da
Cumadan Cumaya namaz kılan ve hiç kılmayan bu kesimi Caferilerin 3 vakit namaz
kılması niçin bu kadar ilgilendiriyor anlamış değilim. 


Sonuç:


  • 12 madde de sıraladığımız hususları şöyle bir tekrar gözden
    geçirdiğimizde; bu istihbarat faaliyetleri, çıkartılan iftira ve
    dedikoduların tek bir merkeze hizmet ettiği görülmektedir.


İslam içi Sünni ve Şii çatışması çıkartılarak İslam
Âleminin bir araya gelmesinin önüne geçilmek istenmektedir.


  • Hangi Sünni Ebu LüLü ismini duymuştur. Hangi Şii
    Mescidi Aksanın gökte olduğunu söylemiştir. Hangi Müslüman diğer İslam
    Mezhepleri hakkında teferruatlı bir bilgiye sahiptir. Hangi Şii Selahaddin
    Eyyubi’yi düşman saymaktadır. Bu suallerin cevabı yoktur. Bu faaliyetler çamur
    at izi kalsın kabilinden sürdürülen örtülü istihbarat faaliyetlerindendir.


Sorular, oluşumlar, iftiharalar, dedikodular kafamızı
karıştırdığında tek bir çıkış yolu vardır. “Bu iş kime yaramıştır” sorusunu
sormak ve öngörü fenerimizi yakmamız gerekmektedir.


Selam ve Dua ile Allah’a Emanet Olunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir