Ahmet KESGİN /// Farklılaşan
Köklerden Benzeşen Çatışmalara : İslâm Coğrafyasının Modern Çatışma Unsurları


13 Şub 2020



Bu makale İslâm coğrafyasında yaşanan
çatışmaların felsefî, siyasî ve iktisadî sebeplerinin izini sürmektedir.
Coğrafyada karşılıklı çatışanlar farklı meşruiyetlere sahipmiş gibi
görünmektedir. Ancak ortaya koydukları eylemler birbirlerinden çok farklı
değildir. …




Giriş



Bu makale İslâm coğrafyasında yaşanan çatışmaların felsefî, siyasî ve iktisadî
sebeplerinin izini sürmektedir. Coğrafyada karşılıklı çatışanlar farklı
meşruiyetlere sahipmiş gibi görünmektedir. Ancak ortaya koydukları eylemler
birbirlerinden çok farklı değildir. Buradan yola çıkılarak zihnin inşa olduğu
bağlam irdelenmektedir. Öyle ki eylemlerdeki bu benzerlik3 onları temelde aynı
şeyin (zeminin) inşa ettiğini ima etmektedir. Modern dönem ile ortaya çıkan bu
zemin endüstriyel siyasettir. Benzerlikler bunun üzerinden değerlendirilmiştir.

 

Bununla birlikte çatışmalar, yaşanan durumlara dair bir tür çare arama çabası
olarak yorumlanabilir. Bununla birlikte çarelerin hangi ortamda arandığıda
önemlidir. Bu bağlamda üzerinde durulacak diğer unsur ‘buhran’dır. Yüz elli
yıldır devam eden bu dönem içinde birer çare aracı olarak Milliyetçilik ve
İslâmcılık temel örnekler olarak ele alınmıştır. Endüstriyel siyaset çare
arayışlarını etkileyen ve benzerliklere yol açan temel bağlam iken bağlı
bulunulan mekan ve zaman gibi nisbi bağlamların, farklılıkları vurgulamada
önemli dayanaklar oluşturduğu gösterilmiştir.

 

Sonuçta çatışanların aynı madalyonun farklı yüzleri veya büyük resmin birer
unsurları olarak görüldüğü değerlendirilmesi yapılmaktadır. Bu çalışma,
dayanakların oturduğu bağlam ile iddiaların uyumundan ya da onların resmini
çeken bir okumadan ziyade, öncelikle onların yaslandıkları kadim kökleri de
yoğuran modern bir yatakta mayalandığını açığa çıkarma iddiasındadır. İlk
olarak söz konusu çatışmanın kaynakları ve sürekliliği üzerinde duralım.
 


1. Çatışmanın Kaynakları ve Sürekliliği



Orta Doğu olarak temerküz eden İslam coğrafyasında cereyan eden çatışmalar
artık bölgeye ait “kültürel bir olgu” gibi algılanmaktadır. Coğrafyada yaşanan
bütün çatışmalar elbette yalnızca dışarıdan gelen güçlere karşı oluşmuyor.
Ancak çatışmaları artık bir “olgu” haline dönüştüren başat unsurun dışarıdan
gelenler olduğu da yadsınamaz. Bu bağlamda çatışmayı bir ‘kültür’ haline
getiren en temel unsur dışarıdan yönelen talepler ve çoğunlukla bunun
arkasından gelen askeri operasyonlardır. Buna dışarıdan bölgeye gelip
yerleşenleri (örneğin İsrail) de eklemek gerekir. Sonuçta kurulan düzenin
çarklarına yapılan itirazların çatışma üretme kapasitesine ulaşması yine bu
‘kültür’ün, başka bir ifadeyle sürekliliğin oluşmasının önemli sebebidir.

 

Çatışmaların coğrafya üzerindeki sürekliliği meşruiyet vurgularının
derinleşmesine ve keskin bir hal almasına yol açmıştır. Sürekliliğin bir
taraftan çatışmaların içinde doğanların üzerinde daha kalıcı etkiler bırakması
kaçınılmaz iken diğer taraftan bunun sürekliliğe kaynak sağladığı görülür.
Ayrıca çatışmanın sürekliliği yalnızca orada doğmuş olanlar üzerinden devam
etmez. Zira meşruiyetlere dair vurguların bugün dünyanın her yerinden taraftar
bulması, özellikle daha etkin olanların batı merkezli bir eğitim almaları veya batıdan
göçmesi bunun göstergesidir. Çatışma kültürü açısından bu durum aynı zamanda
modern olan ile benzeşmenin önemli bir ayağını oluşturur.4

 

Bu bağlamda oluşan mücadeleye dair meşruiyetin yaslandığı temel olgu din ile
birlikte coğrafyanın tarihi içinde mayalanan aidiyetler ve mensubiyetlerdir.
Bunların kökleri her ne kadar modern öncesi uzak geçmişe yaslansa da iddialara
sinen vurgu moderndir. Her modern siyasî proje (bunlara ideolojiler de
diyebiliriz) bütün tarihselliğine rağmen evrenselci ve mutlakçı olduğu için
sahip oldukları projeleri hayata geçirmek için muktedir olmayı (gücü) talep
ederler. Farklı olana boyun eğdirmek niyetini güderler. Dolayısıyla modern bir
yatağın içinde oluşan bu tür iddiaların ve bunlara yaslanan eylemlerin
kendisine karşı mevzilendiği ile benzeşmesi öncelikle bu noktadan başlar.

 

Yer yer nisbi zaman ve mekanlarda bir sükunet durumu oluşsa da Orta Doğu
coğrafyasının uzun zamandır yaşadığı çatışma ortamı orada oluşan mevzilerin en
temel nedenidir Bunun önemli bir sebebi olarak şunu ifade edebiliriz: Çatışma
uzun bir sürece yayılırken oluşan hikayeler, üyeler tarafından kapalı devre
şeklinde kullanılan ve çatışmayı besleyen önemli bir meşruiyet kaynağı olarak
görülmektedir. Bununla birlikte birbirine karşı çatışan tarafların, oraya
dışarıdan gelip cephe açanların kullandığı modern araçlara (ideolojiler,
iktisadî vb. değerler vs.) benzer bir görüntü ile ortaya çıktıklarını
görüyoruz. Örneğin kitlesel ve özellikle sivil ölümler daha çok modern döneme
özgü bir durumdur. Ya da bu tür kitlesel cephe gerisi katliamların gerekli ve
geçerli bir ahlâkî ve dolayısıyla felsefî bir zemin üzerine oturtulmasının yine
kitlesel taraftar bulması daha çok modern döneme özgüdür, diyebiliriz. Yalnızca
buradaki benzeşen eylem şekli üzerinden yapılacak bir çalışma dahi söz konusu
benzeşmeyi açığa çıkaracak önemdedir. Açıkçası, havadan cephe gerisindekileri
de bombalayan uçakların arkasında duran gerekçe ile vücuduna bomba düzeneği
bağlayarak ölüme ve yine cephe gerisinde olanları öldürmeye gidenlerin gerekçeleri
farklı gibi görünse de orada ortaya çıkan iradelerin yaslandığı zemine dair
benzerlikler çok daha dikkate değerdir. Farklı meşruiyetlere yaslansalar da
sonuçların benzerliği onları farklı ve tekil bir örnekten çok bir şeyin iki
yüzünden biri yapar. O şeyi modern Avrupa’da doğmuş ve gelişmiş olan
endüstriyel siyaset olarak tanımlayabiliriz.

 

Öyleyse, mezhepler ve uyruklar üzerinden yürüyen meşruiyet iddialarına
odaklanılarak bütün süreçleri anlatma çabası, belki ortada duran devasa
meselenin bir parça gerçekliğine tesadüf edebilir. Ancak mezhep ve uyruklara
yaslanan eylemlerin fâilleri vardır. Bu durumda şunu ifade etmek mümkündür:
İnsan (belki de siyasal insan demeliyim) kendi çağına ve onun araçlarına gömülü
bir şekilde yaşamak zorundaysa çağın hakim unsurlarının inşa ettiği mütehakkim
olguların anlaşılma çabası meselenin künhüne vakıf olmaya katkı sağlar. Şimdi
çatışmaların farklılık ve benzeşen yönlerini değerlendirelim.



TASAM Yayınlarının “Mezhepler, Etnisite ve
Çatışma Çözümü”
 isimli kitabından alınmıştır.

“Mezhepler, Etnisite ve Çatışma Çözümü” e-kitabı için
Tıklayınız


“Mehzepler,
Etnisite ve Çatışma Çözümü” Kitabı için Tıklayınız