SİZ HİÇ İŞİD TARAFTARI
GÖRDÜNÜZ MÜ?




Siz hiç Şeytan gördünüz mü? Şeytan ile karşılıklı
konuşup, tartıştınız mı? Peki hiç İŞİD’li gördünüz mü? Hiç merak ettiniz mi
bunlar nasıl yaratıklar diye? Ben gördüm. Hem insan, hem de müslüman kılığında
gördüm bu yaratığı. Üstelik Avrupa’da….. Viyana’da ki İŞİD’li böyle ise
Irak’ta, Suriye’de olan İşid’lilerin nasıl insanlar olabileceğini bir düşünün.
 

Birkaç gün önce verdiğim
bir ilan için biri aradı. Adresi verdim ve eve geldi. Geldiğinde sorduğu ilk
sorusu ‘’Sen Müslüman mısın?’’ oldu.




Cevaben ‘’Evet ama bu seni
niye ilgilendiriyor?’’ dedim.
 

‘’Müslüman, müslümandan
sorumludur’’ dedi.




Anladım ki bu zihniyete
göre özel hayat, kişisel tercihler diye bir durum söz konusu değilmiş ve bir
müslüman başka müslümandan da sorumlu olduğuna göre özel hayatımıza hiç
tanımadığımız insanların dahil olabileceğini böylece öğrenmiş olduk.
 

Adam Bangladeş’li imiş.
Resmen İŞİD’li olduğuna dair bir delil yok ama bütün davranış biçimleri onlarla
örtüşüyor. 




Gazetelerde, TV’lerde
gördüğümüz tipik İŞİD giyimli, ve aynı kafadan, aynı görüşten olduğu her
halinden belli olan kirli sakallı adamla aramızda şu sohbet geçti.
 

Nerelisin? Sorusuna
‘’Türkiye’’ deyince çok sevindi. ‘’Türkiye’deki müslümanlar bizim kardeşimiz.
Erdoğan büyük adam’’ dedi.

Ben de ‘’Evet, Erdoğan
büyük adam. Boyu çok uzun. 185 cm falan vardır’’ dedim.




Adam’ın Türkiye hakkında
olumlu düşüncelere sahip olmasına sevindim ama Erdoğan’ı çok sevmesine de
şaşırdım doğrusu. Demek ki Erdoğan oralarda kendini sevdirecek birşeyler
başarmış olmalı.
 

Bana ters ters bakarak
‘’Sen ne biçim müslümansın? Evinde hem resim var, hem de resimli ve boyalı süs
eşyaları var’’ dedi.




Sabırla dinliyorum ve
‘’Bunun ne zararı var? ‘’ diyorum.
 

‘’Hz. Muhammed resim ve
süslü eşyalar kullanmayı haram etti. Hadis var’’ dedi. Böylece bu ilkel
insanların resime, heykele, sanata niye düşman olduklarını anlıyorum. Sanata
düşmanlık konusunda Hadis varmış.




Adama, ‘’İslamı iyi
bildiğimi, bu konuda kitaplar yazdığmı, İslam’ın onun söylediği gibi ilkel ve
barbar bir din olmadığını, tersine Hz. Muhammed’in amcası Hz. Hamza’nın 625
yılında Uhud’da şehit edildiğini, Hz. Muhammed’in 630 başlarında Mekke’yi feth
ettiğinde bunun intikamını almadığını ve eski düşmanlarının hepsini ‘’İslam
olmaları halinde’’ af edeceğini bildirdiğini ve herkesi AF ettiğini, İslam’ın
bir barış dini olduğunu’’ söyledim. 

‘’O Peygamberdir.
O’nun  AF 
edici özelliği vardır. Biz öyle değiliz’’ dedi.

Böylece ‘’Biz Ehli
Sünnet’iz. Peygamberin sünnetine uyarız’’ diyenlerin Peygamberin en güzel
davranışları ile aralarına kocaman bir sınır koyduklarını, İslam’ın Barış dini
olduğunu neden red ettiklerini böylece öğrenmiş olduk.




‘’Biz Şeriat kurallarına
uyarız. Mesela Hırsız’ın kolunu keseriz (El ile işaret ederek, kesilmesi
gereken yeri  tarif ediyor)’’ dedi.
Şeriat geldiğinde hırsızlık suçu işleyenlerin mahkeme olmadan ve/ya hafifletici
nedenler görülmeden kesilecek ellerin nereden kesileceğini de böylece öğrenmiş
olduk.
 

‘’İslam’da Zina eden Recm
edilir’’ diyor. Böylece açılan kuyulara beline kadar sokulup taşlanarak
öldürülme olaylarının sadece Afganistan veya Pakistan’a ait olmadığını, imkân
oluşursa Avrupa metropollerinin orta yerlerinde bu işler için bir RECM PARKLARI
oluşturulacağını ve aynı taşlama işleminin burada da yapılacağını, Recm
edilecek kişiye atılacak taşların da Tıpkı Mekke /Arafat’da Şeytan Taşlama
alanında görüldüğü gibi Recm Parkı etrafındaki dükkanlarda para ile
satılacağını anlamış olduk.




Gerçi başında Tayyip
Erdoğan’ın bulunduuğu AKP Hükümeti AB İlerleme Raporları doğrultusunda 2004
yılında Türkiye’de ZİNA İşlemeyi, Cezai Yaptırım gerektiren SUÇ olmaktan
çıkarmıştı ama olsun yerli ve yabancı İslamcılar için bu pek fark etmezdi. Bazı
suçlara yaklaşımın adamına göre olduğunu, bazı suçlardan İslamcıların MUAF
tutulduğunu böylece anlamış olduk.
 

Adam konuşmasında ‘’Adam
öldüren KATL edilir’’ diyor. Mevcut yasalarda insan öldürme vakaları tek tek
incelenerek bu suçun hangi şartlar altında işlendiği sorgulanmakta, suçun oluş
sebepleri bazen indirim veya beraatla sonuçlanabilmektedir. Ama bu dinciler
(dikkat edin dindarlar değil, dinci) açısından pek fark etmez. İdam cezasının
dünyada çok geniş coğrafyada yasaklanmasına rağmen Şeriat geldiğinde Suriye ve
Irak’ta görmeye alışık olduğumuz görüntülerin Türkiye ve  Avrupa’da da uygulanabileceğini anlamış
olduk.




Böylece Şeriat geldiğinde
Mahkemelerin ortadan kaldırılacağını, Ayaküstü yapılacak olan bir yargılamada
kararın Şeriata göre orada her kim yetkili ise O’nun (genellikle Şeyh veya
Emir) tarafından verileceğini, bu mahkemede Savcı ve Avukat’ın bulunmayacağını
da öğrenmiş olduk.
 

Adam o kadar fanatik ki
beni hiç dinlemiyor ve sürekli Kuran, Hadis, Emir, deyip duruyor. Sıkıştığı
yerde uydurma bir Hadis söylüyor ve sizi dinsizlikle itham ediyor. Adamla
diyalog, konuşma, görüş alış veriş imkanı kesinlikle yok. İlkel Fanatik
dincilerle konuşmanın hiç bir fayda sağlamadığını, bunların beyinlerinin
tamamen yıkandığını böylece anlamış olduk.




Adama her ne kadar İslam’ı
iyi bildiğimi, evimde Kuran olduğunu, içeriğini bildiğimi söylüyorsam da bir
faydası olmuyor. Adam Arapça bilip bilmediğimi soruyor. Bilmediğimi ama
Kuran’ın Türkçeye tefsir edildiğini ve böylece anladığımı söylüyorum.




Adam Kuran’ın başka dilde
okunması ve yazılmasının haram olduğunu, ancak Arapça okunacağını, başka dile
çeviren ve okuyanların dinden çıktıklarını söylüyor. En az 30 İslam Bilgininin
Kuran’ı Türkçeye çevirdiklerini, bunlara ilaveten Diyanet İşleri Başkanlığının
da bir Heyet nezaretinde Kuran’ı hem Türkçeye çevirdiğini, hem de notalı okunuş
şekli dahil internete koyduğunu ve çevirmeli, karşılaştırmalı, kıyaslamalarla
vatandaşa sunmasının haram olduğunu, Şeriat geldiğinde bu çevirileri yapan din
bilginlerinin hesap vermekten kurtulamayacağını böylece anlamış olduk.
 

Bu tartışmalar içinde
benim Şia olup olmadğımı soruyor. Alevi olduğumu söyleyince Viyana’da bulunan
bir Alevi derneğinin adresini belirterek ‘’Orada olan Alevilerin içki ve tütün
içtiklerini, ve kadınlarla konuştuğunu ve bunun haram olduğunu’’ söylüyor. 




Tütün ve İçki’den ziyade
Erkeklerin kadınlarla konuşmasının haram olduğunu, ve Güney Asya ülkelerinde
kadınların neden Burka giydiklerini böylece daha iyi anlamış olduk.
 

Bir an için daldım.
Karşımda gerçek bir İŞİD’ci vardı. Kirli sakalı, iğrenç suratı, paslı dişleri
ile karşımda sırıtan ve ‘’Bunlar haram, şunlar haram’’ diyen birisi ile
konuşuyorum. Adamda duygu yok. Akıl, müzakere, tarih, vicdan yok. O insan
kılığında bir Robot.  Ve bu adam güya
bize Cennet’in yolunu gösteriyor. Bu adamlar bize önder olacaklar.




Düşündüm. Eğer bir
Şeytan’ı tasvir edecek olsam göstereceğim örnek her halde bu tür adamlardan
olurdu.  Bunların İnsana, İslama ve
geleceğe ne kadar zarar verdiğini düşündüm.




Sonra Atatürk ve
devrimlerini düşündüm. O’nun ne kadar önemli devlet adamı ve asker olduğunu bir
defa daha idrak ettim. Türkiye’nin Atatürk’ün kıymetini bilmediğini,
devrimlerini fazla anlamadığı sonucuna vardım. Allah şu an bizi koruyor ve bu
tür adamlar bizi yönetmiyor. Ama Atatürk’ün elde kalan son miras kırıntılarına
sahip çıkmazsak çocuklarımıza İŞİD dolu bir dünya bırakacağımızdan emin
olabiliriz.
 

Bu bir hikaye değil
yaşadığım bir olay. Siz hiç bir İŞİD’ci gördünüz mü? Görmek istemiyorsanız nerede
olursanız olun gelin hep beraber çocuklarımıza yaşanılır bir dünya
bırakalım. 




Kazım Balaban / Viyana


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet