Irak
ve Suriye’de tasfiye sürecine giren IŞİD’in yeni görev alanı Polonya’nın
başkenti Varşova’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde karara bağlandı.


İranlı
Abbas Kiyerüstami’nin Fransız gönüldaşı Jean Renoir’in dediği gibi,
“Hiçbir kurmaca gerçeğin kendisi kadar büyülü
değildir”


Komplo
teorileri, aslında gerçeklerin kurmaca haline getirilip basitleştirilmesidir.


Ve
basitleştirildikleri için yanlıştırlar.


Sinema
ve edebiyat dünyasında bunu iyi bilenler hep en çok sevilenlerdir.


Stanley
Kubrick, Martin Scorsese, Gabriel Garcia Marquez, Paul Auster gibi
mesela.


Mesela
Adolf Hitler ve Saddam Hüseyin’in yükseliş ve çöküş hikayeleri hiçbir kurmacada
bulamayacağınız kadar olağanüstü ve bir anlamda benzeşiktir.


Korkunç
ve şaşırtıcı bir sıradışılık elbette.


Tıpkı
“Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”in,
aslında Grimm Kardeşler’e dolgun bir ücret veren Frankfurtlu bir bankerin seks
fantezi dünyası için siparişle yazılmış pornografik bir hikaye olarak doğduğu
gibi.(*)


7 cücelerin her biri, 7 ölümcül günahı temsil etmektedir.


Tıpkı
IŞİD
’in de, ırkçı ve sömürgen Batı Emperyalizmi’nin, Selefi/Vahabi
kardeşlere dolgun ücret karşılığı, pornografik bir savaş fantezisi siparişinden
başka bir şey olmadığı gibi.


Grimm
Kardeşler’e porno hikaye yazdıran Frankfurtlu bankerler, bunların yanında o
kadar masum kalıyor ki.


Şüphesiz
cehalet, yoksulluk ve cinsel açlık üçgeninde kıvranan zavallı ruhların, sapık
birer katile dönüşmesi şaşırtıcı değildir.


En
zengin ve en yoksulların, cinsel fantezilerinin hep şiddet yüklü olması kaderin
bir cilvesi midir?


IŞİD Irak’ın işgalinden doğmuştur ama onlar ülkesini savunan Iraklı
direnişçilerin devamı değil, tam aksine onları bertaraf etmek için yaklaşık 5
bin CIA
ve MOSSAD ajanının yerleştiği Musul bölgesinin ürünüdür.


Musul
yöresindeki casus yapılanmasının ürettiği bir laboratuvar canavarıdır.


İlk
kafa kesme olayları burada yaşanmıştı.


Batı’nın
gözündeki oryantalist barbar doğuluları temsil ediyorlardı.


1930’larda İngiliz Nazi Partisi üyesi Tolkien’in Orta Dünya (Ortadoğu
çağrışımı var) dediği yerde yaşayan Orklar gibi mahluklar olarak tasvir
edildiler ve ne yazık ki hayata geçirildiler.


Şiddetin
en vahşi ve çıplak hale getirildiği sapıkça bir örgütün temelleri burada
atıldı, ardından bu virüs tüm dünyaya yayıldı.


Suriye’de
yaşanan insanlık dışı katliamlar, biyolojik ve kimyasal silahların kullanımı,
Miami’deki gece kulübü baskını, Paris saldırıları, İstanbul Havalimanı’na
düzenlenen baskın, ardından Bağdat’taki feci saldırılar, Bangladeş’te öldürülen
diplomatlar, ve belki Dallas’taki silahlı adamlar.


Dallas’taki
silahlı adamların polisleri çatır çatır öldürmesi, bana göre IŞİD’i
yöneten kirli Amerikan devletinin Donald Trump’a seçim
“hediyesi”!


Aslında
Hillary’ye demeliydim!


Monsanto’nun
avukatı Hillary hanım, bu kargaşadan
“barışı savunan
biri olarak”
kârlı çıkacaktır.


“Irkçı”
Trump ise yara alacak.


VARŞOVA’DAKİ NATO ZİRVESİ


ABD’nin Arap Baharı’ndaki rolü ile Rusya’ya karşı düşmanlık ve
NATO
’yu canlandırma politikaları paralellik arzediyor.


Bunun
pivot noktasında ise İran var.


Malum;
ABD
, Polonya ve Romanya’ya füze kalkanı yerleştirmeye çalışırken hep İran’ı
gerekçe gösterdi.


Oysa
adres tabii ki Rusya ve gittikçe güçlenen Şanghay İşbirliği Örgütü idi. (Brexit
de ŞİÖ’ye hizmet edecek bakın görün)


IŞİD de, neticede çekirdeğini Çin ve Rusya coğrafyasındaki CIA
unsurları olan Vahabi/Selefi teröristlerin liderlik ettiği bir Süper-NATO
örgütü.


Irak
ve Suriye’de tasfiye sürecine giren IŞİD’in yeni görev alanı Polonya’nın
başkenti Varşova’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde karara bağlandı.


Tabii
ki bu şekilde bir açıklama yapılmadı.


Resmi
gündem şu şekilde:


“Toplantıda,
NATO
‘nun Türkiye’yi de kapsayan güney kanadı için atılacak adımlar gündeme
gelecek. IŞİD’e karşı alınacak önlemler görüşülecek. Türkiye’nin Suriye
sınırının güçlendirilmesi ve Iraklı subayların eğitilmesi kararlarının çıkması
bekleniyor.


İsveç
ve Finlandiya’nın
‘NATO’nun yakın dostu’ sıfatıyla
katılacakları NATO zirvesinde ele alınacak konuların başında NATO’nun
Polonya ve Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya’da NATO
varlığının arttırılması gelecek.”


Rusya’ya
Doğu Avrupa üzerinden baskı ve IŞİD’in Ortadoğu’dan Asya’ya
transferi gündemde.


IŞİD’in, cici babası Suudi Arabistan’da saldırılar düzenlemesi bunun
habercisi bir nevi.


ABD’nin uydusu haline gelen Gürcistan ve Ukrayna’da “istihbarat elemanı”
olarak resmen istihdam edilen Çeçen, Uygur ve Dağıstanlı teröristlerin yeni
görev yerinin, Kafkasya, Çeçenistan ve Türki Cumhuriyetler ile Çin’in Şinciang
bölgesi olacağı haberleri geliyor.


Gazeteci
Rafet Ballı, Aydınlık gazetesinde AKP’li ve İranlı kaynaklara dayanarak
bunu yazdı.


Çeçen
ve Uygur kökenli IŞİD’çilere bölgede işsiz kalan Arapların da
ekleneceği, hali hazırda Pakistan ve Afganistan’ın da bu noktada, El Kaide ve
Taliban olarak gereken desteği vereceği belirtiliyor.


Kuşkusuz
ki, Türkiye de Batı kampından uzaklaştıkça hedef ülke haline gelecektir. Ancak,
Türkiye’nin şöyle bir avantajı var, Ortadoğu’daki Rusya ve ABD destekli
IŞİD
tasfiyesinden yararlanabilecek.


Cinsel
fantezilerin dinsel fantezilere dönüştüğü, savaşın
“dolaylı”, terör eliyle arkadan
hançerlenmek olarak yeniden düzenlendiği Yeni Ortaçağ’da işler böyle yürüyor
artık.


Nükleer
savaş tehlikesi yok, soğuk savaş yok, felsefe yok.


Kirli
savaş, aptallık, cehalet, ırkçılık ve dincilik çok.


Ne
diyor, 2003’te Saddam’ın heykelini yıkan Iraklı Hassan El Jaburi BBC’ye;


“Amerikalıların Bağdat’a girdiği gün çok mutlu
olmuştum Saddam’dan kurtulduk diye. Ama Bush ve Blair, yalancı. Irak’ı yok
ettiler, sıfır noktasına orta çağlara veya öncesine götürdüler”


(*)
Turgut Yüksel’in Ot Dergisi 16. sayıda yayınlanan
“Sekizinci Ölümcül Günah”başlıklı
yazısından.


Hüseyin
Vodinalı


Odatv.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet