IŞİD’in Yeni Modus Operandisi

Erol Başaran Bural tarafından yazıldı.

21. YÜZYIL ENSTİTÜSÜ

MİLLİ GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

KAYNAK : http://www.21yyte.org/tr/arastirma/terorizm-ve-terorizmle-mucadele/2017/10/27/8729/isidin-yeni-modus-operandisi


Ebu Musa El Zerkavi
liderliğindeki Irak El Kaide’sinin devamı olan ve terör sahnesine 2014 yılı
başlarında Felluce ve Ramadi’de çıkan IŞİD terör örgütüne yönelik askeri
operasyonlar, hem Suriye’de hem de Irak’ta devam ediyor. IŞİD’in başkenti
olarak nitelenen Rakka’nın 17 Ekim 2017’de ABD destekli PKK/PYD tarafından ele
geçirilmesinin ardından, Deyrizor bölgesinde Rusya destekli Suriye rejim
güçleri ve PKK/PYD’nin düzenlediği faaliyetler devam ediyor. Ekim 2017 son
haftası itibarıyla bölgedeki IŞİD varlığını temizlemek üzere Irak Güvenlik
Güçleri tarafından ise El-Kaim ve Rava bölgelerine yönelik operasyonlar
düzenleniyor.

28 Haziran 2014’te sözde “hilafet” ilan ederek hızlı bir yayılma
politikası izleyen IŞİD terör örgütü, aradan üç yıldan biraz fazla bir süre
geçmesinin ardından Fırat Nehri havzasında ve çöl bölgesinde sıkışmış halde
pozisyon almaya çalışıyor. 2014 yılı ortalarından itibaren
Suriye ve Irak’ta yaklaşık 70.000 km2lik bir
alanı sistematik olarak kontrol altına alan IŞİD terör örgütü, bugün itibarıyla
Suriye topraklarının %5’ini, Irak’ın ise %3’ünü oluşturan bir alanda, yaklaşık
7.000 terör örgütü mensubu ile varlık gösteriyor.

 

Suriye ve Irak’ta IŞİD’e yönelik devam eden operasyonlarla
birlikte akla şu sorular geliyor. Orta Doğu tarihinin en kanlı döneminin
yaşanmasına neden olan, başta Suriye ve Irak olmak üzere bölge ülkelerinde
dengeleri değiştiren, küresel alanda söz sahibi olmak isteyen bütün güçleri
bölgeye çeken, dinler ve mezhepler arasında düşmanlık tohumları eken,
düşmanları müttefik – dostları düşman haline getiren IŞİD terör örgütünün ele
geçirdiği topraklar bir bir geri alınırken, IŞİD’in sona ereceğini düşünmek ne
kadar gerçekçi? IŞİD kazandığı toprakları kaybetse dahi bu coğrafyadan
çekilecek mi? IŞİD’in 2018’den itibaren izleyeceği “Yeni Modus Operandisi”, yol
haritası ne olacak?

 

Askeri Operasyonlar IŞİD Tehdidini Sona Erdirdi mi / Erdirir mi?

 

Suriye ve Irak’ta tamamlanma aşamasına gelen operasyonlar
IŞİD’le mücadelede oldukça değerli olmasına rağmen IŞİD’i ortadan kaldırmaya
yetmiyor. Her iki ülkede operasyonların devam etmesine karşın; IŞİD’in
ideolojik anlamda gücünü koruduğu, kendisine taraf hale getirdiği geniş
kitlelerde yarattığı etkinin devam ettiği, bulundukları ülkeden çatışma
alanlarına gelen ve geri dönebilenlerin bulundukları ülkelerde IŞİD tabanını
korudukları ve hatta genişlettikleri 
görülüyor.

 

IŞİD mensuplarının etkisiz hale getirilmesi, IŞİD’in üzerine
yerleştiği yaklaşık Portekiz büyüklüğündeki coğrafyanın elinden alınması
aslında IŞİD’i hem fiziksel hem de ideolojik açıdan ortadan kaldırmaya
yetmiyor. IŞİD terör örgütü dünyanın çeşitli ülkelerinde kendi adına terör
eylemleri gerçekleştirecek eleman bulmakta zorluk çekmiyor. Ağustos ayında,
IŞİD’in Musul’dan temizlenmesine yönelik operasyonlar devam ederken, İspanya’nın
Barselona şehrinde kalabalığın arasına sürülen bir minibüsün 13 kişinin ölümüne[i] neden
olması, Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlarla zayıflatıldığı düşünülen
IŞİD’in özellikle Avrupa’da eylem yaptırabilecek eleman bulabildiğini açıkça
ortaya koyuyor. 

 

IŞİD’e yönelik düzenlenen operasyonlar neticesinde elde edilen
bazı kazanımlar da mevcut. Bunlardan birincisi; ele
geçirdiği petrol ve doğalgaz sahalarının elinden alınması nedeniyle IŞİD’in
finansal kaynaklarının büyük oranda kesilmiş olması
. Kasım
2015’de, IŞİD’in elde bulundurduğu petrol sahalarına yönelik operasyonların
başlamasından önce yapılan değerlendirmelerde, IŞİD’in petrol ve doğalgazdan
yaklaşık 500 milyon dolar gelir elde ettiğine[ii] ve
günümüzde bu gelirin %90’nını kaybettiğine işaret ediliyor. IŞİD’in büyük bir
gelir kaynağını kaybetmesi, IŞİD’e yönelik operasyonların en büyük kazanımı
olarak değerlendiriliyor.

 

Askeri operasyonların ve alınan sınır güvenlik önlemlerinin
getirdiği ikinci kazanım; IŞİD terör örgütüne yabancı terörist akışının en
aza indirilmesi ve lider kadroları da dâhil olmak üzere çok sayıda terör örgütü
mensubunu kaybetmesi
. IŞİD’e yönelik askeri operasyonlar
neticesinde 2014 yılından bugüne kadar yaklaşık 60.000 IŞİD terör örgütü
mensubunun etkisiz hale getirildiği[iii] belirtiliyor.
 2014 ve 2015 yıllarında IŞİD’e katılan yabancı terörist sayısı aylık
1.500 civarında iken bugün bu sayının sıfıra yakın olduğu[iv] ifade
ediliyor.

 

IŞİD Eylem Gücü ve Kabiliyetini Koruyor

 

Tam da IŞİD sona erdi diye düşünürken, IŞİD birden ortaya
çıkarak askeri gücünü koruduğunu, istenilen yer ve zamanda yeniden eylemler
yapabileceğini hatırlatıyor. Irak’ta Barzani’nin hırslarına yenik düşerek
yürürlüğe koyduğu yasadışı bağımsızlık referandumunun ardından Irak Güvenlik
Güçleri tarafından Kerkük’e yönelik başlatılan operasyonu ve karmaşayı fırsat
bilen IŞİD’in birden bire ortaya çıkarak; 16 Ekim tarihinde Kerkük’ün 45
km batısında yer alan Ed-Dibs ilçesine bağlı El-Milh ve Et-Tuveyliğa köylerini
çok kısa bir sürede ele geçirdiğini konuya örnek teşkil etmesi açısından
hatırlamakta fayda var
.[v] 
Uygun yer ve zamanda güçlerini toplayarak bir noktada yoğunlaşabileceğini
ortaya koyan IŞİD, sahadan silinmenin aksine, çoğu araştırmacının da hem fikir
olduğu şekilde, ilk kuruluş yıllarında olduğu gibi yer altına çekiliyor.

 

IŞİD’in silahlı gücünün yok edilmesine yönelik düzenlenen
operasyonların, IŞİD’in eylem gücü ve kabiliyetlerini ortadan kaldırmadığını ve
kaldırmayacağını, selefi terör örgütlerinin tarihsel gelişimine bakarak da
anlayabiliyoruz
. Örneğin Taliban’ın tıpkı IŞİD gibi Afganistan’ın büyük
bölümünde bir devlet yapılanmasına giderek, 1996-2001 yılları arasında ülkeyi
yönettiğini, Taliban’a karşı zafer kazanıldığı ilan edildikten üç yıl sonra
örgütün yeniden sahaya çıktığını, ülkenin büyük bir bölümü olmasa da parçalı
küçük bölgelerde yönetimi tekrar ele geçirdiğini biliyoruz.

 

Benzer bir durum Somali’de “Mücahit Gençlik Hareketi” ya da
bilinen adıyla El Şebab terör örgütü için de geçerli.
2009 yılında
Etiyopya askerlerinin Somali’den çekilmesiyle örgütün ülkenin güneyini ele
geçirdiğini, askeri operasyonlar neticesinde büyük kayıplar yaşamasına rağmen,
Taliban gibi ülkenin çeşitli yerlerine yeniden yerleştiğini akılda tutmak
gerekiyor. Her iki örnekten de terör gruplarının ele geçirdiği topraklardan
çıkarılsalar bile toparlanma sürecinin ardından tekrar sahneye çıkabildikleri
kolayca anlaşılabiliyor.[vi]

 

Bu arada, hem Taliban hem de El Şebab terör örgütlerinin yeniden
güç kazanmalarındaki temel etkenin bölge halklarında taban bulmaları olduğunun
da altını çizmek lazım.  IŞİD terör örgütü için de gelecekte aynı durumla
karşılaşılması olasılığı oldukça yüksek. IŞİD sözde “hilafeti” ve ele geçirdiği
toprak parçalarını kaybetse de bölgede yaşayan Sünni Araplar arasında, örgütün
temel değerlerine bağlılığının güçlü bir şekilde devam ettiğini akılda tutmak
gerekiyor.[vii]

 

IŞİD’in Yeni Modus
Operandisi                    

 

Suriye ve Irak’ta toprak kaybına uğrayan IŞİD terör örgütü,
kendisine bir çıkış yolu aramaya, Latince tanımıyla yeni bir “modus opererandi”
yani yeni bir işleyiş yöntemi, yeni bir eylem stratejisi bulmaya çalışıyor.
IŞİD’in bu iki
ülkede yenildiği izlenimi yaratmamak için öncelikle yeni bir hikâye
yaratması, iletişim stratejisinde de bu yeni hikâyeye göre değişikliğe gideceği
olası gözüküyor
. Örnek olması açısından 15 Eylül’de Londra
Metrosunda gerçekleştirmeye çalıştığı ancak bomba düzeneğinin patlamak yerine
alev alması olayının ardından, IŞİD medyasının bu eylem girişimini bir
başarısızlıktan ziyade, altı ay içerisinde dört kez İngiltere’de eylem
yapabilme başarısı olarak göstermesine değinmek gerekir.[viii] IŞİD’in
gelecek yılın başlarından itibaren örnekle benzerlik teşkil edecek şekilde
Suriye ve Irak’ta yenilmediğini, her iki ülkede de “Gerçek Müslümanların” IŞİD
tarafından korunduğu, haçlı ordularına gereken dersin verildiği ve IŞİD’in
güçlendiği, gerçek Müslümanların IŞİD’e desteğe devam etmeleri yönünde
temalarının kullanıldığı propaganda ürünleri ile karşılaşacağımız görülüyor.

 

IŞİD’in işleyiş tarzındaki ikinci değişikliğin ise; bütün
güçleri ile yer altına inerek terör eylemleri düzenlemek olacağı
 konusunda
hemen hemen tüm araştırmacılar hem fikir gibi görünüyor. IŞİD terör örgütünün
hücre yapılanması şeklinde yer altı faaliyetleri yürütmeye başlaması halinde,
bölgeyi daha kanlı terör eylemlerinin bekleyeceğini söylemek de mümkün.
“Devlet” olabilme iddiasını ortaya atan IŞİD’in bu yeni hareket tarzı ile
görünürlüğünün azalacağı, terör örgütü elemanlarının tespit ve imhasının daha
da zorlaşacağı, yerel halk arasına karışan örgüt elemanları ve işbirlikçiler
sayesinde IŞİD’in istediği yer ve zamanda güvenlik güçlerine yönelik daha fazla
sayıda eylem yapabilme ihtimalinin artacağı öngörülebilmektedir.

 

IŞİD’in dönüşümü sonrasında gelecek dönemde; IŞİD terörünün daha
geniş bir alana yayılabileceği, örgüt lider kadrosunun Suriye ve Irak sınırı
arasında kalan bölgede yer altı faaliyetlerini sürdürebileceği, keskin
nişancıların suikast türü eylemlere yönelebileceği; pusu, araçlı bomba, canlı
bomba eylemlerinde artış görülebileceği de kıymetlendirilmektedir. 

 

IŞİD’in değişiminin üçüncü şeklinin mali kaynak temininde
olacağı 
da aşikar. Elinden petrol ve doğal gaz gelirleri alınan IŞİD
terör örgütü, mali kaynak bulabilmek adına; adam kaçırma ve fidye talep etme,
soygun, haraç toplama, gasp, kaçakçılık gibi faaliyetlerini artıracaktır.

 

IŞİD’in gelecekte yaşanacak değişimi kapsamında dördüncü değişiklik
Suriye ve Irak haricinde kalan diğer ülkelerdeki terör eylemlerinde görülecek.
IŞİD’in Suriye ve Irak’tan temizlendiğinin ilan edilmesinin hemen ardından
öncelikle Avrupa ülkelerinde; çatışma alanlarından ülkelerine döndüğü
belirtilen yaklaşık 5.000 IŞİD terör örgütü mensubu[ix],
örgütün uyuyan hücreleri ve “yalnız kurt” şeklinde isimlendirilen sessiz
destekçileri sayesinde terör eylemlerini artırabileceği, bu eylemlerin aynı
zamanda birkaç ayrı noktada ve farklı yöntemler kullanarak kompleks eylemler
düzenleyebileceği düşünülmektedir.

 

Avrupa’nın yanı sıra
IŞİD, Suriye ve Irak’ta toprak kaybı algısını örtmek maksadıyla, kendisine
bağlılığını ilan eden 30’dan fazla terör örgütü sayesinde; Afganistan, Libya,
Lübnan, Yemen, Mısır, Nijerya, Nijer gibi ülkelerde ve Kuzey Kafkasya, Uzak
Asya bölgelerinde terör eylemlerinin artmasına neden olacaktır. Bu çerçevede
IŞİD’in, içinde bulunduğu ortamdan sıyrılmak maksadıyla, Myanmar’ın Arakan
Eyaletinde yaşayan Rohingya Müslümanlarına karşı işlenen insanlık suçunu sebep
göstererek, Myanmar’da terör eylemlerine başlayabileceğine de dikkat
edilmelidir.

Sonuç

 

Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütü faaliyetlerinin
sonlandırılması maksadıyla yaklaşık üç yıldır devam eden operasyonlar
neticesinde IŞİD terör örgütü mensuplarının sayısı azalmış, mali kaynakları
azaltılmış, örgütün propaganda imkânları kısıtlanmıştır. Her
ne kadar askeri açıdan zayıflatılmış gibi görünse de; IŞİD’in yapısı, kuruluş
amaçları, diğer aşırıcı terör örgütlerinin tarihi gelişimi bir arada
incelendiğinde, IŞİD’in elde ettiği toprakların tamamen geri alınmasıyla
birlikte IŞİD’in yenildiğini ve ortadan kaldırıldığını söylemek mümkün olmayacaktır.

 

Sadece IŞİD’in ele
geçirdiği toprak parçalarının geri alınmasına ve IŞİD terör örgütü
mensuplarının etkisiz hale getirilmesine yönelik bir anlayışla devam eden
operasyonların neticesinde; IŞİD terör örgütü tarafından eskisinden daha da
ağır terör eylemleri düzenlenmeye başlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

IŞİD’den geri alınan yerleşim yerlerinin harabeye dönmüş olması,
bu bölgeleri daha önce terk eden insanların geri dönüşleri, her iki ülkede
insani yardıma muhtaç yaklaşık 15 milyon insanın durumu, Suriye ve Irak’ta
halen devam eden etnik ve mezhep çatışmaları, sığınmacı konumunda komşu
ülkelerde bulunan yaklaşık 5.5 milyon insanın geleceği, bölgedeki su sorunu,
bulaşıcı hastalıkların giderek yayılması, IŞİD’in yönetimi altına aldığı
bölgelerdeki gençlerin radikalleşmesi gibi sayılabilecek birçok problem sahası
çözülmeden, sadece askeri yöntemlerle IŞİD terörünün yenilemeyeceği, bulduğu
en uygun fırsatta IŞİD’in yeniden vahşi yüzünü göstereceği
değerlendirilmektedir
.  



[i] 
https://www.theguardian.com/world/live/2017/aug/17/barcelona-attack-van-driven-into-crowd-in-las-ramblas-district
 (Son Erişim Tarihi: 10 Ekim 2017)

[ii] http://www.soufangroup.com/tsc-intelbrief-the-islamic-states-economic-catastrophe-in-deir-azour
 (Son Erişim Tarihi: 13 Ekim 2017)

[iii] https://www.theguardian.com/world/2017/oct/21/isis-caliphate-islamic-state-raqqa-iraq-islamist
 (Son Erişim Tarihi: 12 Ekim 2017)

[iv] http://www.washingtontimes.com/news/2017/oct/17/isis-to-spread-ideology-operations-around-world-af
(Son Erişim Tarihi: 16 Ekim 2017)

[v]  https://www.ntv.com.tr/dunya/daes-kerkukun-batisinda-iki-koyu-ele-gecirdi,0qKqtAQiFUWpDiWA04JEFQ
(Son Erişim Tarihi: 21 Ekim 2017)

[vi] https://www.prospectmagazine.co.uk/magazine/after-islamic-state
(Son Erişim Tarihi: 20 Ekim 2017)

[vii] http://www.nybooks.com/daily/2017/10/19/isis-after-the-caliphate
(Son Erişim Tarihi: 18 Ekim 2017)

[viii] https://www.rand.org/blog/2017/09/how-isis-is-transforming.html
(Son Erişim Tarihi: 18 Ekim 2017)
















































































































[ix] http://www.bbc.com/news/world-middle-east-41734069
(Son Erişim Tarihi: 24 Ekim 2017)