Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ABD’nin DAİŞ’le mücadele çerçevesinde Libya’daki varlığı daha
eskilere dayanmaktadır ve bu, yerel ve uluslararası güç dengelerinin içinde
farklı bir anlam taşımaktadır.


1. DAİŞ Libya’da ne zaman ortaya çıktı?


Irak
ve Suriye örneklerinde olduğu gibi Libya’da da, DAİŞ’e evrilmiş cihadî
grupların kökeni Afgan cihadına kadar gitmektedir. Rus işgali sonrası
Afganistan’da, ABD müdahalesi sonrası Irak’ta ve Arap Baharı sonrası Suriye’de
cihat için bulunan Libyalı savaşçılar, DAİŞ terör örgütünün Libya’daki lider
kadrosunu oluşturmuştur.


Örgüt,
2014 yılı sonunda, Libya’nın doğu sınırına yakın bir sahil kenti olan Derne’de,
 Suriye’de bulunmuş bir grup cihadi savaşçının DAİŞ’in sözde halifesi Ebu
Bekir Bağdadi’ye biat ettiğini duyurarak saha hakimiyeti kurmak için harekete
geçmiş ve Libya’daki varlığıyla gündeme gelmiştir. Libya’da da, Irak ve Suriye
örnekleriyle benzer şekilde zayıf devlet yapısından yararlanarak güç kazanmış,
diğer cihadi gruplarla saha hakimiyeti için mücadeleye tutuşmuştur. Derne
kentindeki diğer cihadi grupların ortak mücadelesiyle kentten dışarı atılan
DAİŞ terör örgütü mensuplarının bir kısmı, 2016’nın Mart ve Nisan aylarında
Kaddafi’nin doğduğu ve öldürüldüğü kent olan Sirte’ye geçmiştir. 2015’in
başından itibaren Derne kentindeki mensuplarının katılımıyla birlikte Sirte’de
DAİŞ güç kazanmıştır. 2015 yılı sonuna gelindiğinde Sirte kenti DAİŞ terör
örgütünün Kuzey Afrika’daki başkenti olarak nitelenmeye başlamıştır. Bu iki
kent dışında Sibrata, Bingazi ve başkent Trablus gibi kentlerde DAİŞ terör
örgütü çok sınırlı kalmış ve yerel unsurlar karşısında güç kazanamamıştır.
Örgüt, Libya’nın önemli petrol rafinerileri olan Sidr ve Re’s Lanuf’u ele geçirmek
için hamle yapmışsa da başarılı olmamıştır.


2016
yılı Mart ayında Libya genelinde altı bin civarında DAİŞ mensubu savaşçı olduğu
yönünde bilgiler basına yansımıştır. Şu an için ABD savaş uçaklarının hedefi
olan Sirte’deki DAİŞ saflarında bin kadar savaşçının olduğu ifade edilmektedir.


2. DAİŞ ile mücadele eden yerel güçler kimlerdir?


Halihazırda
Sirte kentinde DAİŞ terör örgütüyle mücadele eden askeri birlikler Birleşmiş
Milletler (BM) inisiyatifiyle başlayan müzakere süreci sonunda ortaya çıkan Ulusal
Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı “Çelik Gövde” güçleridir. Çelik Gövde
güçlerinin ana omurgasını devrim sonrasında Libya’nın en önemli siyasi ve
askeri aktörlerinden birine dönüşen Misrata kentindeki askeri birlikler
oluşturmaktadır. Bunun yanında, başta Trablus olmak üzere, birçok kentten
askeri birlikler Çelik Gövde güçlerinin içinde yer almaktadır. DAİŞ’in Trablus,
Zilitan, Sibrata gibi var olmak için girişimde bulunduğu yerlerde yine UMH’ya
bağlı askeri birlikler tarafından engellenmiştir.


Ülkenin
doğusunda Temsilciler Meclisi’nin (TM) verdiği yetkiyle göreve devam eden
Geçici Hükümet’e bağlı çalışan “Libya Ordusu” ve Halife Haftar, Bingazi ve
Derne’de DAİŞ terör örgütü ve terörle mücadele ettiğini ifade etmektedir. Ancak
Derne’de DAİŞ terör örgütüyle mücadelede Haftar’ın rakibi olan cihadi gruplar
önemli rol oynamıştır. Bingazi’de ise Haftar’ın doğrudan hedef tahtasına
oturttuğu cihadi grupların DAİŞ terör örgütüne bağlı olduğu tartışmalıdır.
Hatta bu cihadİ grupların DAİŞ’le mücadele ettiği de basına yansımaktadır. Bu
noktada Halife Haftar’ın terörle mücadele söyleminin tam bir zemine oturmadığı,
ülkenin doğusundaki selefi/cihadi silahlı grupların DAİŞ’le mücadele ettiği
görülmektedir.


3. DAİŞ ile mücadelede ABD’nin hava operasyonları ne anlama geliyor?


Pentagon’dan
1 Ağustos 2016 tarihinde yapılan açıklamayla “Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin
talebi üzerine ABD jetlerinin Sirte’deki DAİŞ mevzilerini bombaladığı”
duyuruldu. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Peter Cook, bu
operasyonlarla ABD’nin yerel ortaklarına DAİŞ’le mücadelede stratejik avantaj
sağlamayı hedeflediğini dile getirdi.


Ancak
ABD’nin DAİŞ’le mücadele çerçevesinde Libya’daki varlığı daha eskilere
dayanmaktadır ve bu, yerel ve uluslararası güç dengelerinin içinde farklı bir
anlam taşımaktadır. 2015 yılı sonu itibarıyla ABD’nin özel operasyon güçlerini
DAİŞ’le mücadele amacıyla Libya’da konuşlandırdığı biliniyordu. ABD savaş
uçakları 2016 yılı Şubat ayında DAİŞ’e ait olduğunu açıkladığı eğitim
kamplarını bombalamıştı. Bazı yerel kaynaklar ABD askerlerinin DAİŞ’le mücadele
eden birliklere danışmanlık hizmeti verdiğini kaydetmişti. O tarihte ABD’ye
bağlı askeri uzmanların Trablus ve etrafında konuşlanmış olması, Trablus’taki
otoritenin rakibi olan Tobruk merkezli TM ile çekişmesinde meşruiyet açısından
elini güçlendirmekteydi. Uzun süredir “terörle mücadele” üzerinden meşruiyet
söylemi oluşturan TM’nin atadığı Halife Haftar, ABD ve İngiliz güçlerinin
terörle mücadelede Trablus’taki otoritenin yanında yer almasıyla ciddi bir
prestij kaybına uğramıştı.


Ancak
aynı tarihlerde Fransız askeri uzmanların, Bingazi’de DAİŞ’le mücadelede “Libya
ordusuna” destek vermek için Bingazi’de bulunduğu bilgisi basına yansımıştı.
Fakat gerek Fransız gerek ABD askeri uzmanlarının Libya’daki varlığı yetkili
ağızlardan çok açık bir şekilde ifade edilmemişti. Buna rağmen Fransızların
Bingazi’de Halife Haftar’a destek verdiği bilinen bir gerçekti. Böylece
Fransa’nın TM ve Haftar’ı, ABD ve İngiltere’nin ise UMH ve Çelik Gövde’yi
desteklediği bir görüntü ortaya çıkmıştı.


20
Temmuz Çarşamba günü Fransa Devlet Başkanı François Hollande’ın yaptığı basın
açıklamasında “çok gizli istihbarat çalışması yürüten üç Fransız askerinin bir
helikopter kazasında öldüğünü” duyurmasıyla Bingazi’deki Fransız askeri varlığı
resmi olarak kabul edildi. Bunun üzerine UMH yetkilileri kendilerinin haberi ve
onayı olmadan Fransız askerlerin Bingazi’deki varlığından duydukları
rahatsızlığı ifade ederek, Fransa’dan bu konuda açıklamada bulunmasını istedi.
Hatta UMH, Fransa’nın Trablus Büyükelçisi’ni protesto amacıyla çağırarak, bu
rahatsızlığı dile getirdi. ABD’nin Sirte’deki DAİŞ mevzilerini bombalaması ise
bu tartışmaların yaşandığı siyasi ve diplomatik bir ortamda gerçekleşti. UMH
ise 1 Ağustos’ta ise DAİŞ ile mücadelede hava desteği konusunda yardım istedi
ve aynı tarihte ABD yetkili makamlarından yapılan açıklamada ABD güçlerinin
yerel müttefiklerini destek amacıyla Sirte’deki DAİŞ mevzilerini vurduğu
duyuruldu.


4. ABD’nin Sirte’deki DAİŞ mevzilerini vurması Libya’daki siyasi
dengeleri nasıl etkiler?


ABD’nin
Sirte’deki DAİŞ mevzilerini vurması bir yönüyle DAİŞ terör örgütüyle küresel
ölçekte yürüttüğü mücadelenin bir parçasıyken diğer yandan bu mücadeleyi
birlikte yürüttüğü yerel müttefikleriyle bölgesel ve yerel siyasi dengeleri de
etkilemektedir.


Bu
noktada, ABD’nin, UMH’nın talebiyle Sirte’de müdahalesini “yerel ortaklarına
DAİŞ’le mücadelede stratejik avantaj sağlamak” şeklinde kavramsallaştırması,
UMH’yı ve onunla birlikte hareket eden Çelik Gövde güçlerini yerel müttefik
olarak seçtiğini göstermektedir. Çelik Gövde’nin ana omurgasını Misrata
merkezli askeri güçlerin oluşturduğu ve Trablus ve diğer kentlerden de destek
aldığı belirtilmişti. Buradan Halife Haftar’ın uzun süreden beri “terörle
mücadele” üzerinden inşa ettiği meşruiyet söyleminin ikna ediciliğinin
kalmadığı yorumu yapılabilir. UMH etrafında toplanan, başta Çelik Gövde
güçlerinin omurgası olması itibarıyla Misrata merkezli askeri güçler olmak
üzere, ülkenin doğusundaki askeri birliklerin uluslararası güçler tarafından şu
an için kabul gördüğü söylenebilir. Bu güçlere yönelik “terörist”
yakıştırmalarının şimdilik geçersiz olduğu yorumu yapılabilir.


Askeri
helikopterinin düşmesiyle Fransa’nın Libya’daki varlığının daha da tartışmalı
hale geldiği ve Libya komuoyunda bu konudaki tartışma ve eleştirilerin devam
edeceği ön görülebilir. Bingazi’deki Fransız askeri hedeflerine yönelik
saldırıların artacağı ihtimali üzerinde durulabilir. Halife Haftar’a UMH’nın
onayı olmadan destek vermenin ortaya çıkarttığı tepkiden hareketle, bölgesel ve
uluslararası güçlerin Halife Haftar’a destek konusunda daha dikkatli
davranacağı düşünülebilir.


5. DAİŞ’le mücadelenin Libya’daki geleceği ne olacak?


DAİŞ
terör örgütüyle mücadelenin öncü gücü olan Misrata kentinde şu ana kadar
DAİŞ’le mücadelede 300 kişinin öldüğü, 1.300 yüz kişinin yaralandığı
kaydedilmektedir. Belki de ABD’den hava desteği talep edilmesinin bir nedeni de
DAİŞ’le mücadelede yerel güçlerin verdiği kayıplar olmuştur. Misrata’nın
verdiği kayıpların bu denli fazla olması iç siyasi dengelerin istikrarsız
yapısıyla bir araya gelince Misrata içerisinde bu kayıpların ciddi soru
işaretlerine neden olduğu düşünülebilir. DAİŞ terör örgütüyle mücadelede kısa
zamanda istenilen başarının elde edilememesi durumunda kayıpların artacağı için
dış yardım talepleri artabilir. DAİŞ’le mücadelede kısa zamanda netice
alınamazsa ABD’nin Libya’ya müdahalesinin önümüzdeki aylarda da devam edeceği
düşünülebilir.


Ancak
DAİŞ’in Libya’da güvenliği tehdit etmesine ve siyasi istikrarsızlığı
tetiklemesine rağmen önemli kentlerde saha hakimiyeti kurması kısa vadede
mümkün görünmemektedir. En çok güç kazandığı Derne ve Sirte Libya siyaseti için
belirleyici konumda değildir. Derne’de cihadi grupların eskilere giden
mevcudiyetinin olması, Sirte’nin devrim sonrası Libya siyasetindeki
belirleyiciliğini yitirmesi DAİŞ’e buralarda güç kazanma imkanı sunmuştur.
Ancak Trablus, Bingazi, Misrata ve Zintan gibi devrim sonrasında önemli
aktörlere dönüşen kentlerde DAİŞ’in kısa vadede güç kazanması mümkün
görünmemektedir. Libya’daki DAİŞ yapılanmasının Kuzey Afrika’daki DAİŞ
hücreleriyle ilişkileri vurgulansa da Kuzey Afrika’da şu an için DAİŞ dışındaki
cihadi gruplar DAİŞ’ten daha güçlü görünmektedir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış