Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Sevgili dostum,

Eğer yönetimin altında birden fazla insan bulunuyorsa
veya atalarımızın söylediği “baş ol da istersen soğan başı ol” felsefesini
kendine düstur edinip sende afralı tafralı bir yönetici olmak istiyorsan bugünkü
yazım siz haşmetlilerine hediyemdir.

Öncelikle bu yazı “nasıl iyi bir lider olunur”
konusunda değildir, bu yazı bir odaya girdiği zaman insanların tansiyonlarının
fırladığı ve ofisten başka bir yere gittiği zaman da arkasından neşeyle davul
zurna çalınan “korkunç bir yönetici” olmanın sırları konusundadır. Liderlik
falan gibi lafları kafana takma bu süslü laflar gelişmiş ülkelerde geçerlidir
bizim gibi yarı gelişmiş ülkelerde olman gereken lider değil  “yöneticidir”

Yönetici olmak ve sadece tek bir lafınla başka
insanlara istemedikleri şeyleri yaptırabilmek dünyanın en güzel duygusudur.
 Bu sebeple yetmiş yaşında ve bin yıl harcasa bitiremeyeceği paraya sahip
birçok yaşlı erkek ve kadın yönetici sürünerek de olsa her gün bir ibadet
huşusu içinde ofislerine giderler, çünkü onların derdi para veya pul değil
başka insanlara emir vermenin doyumsuz zevkini yaşamaktır. Bunun adeta
bağımlısı olmuşlardır. Bu insanlar emekli olmak zorunda bile kalsalar bu sefer
ailelerine ve komşularına emirler yağdırırlar, hatta bunların camide bile
cemaate nasıl durmalarını söyleyen yaşlı dede versiyonları bile vardır.

Bu sebeple yaşın gençse ve yöneticiysen bu nimetin
kıymetini bil. Emredebildiğin kadar emret ve mutlu ol.

Şimdi gelelim nasıl daha bilinçli bir “korkunç yönetici”
olacağın konusunda ezberlemen ve uygulaman gereken 10 Altın Kurala.

1)  Öncelikle
eğer iyi bir “yönetici” olmak istiyorsan içindeki tüm insani duyguları sabah
çıkardığın pijamalarınla beraber evde bırakıp ofisine o şekilde gelmen
lazımdır. Samimiyet, vicdan, acıma, arkadaşlık ve dostluk gibi tüm insani
duygular sana zarar vermekten başka bir işe yaramaz ve bunlardan kurtulamazsan
kısa sürede kendini emrin altındaki salakların türlü dertlerini dinleyen bir
“Güzin Abla”™ haline dönüşmüş olarak bulursun. Kimseye acıma ve sakın empati
kurma. Babasının kalp krizi geçirdiğini duyup panikle hastaneye koşan
çalışanını geri geldiği zaman bilgisayarını açık unutmuş diye kovabilecek
“etkinliğe” sahip olman gereklidir. Elemanlarının hiçbir insani sorunu ve acısının
emirlerinin yerine getirilmesini engellemesine izin verme. Unutma, sen
işyerinde sadece bir idare robotusun. Vicdan gösterdiğin ve elemanlarının
sorunlarına empati duyduğun an işin bitmiş demektir. Birilerine empati veya
sempati göstermek istiyorsan bunu evine gittiğin zaman ailene ya da köpeğine
gösterirsin.

2) Gün içinde en çok
kullanacağın kelime “BEN” kelimesi olmalıdır. İçinde ben kelimesi geçmeyen bir
cümleyi kazara kurarsan ağzına biber sürüp çeneni disipline et. Kurduğun her
cümle ve sarf ettiğin her fikir seninle alakalı olmalıdır. Hele hele emrin
altındaki aptal sürüsünü de içine kattığın “BİZ” kelimesini hiçbir zaman
kullanma. Bir yerin yöneticisi olmuşsan oradaki her iyi şeyi ve her türlü
başarıyı sahiplenmek sadece senin hakkındır. İyi bir yönetici kelimelerini
akıllı kullanır. 

Mesela ofistekilerle
bir firma yemeğine gitmişseniz ve bunu başka birine anlatıyorsan kullanacağın
cümle “Dün akşam bizim personelle beraber güzel bir akşam yemeği yedik” olamaz.
İyi bir yönetici bu olayı şöyle anlatır “Dün akşam emrimdeki personel, benimle
birlikte yemek yedi, benim için çok güzel bir akşamdı, aralarda böyle şeyleri
yapmam görevim gereği”. Sen demek istediğimi anladın, eğer bir gün süresince
beş yüz defadan az “ben” kelimesi kullanmışsan o gün senin için başarısız
geçmiş kayıp bir gündür. Sen çok büyüksün bunu hiç unutma.

3) Emrindeki
insanlar senin kullanman için hizmetine verilmiş ofis gereçleridir. Masandaki
zımba makinesinden veya dolabındaki klasörden hiçbir farkları yoktur. Sakın
aralarda insana benziyor olmaları seni aldatıp yumuşatmasın. Onların yaşamdaki
amaçları senin işlerini görmek ve verdiğin görevleri yerine getirmektir. Bu
konuda aksaklık gösteren olursa aynen bozulan bir zımba makinesine yaptığını
yaparsın yani çöpe atarsın. Çalışanlarının kişisel gelişimi veya hayatlarında
hedefler olması fikri bile komiktir, bu konuda onlardan bir takım teklifler
falan gelirse hemen kahkahalar atarak reddet. Dolabındaki klasörün senden
kendini geliştirmek için imkan istemesi gibi bir şeydir bu. Buradaki temel
fikir insanları kullanacağın kadar kullanıp, pilleri bittikten sonra çöpe
atarak yerlerine yenilerini almaktır. Meraklanma tüm eğitim sistemi sana ucuz
eleman sağlamak için dizayn edilmiştir korkmadan kullan at, yenileri hep
gelecektir.

4) Emrindeki yarım
akıllıların senden sürekli korkmaları lazımdır. Seni sevmelerini veya saygı
duymalarını falan hedefleme. İşyerinde bir odaya girdiğin zaman içerdeki
çalışanların senden tir tir titrediğini ve seslerinin inceldiğini
gözleyemiyorsan bir şeyleri hatalı yapıyorsun demektir. İnsanları sürekli bir
belirsizlik halinde tutarsan istediğin korku ortamını üretirsin. Burada sana
bir iki ufak pratik tavsiye vereyim. Emrin altındakileri zaman zaman gereksiz
veya sebepsiz yere azarla, fırçala veya laf sok. İki ayda bir gene sebepsiz
yere birini bağıra çağıra işten kov. Sana tehdit olabileceğini düşündüğün
şahsiyetli ve yetenekli insanları da farklı psikolojik baskı yöntemleriyle
istifa etmeye zorla. Kısacası emrin altındaki hiç kimse kendini güven altında
hissetmemeli ve senin onlara yaptıklarını bir mantığa oturtamamalıdır. Bir gün
önce beraber gülüp espriler yaptığın çalışanını bir gün sonra saçma bir sebep
uydurup herkesin içinde azarla. Kimse senin ne yapacağından emin olamasın ve ne
yapacağın hiçbir zaman belli olmasın. Kısacası ne yap et, korkulan biri ol.

5) Her türlü
başarının tek sahibi sensindir, sakın emrin altındakilerin de o başarılarda pay
sahibi olduklarını falan düşünme çünkü başarılı olmak zaten onların görevidir.
Hele kendi altındakilere başarılı çalışmaları için teşekkür etmen
bilgisayarında bir Word dökümanı yazdıktan sonra dönüp bilgisayara teşekkür
etmen kadar saçmadır. Lütfen komik olma.

6) Kimseye
sorumluluk verme. Firmandaki veya kurumundaki havada uçan sineklerin bile
nereye konacaklarını senin belirlemen lazımdır. Her şeyin sana sorulması ve her
ayrıntının senin onayından geçmesi çok önemlidir. Her ayrıntı ve her detay
kontrolün altında olmalıdır. Eğer işlerini daha iyi  yapsınlar diye
birilerine sorumluluk verirsen ve onlarda bu görevlerde başarılı olurlarsa
insanlar senin ne işe yaradığını sorgulayabilirler. Çok tehlikelidir sakın ha!
Her detayla ve her minicik evrakla uğraştıktan sonra çalışanlarını aralarda
toplayıp “bakın ben yönetici olmama rağmen her şeyi gene ben incelemek
zorundayım, çünkü sizin gibi salakların sürekli arkasını toplamam gerekiyor”
manasında güzel konuşmalar yap.

7) Emrin
altındakilere doğala olarak sürekli emir kipinde konuşmalısın. “YAPALIM” değil
“YAP”, “ÇALIŞALIM” değil “ÇALIŞ” gibi kelimeler kullanman gerekiyor. Emrin
altındakiler senin oranın patronu ve emir verici makamı olduğunu sürekli
hatırlamalılar. Zaten yöneticiliğin en zevkli tarafı birilerine emir vermektir,
bunu da yapamıyorsan zaten yönetici olmana gerek yok.

8)  Uzun vadeli
stratejiler hayalperest insanların özelliğidir sen hep kısa vadeli kendi
çıkarlarını düşünmelisin. Mesela firman ya da kurumun için uzun vadede çok
büyük kazançlar getirecek bir proje kısa vadede sana başarı getirmiyorsa o
projeyi ve o projeyi sana savunanları def et gitsin. Düşünmen gereken hep kısa
vadeli ve ufak tefek işlerdir. Uzun vadeli hedefler koymak saçmalık ve boşa
çabadır çünkü kimse birkaç ay sonra ne olabileceğini bilemez. Bırak bu işleri
sen kendi çıkarına ve kazancına bak. (Tabi uzun vadeli düşündüğün imajı vermek
için aralarda çalışanlarından süslü raporlar ve gelecek projeksiyonları
istemeyi unutma bu raporlar geldiği zaman hiç okumadan üzerlerinde sabah
kahvaltını yap ve sonra da çöpe at. Bunu yaptıktan sonra da o raporu kan ter
içinde hazırlayan elemanına yaptığı rezil iş için fırça çekmeyi unutma)

9) Emrin
altındakilerin patronu ve idarecisi olduğunu aklından çıkarma. Sen onların
çalışma arkadaşı falan değilsin. Gidip kendi aralarında arkadaşlık oyunu
oynayabilirler ancak sen kendin her zaman tepede ve onlardan uzak durmak
zorundasın. Emrin altındakiler seni arkadaş olarak gördüğü gün işinin bittiği
gündür.

10) Her zaman iş
önemlidir. Mesela yönetimin altındaki firmada o gün yapılacak hiçbir iş
olmamasına rağmen yıllardır Cumartesi günleri de işe geliniyorsa ve bunun tek
sebebi bunun alışkanlık hale gelmiş olmasıysa sana ne kadar mantıksız gelirse
gelsin o uygulamayı devam ettir. Böylece hem prensipli ve ne olursa olsun taviz
vermeyen bir yönetici gibi görülürsün hem de elemanlarını bir gün daha çalıştırmış
olursun.  Tabi sen kendin Cumartesi günleri işe gelme çünkü senin
sorumlulukların daha çok ve sen onlardan daha fazla yoruluyorsun. Yalnız iki
ayda bir Cumartesi günleri ofise baskın yap ve sıradan bir iki kişiyi fırçala
bu etkinliğini arttırır ve korku havası yaymana yardımcı olur.  

Evet dostum işte sana verdiğim bu 10 Altın yöneticilik
prensibini doğru uygularsan sen de “korkunç bir yönetici” olabilirsin ve
insanlar senden ölesiye nefret ederler ama olsun sonuçta yönetici olan ve
onlardan daha fazla maaş alan sensin. Başarılı insanlar daima kıskanılır, seni
çekemiyorlar .

Yöneticilik hayatında sana başarılar dilerim.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Eğitmen-Koç (ACC)-Yazar




























































































































www.serdarkuru.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış