• İRTİCA DOSYASI /// SONER YALÇIN : ATATÜRK KIZDI
  • Yayın Tarihi : 3 Mart 2019 Pazar
  • Kategori : İRTİCA & LAİKLİK & TÜRBAN KONUSU & İSLAMİ CİHAD


SONER YALÇIN : ATATÜRK KIZDI !!!

Önce bazı bilgiler aktarayım:

Daru'l Erkam…

İslamiyet'in ilk mektebiydi.

Hz. Muhammet Mekke Safa Tepesi'ndeki bu evde Müslümanlara İslam'ı anlattı.

Okullar zamanla mescitler-camiler oldu.

İslamiyet'in ilk medresesini Selçuklu veziri Nizamülmülk kurdu: Nizamiye Medresesi.

Osmanlılar da İslami eğitimi medrese sistemine göre yürüttü. Büyük medreseler açıldı; Fatih Medresesi gibi…

17'nci yüzyılda medrese müfredatından “akli ilimler” çıkarıldı! Medreselere taassup/ bağnazlık hâkim oldu.

Osmanlı sık sık medrese reformuna gitse de kimilerini kapatsa da çöküntünün önüne geçemedi.

1846'da Darülfünun (üniversite) yapımına başlandı. Ayasofya Cami yakınına İtalyan asıllı mimar Gaspare Fossati'ye üç katlı bina inşa ettirildi. Ödenek sıkıntısından 1864'da bina tamamlandı. Halka açık eğitimlerin de verildiği bu okul -hoca takımının etkisiyle- öğrenci yetersizliğinden kapandı!

Darülfünun-u Osmani 1870'de açıldı. Öğrenciler “üç aylarda” halka dini eğitim verecekti. Fakat C. Efgani'nin peygamberliğin sanat olduğunu söylemesi yüzünden 1872'de kapatıldı.

1874'de Darülfünun-u Sultani açıldı; o da 1881 yılında kapandı.

II. Abdülhamit 1900'da Darülfünun-u Şahane okulunu açtı. Dersleri II. Abdülhamit'in jurnalcileri de dinliyordu!

1914 yılında yapılan değişiklikle medreselere yeni düzen getirildi. Tüm medreseler “Daru'l-Hilafeti'l-Aliyye Medresleri” adı altında toplandı.

Ve:

Cumhuriyet 17'nci yüzyıldan beri sorun olan dini öğrenim meselesine çözüm bulmak amacıyla 3 Mart 1924'de çıkardığı Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ile medreseleri lağvetti. Dini öğrenim için İlahiyat Fakültesi açtı…

Geldik konumuza…

HURAFEYLE MÜCADELE

İstanbul İlahiyat Fakültesi'nin öğretim kadrosunda değerli akademisyenler vardı:

Fuat Köprülü Şemsettin Günaltay Şerafettin Yaltkaya M. Şekip Tunç İzmirli İsmail Hakkı İsmayil Hakkı Baltacıoğlu M. Ali Ayni Yusuf Ziya Yörükan…

Keza… Arapgirli Hüseyin Babanzade Ahmet Naim Hocazade Mustafa Asım Ahmet Hamdi Aksekili gibi isimler ve Fransız George Dumezil gibi Avrupa'dan gelen hocalar da bulunuyordu.

Osmanlı Devleti neden yıkıldı?

Bu soru…

Cumhuriyet kadrolarının basınının olduğu gibi İlahiyat Fakültesi'nin de gündemindeydi.

Kimine göre Osmanlı'nın batışının sebebi…

Medreselerden “akli ilimlerin” çıkarılıp İslam'ın hurafeye boğulmasıydı.

O halde…

Hurafeyle mücadele esas konuydu.

İyi de…

Osmanlı bu sorunu yok etmek için modern okullar açmış medreselerin müfredatını değiştirmiş ama sonuç alamamıştı. Yeni usul-yöntem ne olmalıydı?

Yeni yol Türkçe idi.

İslam halka konuştuğu dilden anlatılarak hurafeyle mücadele edilebilirdi.

Bu amaçla…

İlahiyat Fakültesi hocaları dergi çıkardı. Yazdıkları makalelerle dini ve kültürel hayata katkıda bulunmaya başladı. Ve…

Tarih: 19 Haziran 1928.

İlahiyat Fakültesi hocaları “Dini Islahat Beyannamesi” hazırladı.

Dediler ki:

“İbadet lisanı Türkçe olmalıdır. Ayetlerin duaların hutbelerin Türkçe şekilleri kabul ve istimal edilmelidir. ”

Güzel…

Ancak:

REFORM DEĞİL ŞEKİLCİLİK

Dönemin “Vakit” gazetesi…

20-21 Haziran 1928 tarihlerinde “Dini Islahat Beyannamesi” metnini yayınladı.

Ortalık karıştı…

Atatürk çok kızdı…

Mesele “Türkçe ibadet” değildi!

İlahiyat Fakültesi hocalarının bazı talepleri şaşırtıcıydı:

– Camilere sıralar konulsun…

– Camilere temiz ayakkabıyla girilsin…

– Camilerde musiki aletleri çalınsın…

Bu reform beyannamesi nasıl hazırlanmıştı?

Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu'na göre olay şuydu:

“İlahiyat Fakültesi'nde toplantı vardı. (…) İlahiyat profesörleri fakültenin kapatılması ihtimalini düşünerek üzülüyorlardı. Bu durumu gören Fuat Köprülü şu sözleri söyledi: ‘Siz bu fakültenin yaşamasını istiyorsanız dini reform hakkında rapor hazırlayın hükümet sizden bunu bekliyor' dedi…”

Fuat Köprülü kim? Türkçe ezan okunmasına son veren Demokrat Parti'nin ilk dört kurucusundan biri!

DP'li Samet Ağaoğlu “Babamın Arkadaşları” kitabının ikinci cildinde “En Genç Ama En Vefasız” başlığıyla Fuat Köprülü'yü anlatır:

“Babamla ve bizlerle yakınlığı babamın siyasi hayattaki iniş ve çıkışlarına göre ayarlı. Yalnız bize değil İttihatçı bütün dostlarına karşı Ziya Gökalp'e karşı da öyle. Onun bu davranışı babam ölünceye kadar değişmedi. Zaferden sonra babam ikbaldedir; bu arkadaşı da hep yanında. Babam gözden düşmüştür; o da meydanda gözükmüyor!”

“Dini Islahat Beyannamesi” hazırlanmasının sebebi Fuat Köprülü'nün “siyasi ikbal”hedefiydi. Peki…

1928'de “dini ıslah beyannamesine” öfke duyan Atatürk 1932'de “Türkçe ezan” okunmasına niçin destek verdi? Çünkü:

Camiye sıra koyma camiye ayakkabıyla girme gibi sözde reformların İslam ile ilgisi yoktu. Şekilcilikti bunlar…

Aslolan… İslam'ı herkes tarafından anlaşılır kılmaktı.

Sonuçta:

Bugün yüzyıllardır tartışılan dini eğitim konusu “Türkçe ezan” polemiği ile sürüyor.

Aslında… “Türkçe ezan” değil mesele; ezan üzerinden siyasi rant sağlamak.