• İRTİCA DOSYASI : İstihbarat birimlerinin raporlarına göre il il Nurcu temsilcileri !
  • Yayın Tarihi : 19 Temmuz 2018 Perşembe
  • Kategori : İRTİCA & LAİKLİK & TÜRBAN KONUSU & İSLAMİ CİHAD


Komisyon'a gelen çarpıcı evraklar

Bediüzzaman Said Nursi'nin mezar yerinin Isparta Şehir Mezarlığı'nda yeni adıyla Doğancı Mezarlığı'nda olduğunun ortaya çıkması kamuoyunda geniş yankı buldu. Ancak Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'na gelen evraklar arasında sadece Bediüzzaman Said Nursi'nin mezar yerini gösteren belgeler yok! Emniyet, Jandarma ve MİT tarafından Said Nursi'nin hayatı boyunca takip edildiğini gösteren pek çok belge de mevcut. 

BELGELERİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Belgelerden anlaşıldığına göre; 1925'ten itibaren istihbarat birimleri Said Nursi'yi adım adım takip etmiş. Nursi, ziyaret ettiği il ve ilçelerde yakın takibe uğramış, gittiği bakkaldan, ziyaretine gelen isimlere kadar birçok kişi fişlenmiş. Bu fişlemeler doğrultusunda fikirleri ve yaşam tarzları nedeniyle pek çok kişi mağdur edilmiş. Öyle ki; istihbarat birimlerinin raporları haricinde neredeyse her ay il valileri düzenli olarak İçişleri Bakanlığı'na Said Nursi ve o illerdeki Nurcuların faaliyetleriyle ilgili bilgi notları yollamış. Bu notlarda yazılanların uygulanması için emniyet ve jandarma birimlerine gönderilerek yüzlerce insan tutuklanmış...

Belgeler arasında en ilginci 1950'li yılların ortalarında hazırlanmış dört sayfalık bir evrak. Dönemin istihbarat kurumu MAH tarafından hazırlanan belge "Nurcuların Muhtelif Vilayetlerdeki Temsilcileri" başlığını taşıyor. Bu belgede il il Nurcuların temsilcilerinin adı mevcut. Bugün çoğu hayatta olmayan bu isimler listesinde Said Nursi'nin en yakınındaki talebelerinin adları yazıyor. Belgede Nurcuların İstanbul temsilcisi olarak Şair Necip Fazıl Kısakürek'in adı da dikkat çekiyor! Yine belgelerde Said Nursi'ye sempati duyan Demokrat Partili milletvekilleri, il ve ilçe başkanları da fişlenmiş.  

Komisyona ulaşan belgeler arasında Said Nursi'nin TSK'ya sızmaya çalıştığı da vurgulanıyor. İstihbarat birimleri bu görüşlerini desteklemek için, astsubay rutbesinden albay rutbesine kadar TSK'da görevli birçok subay ve astsubayın adını da 'Nurcu' şeklinde fişlemiş!

1958 yılında hazırlanan bir belgede Sid Nursi'nin Nakşibendi tarikatına mensup olduğu, 1925 yılındaki Şeyh Said isyanına destek vermese de Kürt milliyetçiliği fikir ve gayesini, din ve tarikat kisvesi altında yaymaya çalıştığı belirtiliyor.  

'Çok Gizli' damgalı bir başka belgede ise şunlar yazılı:

Adı: Saidi Kürdi, Said Nursi, Bediüzzaman

Kayıtlı bulunduğu kısım ve sıra numarası: A fişinin 5 sayısına kayıtlıdır

Yaptığı iş: Boşta gezer

Alınması lazım gelen durum: Kürtçülük mevkuresi taşıdığı, dini hassasiyetleri buna alet ettiği, Nurculuk teşkilatı kurmak istediği görüldüğünden... Dini hassasiyetleri alet ederek devletin emniyetini bozacak hallere halkı teşvik etmek ve Nurcular adında gizli bir cemiyet kurmak... Fırsat düşkünü, sinsi ve kurnaz bir şahıs olan adı geçenin kötü emellerini gizli gizli tahakkuk ettirmek istediği görülmüştür. Durumun denetlenmesi lüzumu görülmüştür.

Said Nursi'nin mezarı nerede?

Yarım asırlık sır aydınlanıyor!

Hep tartışıldı, konuşuldu... Bir türlü yanıtı bulunamadı... Yakın tarihin belki de yanıtı aranan en önemli sorularından biriydi... Bediüzzaman Said Nursi'nin mezarı nerede? İşte yıllardır cevabı aranan bu soruya, Başbakanlık'tan, Darbeleri Araştırma Komisyonu'na ışık tutacak belgeler ulaştı...

Said Nursi, 23 mart 1960'ta Şanlıurfa'da vefat etti. Burada defnedildi. Ancak naaşı 27 Mayıs Darbesi'nden yaklaşık iki ay sonra açıklanmayan bir yere taşındı... Ardından birçok iddia ortaya atıldı. Hatta naaşının, Şanlıurfa'da mezardan çıkarıldıktan sonra uçakla götürülürken, denize atıldığı öne sürüldü.

Tam 53 yıl sonra Başbakanlık'tan Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'na, tartışılan mezar yeriyle ilgili önemli belgeler geldi. Belgelere göre, Nursi'nin kardeşi Abdülmecit Ünlükul nezaretinde Urfa'dan alınan naaş, yine onun nezaretiyle 12 Temmuz 1960'ta Isparta Şehir Mezarlığı'na defnedildi. Belgelerde defin işleminin "mahrem" yani "gizli" tutulmasıyla ilgili notlar da dikkat çekiyor...