• İRTİCA DOSYASI : FENA YAPTIK BUNDAN SONRA İYİ OLUR İNŞAALLAH ...
  • Yayın Tarihi : 24 Ocak 2019 Perşembe
  • Kategori : İRTİCA & LAİKLİK & TÜRBAN KONUSU & İSLAMİ CİHAD


FENA YAPTIK BUNDAN SONRA İYİ OLUR İNŞAALLAH ...

Genç Cumhuriyeti milletlerarası alanda meşrulaştıran Lozan Andlaşması imzalanalı daha birkaç ay olmuş ama Musul'la Kerkük'ü kimin alacağına karar verilememiş meselenin çözümü sonraya bırakılmış ve bütün gözler petrol bölgelerinin geleceğine çevrilmişti.

Türkiye'yle o zamanların Musulu kontrolü altında tutan İngiltere arasında diplomatik bir mücadele yaşanıyordu ve işte tam o günlerde 1925 Şubat'ında güneydoğuda bir ayaklanma patlayıverdi... Pululu Nakşibendi şeyhi Şeyh Said şeriat iddiasıyla bayrak açtı kuvvetleri bir ara Diyarbakır'a girdi ve üç buçuk ay içinde binlerce kişi can verdi. Ayaklanmanın liderleri sonra tek tek yakalanıp İstiklal Mahkemesi'nin karşısına çıkartıldılar.

Şeyh Said 1925'in 26 Mayıs günü verdiği ilk ifadesinde ‘‘...Bu işlerde ne öndeyim ne de arkadayım. Belki ortada bulunmuştum. Bizzat kumanda etmedim. Harbi ne uzaktan ne yakından görmedim’’ dedi. Sonra harekete hakim olamadığını iddia etti ve ‘‘Aşiretler kendi akıllarıyla hareket ediyordu kimse kimsenin sözüyle hareket etmiyordu’’ diye yakındı. Savcı Ahmet Süreyya Bey (Özgeevren) ‘‘Neden isyan ettiniz?’’ diye sorunca cevabı ‘‘şeriat için’’ oldu.

Sonra ‘‘Amacımız din hükümlerinin uygulanmasını rica yoluyla hükümete arzetmekti. Böyle zannediyorduk inşaallah kabul buyurulur’’ dedi. Dinsizlikle suçlayıp isyan ettiği cumhuriyetin Müslüman olduğunu söyleyiverdi ....Anayasada Türkiye Cumhuriyeti'nin dini İslamdır diye yazılıdır. Din hükümlerinin yerine getirilmesi de yazılıdır. Maksadımız da buydu. Allah'a hamdolsun Türkiye'nin yöneticileri Müslümandır ...

Bir ay devam eden mahkeme 46 kişinin idamına karar verdi. Belgeler ayaklanmanın arkasında İngiltere'nin bulunduğunu maksadın Türkiye'nin başına böyle bir dert açıp Musul'u oldu bittiye getirmek olduğunu gösteriyordu. Neticede Musul Türkiye'den koptu önce İngiliz himayesine girdi sonra da Irak'a verildi...

Diyarbakır'da hükümet konağının önünde Kolordu komutanı Mürsel Paşa'yla Şeyh Said arasında şu konuşma geçmişti. İşte bu konuşmanın bazı cümleleri ...

Mürsel Paşa: Hoş geldiniz. Yolda çok rahatsız oldunuz mu? Seyahatiniz nasıl geçti?

Şeyh Said: Sefer zahmettir.

Mürsel Paşa: Hastaydınız nasıl oldunuz?

Şeyh Said: Şimdi iyiceyim.

Mürsel Paşa: Yemek yemeye başladınız mı?

Şeyh Said: Hayır daha korkuyorum.

Mürsel Paşa: O halde sizi daha tedavi etsinler. Doktorlar bakıyorlar mı?

Şeyh Said: Allah hepsinden razı olsun.

Şeyh Said ayaklanmasının liderlerinden Şeyh Şemseddin yakalanıp 11 Mayıs'ta Diyarbakır'a getirilecek ve vilayet konağında ‘‘Hamdolsun hükümetimiz sayesinde rahat geldim. Bir eksiğim yoktur. Cenáb-ı hak cumhuriyeti başımızdan eksik etmesin’’ diye dua edecek mahkemedeki ifadesinde ‘‘Peygamberimiz ölürken cumhuriyeti emretmişlerdir. Bugünkü idare şeklimiz de peygamberin emrine uygundur’’ diyecekti...

Şeyh Said'in Diyarbakır'da 1925'in 26 Mayıs sabahı bir sinema salonunda başlayan mahkemesi bir ay devam etti ve karar 28 Haziran'da açıklandı. Şeyh Said'le adamlarından 46'sı idama mahkum olmuştu.

Kararlar ertesi gün sabaha karşı infaz edildi. Şeyh Said hücresinden alınıp sehpaya götürüldüğü sırada kendisini mahkum eden hakimlerden Ali Saip Bey'e (Ursavaş) döndü ve ‘‘Saip Bey’’ dedi. ‘‘Hani ya doğruyu söylersem kurtaracaktın?’’

Hakimin cevabı ‘‘Ne yapalım Said Efendi’’ oldu. ‘‘Seninle Hınıs'ta kuzu yiyemedik’’.

Şeyh idama mahkum olmazsa herkese kuzu ziyafeti vermeyi vaadetmişti.

Bundan sonra aralarında şöyle bir konuşma geçti:

- Şeyh efendi bundan daha hafif ceza olur mu?

- Bundan daha ağırını söyle bakalım Saib Bey! Artık kuzu filán kalmadı. Ne olurdu Edirne'de yüz bir sene verseydiniz?

Şeyh Said Boynuzsuz keçinin áhını boynuzludan alırlar dedi sehpaya çıktı ve son sözü Fena yaptık bundan sonra iyi olur inşaallah oldu...