YILMAZ ÖZDİL : Evetçi rektörler… Bilim insanı mı?
Saray imamı mı?
 

Sabahattin Zaim Üniversitesi rektör yardımcısı profesör, “ben bu ülkede
cahil, okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum, ülkeyi ayakta
tutacak olanlar, okumamış, cahil halktır, profesörden başlayarak en tehlikeli
olanlar üniversite mensuplarıdır, en güvenilir olanlar, ilkokul bile okumamış
olanlardır, okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” dedi. Bu herifi YÖK’e
yönetici yaptılar.




Kadın profesör Akp’den milletvekili adayı oldu, kazanamadı, rektör adayı
oldu, gene kazanamadı, dindar cumhurbaşkanı tarafından metazori rektör yapıldı,
tarihteki ilk türbanlı rektör oldu, yandaş medya tarafından ayakta alkışlandı,
ne kadar Atatürkçü akademisyen varsa hepsine kan kusturdu, neticede fetocu
olduğu anlaşıldı, tutuklandı! Senelerce başörtümüz yüzünden üniversiteye
giremedik diye oy istediler, kendilerinin atadığı ilk türbanlı rektör darbeci
çıktı.
 

Profesör Veysel Eroğlu, “NASA da kim oluyor, bizim teknolojimiz onlardan
ileri, NASA bizim çok gerimizde” dedi. Hükümetimiz tarafından “ilim adamı”
kabul edilen Cübbeli Ahmet, profesör Veysel Eroğlu’nu tasdikledi, “Mars’ta su
var mı, Merih’te et var mı, but var mı, manyak manyak işler, masrafa değmez,
akılsız, salak herifler, hepsi cahil zaten, ver bana 100 bin dolar hepsini
anlatayım” dedi.




Hacettepe Üniversitesi profesörü, trenlere mescit yapılmasını istedi,
Devlet Demiryolları inceledi, virajlarda kıble denk getirilemeyeceği için
yapılamadı.

İTÜ profesörü, rüyasında tarikat şeyhi gördü, tarikat şeyhi “YÖK yanlış
işler yapıyor” dedi, rüyasındaki şeyhin sözlerini dilekçeye döken profesör,
başbakanlığa gönderdi, başbakanlık inceledi, “kardeşim arıza mısın?” demedi,
gereğinin yapılması için milli eğitim bakanlığına havale etti, milli eğitim
bakanlığı dilekçeyi inceledi, gereğinin yapılması için YÖK’e havale etti iyi
mi.
 

Dumlupınar Üniversitesi doçenti, evini dergaha çevirdi, çarşaflı eşini
peygamber ilan etti, çarşafın üstüne kafasına taç takıp, çıplak ayaklarını
öptüren bu arkadaşın “gökyüzünde nikahımız kıyıldı” diyerek, gözüne kestirdiği
müritleriyle yattığı anlaşıldı.




Selçuk Üniversitesi profesörü, dekolte giyen kadınların tecavüzü göze
alması gerektiğini söyledi, “kadının evden çıkması caiz değildir, parfüm
haramdır, kadının topuklu ayakkabı giymesi ayete aykırıdır, saç boyama caiz
değildir, kadının fazla laf etmeden arada sırada konuşmasında sakınca yoktur”
dedi.
 

Yıldız Teknik Üniversitesi profesörü, teknoloji panelinde konuştu, İslami
usüllerle, helal bisiklet üretilebileceğini izah etti.




Lise mezunu dolandırıcı, sahte üniversite diplomasıyla Kastamonu
Üniversitesi’nde bölüm başkanı oldu, kimse uyanmadı, şakır şakır ders verdi,
mis gibi dekan olacaktı, profesör olarak Mustafa Kemal Üniversitesi’ne transfer
olmaya kalktı, tesadüfen enselendi.
 

Yıldız Teknik Üniversitesi profesörü, Gezi parkına alışveriş merkezi
dikilmesine karşı çıkanları “gavur” ilan etti, “Yahudi, Ermeni veya Rumsanız,
Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum, soyunuzu
araştırın” dedi.




TBMM’de dağıtılan imam hatip mezunlarının dergisinde, plajlarımızdaki
boğulma vakalarını önlemek için “bilimsel” öneri getirildi. “Herhangi bir kişi
denizde boğulmak üzereyken, samimi şekilde dua ederse kurtulur” denildi.
 

TRT’de “bilimsel” program yayınlandı, CIA ve Mossad’ın cinlerle istihbarat
topladığı, KGB’nin cinler sayesinde düşman denizaltılarını takip ettiği
açıklandı. NASA yetkililerinin uzayda kaybolan uyduların cinler tarafından
tamir edilmesi için Türkiye’ye geldiği, Turgut Özal aracılığıyla Sakarya’daki
bir hoca’dan yardım istediği anlatıldı.




İsmi Abdülhamid olarak değiştirilen GATA’nın profesörü, şizofreni
hastalığının cin çarpması yüzünden meydana geldiğini izah etti. İnsan beynine
yerleşen cinlerin şizofreniye sebep olduğunu, tedavi için dini şifacılarla
üfürükçülerin faydalı olabileceğini söyledi.
 

TÜBİTAK başkan yardımcılığı da yapan YÖK başkanı profesör, akademik yıl
açılış konuşmasında “domatesin içine öyle bir mekanizma yerleştirirler ki,
milletimiz yok olabilir” dedi.




Selçuk Üniversitesi profesörü, kalçaya takılan platinleri, sanayi sitesinde
tornacıya yaptırdı.
 

Profesör sağlık bakanımız, Türkiye’deki sağlık sisteminin ABD’den çok daha
iyi durumda olduğunu söyledi, keneden korunmak için pantolon paçalarını çoraba
sokmamızı önerdi.




Fahri profesör unvanı bulunan asrın liderimiz, neden matematik dersi, fizik
dersi, “kimya” dersi tartışılmıyor da, din dersi tartılışıyor derken… Türk
profesör Aziz Sancar “kimya” dalında Nobel kazandı.
 

Varlığıyla onur duyduğumuz Mardinli profesör Aziz Sancar, “bu ödül Atatürk
ve Cumhuriyet sayesinde kazanıldı” diyerek, Nobel ödülünü tam 19 Mayıs’ta
Anıtkabir’e teslim ederken… Mardin üniversitesinin “imam” rektörü, şeytan
rıdvan gibi video hazırladı, Cumhuriyet’in sonu anlamına gelen referandum için
“evet diyorum” filan dedi.




Açıkça görüldüğü üzere…


 


Evet-Hayır seçimi değildir.


*


“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” vizyonuyla,
“ulemaya soralım” arasındaki tercihin, referandumudur.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet