Dini Duygularımızı
Tahrif ve Tahrip Etmek !..

Çok kısa süre önce medyaya haber olmuştu.   Bir anaokulu bünyesinde küçük çocuklara dini
eğitim vermek savı ile bir evcilik oyunu tertiplenmişti.   Başı takkeli erkek çocuk bir koltuğa
oturtulmuş ve başına türban geçirilmiş bir kız çocuğumuz ise yere çömeltilerek
evin erkeği rolündeki er kişinin ayaklarını yıkıyordu.  Gerçi ortada su yoktu ama kızımızın elindeki
boş maşrapa ile ayakları leğene sarkıtılmış erkek çocuğun ayaklarını yıkaması
sahnesi, geleceğin kadınının erkeğine tartışılamaz saygısı ve hizmetini ifade
etmesi amacını taşıyordu.

Kadını aşağılamak ve İslam dininin kadını ikinci sınıf ve sadece
erkeğin hizmetkârı konumuna indirgemek amaçlı bu evcilik oyunu, bellidir ki
minik beyinleri koşullandırmak amaçlı bir senaryo olarak kullanılıyordu.

Acaba Diyanet İşleri Başkanlığı bu yanlış eğitim modeline dur der
ve hatalı eğitim modelinin uygulanmasına tepki koyar mı diye safça
düşünmüştüm.   Ki, hemen arkasından yeni
bir haber ulaştı önümüze.  

Diyanet İşleri Başkanlığı, sanırım çağdaş teknolojiyi
desteklediğini ve anladığını ifade etmek üzere bir bildiri yayınladı.   Hani fetva diyorlar ya, işte onlardan bir
tanesini.   Meydanı boş buldukları ve
herhalde ülkemizi yöneten zihniyetle koşut düşündükleri için tereddüt etmeden
bu bilgiyi sunmuşlardı  (Bir bakanımız
ise fetvaların anayasaya uygun olup olmadığının asla tartışılamayacağını ifade
buyurduğundan iyice cesaretlendikleri anlaşılıyor!).

Bu yeni fetva (!), ülkem insanına teknolojinin bir nimetinden
yararlanmak şansını veriyordu; buna göre, er kişi eşinden memnun değilse sosyal
medyanın iletişim kanallarından bir tanesini kullanarak karısına “Boş ol!”
diyebiliyor ve bu iletiyi üç kez yinelemesi karısından boşanması için
yetiyordu.   Facebook, twitter veya diğer
bir iletişim ağından bu mesajı alan kadın, artık kocasından boşandığını
kabullenmek zorunda kalacaktı!

Teknoloji çağında er kişinin de bu denli hakkı olmalı idi
anlayacağınız!

Dinimizi eksik ve yanlış bilgi üreterek tahrif ve tahrip edenleri,
maalesef Diyanet İşleri Başkanlığı böylece koruduğu ve yüreklendirdiği sürece,
merhum Yaşar Nuri Öztürk Hoca bir kere değil, bin kere daha haklı
çıkmaktadır.   Rahmetli, dinin hatalı
anlatılması ve yanlışlıkların dayatılması sonucu insanlarımızın dinlerinden
soğuyarak uzaklaşacaklarını ve kurtuluşu “deizm” akımında bulacaklarını
defalarca yinelemişti.  Bu uyarıyı
hepimiz anladık ama bir tek Diyanet İşleri Başkanlığı anlayamadı!

Şimdi size, Sayın Naci Kaptan’ın kendi sitesi içeriğinden bizlere
anımsattığı bir anekdotu sunmak istiyorum. 
Çok yıllar öncesine dayanmakla birlikte, bizim içinde yaşadığımız
yanlışlıklar zinciri dikkate alınınca gene de güncelliğini koruduğunu
düşünüyorum.

CEHENNEMİ SATIN ALAN ADAM!

Yüzyıllar önce Batı’da kiliseler cennetten topraklar satıyorlardı.
Cahil halk ise “Ölünce cennette yerimiz hazır olsun” diye bu sahtekârlığa âlet
oluyor, böylece papazlar ve kilise zenginleşiyordu.

Ancak akıllı adamlar da vardı. Bunun bir kandırmaca olduğunu,
cennetten toprak satın alınamayacağını söyleyen Martin Luther mahkemeye
çıkarılmıştı. Yargı o zamanlar da dini kullananların elinde oyuncaktı. Duruşma
sırasında Martin Luther yargıçlara seslendi:

“Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz.
Sıkıysa cehennemi satsanız ya!”

Mahkeme başkanı sordu; “Cehennemi kim alır ki?”

 Martin Luther “Ben
alıyorum. Parası neyse vereyim!” dedi.

Yargıçlar heyeti cehennemi Martin Luther’e bedava verdiler.
Duruşma sonunda Martin Luther kapının önüne çıktı ve yargılama sonucunu
bekleyen binlerce kişiye seslendi:

“Ey ahali! Cehennemi satın aldım, artık benimdir. Bundan sonra
oraya kimseyi almayacağım. Cehennemden korkmayın!”

Almanya’nın aydınlanma çağı günümüzden 497 yıl önce, 1520’li
yıllarda, böyle akıllıca yaratılan ilginç bir olayla başlamış oldu. Papalık,
dine karşı bulduğu davranışlar nedeniyle Martin Luther’i aforoz etti ama
ilerici fikirlerinin hızla yayılmasını önleyemedi.

Kıssadan hisse: “ Bir insanın ahlaki davranışları anlayışına,
eğitimine ve sosyal bağlarına dayanmalıdır.  
Dini dayatmalara gerek yoktur.  
Ölümden sonra cehennemle ceza korkusu ve cennetle ödül iştahı ile
hareket eden kişi dini bütün değil, zavallı bir cahildir!”    (A. Einstein).












































































Erdal Akalın (17.12.2017)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet