İRTİCA DOSYASI /// CEVAT KULAKSIZ : FESLİ KADİR, O GAZİANTEP İMAMININ DEDİKLERİ OLSAYDI YANİ KURTULUŞ SAVAŞINI KAYBETSE İDİK


<1.bp.blogspot.com/-84svQAKW2ag/XQE9z0AQbXI/AAAAAAAAJHE/vWvmjnFU8CUIKJKbukIv8KTwhDzLVmGtQCLcBGAs/s1600/Gaziantepli-o-imam.jpg>
CEVAT KULAKSIZ : FESLİ KADİR, O GAZİANTEP İMAMININ DEDİKLERİ OLSAYDI YANİ KURTULUŞ SAVAŞINI KAYBETSE İDİK
Fesli Deli Kadir’le Gaziantep İmamı’nın “Keşke Yunanlılar kazansa idi” şeklindeki ihanetli sözleri bir an için doğru olsa da Tanrı korusun “ağzımızdan kalemimizden yel alsın” ülkemiz işgalci devletler tarafından sürekli işgal altında bulunsa idi Türkleri Anadolu’dan kovarlardı. Zaten Kurutuluş Savaşı öncesi Batılı liderlerin bazıları “Türkler geldikleri Orta Asya’ya geri dönmeliler” laflarını ediyorlardı. Zaten Osmanlının son yıllarına doğru borç içinde kıvranıyor ülkenin ekonomisi tamamen yabancıların yönetimi altında idi o ülke çok daha çabuk çöker çok daha çabuk işgal edilir. Şimdi de Tanrı korusun aynı şekilde borç altındayız gittikçe hazine açık veriyor nerede ise ulusal gelirimiz kadar borca batmış durumdayız.
“Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardıklarından 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’a kadar Batı Anadolu’nun büyük bir bölümünü işgal altında tuttular ve burayı Helenleştirmek için birçok girişimde bulundular. İşgalin somlarına doğru bölgede “İyonya Devleti” adı altında bir yönetim de kurdular. Amaçları bir süre sonra bu özerk devleti Yunanistan’a katarak Büyük Yunanistan hedefine yaklaşmaktı”. (1)
Burada denk düştüğü için Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı kitabının 167. Sayfasına yazılanlara bir göz atalarım. (2)
“-1918 Aralık’ında bütün ekonomi bütün iç ve dış ticaret bakkallara kadar çarşılarımız kadrolarında bir tek Türk bulunmayan banka ve imtiyazlar şirketler hepsi Hıristiyan Yahudi veya ecnebiydi. Su ışık gaz her türlü ulaştırma telefon rıhtımlar ve limanlar fenerler hepsi yabancıların elindeydi. Türk halkı yığınları medrese eğitimi altında vicdan ve kafa karanlığı içindeydi. Sivil eğitim pek küçük bir azınlıkça benimsenmişti. Amerika şüphesiz Ermenilerin yurtlarına dönmelerine engel olmayacaktı. Türklere Hıristiyanlardan farklı davranmasa bile onun idaresi altındaki bir Türkiye’nin 1919+25=1944 deki durumunu göz önüne getiri misiniz? Türkiye Türklerinin bugünkü Bulgaristan veya Yunanistan yahut Yugoslavya Türk ve Müslümanlardan ne farkı kalacaktı? Acaba Amerika Türkiye’yi kaç otonomiden kurulma bir federasyon olarak bırakacaktı?”
Şimdi “Fesli Deli Kadir” namıyla meşhur sözde gazeteci yazar ne demişti?
Güya tarihçi geçinen tarihi tersinden okuyan tersinden yazan Kadir Mısıroğlu Türk dünyasının onurlu Kurtuluş Savaşımız için neler demişti?
Kadir Mısıroğlu: Shakespeare gizli Müslüman’dır adı Şeyh Pir’dir
<1.bp.blogspot.com/-YN0253mYvi8/XQE-nF1dh-I/AAAAAAAAJHc/oD0G8uh1AAgzU2BJDG7C207h1IxjtrqmwCLcBGAs/s1600/masa-olanlar.jpg>
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saray’da ağırladığı Cumhuriyet aleyhine söylemleriyle bilinen Kadir Mısıroğlu (1933-2019) 28 Mayıs’ta “Cumartesi Sohbetleri” adlı programında “Bizim gâvurumuz elin gâvurundan daha şiddetli” dediği konuşmasında “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” ifadelerini kullanıyor.
Böylesine haince söylem ve davranış içinde olan bir Fesli Kadir’i hastanede laiklik ve Atatürk düşmanlarının sıra sıra ziyaret ettiklerini bir hatırlayınız. İstikbalimizin timsali İstiklal Savaşımıza onun kahramanı Atatürk’e böylesine haince laf eden bir Fesli Kadir’in öldükten sonra sanki ulusal bir kahramanmış gibi tabutuna Türk bayrağı sarılması irtica bataklığını yaratan bir etken değil midir? Demek ki bu bataklıkta Gaziantep’teki zehirli haşere gibi çok hain haşerelerle karşılaşacağız demektir. Ne ki bu Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Deli Kadir adına PTT pulu bile bastırılmıştır.
Yine onu müritlerinden Gaziantep’ten Gaziantep’in İyinacar Camisinde İmam F. Y. nin Bayram namazı vaazında söylediği “Kurtuluş Savaşı’nı keşke kaybetseydik” anlamında sözler söylemesi camideki vatandaşları şoke eder. Bu aşırı dinci hilafetçi kafalı İmam F. Y. Bayram Namazı vaazında halka şunları söyler: “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. 1. İnönü’de şöyle zafer kazandılar 2. İnönü’de şöyle zafer kazandılar. Sakarya’da şöyle zafer kazandılar. Şöyle kahramanlık yapılmış. Yunan’lıları denize döktüler. Nerede döktüler? Hepsi yalan keşke o gün savaşı kaybetseydik. Belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik”.
“Atatürk’ün koynuna her gece bir bakire kız verilir”mış
Atatürk zamanında da Atatürk düşmanları vardı. Onun aleyhinde şimdiki gibi “ayyaş”lıktan tutun da din düşmanına kadar gerici çevreler Atatürk aleyhinde dedikodular yaparak gizliden gizliye düşmanlıklarını dışa vurmaya çalışırlardı. Günümüzün gerici basınında bile Atatürk için “oğlancı” diyenlere “anası genelevde çalışıyormuş” diyenlere kadar ahlaksızca dedikodulu söylem ve yazılara rastlıyorduk. İşte onlardan birini Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında şöyle yazmakta:
“-Cumhuriyet’in ilk zamanlarında memlekette Atatürk düşmanlığını yaymak için bilhassa hususi hayatını ele alanlar pek çoktu. Bunlardan biri Kocaeli köylerinden birinde Atatürk’ün koynuna her gece bir bakire verildiğini söyler. Bu söyleme karşı aksakallı bir ihtiyar der ki:
“-Haydi canım ölünceye kadar her gece bir kız verseler Yunan askerlerinin bir gecede yaptığını yapmaya ömrü yetmez”. (Çankaya sf 15):
“Keşke Yunan kazansaydı diyenlere karşı bunlar ibret verici örneklerdir. Ne yazık ki ne Ne “Fesli Kadir” ne de Gaziantepli imam İstiklal Savaşımızı yeteri kadar okumamışlar özümsememişler. Günümüzde bile vatanları işgal edilen toplumların çektikleri acıları katliamları tecavüzlere dehşetle tanık olmaktayız. Şimdilerde bile “keşke Yunan galip gelse idi” diyenler Yunanlıların Rumların Kıbrıs’ta Ege’de dünya siyasetinde Türkiye ve Türkler aleyhinde yaptıkları kumpasları düşmanlıkları her alanda Türkiye’ye karşı yaptıklarını görmekten acizler mi? Yunanlıların 1919 dan-1922 ye kadar işgal ettikleri Ege bölgemizdeki yaptıkları katliamları vahşeti yakılan yıkılan camileri hatırlamıyorlar mı?
<1.bp.blogspot.com/-LgvOYZmq1vI/XQE9-8aluZI/AAAAAAAAJHI/T7SCmKAbIvM2neujtJXBLu6HB4Q36XAaACLcBGAs/s1600/%25C4%25B0zmiri-isgal-ettirenler.jpg>
Eğer Yunanlılar galip gelse idi Polatlıya kadar işgal ettikleri Türk Yurdunda doğru dürüst Türk bırakırlar mıydı? Avrupa’nın bütün başkentlerinde Cami olduğu halde günümüze kadar Atina’da cami yapılmasını karşı çıkıyorlardı. Yunanistan yüzyıllarca Osmanlı hâkimiyetinde kaldı adalardan tutun da bütün Yunanistan kentleri camilerle dolu idi. Hele Selanik adeta bir Türk kenti idi hangisinde hangi cami kaldı? Bizim meczupların bağnazların dedikleri gibi Yunanistan’ın Ege işgali devam etse idi Ege Bölgemiz İyonya İzmir de Smirina olacaktı.
Olanı biteni böylece özetledikten sonra tarihi hiç okumamış o Gaziantepli imama ve onun şeyhi Fesli Deli Kadir’e (Kadir Mısıroğlu’na) şu tarihi gerçekleri işgal altındaki Türk ve Müslümanların durumlarına bir göz atalım. Yukarıda Falih Rıfkı Atay’ın kitabında vurgulandığı gibi eğer Türkiye yukarıdaki meczupların istedikleri arzu ettikleri işgal altında olsaydı yani (Tanrı korusun ağzımızdan yel alsın) Yunanlılar galip gelse idi Türkiye’deki Türklerin Yunanistan’da Yugoslavya’da Balkanlarda Kırım’da Bulgaristan’daki Türklerin feci kötü yaşantılarından farklı olamazdı hem de bizi geldiğimiz yere Orta Asya’ya doğru sürerlerdi. Orta Asya’ya varınca da “yurdunuza sahip olamadınız siz ne biçim Türksünüz” diyerek daha beter ederlerdi.
Kırım Tatarlarının yurdu idi; Rus işgalini görünce milyonlarca Tatar Türkü hayvan vagonları ile Sibirya ve Orta Asya bozkırlarına sürüldüler katliamlara uğradılar.
Toprakları işgal edilen Çerkezler vatanlarından sürgün edildiler.
İşte işgal böyledir Fesli Kadir de o Gaziantepli imam da bunları düşünerek bu saçma sözleri neden söylerler.
<1.bp.blogspot.com/-MyPf8kS_UQI/XQE-a-3F1BI/AAAAAAAAJHU/VQGoKf_FK_M-xkOVVZS7P9zhcL_rPQD-gCLcBGAs/s1600/%25C4%25B0zmir-isgalinde-Yunan-mezalimi.jpg>
Osmanlı zamanında 1912 Balkan Savaşlarına kadar Balkanlar’ın nice eyalet ve vilayetlerinde yaşayan milyonlarca Türk’ün oralar işgal edildikten sonra nasıl yurtlarından edildiğini İstanbul’a doğru göç ederken yollarda nasıl acılar çektiğini binlercesinin yollarda can verdiğini düşünerek “düşman gelip gelseydi” sözünü söylemeliler.
Daha yakın zamanlarda Yugoslavya Srebrenitsa’da 1991-1995 İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Müslümanlara karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında en az 8.372 Boşnak’ın Bosna-Hersek civarında katliamlarını düşünün.
Uzatmak istemiyorum daha nice işgallerin katliamlarını anlatabiliriz. “Keşke Yunan Galip gelseydi” diyenler ya çok bilinçsiz cahil dünyadan habersizler ya da Hilafet özlemi içinde olan dinsel sapkınlardır. Çünkü işgal yıkım felaket getirir.
Bu şeriat ve hilafet özlemi içinde olan sapkınlar bu acı gerçekleri görseler bile “keşke Yunan galip gelse idi” söylemi ile uyuyan sinen kendi kafasındaki yandaş hainlere işaret fişeği olmaktalar. Nasıl olsa yönetimde Cumhuriyet tarihinin en gerici dinci yönetimi varken bu gerici bataklıktan zehirli bir haşere misali uç vermekteler orada burada saklandıkları yerden ortamı uygun bulunca mısır patlağı gibi çıkıvermekteler. Batı’nın hiçbir çağdaş ülkeleri laiklik karşıtı dinci gerici siyasi partiler şöyle durusun böylesine bir kişi eylemine asla ödün vermezler. Çünkü çağdaşlık demokrasi aydınlanma ancak laik düşünce laik yönetim ortamda korunur gelişir. Günümüz dünyasında ne yazık ki 50 den fazla Müslüman ülkeleri laiklik karşıtı dinci tek adam yönetimleri ile yönetilmekteler ve de çağın gerisinde kalmaktalar. Bilim dalında ilk kez Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın dediği gibi “500 yıldır İslam dünyasının bilime hiçbir katkıları yoktur”. İçlerinde sadece bir tek Türkiye vardı demokrasi ile yönetilen; o da son referandumla tek adama dönüştürüldü; böylece demokrasi de gitti adalet de gitti. Dünyanın en geri kalmış on ülkesi tek adamla yönetilmektedir.
Dinci devlet çağdaş devlet olamaz ileri gidemez.
<1.bp.blogspot.com/-hvjR6PTb1OI/XQE-hKFn9jI/AAAAAAAAJHY/sjhONrLsgfUNlIhU6lvISEP7CjZHtqsoQCLcBGAs/s1600/kadini-oynat%25C4%25B1yorlar.jpg>
Ülkede daha ilkokula bile başlamamış çocuklar uluslararası çocuk hakları sözleşmesine aykırı olarak dinsel baskı altında 3-6 yaşındaki çocuklar için Kuran Kursları inşa edilmekte. Cuma camilerinde “3-6 yaşındaki çocuklar için filan yerde yapılmakta olan Kuran kurslarına para toplanacak yardım edilmesi” şeklinde anonsları üç-beş defa duymuşumdur. Şu anda AB kraterlerinden gittikçe çağdaşlaşmaktan uzaklaşmaktayız. Batı’da 12. Sınıf sonuna kadar çocuklara dinsel baskı ve öğretim yapılması sakıncalı bulunmaktadır. Batı’da öğrenci velileri ve öğrenciler din dersine katılıp katılmama konusunda serbesttir
Ülkemiz ne yazık ki oraya buraya lüks camiler yaparak okulları imam okulu yaparak “dinci kinci toplum yaratacağız” diyerek yönettiğini sanan çağ dışı ve ülkeyi geriye götüren bir yönetim anlayışı ile yönetilmektedir. O nedenle ülkemiz ekonomisi kültür ve eğitimi demokrasi yönünden geriye doğru gitmektedir. Tez elden ülkemiz gerçek bir demokrasiye parlamenter sisteme dönüş yapmalıdır. Yoksa her alanda çağdaş dünyadan dışlanırız.
<haberguncel.blogspot.com/search/label/Cevat%20Kulaksız> Cevat Kulaksız
SONNOTLAR
(1) Zeki Sarıhan link : www.didimozgurses.com/yunanlilar-galip-gelince/
(2) Çankaya Falih Rıfkı Atay Pozitif Yayınları 2009
Link : haberguncel.blogspot.com/2019/06/fesli-kadir-o-gaziantep-imaminin-dedikleri-olsaydi.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir