Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

AİHM
: Şeriata dayalı bir devlet kurmayı amaçlayan vakfın kapatılması hukukidir (ZEHRA
VAKFI DOSYASI)




Şeriata
dayalı bir devlet
kurmayı
amaçlayan vakfın kapatılması konusunda AİHM güncel bir karar verdi. AİHM, Zehra Vakfı
ve diğerleri/Türkiye
bireysel başvurusunda (B. No:
51595/07
) şeriata
dayalı bir devlet
kurmayı amaçlayan vakfın kapatılması ile
ilgili olarak müdahalenin yasal,
meşru ve demokratik bir toplumda ölçülü
olduğu sonucuna ulaştı
(Karara ilişkin basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz).


Şeriata dayalı bir devlet kurmayı amaçlayan vakfın
kapatılması hukukidir


AİHM, vakfın kendi kuruluş statüsünde
belirtilenlerin dışında bir amaç izlediğini, eğitim kurumlarını kurmak ve
çoğulcu demokrasiye karşı fikirleri öğrenciler arasında yaymak olduğunu tespit
etmiştir.


Şeriata
dayalı bir devlet
kurmayı
amaçlayan vakfın kapatılması yönündeki derece mahkemelerinin kararları AİHM’ye
göre hukukidir. AİHM’ye göre, bu ayrışmaya son vermeyi amaçlayan ulusal
mahkemeler, vakfın kapatılmasının acil bir sosyal ihtiyaca dayanması nedeniyle
kapatılması yönündeki kararlarında takdir paylarını aşmamışlardır.


Şeriata dayalı bir devlet kurmayı amaçlayan vakfın
kapatılması bireysel başvurusundaki olaylar


Başvurucular, ilgili süre içinde
İstanbul’da kayıtlı olan Zehra Kültür ve Eğitim Vakfı (Zehra Eğitim Vakfı) ve
altı Türk vatandaşıdır.


Zehra Eğitim Vakfı, üyeleri arasında
sosyal, kültürel ve ekonomik işbirliğini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca
vakıf, Türkiye’de bilimsel, sosyal ve ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak amacıyla
1989 yılında kurulmuştur.


2000 yılında, İçişleri Bakanlığı
müfettişlerince, yerel şubelerinin kendi tüzüğündeki amacın ötesine geçen ve
tüzüğünde belirtilen amaçlara aykırı faaliyetlerde bulunduğu sonucuna
varılmıştır. Vakfın kapatılmasına ilişkin işlemler 2001 yılında mahkemeye
taşınmıştır.


2005 yılında derece mahkemesi, diğer
bulguların yanı sıra Vakfın gerçek beyan edilmemiş amacının, Said Nursi’nin
vizyonunu yaymak olduğunu, yani şeriata
dayalı bir Kürt Devleti
nin kurulmasını ve öğretilerini bir
muhalif olarak kamuoyunda savunmak olduğu kanaatine varmıştır. Karar, Yargıtay
tarafından onaylanmıştır. Vakıf bu nedenle kapatılmış ve 25 mülküne el
konulmuştur.


2014 yılında kurucu üyelerin talebi
üzerine vakıf, 2013 yılında yürürlüğe giren yeni bir kanun ile vakıf siciline
tekrar kaydedilmiştir. El konulan mülklerin toplam 22’si vakfa iade edilmiştir.
Kalan üç mülk ise diğer kamu hizmetlerinin kullanımına sunulmuştur.


Başvurucuların
iddiaları


Başvurucular, vakfın kapatılmasının Sözleşme’nin 11. maddesine (toplantı ve dernek kurma
özgürlüğü) aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca 2005-2013
arasında faaliyetlerinin durdurulmasından ve üç mülkün kendilerine iade
edilmemesinden şikâyetçi olmuşlardır. Başvurucular aynı zamanda Sözleşme‘nin 6. maddesi (adil yargılanma hakkı), 13 (etkili başvuru hakkı)
ve Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin (mülkiyetin korunması)
ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.


AİHM’nin kararı


Toplantı ve dernek kurma özgürlüğünün ihlali iddiası


AİHM, demokrasinin şüphesiz Avrupa kamu
düzeninin ve Sözleşme‘de öngörülen tek siyasi modelin temel bir özelliği
olduğunu yinelemiştir. Dolayısıyla, hiçbir grubun demokratik bir toplumun
ideallerini ve değerlerini zayıflatmak ya da yok etmek için Sözleşme
hükümlerine güvenme yetkisi bulunmamalıdır.


Şeriata
dayalı bir devlet
kurmayı
amaçlayan vakfın kapatılması olayında AİHM, söz konusu müdahalenin – vakfın
kapatılması, yedi yıldan fazla süreyle faaliyetlerinin durdurulması ve
mülklerinin bir kısmını iade etmemesi – kanununla öngördüğünü ve meşru olduğunu
kaydetmiştir. Müdahale, başkalarının hak ve özgürlüklerini korumasını ve kamu
güvenliğinin sağlanmasını amaçlamaktadır. AİHM ayrıca, ulusal mahkemelerin
kararlarında vakfın resmi bülteninde (Zehra Bülteni) yayınlanan makalelere dayandığını
gözlemlemiştir.


Derece mahkemeleri, diğer bulguların yanı
sıra, vakfın bülteninde yayınlanan makalelerin içeriğinden nihai amaçlarının şeriata dayalı bir devlet
sisteminin kurulması ve bu amaca hizmet eden eğitim kurumlarının açılması
olduğunu açıkça ortaya koymuştur. AİHM’ye göre bu iki faktör, laiklik ve
çoğulcu demokrasi ilkelerine açıkça aykırıdır.


Sözleşme’nin tümüne hakim olan demokratik ideale
uygunluk ilkesi


AİHM, şeriata dayalı bir devlet kurmayı
amaçlayan vakfın kapatılması olayında ulusal mahkemelerin olayları
yorumlamasının ilgisiz veya mantıksız olmadığını belirtmiştir. Sözleşme’ye
taraf olan bir devlette şeriatın hayata geçirilmesini amaçlayan vakfın, Sözleşme‘nin tümüne hakim olan demokratik ideale uygun
olarak değerlendirilemeyeceğini gözlemlemiştir.


AİHM, Sözleşme ilkelerini ve çoğulcu demokrasiyi teşvik etmeyi
amaçlayan eğitim kurumlarını kurmayı amaçlayan faaliyetlerle ilgili olarak
yargı makamlarının şikayet edilen önlemlerin alınmasıyla, ulusal müfredatın
nesnel, eleştirel ve çoğulcu bir şekilde organize edilmesini sağlama
yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğu kanaatindedir. Bu da öğrencilerin
proselytismin (dini propaganda yapmak) olmadığı sakin bir atmosferde dine
ilişkin eleştirel bir akıl geliştirmelerine olanak tanır.


AİHM ayrıca, laiklik ilkesine aykırı
düşünce ve fikirlerin ifade edilmesinin 1991’den beri Türkiye’de bir suç olarak
cezalandırılmayacağına dikkat çekmiştir. Bu durum, AİHM’nin ifade özgürlüğü
konusundaki içtihadıyla uyumludur.


Çoğulcu demokrasilerde, demokratik bir
sistemden ayrılan fikirler bile, nefret söylemine yol açmamak ya da başkalarını
şiddete teşvik etmemek kaydıyla, kamusal tartışmalarda ifade edilebilir.
Bununla birlikte AİHM, ifade özgürlüğünün bu yorumunun, bir vakfın çoğulcu
demokrasinin değerlerine ve Sözleşme ile güvence altına alınan hak ve
özgürlüklere aykırı olan eğitim politikası hedeflerine hizmet eden varlığına
karşı önlemler almasını engellemediğini vurgulamıştır.


Vakfın tüzüğünde belirlenen amaçtan farklı bir amaç
izlemesi


AİHM, kamu makamlarının başvurucu vakfın
faaliyetlerinde tüzüğünde belirtilenlerin dışında bir amaç izlediğini ifade
etmiştir. Derece mahkemeleri, bu ayrışmaya son vermek için müdahale etme
hakkına sahiptir. Eğitim kurumları kurularak çoğulcu demokrasiye karşı
fikirlerin yayılması amacı vakfın tüzüğünde belirtilen amacından farklıdır.


Demokratik toplumda gereklilik ölçütü


Sonuç olarak, derece mahkemeleri, çoğulcu
demokratik bir toplumda eğitimin özgül niteliğini, kamu düzenini ve
başkalarının haklarını korumak için acil bir sosyal ihtiyaç bulunduğunu tespit
ettikleri durumda takdir payını aşmamıştırlar. AİHM ayrıca, başvurucu vakfın
faaliyetlerinin sınırlı bir sürede sona erdiğini, mülklerinin çoğunun kendisine
iade edildiğini ve az sayıda mülkün kamu hizmetlerinin kullanımına tahsis
edildiğini tespit etmiştir. Kanunun öngördüğü nesnel bir ölçütün, şikayet
edilen tedbirin, hedeflenen amaçlarla orantısız olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, mevcut davadaki müdahale, “acil
bir sosyal ihtiyaç
”a tekabül eden, “izlenen amaçlarla orantılı
olan ve bu nedenle “demokratik
bir toplumda gerekli
”dir. Bu nedenle Sözleşme’nin 11. maddesi
ihlal edilmemiştir.


AİHM, Zehra Vakfı
ve diğerleri/Türkiye
bireysel başvurusunda (B. No:
51595/07
) şeriata
dayalı bir devlet
kurmayı amaçlayan vakfın kapatılması ile
ilgili olarak müdahalenin yasal,
meşru ve demokratik bir toplumda ölçülü
olduğu sonucuna ulaştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış